• 1384
    artık umrumda olmayandır. avrupa kupasında sıfır da çekilse, şampiyonlar ligi'ne takım katılamasa da, milli takım andorraların san marinoların seviyesine de düşse umrumda değil. 40 yaşımda beni futboldan soğuttular. maç izlesek neye yarar ki. adamın biri çıkıp art niyetle içine ediyor. ilk değil son da olmayacak.

    (bkz: 23 ekim 2022 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 1632
    bir yol olmaz bu ligden. dün oynanan 16 ağustos 2024 konyaspor galatasaray maçında icardi'nin iptal edilen gölü ve bugün oynanan 17 ağustos 2024 göztepe fenerbahçe maçında hem göztepe'nin iptal edilen gölü hem de osayi'nin ittirmesine fenerbahçe lehine verilen penaltı bunun net göstergesi. o golü o temasa iptal ediyorsan o penaltıyı elli kere iptal etmen gerekir. inşallah bu fenerbahçe avrupa'da pas pas olur. ligde şampiyonluğu da unutsunlar. o yedikleri hakların bedelini odemedikleri sürece, hak yemeyi birakmadiklari sürece hiç bir başarıları olmayacak.
  • 507
    geli$ememesinin ba$lica sebebleri, alt yapi eksikligi, spor ahlaki, yanli$ beslenme, disiplinsizlik ve yanli$ uygulanan ödüllendirme ve cezalandirma sistemleridir.

    bugün ödüllendirmeye deginmek istiyorum ve ödüllendirmek derken futbolcularin aldigi maa$lardan dem vurmak istiyorum.

    bir yandan türkiye ye getirebilmek adina emekliligine yakla$mi$ yabanci oyunculara dev ücretler ödenirken, öte yandan da sirf yerli diye, performansi ile aldigi ücreti kar$ilamasi asla mümkün olmayan futbolculara avro bazinda milyon dolarlar akitiliyor.

    isim verip tek tek ki$ileri rencide etmek degil amacim, lakin ortada bir adaletsizlik ve büyük bir yanli$ var.

    avrupada i$veren konumunda özel bir $irkette çali$iyorum. i$imiz pazarlama. belli bir fiks ücret ve performans üzerinde bonus $eklinde ücretlendiriyoruz i$çilerimizi.

    ve bildigim bir dogru var ki. fiks ücreti yükselterek çali$aninizdan daha fazla verim a la maz sı nız! tecrübe ile sabittir!

    lafi daha fazla uzatmadan (okumayi sevmiyorum ve dolayisi ile entrylerimi de kisa tutmaya gayret gösteriyorum, türk insaninin okuma tembelligi var malum, bile bile uzatmaya gerek yok) kendi açimdan, $ayet bir kulüb yönetici olsam, fiks ücretleri dü$ük tutar ve maç ba$ilar ve primleri yükseltirdim.

    türkçesi, ne kadar ekmek o kadar köfte!

    hadi hayirli tra$lar..
  • 378
    en basitinden salı günü türk futbolu adına çok önemli bir maç varken * saatlerdir boş boş şeyleri tartışan konuşan medyayı, şike yapanların ellerini kollarını sallayarak statlara girmesine izin veren hiç bir ceza dahi vermeyen adaleti , kendi yönettiği kulübü rezil bir hale getirenlerin, yetmezmiş gibi türk futbolunun başına geçmesine izin veren sistemi , insanları milli takımdan dahi soğutacak hale getiren hoca ve derin yapıları, gencecik futbolcusuna kötü oynadı diye ana avrat söven taraftarları gördükten sonra; ne gelişeceğine ne de çok büyük başarıları yakalayacağına inandığım , her gün daha da eriyip biten futboldur..
  • 1331
    isabella şoförle kaçar, manuela' nın öz babasının jose antonio olmadığı öğrenilir, eduardo gilberto' nun katilidir ama isabella' nın babası olduğu öğrenilmesin diye öldürmüştür. ama isabella' nın babası gilberto da değildir. isabella aslında federico' ya aşıktır ama federico aslında isabella' nin kardeşidir. esmeralda' yı kim hamile bıraktı lütfen ama yaa...

