• 1307
    devlet de zenginler de daha fazla kasmasın ülkenin büyük takımları ayakta duracak diye. dövizli borclari da hala cok yuksek olan kulüplerin kurtulus sansi;

    kadrolarını mumkun oldugunca ucuzlatip başarısız seneler geçirip dogru hamleler yaparak tekrar eski günlerine 8-10 senede kavuşmaktir.

    yapmaya çalışınca yapıyoruz/yapamiyoruz dışında kimsenin tahammülü yok basarisizliga zaten. bunu yapmaya çalışana* köstek olunuyor.

    ister galatasaray ol ister fenerbahçe beşiktaş. gerekiyorsa küme bile düşeceksin. cunku sen artık batmış bir kulupsun. devlet hukuken kuralları tam işletse 1 seneye kalmaz iflaslarini verir hepsi.
  • 922
    vecihi gibi geliyoruz ustlerine. bu sefer ki farkli hakkaten.kendileri boylarindan derin bok cukurunun icinde olduklari icin, kimisi gider para dilenir, kimisi hirsiz diye sovdugu adami getirir takimina koyar. bunlar hep yokluktan malum.
    o gunleri gorur muyum bilmiyorum ama, bu seneki sampiyonluk geldigi dakika onumuzdeki 5 sene icinde 5 sampiyonluk olmasada, 5 kere sampiyonlar ligi direk katilim biletini cebimize koymus olacagiz. diger klupler sampiyonluk icin daha fazla olmayan parayi harcayamaz, velev ki harcadilar finansal fair playden kurtulamazlar.
    aglayin lan. kudurun. bi noktadan sonra sizi kimse sallamayacak cunku.
  • 1408
    her zaman berbat bir durumdaydı ama bu sene iyice dibe vurmuş durumda.
    bu oyunun dogasi geregi her zaman tartışmalı, yoruma açık kararlar olmuştur, olacaktır. ama öyle toksik bir ortam olustu ki, takimlar ve yoneticiler sadece basarisizliklarini ortbas edebilmek icin kullaniyorlar bu hakem hatalarini ve iyice harliyorlar atesi.
    ıs artik öyle cigrindan cikti ki ulke gundemini degistirmek icin bile maşa olarak kullanilmaya baslandi. dunyanin en eglenceli ve tutkulu oyununu resmen millet birbirine girsin, o arada da diger konulari halledelim biz raddesine getirdiler.
    elimden geldigince bir kurus bile kazandirmamaya calisiyorum bu lanet sisteme. digiturk, iddaa vs baska secenekleri kullanarak. ama iste galatasaray askimizdan dolayi da tamamen de kopamiyoruz bu kaostan.
    biraz sosyal medyaya bakayim dedim bugün de bir kere daha lanet ettim.
    yillar once ingilizlerin yaptigi, biz her seyi sifirdan kurup oyle devam edeceğiz tarzında köklü bir reform gelmeden de bu kaos bitmez.
  • 931
    onca kötü yönetim ve yozlaşmışlığa rağmen ayakta kalabilecek kadar büyükmüş meğer.

    bir de mehmet ali aydınlar, yıldırım demirören, nihat özdemir gibiler tarafından değil, gerçekten iyi başkanlarla ve yönetimlerle yönetildiğini düşünsenize.

