• 1700
    meyve veren ağacı taşlamakla meşgul olduğu sürece bir zıkkım olmayacak futbol.

    salya sümük ağlak camia ve onun müridi diğer kulüpler her galatasaray maçından sonra illaki ağlayacak bir şeyler buluyor. bir tane takım da rakibimizi tebrik ederiz demedi. serideki ilk şampiyonluğa yürüyüşümüzde yoktu bunlar. üst üste gelince başarılar herkesin karnına ağrı olduk. biz daha iyi olalım, geçelim demek yerine galatasaray’ı aşağı çekelim derdindeler.

    ali koç her gün ağlaya ağlaya bazı şeyler empoze etmeyi başardı inanın. ali koç’tan en nefret eden arkadaşlarımın dahi dün yapı mapı diye zırvaladığını işittim.

    yabancı hakem gelince yok napoli’den mertens hayranı yok galatasaray üniversitesinden mezun kafalarına giren moron sürüsüne ne anlatsanız boş. yine gelsin yabancı hakem, bi posta da öyle koyalım. bakalım o zaman ne bahane bulacaksınız.
  • 1411
    federasyon hakemler kulup baskanlari değişiyor. tantana hep aynı.

    sorun belli;
    1) futbol yeterince bilinmiyor*
    2) futbol sevilmiyor

    hata her yerde her ligde oluyor.* ama burda yangını alev alev kaos.

    bu sene 14 ağustos 2022 chelsea tottenham maçıni hatirlayin. tottenham golu oncesi olan sac cekme peşine gelen gol türkiye'de olsa ne olurdu?

    ulkede olan şeye futbol demeyelim artik kaos sporu diyelim.
    (bkz: türk futbolu/#3513255)
  • 1012
    yabancı sayısının sınırlanmasından yana olmamakla birlikte, transfer edilecek yabancılarda belirli nitelikler şart olmalı.
    alt yapılar kesinlikle gerçek anlamda modernize edilmeli, alt yapı antrenörlerinin uluslararası yeterlilikleri kontrol edilip, yetersiz rüşvetçi adamcı olanların lisansları iptal edilmeli. süper ligde her takım ilk 11'de belirli sayıda 22 yaş altında futbolcu bulundurmalı.
    gelir gider oranı belirli bir değeri aşmış takımlar transfer yapma yasağı almalı.
    ancak bu tarz radikal kararlar alınıp gerçekten uygulanırsa 5 sene içerisinde yukarı yönlü ivme ile hareket edebilir onun haricinde gerek türk futbolu gerekse de türkiyede futbol bitmeye mahkum. yoksa şampiyon olan takım kendi kendini kandırır, avrupaya gider ölçüyü alır geri gelir ve her sene alınan ölçü artar.
  • 1501
    ali koç'un başarısızlıkları büyüdükçe türk futbolundaki kaos da büyümeye devam ediyor.
    bu şahsın yaptığı tüm hülleler, attığı tüm iftiralar ve tüm başarısızlıkları kendi taraftarı tarafından da onaylanıyor ve geldiğimiz noktada fenerbahçe'li taraftarları hakemlere sivilde zarar vermeye yönlendiriyor. taraftarın da düşüncesi aynı. https://twitter.com/.../1721454728255611159
    yarın öbür gün bir hakemin kılına zarar gelse ali koç çıkıp sorumluluğu üstlenecek mi?

    bu ateş üfleyerek sönmez, bizim galatasaray olarak kaybedecek hiç bir şeyimiz yok. alnımız açık başımız dik. hodri meydan.

    gençlik ve spor bakanlığının bu şahısa bir dur demesi gerekiyor. hem spor ortamını geriyor, hem de insanları suça teşvik ediyor.
    bunu da yaptığı hülleleri ortaya çıkararak yapabilirler. bu kaos ortamının bir an önce son bulmasını istiyorum ancak bize vurana da gül atacak değiliz.

    erden timur 2 senede şirazenizi kaydırdı. bu 2 senede yine başarı elde edemezseniz asıl o zaman göreceğiz sizi.
  • 1049
    benim gibi düşünen her renkten arkadaşım varmış bende yeni farkettim.

    bu yabancı kuralı, siyasetin futbolun kalbine kadar girmesi, herşeyi dizayn etme çabaları ve bunu göze soka soka yapmaları artık beni bezdirdi. ama en çokta bu yabancı kuralı saçmalığı bezdirdi, şu anda sadece takımıma olan sevgimle içinde kalabiliyorum ama bu yabancı kuralı saçmalığından sonra gereksiz türk oyunculara; sırf kurala uysun diye akla yatmayan paralar verildiğini gördükten sonra tamamen ilişkimi kesebilirim.

    türk futbolunu böyle el ele vere vere bitirecekler, gerçi ülkede bitmeyen ne kaldı derseniz baya bir düşünürüm cevap vermek için.

    tanım: rezalet "yönettirilen" bir organizasyon.
  • 1519
    ankaragücü başkanının halil umut meler'e yumruk atması üzerinden yapmacık, samimiyetsiz yorumlara sahne olan ülkemiz futbolu.

    öncelikle türkiye'de özellikle 3 temmuz 2011'den itibaren asla ama asla futbol sevgi ve kardeşlik olmadı. 3 temmuz 2011'den beri futbol iki kutbun savaşıdır: biz şikeci değiliz, kumpasa kurban gittik diyenler ve siz şikecisiniz diyenler. bunun ana nedeni de ikiliktir, rüşvetle haşır neşir uefa ile bir türlü kamuoyunun güvenini kazanamamış tff'nin meseleyi arada bırakmasıdır. 12 sene geçti ve mesele hala sonuçlanmadı. 2011 türkiye süper kupası maçı yapılmadı, ortada yok. https://www.uefa.com/...32b4161-1000--cases/ baktığınızda fenerbahçe ve beşiktaş'ın cezasını da görebiliyorsunuz. ama tff burada kişilere ceza verip, kulüpleri sıyırarak korkunç bir şey yaptı: türk futbolunu marka değeri yaratamayacak, güzel oyundan veya tesislerden, kaliteden bahsedilemeyecek bir çukura attı. bakın biz hata bile konuşmuyoruz. futbolcuların hataları, hakem hataları konuşulmuyor: biz futbolcular maç sattı, hakemler art niyetli diyoruz artık bu ülkede. hatalar değil, art niyetler konuşuluyor çünkü bir cephe şike yapıldığını ve ceza almadığını belgelere ve uefa kararlarına göre söylüyor, cas davasından çekilme meselesini hatırlatıyor; öteki cephe de tff'nin vermediği cezaya ve yasa dışı dinlemelerle kendince bir temel oluşturuyor. şike yapıldı mı, yapılmadı mı sorusu hala iki cevabı olan saçma sapan bir arada kalmışlığa sahip: bir soruya hem evet hem hayır cevabı verilemez. şike yapıldıysa, neden küme düşürülmedi takımlar? şike yapılmadıysa uefa neden ceza yiyen kulüplere iade-i itibar yapmıyor?

    sayısız isim futbol sevgi, dostluk, kardeşliktir masalı anlatıyor. katılmıyorum. futbol ankara'daki halı sahalardan tutun sivas'taki deplasman maçına kadar asla dostluk ve kardeşlik değildir, olmadı, olmuyor, olmayacaktır da. futbol ne olabilir? egoların çarpıştığı, onurlu ve seviyeli bir mücadele ve gösteri olabilir. becerilerin, kalitenin, fiziksel kapasitelerin saygı içerisinde karşı karşıya geldiği bir oyun olabilir. arenalardan ve gladyatör dövüşlerinden azıcık zorlama ama güzel yerlere dokunacak bir iz sürmeye girişmeyeceğim ama paragrafın tonu bu konudaki fikri ortaya koymuştur eminim.