    aşk, ihtiras, entrika, kumpas, intikam öğeleriyle yoğurulmuş tam bir brezilya dizisidir türk futbolu.
  • 1685
    türkiye liginin bir bayerni olmasın diye son güçleriyle, son mermileriyle savaşan beş para etmez satılık insanların korkunç bir tarafa sürüklemeye çalıştığı bir garip şey. ancak kötü haber, başaramayacaksınız beyler. galatasaray çoktan bayerni oldu bu ligin. bunu tez elden kabullenip bvb olma rekabetine başlamanızı öneririm. sivas deplasmanındaki mevcut insanlık değeri piyasa değerinin bile altındaki bir adamı bize düşman etmeyi başardınız belki ama inanıyorum ki allah nasip edecek galatasaray bu ülkeye 3. avrupa kupasını getirecek ve siz kaçmaya reddetmeye çalıştığınız bu gerçeği en acı yoldan kabul etmek zorunda kalacaksınız.
  • 1747
    ali koç denen adamın başkanlığı kaybetmesi ile ülkede bir çok şey değişmeye başladı*. kim ne derse desin kelebek etkisi gibi bir durum bence. adamın toksik yapısı komple ülke futboluna zarar veriyordu. kavga dövüş üzerine kurulu bir düzende başarı olması imkansız. ha fenerbahçe bugün 5 yerse en az dün kazandığımız kadar keyiflenirim o ayrı bir mevzu ama yine de bazı şeylerin değişmesi adına güzel.
  • 970
    siyasetin girdigi her yer kotuleserek kendini yer bitirir. futbol buna bir örnektir basketbol buna bir örnektir. sporun haricine cikacak olursak basın buna bir örnektir eğitim, ekonomi, tsk ne varsa aklınıza ne gelirse siyasetin girdigi yerlerin kotuleserek sona erecegini tahmin edersiniz. ulkede futbol yönetiminde futbolla ilgilenmis futboldan para kazanmis tek isim hamit altintop. onun da ne kadar soz sahibi olduğu ne kadar alinacak kararlara itiraz edebileceği yorumlara aciktir. kendimizi her zaman dev aynasinda gorduk. su anda yakaladığımız müthiş bir jenerasyon var diyoruz ama fransa, belcika, hollanda bunlarin yarattıkları jenerasyondan hic bahsetmiyoruz. yukarıdakiler kavgadan gürültüden memnunlar. ofke ile otekilestirmek ile takimlarin birbirlerine düşman hale getirilmesi ile bu işten kazanacaklarını düşünüyorlar ve kazanıyorlarda. sorun da burda başlıyor kimse kimsenin başarısıni istemiyor kulupculuk o kadae on plana çıkıyor ki bizim taraftarimiz da diğer taraftarlar da kendi takımlarında oynayan oyunculari yukari tasimak istiyorlar. 2 sene oncesine kadar bu ulkeee herkes milli takımdan nefret eder hale gelmişti. bakın sevgi deniyorum tarafsizlik deniyorum nefret diyorum arkadaşlar. ardanin ya da o meşhur primci tayfanin oynadığı dönemden ben nefret ettim yakıştıramadım kendilerinin öyle demeçlerine davranislarina kendileri hakkında cikan dedikodulara .diğer onemli bir husus ise adalet. su ulkede maalesf hic bir yerde adalet yok. tff de tahkim kurulu da turk sporu da her yer adaletsizlikle dolu. hocamiza suan 3 hafta ceza verildi ortalığı ayaga kaldirdik haksiz bir karar mi kesinlikle haksız. peki biz burda galatasaraya yapılan haksizlik yerine tff nin yapmış olduğu adaletsiz cezalari paylaşsak daha etkin olmaz mıydı? tüm kulüpleri de kapsayacak şekilde kendi lehimize yapilan hatalar da dahil olmak üzere. demem su ki nihat gelmis yildirim gelmis haluk gelmis sonraya fatih terim tff başkanı olmus ya da rıdvan dilmen zihniyet değişmedikce düşünce yapısı böyle olmaya devam ettikce biz her zaman kendi kendimize yanlislari konuşuruz. sadece ......donemdeki tff baskanliginda deriz o noktali yere isimler koyar geçeriz.
  • 1618
    fenerbahçe kitlesinden kurtulması durumunda çağ atlayacak olandır. herifler tek başlarına iq seviyesini kabul edilebilir düzeyin altına çekiyor.

    her olay için bir komplo teorisi üretmek, kendi aleyhlerine çalışan bir yapının olduğuna inanmak ve düşmanlık yaratmak dışında hiçbir şey yapmıyorlar. hayal aleminde yaşayıp hayali düşmanlar yaratıyorlar.

    bu sebepledir ki "hayallerle yaşayanı gerçeklerle s*kerler" sözünün doğruluğu defaatle kanıtlıyorlar.
  • 1465
    benim için 3 temmuz 2010 yilinda sona erdi. açikçasi galatasaray avrupa kupalarinda varsa, gittigi yere kadar maçlarina bakarim. ligde son 12 yilda baktigim mac sayisi ise 10-15‘dir. yarinlar yokmuşçasına kapanan anadolu takımlarına karşı kazanılan maçlar mı tatmin edecek beni? fener’e koymak bile zevk vermiyor. zira galatasaray bilhassa son 10 yıldır bu ligin çok üstünde bir takım. gerek sportif gerek ise kurumsal açıdan. böyle olduğu için de tff mhk el ele önünü kesmeye çalışıyorlar. zira galatasaray’ın bir bayern olmasında korkuyorlar. kim ister her yıl şampiyonu belli bir ligi izlemeyi? ama bundam eminim. galatasaray önümüzdeki yıllarda yine şampiyonlukları seriye bağlayacak ve avrupa’da ait olduğu yere geri dönecek!
  • 4
    --- alinti ---
    her ülkenin kendine has bir futbol anlayışı vardır. klişelerle konuşursak almanya mücadeleci, ingiltere hızlı, italya taktik odaklı, ispanya fiyakalıdır. siz bu bağlamda türk futbolunu nasıl tanımlarsınız. hangisine daha yakınız?