    yabancı sınırı vb. kötü niyetli ve sığ fikirler yerine akılcı, bilimsel fikirlerle yönetildiğini düşünsenize.
  • 387
    türk futbolunda adalet olduğuna inan varsa buyursun..
    hagi'den iyi futbolcuyum, brap pitt'ten daha yakışıklıyım, depp'ten iyi oyuncuyum, ahmet kural'dan iyi mimiklerim var, jordan'dan iyi sıçrarım, allen'dan iyi üçlük atarım, bolt'tan hızlı koşarım, semih saygıner'den iyi 3 bant oynarım, phelps'ten hızlı yüzerim, einstein'a fiziği ben öğrettim, roma'yı da ben yaktım, erkeklerin ilgisini adriana lima'dan fazla çekerim, yüzüklerin efendisini ben anlattım tolkien yazdı, don vito carleone benim uşağımdır, zeki müren playback yaptı aslında ben söyledim..
    futbolu geçtim valla insanlıktan soğudum.
  • 1676
    bir süredir portekizli bir kibir abidesi tarafından itin bir yerlerine tepilen oluşum. basın toplantısı ve sosyal medyadan yardırıyor adam. dur diyen de yok. ceza verebilecek bir kurum da yok. söylediklerini kimse iplemiyor tamam ama konu bu değil. adam istediği gibi at koşturuyor. elbette bunları tek başına yapmıyor. organize kötülüğün bu seneki elebaşlarından olduğu için ön planda o ve siyah giyinen bir yöneticileri var. müthiş bir şekilde iftira, yalan haber ve algılarla beyin yıkıyorlar. bunların yaptıklarını okan hoca ve bir galatasaray yöneticisinin yaptığını düşünün ve neler olacağını hayal edin. işte algı yönetimi budur. sahada ve dışında tüm sistem bunlara hizmet ederken sanki tam tersi oluyormuş gibi algı yapıp, buna önce kendileri inanıyor sonra da etraftaki "gerizekalıları" inandırıyorlar. şöyle de şanslılar ki baya baya gerizekalı var ortamda. gobbels canlanıp gelse ve bunları görse ceketinin önünü ilikler, arkasına bakmadan kaçar. bunlara dur demesi gereken, türk futbolunun "marka değeri"ni koruması gereken kurum da sessiz. bakalım nereye varacak bu işin sonu. pek hayır bir yere çıkmayacağı kesin.
  • 937
    maalesef ülke ekonomisi takımlarımızın da kadro kalitesini etkiliyor. döviz kurunda ki yükselme üzerine transfer piyasasında ki bonservis ücretlerinin artmasıyla avrupa'da başarı mümkün değil. gidişat böyle devam ederse ligimizin kalite seviyesi polonya, yunanistan, sırbistan standartlarına düşecektir.

    on yıl önce 5-10 milyon euro standartlarında bir oyuncuya bonservis ödeyebilirken artık 5 milyonun üzerinde bonservis harcasak altından kalkamayız. on yıl öncenin 10 milyon euro transfer ücreti bugünün transfer piyasanın 20 milyon eurosundan da büyük bir miktardır. tabii o zaman euro 2 liraydı ve şuan da 6 lira'yı geçti. ekstra bir detay'da ingiliz kulüplerinin yayın havuzun'da kazandıkları sansanyonel paralar.
  • 1202
    her geçen gün daha da çamura batmaktadır.

    her gün kaos, her gün kavga, her gün iftira, her gün başka bir şey...

    özellikle son yıllarda malum takımın yaptıklarından sonra siyasetten bile daha ayrıştırıcı bir yer haline geldi. artık kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. allah korusun yarın öbür gün iç savaşa bile götürecek kararlar, konuşmalar yapılıyor.

    bu noktada türk futbolu keşke olmasaydı diyorum. avrupa'da başarı yok, ligde başarıya endeksi profesyonel takımlar yok, siyasiler dibine kadar futbola girmiş, yorumcu diye takılan insanların bir gram beyni yok, şike almış başını gidiyor, kaybeden takım fetö imasında bulunuyor, hakemler kötü, teknik direktörler dayanmıyor, takım başkanları silahla hakem vurmak istiyor vs...

    keşke olmasaydı da, en azından ülke gündemimizi takip ederdik. bu futbol ona da izin vermiyor çünkü, futbolu kalkan olarak kullanan bir kitle var. harbiden türk futbolu neden var?
  • 890
    2004 avrupa şampiyonasında rezil olan almanya, futbola 1 milyar euro kaynak ayırdı ve istediklerini aldı. bizde böyle bir kaynak verilse 3 5 şehire halı saha yapılır onunda maliyeti 1.5 milyar çıktı denir. belçika milli takımının ve futbolunun yükseliş temeli 2008 sonrası yapılan planlama ile atıldı. herşeyin özü planlama da fakat 80 öncesi ecevit 5 yıllık kalkınma planından bahsederken, demirel bize plan değil pilav lazım diyerek karşılık veriyordu.

