resim
Selçuk İnan
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kocaelispor
Yaş:41
Uyruk:Türkiye
  • 10245
    ne yazık ki yönetimler gelecek ile alaklı plan yapmadıkları için değişimi hissettirmeden 2 yıl önce yapsalardı, taraftar memnun hem yeni transfere taraftar yavaşca ısınmaya başlayacak. selçuk'da değerini kaybetmeyecekti.
    selçuk 30'lu yaşlara geldiğinde önce dakikalarını kısıp, sonra yedekliğe alıştıracaksın. sen hem transfer yapma, hem 32 yaşındaki adamdan, 5 sene önce sivasspor'a attıığı golü bekle. selçuk kendini zorlasa da vücudu gitmiyor. taraftar olarak bizde beklentimizi selçuk'a yükleyip hayal kırıklığına uğruyuroz. tarihte bu durumu yaşattığımız bir sürü futbolcu var. bu futbolun gerçeği falan değil yönetimlerin başarısızlığıdır.
  • 14882
    sabahtan beri elimdeki işleri bitirmeye çalışıyorum maç saatine kadar. yaslanıp rahat rahat izlemenin hayalini kuruyordum.
    10 saniyeliğine instagram'a girdim ilk 11'i gördüm, görmez olaydım be birader. ne işleri bitirme ne de maç izleme isteği kaldı.
    büyüksün kaptan, ve teşekkürler fatih hocam.

    (bkz: 5 ekim 2019 gençlerbirliği galatasaray maçı)
  • 15677
    daha önce bırakması gereken futbolu geç de olsa bırakmış kaptanımızdır. adamın kötü formuna laf söyleyenlere bir lafım yok ama bu adamı yenicerilikle suçlayanlar umarım biraz olsun hata yaptıklarının farkına varmışlardır.
    zira ta telles'e kadar bir sürü yabancı oyuncu veda etti kendisine, hem de yapmacık değil gerçekten samimi sözlerle.
  • 15872
    sabredip bu girdiyi okuyanlar biraz tebessüm etsin diye düşünerek bir fıkra yazmak istedim.

    temel berbere gitmiş, demiş ki 'tıraş ederken sakın kulağımdaki kulaklığa dokunma yoksa ölürüm.'
    koltuğa oturmuş, tıraş esnasında uyuyakalmış. berber de muziplik olsun diye kulaklığı çıkartmış tıraşa öyle devam etmiş.
    bakmış ki birkaç dakika sonra temel'de bir gariplik var, nabzını kontrol etmiş; ama nabız yok.
    kulaklıkta ne olduğunu merak edip dinlemiş, gelen ses: 'nefes al temel, nefes ver temel, nefes al temel, nefes ver temel'

    işte selçuk'u saha kenarında kulağında kulaklıkla görünce bu fıkra geliyor aklıma.
    teknik ekip sayesinde 30 milyon taraftar nefessiz kaldık.
  • 16403
    9 kişi kalıp beşiktaş'ı yenen hocayı da deneyebiliriz. ya da -1 puanlı haliyle beşiktaş'ı yenmiş adana hocası da olabilir bi deneyelim hepsini.

    beşiktaş'tan 4 yemiş ama makine gibi takım yaratmış atlethic bilbao hocası ise türkiye'de 3.ligte bile hoca olamaz. onu denemeyelim sakın.

    maç maç denklem kurup böyle embesil bir sonuca vardım, okuyanların takdirine.

    eski oyuncumuz, gelişmekte olan alelade bir hoca.
  • 16167
    eski kaptanımız.

    demirkol ile yayımlanan programda socrates’in paylaştığı kısımda futbolu ostersunds maçı sonunda kafaca bıraktığını söylemiş. sadece o kısmı izledim. diyebilirim ki kaptan bence yanılıyor. o maçın sonunda ne yaşandı bilmiyorum ama futbolu her geçen sene azar azar bıraktı selçuk inan. fiziksel anlamda prime sezonu sonrası her sene, kısmi şekilde düşüşe geçti. bunun fiziksel bir sorun olduğu apaçıktı. moralim bozuldu, heyecanımı kaybettim ile açıklanacak şeyler değildi açıkçası.

    hemen akabinde isteseydim 38 yaşına kadar oynardım diyor ama bu da bence mümkün değildi. futbolu zekanızla tekniğinizle de oynasanız koşmak zorundasınız, ayakta kalmak zorundasınız. örneğin modric hala çok fit durumda.

    eskiler eskide kaldı tabii umarım bundan sonra antrenörlük hayatı başarılarla geçer.
  • 12026
    hala çok üzerine gidildiği söylenebilen adam gibi adam. şu an selçuk olduğumu düşündüm ve paraya da ihtiyacım olmadığını düşünerek, yıllarca ekmek yediğim camiaya kendimden daha fazla nefret ettirmemek için futbolu bıraktım. ama adamlık, futbolu kafada bitirmesine rağmen, kazandığı milyon eurolar ve maç başı paralar ile kontratının sonuna kadar galatasarayı sömürmesini gerektirmiştir. karakter olarak sahada olmayan, kafa olarak bitmiş, sonradan oyuna girmesine rağmen sahadaki herkesten yorgun olan en ufak bir mucadele vermeyen, top kaptırdığında alay edermişçesine sakatlık taklidi yapan, açık açık takımı sabote eden bir hainden hala verim almaktan bahsedenleri gördükçe az bile yaptığını düşünüyorum. rotasyonda hangi işimize yarayacakken kendisini bu hale getirdik anlamış değilim. yeterince sabretmedik mi? fenerbahçe maçında formasını çıkarttığında bitmişti zaten. hala selçuk selçuk diyebilen de gözümde kendisi kadar adamdır. aynı adamlar arda transferini de istemişlerdir. umarım azalarak biterler. adam gibi adamlar...
  • 9326
    2016-2017 sezonu ilk 8 haftasında sarkı kart bile görmemiş oyuncu. yok yani istatistik bir kenara kaçak güreştiğini falan zaten biliyoruz ama sarı kart görmemiş olduğu gerçeği de eklenince haliyle bu genel pısırık imajı pekişiyor.

    ulan insan sırf namı olsun diye arada rakibe basar, omuz atar, it gibi paçasına yapışıp uygun pozisyonda kurallar çerçevesinde veya hafif tatlı-sert çift dalar falan da hani biraz "orta saha karizması" yapar.

    nerede...

    bu mevki için fazla şereflisin bence selçuk inan :(
  • 6442
    2 yıl boyunca götünü yalayanlar tarafından eleştiriliyor ya ona üzülüyorum... kötü oynadığı dönemler oldu, çok kötü oynadığı dönemler oldu ama mücadele etmediğinden söz edilemez... ben her daim arkasındayım... umarım yine eski şatafatlı günlerine döner ve bizi mutlu eder... 4. yıldız yolunda en önemli oyuncudur selçuk... kabul edin ya da etmeyin...
  • 15874
    bir sürü potansiyelli oyuncu transferi yapılan sezondan sonra "geliştiremiyorsak değiştireceğiz" gibi skandal ötesi bir açıklama yapan yardımcı antrenörümüz. kendisine kızmaya da gerek yok zira bu sözler onun değil fatih terim'in sözleri. aslında teknik heyetin toptan gönderilmesi için yeterli sebep şu açıklama.

    niye geliştiremiyorsunuz, geliştirmek için orada değil misiniz siz? geliştirmeyi bırak niye gelen herkes geriye gidiyor sizin yönetiminiz altında?

    (bkz: süper lig 2021/22 sezonu)
  • 7338
    --- alıntı ---

    galatasaray kaptanı selçuk inan, eski takımı trabzonspor'dan bu yana birlikte oynadığı burak yılmaz'dan teknik direktör hamza hamzaoğlu ile ilişkisine, yeni transferlerden fatih terim'e dek birçok konu ve kişi hakkında önemli açıklamalar yaptı. four four two dergisine röportaj veren milli futbolcunun açıklamaları şöyle:

    galatasaray’a geldiğinden beri üç şampiyonluk, iki türkiye kupası, üç süper kupa, şampiyonlar ligi’nde istikrar… bu kadarını bekliyor muydun?
    itiraf etmem gerekirse beklemiyordum ama tabii ki hedefim böyle başarılardı. bundan dolayı mutluyum. bu kadar kısa sürede bu kadar çok kupa kazanmak herkesin görebileceği bir şey değil, bununla gurur duyuyorum.
    takım kaptanı olarak arkadaşlarını nasıl korumaya çalışıyorsun?
    arkadaşlarımı saha içinde yaptıkları hatalarla ilgili çok fazla eleştirmem. hiçbirine “neden şu tarafa atmadın?”, “kaleye niye şut çekmedin?” demem. benim görevim takım birliğini sağlamak. maç bittiğinde maç boyunca yaptığım bir şey, söylediğim bir söz birilerini kırmış mıdır diye düşünüp özür dilemem gerektiğini düşünürsem gider dilerim. çünkü ben mutluluktan beslenen bir insanım. her sabah gülerek tesise geliyorum. futbolcu olmak hiç kolay değil. insanlar sadece kazandığımız paraları düşünüyor ama bizim düşünmemiz gereken onlarca şey oluyor.

    "sanki messi gelecek de ben engel oluyorum

    burak yılmaz’la olan dostluğunuzla ilgili defalarca konuştuk ama eleştirileri de birlikte aldığınız bu kadar net bir dönem hiç olmamıştı. burak bir hata yaptığında kendin için de tedirgin oluyor musun?
    burak’la geçmişimiz çok uzun yıllar öncesine dayanıyor, umarım hep böyle kalır. artık insanlar bizim dostluğumuza o kadar çok alıştı ki bazen bu dezavantaja dönüşüyor. ikimizden birinin yaptığı bir hatanın faturasını ikimize birden kesiyorlar. siz de görüyorsunuz, transferler yapılıyor yapılmıyor, kulübün durumu, finansal kriterlerin yerine getirilmesi gibi olaylar var. bir forvet alınmadığı zaman “selçuk istemiyor” diyorlar. çünkü burak’la o kadar yakınım ki onu koruduğumu sanıyorlar. sanki messi gelecek de ben engel oluyorum! önceden insanlardan bu konularda biraz daha duyarlı olacağını umut ediyordum ama yavaş yavaş inancımı kaybediyorum. şimdi sadece işime bakıyorum. burak’ın kaçırdığı golün bile bana yansıması hoşuma gitmiyor.
    "başarili insanlar her zaman kiskanilir"

    sorun sadece bu mu sence?
    başarılı insanlar her zaman kıskanılır. yaşaya yaşaya bunu öğrendim. 2010-2015 yılları arasında 10 kupa kazandım. buna rağmen biliyorum ki kötü bir şey yaptığım ilk anda yine eleştirecekler. çünkü galatasaray taraftarının benden beklentisi çok yüksek. bunun yanında rakip takımların taraftarları, yöneticileri, gazetecileri tabii ki bizim kötü olmamızı istiyor. her sene iki kupa kaldırmak kolay değil. insanlar kupa kaldırılırken selçuk’u, burak’ı, muslera’yı görüyor. bunun birilerini rahatsız etmesi çok doğal. bu kadar başarılı olup karşılığını alamamak da bizi üzüyor. tüm ekip olarak biraz buruk olmamızın sebebi bu.

    "bu kadar kupa kazandiysak demek ki iyi takimiz"

    bu sezon yapılan transferler seni tatmin etti mi?
    ülkemizde hep bir yeniler gelsin isteği var. çok kolay değer verip, çok kolay geri alıyoruz. sırf bu yüzden o kadar çok futbolcu kaybedildi ki, inanamazsın! bu kadar kupa kazandıysak demek ki iyi bir takımız. buna rağmen insanların transfer istemesi yine de normal.
    rakiplerin büyük transferler yapmasının da bu durumu tetiklediğini düşünüyor musun?
    olabilir ama ben bu takıma ilk geldiğimde de böyle transferler yapılmıştı. kendini kötü hisseden, eksik gören kulüpler tabii ki transfere önem verecektir. fenerbahçe geçen sene başarısız diye nitelemiş ki kendini yeni oyunculara ağırlık verme kararı almış. ama biz zaten iyi bir takımız, taraftarımız da bize inanmalı.
    "yildizlara gereğinden fazla değer verilmesini anlayamiyorum"

    tatilde güneşlenirken süper lig’e gelen önemli isimleri gördükçe neler hissettin? onlara karşı oynamak seni de heyecanlandırıyor mu?
    heyecanlandırıyor tabii ki. ben de bir futbolsever olarak sahada kaliteli hareketler görmek istiyorum. bu sahada onun karşısında ne yaparım heyecanı değil. yine de yıldız transferlere gereğinden fazla değer verilmesini anlayamıyorum. hangi takıma gelirse gelsin futbolcunun öncelikle kendisini kanıtlaması gerekir. türkiye’ye gelen her yabancının başımızın üstünde yeri var, biz böyle insanlarız ama sonra hayal kırıklığı yaşamamak için biraz sabırlı olmak lazım, çok gözde büyütmemek, çok beklenti yaratmamak gerekir.
    "ibrahimovic gelsin bana ne!"

    galatasaray’ın avantajı bu sezon bu olabilir mi?
    bizim avantajımız oturmuş bir kadromuzun ve sistemimizin olması. maçları ve şampiyonlukları isimler kazanmaz. artık bunu insanların iyice anlaması gerekiyor. bir yıldız bir maç kazandırabilir ama şampiyonluğu ancak bir takım getirir. sezon sonunda bir kupa kazanalım da en çok golü isterse muslera atsın, gelsin ibrahimovic atsın, bana ne!

    "isliklari duyunca duygusal çöküş yaşadim"

    tribünlerin seni ıslıkladığını duyduğunda nasıl bir duygusal çöküş yaşadın? nasıl toparladın?
    bunalıma girdim, duygusal bir çöküş yaşadım evet. çünkü insanların bunu neden yaptığını anlayamıyorum. taraftarları spor yazarlarının ve yorumcuların ciddi anlamda yönlendirdiğini düşünüyorum. maçı izlemeyen insanların bile duyduklarıyla beni eleştirdiğini biliyorum. islıkları ilk duyduğumda çok kötü hissetmiştim. kendi kendime şöyle bir cevap buldum: galatasaray’ın kötü olmasını isteyenler işe benden başlıyorlar çünkü kaptan benim. tabii ki yıprandım ama artık iyiyim. galatasaray taraftarına kendimi yeniden kanıtlamaya çalışmak kötü bir deneyimdi. biz işimizi yapmaya çalışıyoruz, hocamızın söylediklerini yapmaya çalışıyoruz. kendimi bazen takımın hamalı gibi görüyorum. bu bir özeleştiri değil, bu benim.
    "tabii ki hocaya göre oynuyorum"

    takımın başına hamza hamzaoğlu geldikten sonra kendini toparlaman “selçuk hoca seçiyor!” eleştirilerine sebep oldu. kaptan olarak takımın teknik direktörlerinin belirlenmesinde ne kadar payın var?
    belki de takımda mancini ve prandelli ile en iyi anlaşan futbolcuların başında geliyordum. ikisi için de elimden gelen her şeyi yaptım ama tabii ki hocaya göre oynuyorum. istek olarak değil, oyun anlayışı olarak hoca benden ne isterse onu yapmaya çalışıyorum. prandelli ile bir maç bile kendi mevkimde oynadığımı hatırlamıyorum. kendisine de bunu söylemiştim. “kendi mevkimde oynarsam daha faydalı olabilirim, takımı daha rahat yönlendirebilirim” diyordum ama o “benim oyun anlayışım bu, senden de buna saygı duymanı bekliyorum” diyordu. ben de her zaman “tabii ki hocam” deyip, başımı önüme eğerek odasından çıkmışımdır. mancini ile de durumumuz bundan farklı değildi. hayatım boyunca hiçbir yönetici ile kulüp binası dışında görüşmüşlüğüm yoktur, sahanın içinde oynanan oyun haricinde saha dışında kimseyle bir şey konuşmadım. çünkü benim işim bu.

    "fatih hoca zamaninda çok gol attim"

    galatasaray’a geldiğin 2011 yılından beri görevinde ne gibi değişiklikler oldu? bu performansına nasıl yansıdı?
    fatih hoca döneminde çok fazla gol attım, benim yerimde başkası olsa belki bu kadar gol atamazdı. bunu benden isteyen fatih hocaydı. oyunu her zaman ilerde oynuyorduk, sürekli pres yapan bir takımdık, oyunu sürekli ceza alanı civarında oynamaya çalışıyorduk. ikinci senemde takıma önemli oyuncular transfer olduktan sonra benim de görevlerim değişti. bir takımda burak, drogba, sneijder olunca ben tabii ki kafama göre öne gidemem. hocam benden daha çok arkayı kollamamı, defansa yardım etmemi, ileri çıkmamamı istemeye başladı; ben de onu yapmaya başladım. mancini “sağda oyna”, “solda oyna”, “arkadaşlarının eksiğini kapat” dedi, “tamam” dedim. hamza hoca “oyunu senin yönlendirmeni istiyorum, sana bu konuda çok ihtiyacım var, takımı yönlendirmen, pas yaptırman, gerektiği anda yönlendirmen, tabii ki yana ya da geriye oynaman gerekiyorsa oynaman önemli” dedi.
    "trabzon mafyasi, beyefendiler masasi!.."

    geçtiğimiz sezon galatasaray’ın şampiyonluktan koptuğunun düşünüldüğü dönemlerde takımı toparlamak için kaptan olarak neler yaptın?
    işte bunu yapmaya çalışırken adımız trabzon mafyasına çıktı! sürekli şampiyon oluyoruz, sürekli başarılıyız ama iyi bir takım olduğumuza kimseyi inandıramıyoruz. hep bir trabzon mafyası, beyefendiler masası, yerliler yabancılar kavgası… bu kadar şampiyon olan, bu kadar kupa alan bir takım nasıl aynı zamanda bu kadar takım olmaktan uzak olabilir? başarısız olan takımlara bakıyorum, kimse onlarla ilgili bir şey söylemiyor! ben de arkadaşlarıma “ben olsam ben de kıskanırım” diyorum. çünkü kıskanılacak bir iş yapıyoruz.

    "prandelli zamaninda zihinsel yönden bitik durumdaydik"

    takımın toparlanmasında senin etkin neydi?
    bunda hepimizin payı vardı. hamza hoca geldiğinde tabii ki çok daha iyi oynamaya başladık ama prandelli gittiğinde 1 puan farkla ligin ikinci sırasındaydık. puan olarak sorunumuz yoktu ama zihinsel olarak bitik durumdaydık. önümüzdeki maçları kazandığımızda şampiyon olacağımızı biliyorduk. o zaman kendinizi kendi ülkenizde yabancı hissediyorsunuz. yabancı hoca konusunda bir eleştiri yapmak gerekiyorsa bunu söyleyebilirim. şimdi 14 yabancı futbolcu var ama geçen sene sadece beş yabancı oynayabiliyordu. çoğunluğu türklerden kurulu bir takımla oynuyorduk ama bir yabancı hoca bizden italyanca öğrenmemizi ve italyan stilinde futbol oynamanızı beklemesi biraz zordu. hamza hocanın gelişi takımda herkesin kendisini daha sıcak bir ortamda hissetmesini sağladı. bizim için önemli olan şey mutluluk ve güvendi, o da tamamlanmış oldu.

    "hamza hoca özgürlük tanidi"

    hamza hocanın yaptığı en önemli hamle neydi?
    saha içinde hepimize özgürlük tanımasıydı, özellikle de bana.
    sen kendini özgür bırakabiliyor musun?
    prandelli zamanında sağda oynuyordum, solda oynuyordum… söylemek istemediğim şeyler var, o yüzden çok düşünüyorum. hamza hocanın gelişi hepimizi mutlu etti. hamza hoca gelir gelmez bana “senden sadece mutlu olmanı ve arkadaşlarını mutlu etmeni istiyorum” dedi. daha başka ne isteyebilirim ki! takımda bu kadar güzel, bu kadar fedakar arkadaşlarım varken bunu yapmak hiç zor değil. takımda eleştirilen birçok futbolcu var, onların başında da ben geliyorum ama bu konuda kimseye hiç mütevazı olamayacağım. evet, ben en iyilerden biriyim. çünkü ben hiç kimse hakkında kötü bir şey düşünmem. akşam başımı yastığa koyduğumda “bir gün başka biri hakkında kötü bir şey dilersem, benim başıma gelsin” diye dua eden biriyim. bunu takım arkadaşlarım bilir. ben de hakan balta’nın, burak yılmaz’ın ve diğer tüm arkadaşlarımın iyi niyetini bilirim.

    --- alıntı ---

    four four two dergisi selçuk inan röportajı
App Store'dan indirin Google Play'den alın