    aslında her şeyden biraz var türk futbolunda. ama hiçbir şey tam yok. bu işi hem zorlaştırıyor hem de komplike hale getiriyor. daha çok tepkisel bir oyununuz var. karşı takıma göre taktikler belirleniyor. kalite, güç aslında üç aşağı beş yukarı aynı. ama türkiye'yi farklı kılan şey biraz da şu; işler kötü gittiğinde bir anda oyun mantalitesi kaybolabiliyor. yürekten oynayan oyuncu sayınız çok. ama bu bazen aklı devre dışı bırakıyor. herkes kendi başına maçı çevirmeye kalkıyor. o zaman da bütünlük kayboluyor. türk futbol kimliğini tanımlasak kesinlikle yetenek var deriz, ruh var deriz, mücadele var deriz. ama hepsi bir anda ortaya çıkabiliyor. bir anda herkesi defansta, sonra bir anda herkesi hücumda görebiliyorsunuz. bu biraz dağınıklık yaratıyor. takım oyununda asıl olan dengeli olabilmektir. ne olursa olsun pozisyon alışınızı, soğukkanlılığınızı kaybetmemeniz gerekiyor. sanki bu konuda bir eksiklik var gibi. coşku konusunda hiçbir sıkıntı yok, ama bazen o coşku bozucu bir etki de yarabiliyor.

    --- alinti ---
    alıntı: tam saha dergisinde frank rijkaard röportajı. futbolla ilgilenen herkes bu röportajı bas ucu belgesi olarak saklamalı.
  • 1504
    nasıl ve ne zaman oldu bilmiyorum ancak bir şekilde en iyi savunma hücumdur felsefesini geri kazanmış gibi görünen futbol. bunu milli takımda da galatasaray’da da çok net bir şekilde görebiliyoruz.

    özellikle galatasaray’ın oynadığı şampiyonlar ligi grup maçlarının hepsinde bu oyunu net bir şekilde gördük. en sonunda bu geuptan çıkamamak da var ancak 4 maç sonunda gruptan bile çıkmış da olabilirdik. türkiye’nin de hırvatistan ve almanya maçları yine aynı şekilde oynandı.

    baya baya bu takımlarla kafa kafaya oynandı maçlar. ileridi muazzam baskı, hızlı ataklar, hızlı geri top kazanmalar. tabi bunun neticesinde pozisyon da veriyoruz ve maçlar gollü geçiyor genelde.

    2004 yunanistan değilseniz büyük takımlara otobüs çekerek direnemezsiniz. alttan girip üstten çıkarlar ama o golü sana mutlaka atarlar. bütün motivasyonu gol yememeye harçarsanız 70. dakikada yediğiniz golü asla çıkaramazsınız. onun yerine oyunun asıl amacı olan gol atmaya tüm enerjimizi harcamalıyız. böyle olunca, geriye düşünce de mental olarak çökmüyorsunuz.

    şahsen bir futbolsever olarak kılıçla yaşayıp kılıçla ölmeyi tercih ediyorum.
  • 1673
    ya herkes tutturdu bir ''yabancı sınırı garabeti'' diye bir şey... yazık günah şu paralara. kaç senedir yabancılar neredeyse serbest (eskiye nazaran) ve hiç bir başarımız yok elle tutulur. 6 yabancı kuralı varken uefa kupasını aldık. garabet filan değil yani o kural. en azından bizim ülkemiz için değil.

    bir süre kendi ülkemizin oyuncularını üretmek için çabalamalıyız. her takımın oyun tarzı olabilir ama ligdeki takımların da az çok bir tarzı olmalı. türk takımları dendiğinde akılda az çok bir oyun canlanmalı insanların zihninde. tıpkı italyan bir takımla oynadığında genelinin savunmayı iyi yaptığını bildiğin gibi. tıpkı ingiltere ligindeki takımların dikine, hızlı çıkabilen takımlar olduğunu bildiğin gibi.