    bin yıldır yerleşik hayata geçmiş olsak bile özünde göçebe bir toplumuz, bulunduğumuz yerde ne kadar kalacağımızı bilmediğinden anlık durumlara göre anlık kararlarla yaşamış atalarımız. plansizlik bizim kültürümüzde var. kuşbakışı türkiye gozlemlendiginde görülecek ilk şey kaos ortamıdır. evlerin dizaynı, trafik, siyaset, futbol, çocukların okula gidiş gelişleri hepsi kaos içerisinde yürüyor. demirkol 2008 avrupa şampiyonası için isviçre'den yayın yaparken burda herşey çok duzenli, çok sıkıcı' türkiye de insan kosturmaktan sıkılmaya vakit bulamıyor gibi bir cümle kurmuştu. almanlar, ingilizler gibi sistemli bir ekolumuz yok ama kaos üstüne sağlam bir ekolumuz var. futbol ekolumuz de duygularla oynanan kaos futbolu. bunu kabullenirsek sinirlerimiz daha az yipranir.
  • 1743
    kendi içinde adaleti sağlayamadığı, sahaları düzeltemediği, hakemleri ve futbol ile uğraşan akılları doğru düzgün yetiştiremediği, federasyonu profesyonel olmadığı sürece maalesef bir yol olmayacaktır kendisinden.

    aslında üç aşağı beş yukarı herkesin farkında olduğunu ama klasik zihniyetimiz yüzünden kimsenin elini taşın altına koymadığını da belirtmek gerekir. yazacak daha çok şey var ama bu sinirle ve moral bozukluğu ile ileri gidip kendimi zor durumda bırakmak istemiyorum.
  • 1215
    resmi ve medyatik söylemlerdeki hamasetle, vıcık vıcık popülizmle, birçokları için sadece futbol müsabakalarında akla gelen itibarla kalıcı bir yere varamayacağı kesin olandır. mevcut koşulların sistemsizliği ve kokuşmuşluğundan azade olamayacak, bunlara çare de olamayacak bir olgudur. açılış maçında rezil olmak olsaydı da derdimiz, son model bilgisayarlarımıza fm21 indirip başarıdan başarıya koşsaydık. he orda da yabancı sınırı olacak gerçi artık.
  • 542
    en son dunya kupasi gordugunde basbakan bulent ecevit'ti. en son avrupa'da final gordugunde de basbakan ecevit'ti. peki bunlarin ecevit ile bir alakasi var mi? yok elbette. zaten o yuzden basariliydi. ne ecevit, ne de ondan onceki basbakanlar futbola karismadi. tuttuklari takimi bile bilmedik cok sefer (mesut yilmaz hariç). futboldaki basarilari kendi propaganda malzemeleri olarak kullanmadilar. milli sporcu ve antrenorler liyakata gore secildi ve maclardan sonra ulkenin sultanina tesekkur etme zorunluluklari yoktu (ya da kaybedince sultandan ozur dileme diyelim). futbol sorunlariyla beraber bagimsizdi. o yuzden milli maclar heyecan yaratirdi. takim sahiplenilirdi. kulup takimlari yatirimlarini kendi mesreplerine gore yapardi. kasimpasa, basaksehir, osmanlispor gibi rejimin pompaladigi takimlar yoktu.

    turk futbolu rezillikten pislikten gecilmiyor. milli takim kaptani irkci, federasyon baskani sikeci, bir sampiyonlugu saibeli, 4 kulubu tescilli sikeci bir yapi bu. bu hale gelmesinde emegi olan herkesin allah belasini versin.
  • 412
    iğreniyorum.

    son 5-6 senedir, her maçı sıklıkla takip eden, etmeye calısan, işlerimi aksatan, arkadaşlarımı aksatan, ailemi aksatan bir insan olarak söylüyorum artık iğreniyorum.

