• 10599
    özellikle twitter'da olanları çok tehlikeli bir hale gelmiş topluluktur.

    dün maçtan önce*, lig çok kritik bu maça yedeklerle çıkalım diyip; yedekler çıkınca da bu kadar rotasyon yapılır mı diye yerden yere vuruluyor.

    mertens oynamamalı, sara 10 numara oynamalı diyorlar. sara 10 numarada görece kötü bir maç çıkarıyor, mertenssiz olmuyor diyorlar.

    tottenham maçından sonra bu takım 3lü oynamalı hala 4-2-3-1'de ısrar ediyoruz diye yangın yapılıyor, 3lü oynayıp kötü oynayınca bu takım 4-2-3-1 oynamalı diyorlar.

    son dönemde oynanan oyundan ben de memnun değilim. galatasaray başarıyı yakalayacaksa ilk değişim taraftar kafa yapısıyla olmalı.

    takım 3.sene üstüste şampiyonluğa gidiyor, ki bunu tarihinde yalnızca 2 sene başarabilmişsin. avrupa'da en başarılı türk takımı olmasına rağmen tarihimizde başaltı liglerin başaltı takımları kadar ancak başarımız var. kendimizi dev aynasında görmekten da vazgeçmemiz gerekir. suyun öte tarafı bir şampiyonluk için yüz milyonlarca euro harcayıp algılarla, federasyonla, hakemlerle her yolu deniyor. bunları yene yene şampiyon oluyoruz. ama "eleştiri kültürü" (bana göre eleştiri kültürü olmalıdır, bunlarınki linç ve saldırı kültürü) tayfaya beğendiremiyoruz.

    galatasaray için su taşıyan personelin bile allah ayağına taş değdirmesin inşallah.
  • 10600
    ne ile mücadele ettiğinin farkına varması gereken taraftar kitlesidir.

    karşı tarafta federasyonu başkanının parasıyla bağlamış bir kulüp var. belden aşağı her yolu deniyorlar. erden timur’u ailesiyle, işiyle, yaftalarla uğraşarak kopardılar bizden. şimdi sıra okan buruk’ta ve istediklerini alıyorlar.

    sezon başından beri tek nefeste aklıma gelen maçlar şunlar; göztepe deplasmanı, eyüpspor deplasmanı, trabzonspor deplasmanı, rizespor içerde… bu maçlarda en en en kötü ihtimalle bir aşağı sonucu elde etmiş olsalar(galibiyetse beraberlik, beraberlikse mağlubiyet gibi) aldıkları puandan 7’sini kazanamayacaklardı. yani biz pazartesi günkü derbiye 13 puan farkla girebilirdik. ama skandal ötesi hakem kararlarıyla lige tutundular.

    bu sırada da biz şansız sakatlıklar ve kötü bir sezon başı yaşadık. transferi yönetebilecek bir tutum sergilemedik. namağlup ilerlemek kolay değildi, en iyi oyuncularımızı sürekli sahada tutmak zorundaydık. bu sırada bir tane hatalı hakem kararıyla puan kazanmak şöyle dursun, hakeme karşı mücadele ettik, kazandık. rotasyon yapamadık haliyle, takım da tükendi.

    hoca hatalıdır. bence yönetim daha da hatalıdır. ancak taraftarlar ayık olun. neyle mücadele edildiğinin farkına varın. ırkçılık yapıyorlar, transferlerimize salça oluyorlar, hakemleri baskı altına alıyorlar, ödedikleri paraları açıklamıyorlar, kendinlerini yere atıyorlar, sağa sola küfür ediyorlar, mahallenin yavşak serserisi gibi takılıyorlar ama insanlara her türlü pisliği yapanın galatasaray olduğuna inandırıyorlar. bu sözlükten biraz çıkıp galatasaraylı olmayanlarla konuşursanız anlarsınız. bir de bunlar gördüklerimiz, görmediğimiz kim bilir neler var…

    neyle mücadele ettiğini bilmeyen bir taraftar grubu var. türkiye’nin en büyük sermayesiyle, cemaatlerin destekleri üzerinden medya patronu olmuş bir manyakla mücadele etmeye çalışan bir galatasaray var. başkanı da hocası da kendi tırnaklarıyla kazıya kazıya anadolu’dan yetişme adamlar. biraz pozitif ayrımcılığı hak ediyorlar. en azından son 12 hafta! ayık olun!

    erden’i aldılar, okan’ı “yerini dolduramayacakken” yedirmeyin.

    edit: ifade hataları, kelime hataları…
  • 10601
    https://x.com/...tshM1KrXxvQ&s=19
    imkanım olsa her birine şu yazıyı okutmak isteyeceğim taraftar. hocaya kokan,bokan,maymun(evet artık sosyal medyada kendi taraftarı da bunu diyor) ya da zeka koktuğuna inanılan capslerle laf sokulmadığı için pek tabii etkileşim alamamış. ben buraya taşımak istedim ki en azından sözlükteki aklı selim taraftarımız bi nebze olsun bir durup düşünebilir.

    --- alıntı ---

    bir keresinde fizik öğretmenimiz anlatmıştı. bir gün 7-8 öğretmen arkadaşıyla önceden haberleşip çok sevdikleri bir başka öğretmene bir şaka yapıyorlar. öğretmenimizin adına ahmet diyelim, okulda ahmet hoca'yı her gören "hocam yüzünüz sararmış gibi, hayırdır" diyor. bir, iki, üç derken "hocam iyi misiniz" şeklindeki endişeli sorular artınca ahmet öğretmen en sonunda müdüre çıkıp "bugün dinlensem iyi olacak" diye izin istiyor.

    türk futbolunda şu an tamamen algılar konuşuyor. örneğin son algı okan buruk'la hiçbir şeyin yolunda gitmediği. galatasaray çok gollü maçlar oynayınca bu takım niye böyle kötü diye eleştiriliyordu, daha güvenli yol tercih edilince bu kez de tam tersi savunuluyor, "pozisyona giren galatasaray nasıl bir şeydi ya" ironileri vs vs... yeter ki eleştiri olsun, bugün galatasaray'ın pozisyona girmediği dahi iddia edilebiliyor.

    okan buruk rotasyon yapmayınca "neden rotasyon yok" oluyor, rotasyona gidince "aslarla çıksana" diye yangın yapılıyor. 2 gün sonra maç var, aslarla çıksa bu kez "neden aslar oynadı" denecek. süper lig şampiyonluğu sıradan bir şeymiş gibi işleniyor. barış alper, berkan veya yunus iyi oynarsa "kişisel ekstra çalışmaları" sayesinde oluyor, kötü oynarsa "okan buruk'un iyi hazırlayamaması" yüzünden.

    galatasaray'ın doğrandığı maçlarda dahi "hakem kolluyor" oluyor. en kritik kararlar, onlarca görselle tek tek anlatılmasına karşın gündem olmuyor. torreira ve mertens üzerinden en ufak fırsatlar bile kaçırılmıyor bu arada. kimin nasıl işine gelirse.

    jelert ve cuesta gayet standart performanslarda bile yerin dibine sokuluyor. bonservis bedellerinde oyuncuların en ufak bir kabahatleri dahi yok ama bir ezberdir gidiyor.

    gönderinin başında dediğim gibi çok büyük sorunlar yaşanmamasına karşın dört bir yandan o kadar çok olumsuz ve karamsar konuşuluyor ki en sonunda galatasaray taraftarı da her şeyin kötü olduğu, kötü gittiği sonucuna varıyor. sosyal medyanın biri bin yapan, iyiyi de kötüyü de fazlasıyla abartan yönüne de dikkat çekmek lazım.

    okan buruk'un galatasaray'ı futbolun doğası gereği artılara ve eksilere sahip. şahsen bir takımın bu kadar insafsızca eleştirildiğine hiç tanık olmadım. eleştirilecek birçok detay var elbette ancak bir futbol takımının sürekli eksileri konuşulamaz. galatasaray hem çok gol yerken, hem az gol yerken; galatasaray hem sınırlı rotasyon yaparken hem de tam rotasyona giderken çok eleştiriliyorsa, burada bariz bir art niyet vardır. organize art niyettir hatta.

    galatasaray taraftarının artık bu kayığa binmemesi gerekiyor. süper lig şampiyonluğunun çok da değerli olmadığını iddia edenler, bir başka süper lig şampiyonu çıksa 3 ay aralıksız kutlama yapacak.

    beşinci yıldız çok mühim midir, biraz şekilcilik olarak gördüğümden pek önemsemiyorum. ancak üçüncü kez üst üste gelecek bir süper lig şampiyonluğu, ucunda cl'den gelecek muazzam imkanlar da varken önemlidir, değerlidir, konsantrasyon ve tadında iyimserlik gerektirir.
    --- alıntı ---
App Store'dan indirin Google Play'den alın