    şahsen türk futbolunun başında olsam bu başarısız takımlara transferi iki üç yıl yasaklardım. tepki gelirse gelsin. hepsinin dünya borcu var biz dahil ama maşallah oyuncu aldıkça alıyoruz. ki sanki serbest bırakıyorsun da ne oluyor? iki üç liralık avrupa takımlarına yenilip yenilip geliyorlar. kusura bakmayın türkiye'deki realite bu. anadolu takımlarına hiç değinmiyorum bile. sırf türk oynatmamak için yemin etmiş gibiler. senin misyonun başta oyuncu yetiştirmek olmalıyken afrika'da x bir ülkeye gidip otobüs dolusu güçlü zenci futbolcuları doldurarak kadro kuruyorsun. çoğu da kalitesiz zaten bu futbolcuların.
  • 1635
    2023-2024 sezonunda namusu yabancı var hakemleri tarafından "kısmen" kurtarılan, devamındaki sezonda bir oligark tarafından göz göre göre tecavüze uğrayan oluşum. işin kötüsü bu oluşumun namusunu koruması gerekenler de tecavüze çanak tutuyorlar. yazık. kalitesi nedeniyle izlemek zaten zulüm olan türk futbolunu adaletsiz bırakınca ortaya böyle bir şey çıkıyor işte. hayırlı işler.

    (bkz: 16 ağustos 2024 konyaspor galatasaray maçı)

    (bkz: 17 ağustos 2024 göztepe fenerbahçe maçı)
  • 1272
    parçası olduğumuz toplumun belki de yegane ortak sosyalleşme aracı olması dışında hiçbir olumlu tarafı olmayan eziyet. futbol diye bir şey hiç icat edilmeseydi ya da bu ülkeye hiç girmeseydi muhtemelen biz ne kendimiz ne insanlık için yine faydalı bir iş yapamayacaktık artan zamanımızda. ama ortaya çıkan şeyin ne kadar boş ve iğrenç olduğunu fark ettikçe insan daha da üzülüyor. hem kendisi, hem yaşadığını zannettiği hayat için...
  • 1205
    çok fazla aktörün olduğu, baştan sona kurgulanan, ülkemizin yeni rant kapısı.

    siyasete yakın takımların en üst ligimizde bolca temsil edildiği ve sonu ilk günden yazılan bir ortama dönüştü ne yazık ki.

    ülkede ben de dahil, en büyük zevki, hobisi ne derseniz işte aktivitesi futbol olan milyonlar var.

    bir bıraksanız da gerçekten mücadele görsek keşke.

    20-21 sezonunda da, beşiktaş evet iyi top oynadı, hatta baştan sona istikrarlı şekilde en iyi oynayan takım olduğunu düşünüyorum.

    öte yandan, takımın bel kemiği sağ bek, haftalarca sert futboluna rağmen sarı kart görmüyor. kısıtlı kadrosu cezalarda korunuyor ve 39 hafta neredeyse aynı kadroyla oynayabiliyorlar.

    galatasaray, aynı sezon, taraftarı tarafından yerin dibine sokuluyor, hocasının yönetiminin istifası isteniyor, futbolculara çöp muamelesi yapılıyor.

    aynı galatasaray, standartlar düzgün uygulansa idi, sezon içerisinde daha az 10 kişi mücadele edecek, daha fazla penaltı kullanacak, daha az penaltı golü yiyecek, daha fazla 10kişilik rakiple oynayacak ve neredeyse tüm maçlarına, başında hocadı varken çıkabilecekti.

    yani adil bir ligde, belki beşiktaş yine iyi oyunla şampiyonluğa çok yakın olacaktı.

    ama işte insanları kudurtan bu adaletsiz ortam. hakkımızla yenildiğimizi bilsek rakibi tebrik edecekken, rakiplerimiz gözümüzde nefret unsuru haline geliyor.

    ülkede sinir stres, kutuplaşma çok azmış gibi, futboldan da kaşıyın milleti.
  • 1532
    iktidar ne ki, futbolu ne olsun.
    muhalefet ne ki, futbolu ne olsun.
    iktidarı ile, muhalefeti ile adeta siz ne kadar çabalasanız da sizi derinlere çekmeyi başaran bir girdap gibi.

    yeter be kardeşim. gerçekten yeter! yabancı kuralıydı, play off'du, şikeydi, derken daha neler yaşayacağız diye düşünürken önce bir hakem darp edildi, sonra bir takım sahadan çekildi.

    daha ne kadar rezil olacağız diye düşünürken, hakan yakın'ın şaşkın bakışlarında buldum kendimi.

    birisi çıkıp bu rezilliğe bir son versin.

    - tam bağımsız futbol
    - kulüpler birliği gibi saçma sapan kuruluşların iptali
    - var kararlarının müsabaka oynanırken canlı yayınlanması

    şimdilik bunlar. buradan başlayarak bir şeyleri düzelmeye, futbolun marka değerini yükseltmeye çalışabiliriz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın