kurulduğu günden bu yana bu ülkede var olma mücadelesi veren; 2026 yılına kadar da şerefiyle, hakkıyla ve hukukuyla ayakta kalmayı başarmış olan bu kulüp, bu ülkenin en büyük yüz aklarından, atatürk’ten sonra gelen en büyük markalarından biridir.
bugün sosyal medya sayesinde birçok şeyi daha net görüyoruz. ancak gerçek şu ki galatasaray, bu ülkede en fazla hakkı yenmiş, en fazla yalnız bırakılmış kulüptür. bu durum profesyonel ligler başlamadan önce de böyleydi, 1959’dan sonra da değişmedi.
galatasaray, 1905’teki kuruluşundan 1930’lu yıllara kadar maçlarını, kurulduğu beyoğlu ilçesinin sınırları içinde yer alan taksim stadı’nda oynadı. 1939 yılında bu alan, kentsel dönüşüm kapsamında taksim kışlası ile birlikte yıkıldı ve galatasaray stadını tamamen kaybetti.
aynı dönemde fenerbahçe, papazın çayırı arazisini mülkiyetine kattı. beşiktaş ise çırağan sarayı içerisindeki şeref stadı’nda maçlarını oynamaya başladı.
eğer 1933 yılında ali haydar barşal’ın kişisel ve ısrarlı mücadelesi olmasaydı, galatasaray’ın mecidiyeköy’de bir stadı hiç olmayacaktı.
1934’ten 1950’li yıllara kadar ülkenin başbakanının, dışişleri bakanının ve tbmm başkanının aynı zamanda fenerbahçe başkanı olduğu dönemlerde, galatasaray’ın bırakın destek görmesini, muhtemelen başını kaldırmasına bile izin verilmedi. o dönemin siyasi gücüyle fenerbahçe, ülkenin ilk stadyum sahibi spor kulübü hâline getirildi.
galatasaray ise bu yıllarda stadyum konusunda büyük sıkıntılar, sistemli engeller ve derin bir yalnızlık yaşadı. ancak ali haydar barşal’ın şahsi mücadelesi, galatasaray’ı stadyumsuzluk kaderinden kurtardı.
metin oktay galatasaray’da futbol oynamaya başlayana kadar galatasaray, şampiyonluk sayısında üçüncü sıradaydı. bu durum 90’lı yıllara kadar büyük ölçüde değişmedi. ancak galatasaray’ın en büyük kulüp olacağının ve kuruluş amacındaki başarı vizyonunun temelleri, metin oktay’ın adının galatasaray’la birlikte anılmaya başlamasıyla atıldı.
metin oktay’la birlikte galatasaray kimliği başka bir boyuta geçti. o noktadan sonra insanlar galatasaraylı doğuştan değil, bu kimliği elde edebilmek, hak edebilmek için galatasaraylı olmaya başladı.
türk futboluna fatih terim ismi girdikten, florya modern bir antrenman tesisine dönüştükten ve alman ekolünün gösterişsiz ama şık futbol anlayışı galatasaray’a yerleştikten sonra; galatasaray yalnızca ülkenin değil, avrupa’nın zirvesine yürüdü.
galatasaray, sahip olduğu başarı odaklı futbol anlayışını ve kurumsal kültürünü huzurlu bir ortamda sürdürebildiği sürece, sahada karşısında durabilecek hiçbir güç yoktur.
geldik 2000’li yıllara…
fenerbahçe’nin tarih boyunca aslında hep yaptığı şeyler, birilerinin kendi arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle 2011 yılında patladı.
galatasaray ise facia geçen bir sezonun ardından, başarıyı getirecek kişilerin ilk şartının galatasaraylı olmak olduğunu biraz geç de olsa hatırladı ve takımın başına yeniden fatih terim’i getirdi. fatih terim’in galatasaray taraftarıyla bütünleştiği bu ortamda, iki şampiyonluk ve avrupa’da tatmin edici başarılar elde edildi.
ancak bu başarıdan sadece bir yıl sonra, galatasaray tarihindeki en büyük kırılmalardan biri yaşandı. galatasaray’dan en çok nefret eden isimlerden biri olarak anılan yıldırım demirören’in hamlesiyle
fatih terim galatasaraydan koparıldı.
galatasaray 2000 yılında süper kupa’yı aldıktan sonra ligde de fırtına gibi esiyordu. jardel sezonun başında erzurum’a 5 gol attığında, hagi yaşına rağmen etkili oyununu sürdürürken ve avrupa’daki başarı grafiği devam ederken birileri o yıl düğmeye bastı. önce jardel ortaköy’de bir mekânda taciz edildi. ardından eşinin çıplak fotoğrafları gazetelerde boy boy yayımlandı. ahlak yoksunu kişiler bu fotoğrafları servis ederken, eşinin cinsel bölgelerini futbol topuyla kapatarak yayımlayacak kadar ileri gitti. o gün buna güçlü bir refleks gösteremeyenler, o gazetecilerin elini kolunu kırmayanlar, önce jardel’i sonra da şampiyonluğu sattı.
bugün takvim 2026’yı gösterse de adeta 2001’i yaşıyoruz. fenerbahçeliler şampiyon olamamaktan çıldırmış durumda, galatasaraylılar ise kendilerine yapılan saldırılara yeterli reaksiyonu veremiyor.
2022’de yeniden başlayan galatasaray yüzyılı bir şekilde durdurulmaya çalışılıyor. 2001’de galatasaray’ın futbolcularını bel altı vurmaya çalışan zihniyet, bugün sosyal medyada kurdukları troll yapılarla görevine devam ediyor. zaten çoğu zaman sahipsiz bırakılan galatasaray, bir de taraftarı tarafından yalnız kalırsa tepetaklak gideriz. bu kadar çocuğun heyecanına, gözyaşına yazık;
gerek avrupa’da gerek ligde.
galatasaray’a sıkı sıkıya sarılmalıyız. galatasaray’ın hakkını kim yiyorsa, galatasaray’a karşı saldırının önünü kim açıyorsa, ceplerindekileri sayarken karşısında biz durmalıyız.
ayağa kalk galatasaray taraftarı. buna izin vermeyin.