    seviyorum fazla derecede galatasaray'ı o yüzden bu kadar bağımlıyım. herşeyi cekinir kılan tek şey galatasaray. ama iğreniyorum. galatasaray sevgime rağmen igreniyorum bu ligden de bu mantıklardan da.

    yayıncı kuruluşu ayrı dert, basını ayrı dert, medyası ayrı dert, sosyal platformu ayrı dert vs. vs. vs. birsürü etken var, aklıma gelen milyonlarca etken var ama herşeyin başı para.

    biz ülke insanları olarak şiddetten o kadar iyi besleniyoruz ki, içimize o kadar iyi işlemişler ki malesef herşeyde gözümüzü kör edebilirler bu duyguyu içimize barındırarak. şurda bile 3 tane cümleyi peş peşe sıralasam ''haydi savaşalım'' diyecek onlarca insan varken, toplumun geneline bunları yaymak cok da zor değil.

    hal böyle olup içine ''para'' da girince, hırs, öfke, rekabetin fazla olup; ahlak, eğitim, anlayış, hoşgörünün az olduğu toplumlarda kaçınılmaz sonlardan biri oluyor fanatizm. uğruna ölünen renkler, futbol'u holiganlık, adam öldürmek diye açıklayanlar eksik olmuyor.

    herşeyin başı eğitim, anne karnındayken başlayan mezara kadar devam eden o güzide parçamız. malesef bizde fazlasıyla eksik. kültür de cok önemli,

    arkadaşlar ben mi bilmiyorum lütfen söyleyin, bizim ülkemizde ki en önemli kültür nedir ? veya en önemli yaptığımız iş, eksiksiz, herkesin gıpta ile baktığı bir icraatımız var mı ?

    sanat, spor, siyaset, din, dil, mizah, ekonomi, heykel, kayak, inşaat vs. vs... var mı arkadaşlar 4/4 lük yaptığımız ?

    işte türk futbolu, türk halkanın yüzünün en önemli yanı... şike, şaibe, küfür, ahlaksızlık, hırs, öfke vs. vs. işte bunların hepsi futbolumuzun güzide parçaları... en iyi yaptığımız iş.

    sokağa cıksanız 20 kişiyi cevirseniz 19'unun hakkında bilgi sahibi olduğu türk futbol'u işte sadece bunlardan ibaret.

    türk futbolu bazıları için volkan demirel, bazıları için emre belözoğlu, bazıları için sabri sarıoğlu ve bazıları için pascal nouma...

    nerde kaldı peki, metin oktaylar, lefterler, hakkı babalar...

    bu zamana kadar metinlerle, lefterle, hakkı babalarla geldik, ama bundan sonrası için fazlasıyla yetersiz kalıcak bu güzel insanlar, bu güzel düşünceler...

    artık türk futbolu volkanlar, emreler, sabriler ile anılmaya devam ediyor...

    spor bir kültürdür, sanat bir kültürdür, siyaset bir kültürdür... ülkedeki en önemli eksikler bunlar ama bizim kültürümüz yok. o yüzden hiçbir zaman bu konularda başarılı olamayacağız.
  • 1315
    dibi gormus vasat oyuncular, vasat teknik direktorler, vasat yoneticiler ile dolu olan ulkemizin en buyuk eglence kaynagi. oyle bir hale geldi ki 3-4 sene onceye kadar yine tercih edilebilecek bir lig idi. kalbur ustu, buyuk liglerde tutanmamis oyunculari en azindan para ile ikna ediyorduk ozellikle 2010’larin basinda. ancak artik o ikna ettigimiz paralari avrupa’nin alt sira takimlari bile verebiliyorken, bi o paralarin yarisini bile teklif edememeye basladik. uzerine birde yabanci siniri gibi sacmasapan kurallar getirdik. sonucta elimizde avrupa’nin istemedigi vasat oyuncular ve mecburen o vasat oyunculara harcanan milyonlar kaldi. artık ne oynanan futbol zevk veriyor, ne tribünler. böyle gider ise 2010 nesli futbol izlemeyecek.
  • 1014
    zengin adamların oyuncağı olmuştur.

    türk futbolunu yönetecek kitlenin iş adamları arasından seçilmesi, söz sahibi kişilerin siyasiler olması, fikstürün yayıncı kuruluş tarafından belirlenmesi ve yayıncı kuruluşa ait mekanlarda çekilmesi, zengin firmaların isimlerini takımların önüne eklettirmeleri vs. hepsi futbolumuzu bitirmiştir.

    karabükspor'u yediler. eskişehirspor'u, gaziantepspor'u, manisaspor'u, erciyesspor'u, orduspor'u, kocaelispor'u, bucaspor'u, mersin idman yurdu'nu da yediler. hatta kimseye çaktırmadan ankara büyükşehir belediyespor'u ve istanbul büyükeşehir belediyespor'u da yediler. kanunlar değişmezse zenginler, kulüpler üzerinden zenginleşmeye devam edecekler.
  • 1554
    --- alıntı ---

    1- gözünü hırs bürümüş, başarısızlıklarını kabullenememiş, insanları sadece parasıyla manipüle ve konsolide eden bir adamın neler yapabileceğini, yapmak istediğini okumaya hazır mısınız?

    2- bugüne kadar yaptıkları zaten ortada ama işlerin nasıl çığırından çıktığını, türkiye cumhuriyeti’nin nasıl kabile devleti yerine konulduğunu öğrenince bir sporsever hatta bir vatansever olarak her şeyi riske atarak vicdanen bunları yazmak zorunda kaldığımı görüyorum.

    3- türk futbol tarihinin en kirli yapılanma planları karanlık odalarda, satılmış ağızlarda ve kiralık kalemlerde nasıl ilmek ilmek işleniyor hep birlikte bakalım.

    4- malumunuz saran medya ligin yayın ihalesi için bir teklif verdi. kapalı zarfta saran medya’nın teklifi tam olarak 142 milyon euro. fakat sorun şu ki saadettin saran’ın böyle bir parası yok. kendisini yakından tanıyanlar da bunu çok iyi biliyor zaten.

    5- şimdi soracaksınız bu para nereden gelecek peki diye? cevap verelim. tabi ki ali koç’tan. son kuruşuna kadar ali koç tarafından finanse edilecek. bunun karşılığında da saadettin saran "artık canlı yayın işindeydim" dolayısıyla

    6- fenerbahçe başkanlık konusu etik olmaz diyerek aday olmayacağını açıklayacak. böylece hem dürüst bir yayıncı profili çizecek hem de işi kılıfına uydurarak ali koç’un yanında safını tutacak. ali koç da ‘kimse aday olmuyor, fenerbahçe’yi tabi ki yalnız bırakmayacağım’ diyerek

    7- tek adaylı başkanlık seçimine girecek. servet yardımcı gibi tek adaylı seçimde oy atmaya gidecek olan tff yetkililerini de yine o zaman takip ederiz. böylece ali koç hem camiasına sahip çıkan, yalnız bırakmayan büyük başkan(!) olacak

    8- hem de yayıncı kuruluş cephesini tamamen kontrolü altına alacak.

    bitti mi? hayır… işin tff ayağı da var. plan kusursuz. beklemede kalın. devamı birazdan…

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    şunu da belirtelim; bein, saran'ın teklifine istinaden fiyat artırırsa ali koç 200 milyon euro'ya kadar çıkılmasını söyledi saran'a.

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/.../1760401090867056960

    (bkz: ali koç)
    (bkz: fenerbahçe)
    (bkz: türkiye futbol federasyonu)
    (bkz: organize ve profesyonel bir kötülük)
    (bkz: satılmış türk spor medyası)
    (bkz: fenerbahçe medyası ve algı manipülasyonu)
    (bkz: süper lig yayın ihalesi)
    (bkz: sadettin saran)
App Store'dan indirin Google Play'den alın