    bakın bu ülkede hemen herkes her hafta art niyetli hakem yönetimlerinin olduğunu, futbolcuların maç sattığını alenen beyan ediyor. başkanlar hakemleri takip edin diyor, silahım olsa vururdum diyor, hemen herkes hakemlerin üzerine yürüyor, hakemlere kırmızı kart çıkartılıyor, başkanlar hakem yumrukluyor. 2011'den sonra engin baytar'ın cüneyt çakır'ın yakasına yapışmasından tutun hakemi silahım olsa vururdum beyanına kadar irili ufaklı çok fazla şey yaşadık. neden? çünkü iki kutup var ve iki kutup da kendini haklı görüyor. bu çözümsüzlüğe ve ikiliğe ısrarla izin veriliyor. iddia ediyorum 2011'de fenerbahçe küme düşürülseydi en geç 2015'te eski gücüne kavuşmuş, hatta belki de ekonomisini de toparlamış olurdu. galatasaraylıların çoğu da inanın fenerbahçe'ye başkanı yüzünden kötüye bulaşmış ama cezasını çekmiş eski dost ve rakip olarak bakardı. şu an apaçık iki cephe birbirinden nefret ediyor çünkü iki doğru, iki haklı, iki gerçek olamaz.

    faruk koca, halil umut meler'i yumrukladı. herkes bu olayı lanetleyecek, çok büyük bir değişim olacakmışçasına açıklamalar yapılacak, belki de büyük kararlar göstermelik de olsa alınacak. ancak 2011'de temeli atılan bu korkunç ortamda iki taraf birbirini yemeye devam edecek. bu ortam emin olun düşmanlık, art niyet arama, nefret, iğrenme, küfür, hakaret, şiddet doğurmaya devam edecek.

    ben artık bu olan biteni kabullenemiyorum. sahaya koşarak hakem yumruklamayı, her hafta şike ve art niyet iddia etmeyi, rakip tehdit etmeyi, şiddet iddialarını, rüşvet iddialarını, yolsuzluk iddialarını kabullenemiyorum. alenen sahada hakem dövmeyi, yerde yatan birini tekmelemeyi kabullenemiyorum.

    türk futbolunu kurtarmak istiyorsanız, verilecek cezalar bugünkü suçluları cezalandırırken yarınki arsızlıkların önüne geçsin istiyorsanız, futbol gerçekten saygın ve onurlu bir mücadele oyunu olsun istiyorsanız 2011 bilmecesini çözmek zorundasınız. iki taraftan biri haklı olmak zorunda ve deliller, belgeler ikna edici olmak zorunda. korkmayın yeter.
  • 833
    son on yıldaki otuz kupanın(lig, kupa, süper) dağılımı aşağıdaki gibidir:

    peşin not: kuşları kınamayın arkadaşlar, başımıza gelmesin :(

    gs:12(4 lig, 3 kupa, 5 süper)
    fb:6(2 lig, 2 kupa, 2 süper)
    bjk:5(3 lig, 2 kupa)
    ts: 2(1 kupa, 1 süper)
    konyaspor: 2(1 kupa, 1 süper)
    bursaspor:1(1 lig)
    akhisarspor: 1(1 kupa)
    sahipsiz: 1(1 süper)

    fbjk toplam: 11
    gs:12

    hayırlı işler...
  • 493
    ekonomiden çok anlamam. ilgilenmem, sıkılırım. ama şu ülkenin futbolunun vergi yavşaklığına, borç durumlarının affını içime sindiremiyorum. benim de ekonomiye ilgi duyasım geliyor. ben, sen, biz hepimiz vergi yükünü çekerken bu memleketin futbol kulüplerinin ve futbolcuların vergi konusunda bu kadar rahat olması bana batıyor. siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama şu anki durum büyük bir haksızlık.

    bakın başka ülkelerdeki futbolcular maaşların yüzde 50'sine varan vergiler verirken bizde yüzde 5-15 arası vergi vermesi kanıma dokunuyor. hayır ülkeye bir yararı olsa, katma değer getirse tolere ederim de futbol sektörü cepten yiyor. yabancılar geliyor yüksek ücretlere. hiçbir şey vermeden çekip gidiyor çoğu. biz verdiğimiz paranın karşılığını göremiyoruz. sürekli eksi halindeyiz. devamlı olarak para, itibar kaybediyoruz. çılgıncasına peşinden sürüklendiğimiz bu futbol bizi hep zarara uğratıyor. değişmesi gerek artık bu durumun. o kadar zengin bir ülke değiliz biz.

    bizim insanımız çeşitli dolaylı vergilerle anası ağlatılırken bu hak etmedikleri paraları cukkalayan futbolcular, teknik direktörler, iki kelimeyi bir araya getiremeyen ağzı bozuk yorumcular yüzbinlerce lira haksız kazanç elde ediyor. vergi vermiyorlar. vergi borçları affediliyor. baş tacı yapılıyorlar. sistemi kurmuşlar. herkes birbirini kolluyor, bizi kandırıyorlar, sömürüyorlar. umursamıyorlar. hepsi cebine bakıyor. benim bildiğim bir ülke gelişmişse doğrudan vergileri dolaylı vergilerinden daha çok olur. bizde tam tersi. memurlar, işçiler bu ülkenin vergi yükünü çekiyor. fubolcular, teknik adamlar, iş adamları, siyasetçiler, doktorlar, esnaflar şark kurnazlığı yapıp vergi kaçırıyor. en çok bu meslekteki insanlar yapıyor bunu. hepsine demiyorum elbette. ama kimse samimi davranmıyor bu konuda. resmen kanayan yaramız ulan bu bizim.

    kalitesiz, içi kof bir futbol sektörü var ama biz hala izliyoruz. kalitesizliğe alışıyoruz. futbolcuların hiçbiri kendini geliştirmiyor, teknik direktörler vardiyalı çalışıyor, kulüp başkanları ihaleleri kapmak için, kendi banka hesapları için başkan oluyorlar. hiçbirinde spor yöneticiliği eğitimi yok. vizyon yok. dümdüz tüccar kafasıyla kulüpleri yönetiyor, bizi hepimizi uyutuyorlar. bizde umutla bekliyoruz işte mutlu olalım, sevelim bu oyunu, zevk alalım. hepsi yalan ulan. biz böyleyiz ne uzarız ne kısalırız. bir kaos ve sömürü sistemi var bizde buna uyuyoruz işte. daha fazlası değil.
  • 1050
    içinde galatasaray olduğu sürece, üzgünüm beyler ama çıkamayacaksınız :(

    bu öyle bir illet ki, bataklık gibi çıkmak istedikçe daha da derine batıyorsun.

    komple yabancı sınırı gelse, 11 türk ile oynamak zorunda kalsak yine izleyeceksiniz, yine izleyeceksiniz.

    belki aramızdan %5'lik bir kesim çıkar, bırakır ama hemen hepimiz takip etmeye üzülmeye, sevinmeye devam edeceğiz.

    bizler için bu iş spordan daha öte malesef bir üst kimlik ve yaşam biçimi olmuş.

    ister zengin, ister fakir ol, istersen 4 üniversitesi bitir, ister okuma yazma bilme, tribünde, kahvede, evinde aynı hisle izliyorsun.

    milyarlık şirketin ce'su adam da, köşedeki bakkal da bunun müptelası.

    dilerim bir gün çağın gereğini yapabilecek, aklı başında, dünya futboluna uygun yöneticiler yönetir ve siyaset en azından bu kadar içinde olmaz.

    bütün hobilerimizi, bütün zevklerimizi aldınız, ulan bari futbolumuza dokunmayın!
App Store'dan indirin Google Play'den alın