• 6053
    allah beleni versin galatasaray seviyorum seni. bugun 7 aralık 2019 galatasaray alanyaspor maçını aldık da rahat rahat yazabiliyorum. ofsayt golüne, var'a, halil umut meler'e filan da selamlarımı yolluyorum buradan bu vesileyle. istiklal marşı okuyamıyor yea denilen takimin omer'le, adem'le, taylan'la, selcuk'suz kazanmasi da bir baska güzel. alicaz yine ligi de ulan ne yıpranıyoruz be.
  • 6054
    rahmetli amcamdan bana, benden de çoçuğuma geçecek en büyük miras. galatasaray benim için 21:45'i iple çekmek, kız arkadaşınla olan randevundan saat 19:00' dan önce ayrılmak, gece yastığa kafamı koyduğumda aklımdan ideal 11'i kurmak, takım kötü gittiğinde yemekten içmekten kesilmek...
    neler yapmadım ki senin için. umut bulut'un schalke'ye attığı golden sonra kahvede sehpa mı kırmadım, arkadaşların ricasını kıramadığım için gittiğim fenerbahçeliler lokalinde, eboue'nin yobo'yu pazara gönderdiği golden sonra sevinip dayak mı yemedim, drogba'nın akhisara attığı gole sevinirken tribünden mi düşmedim. sehpa onarıldı, morluklar düzeldi ama senin sevdan gram azalmadı. tedavisini olmak istemediğim en büyük hastalığımsın galatasaray.
  • 6055
    ilk aşkım çocukluk sevdam. çaylak olarak ilk entym tabiki de bu sayfada olmalı. seviyoruz sonuna kadar. 90'ların sonundan bu güne kadar gerek statta gerek evde büyük maç, küçük maç demeden futbol, basketbol, voleybol demeden her maçını mümkün mertebe izleyip takip ederim. hagi formamla mahallede top oynarken gol sevinçlerinde formayı öpmek, armayı sevmek, kirlenmemesi için, temiz tutmak için hemen yıkayıp asıp kurulamak en büyük özenimdi. hala bu çocukluk tutkusuyla seviyor ve destekliyorum canım takımımı.
  • 6056
    ilk yarıyı sivasspor’un arkasından ikinci bitirecek, sezon sonunda da şampiyonluk kupasını kaldıracak olan klübüm. ayrıca istanbul’un 3 büyük takımı içinde ekonomik olarak batık durumda olmayan tek takımdır. bu yüzden bütün toplarıyla, tüfekleriyle saldırıyorlar, çünkü bu sezon son şansları.
    2019-20 sezonunun ilk yarısını muhtemelen ilk 3'te bitirecek, devre arasındaki takviyelerle sezon sonu yine şampiyon olacak.
    öyle bir fikstürü var ki, sıradaki 5 ya da 6 maçı kayıpsız geçmesi yüksek ihtimal.
  • 6057
    bir takımdan çok daha fazlası. metin abi'nin dediği gibi "din gibi, mezhep gibi yerleşmiş köklü bir inanç" birçoğunuzun da hissettiği şekilde. abim sayesinde tanıştığım, onun sevdiğinden daha çok sevdiğim ilk aşkım.

    büyük sevinçler, büyük üzüntüler yaşatmıştır. sevinç hanesi daha ağır basıyor tabii. daha da yaşanacak çok büyük sevinçler var. ama yapılması gereken bir o kadar iş, çözülmesi gereken bir o kadar problem var.

    ama kıymetli arkadaşlar asla unutmayın:

    yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da
    bastığın yer üzüntülerle dolsa da
    sel, çığ, ateş önünde her ne olsa da
    cimbom gülerek yürür.
  • 6058
    1905 ekiminde, ali sami yen ve arkadaşları tarafından, ingilizler gibi futbol oynayıp, türk olmayan takımları yenmek misyonu ile kurulan ilk türk futbol takımı ve aynı zamanda spor kulübü.

    babamın omuzlarına çıkmış, ufak tefek bedenim ve sırtımda hagi ismi yazılı formayla, eski ali sami yen'nin önünde saatlerce bekleyerek aşık olduğum ve bana mütemadiyen "iyi ki" diye cümleler kurdurtan türkiyenin en büyük spor kulübü.

    kuruluş fikri, hikayesi, refîk'ler ve kutlu gerçeğin detaylı yazısı:
    https://www.galatasaray.org/...ray-nasil-kuruldu/13
  • 6059
    nasıl anlatılır bilmiyorum. kendimi katarak tanımlamam gerekirse; bana babamdan kalan tek güzel şey sanırım. başka da güzel bir anımız yok. her sevdadan geriye kalan. her kötü günden çıkaran. günün sonunda hep var olan. çocukluğumda, gençliğimde, yaşlılığımda. çok yaşlı sayılmam ama öyleyim bence.
    çocukluğumdan başlarsak ki bu en masum dönem. hatırladığım birkaç şeyden biri her misafirliğe gittiğimizde bana ilk 11'i saydırırdı babam. 5 saniyede sayardım. evde mac izlerken ben çok ses çıkarmayı yorum yapmayı sevmeden pür dikkat izlerdim maçı, babamsa tam tersi. uefa finalinde arif soluyla o golü kaçırınca televizyona dolu çay bardağı fırlatmıştı ki bu çok normal geliyor şimdi. ama korkardım babamdan birlikte mac izlemek bile istemezdim ama hep izledim. kaybettiğimiz kupa finali sonrası gece ağlayarak yatağa girdiğimi hatırlarım mesela. unutmak istediğim çok anı olunca araya sadece galatasaray ile ilgili anılardan birkaçı kalmış hafızamda.
    ilk kavgam da galatasaray yüzündendi. 6 0 lık meşhur mac. belediyenin lokalinde maçı izledim. maçtan çıktıktan sonra fenerlilerin izlediği kısımdan geçerken bize gülüp 6 işareti yapmışlardı daha ergeniz tabi camlarına bastım yumruğu. kırmak için değil tabi ama kırıldı indi kapı çerçeve. ortalık birbirine girdi. sonra bir şekilde büyükler gelip ayırdılar. çocukken tv ye çay bardağı atılmasından korkan biriydim ya hani. sanırım bu da babamdan kaldı. gençlik ve universite döneminde ise daha sakin daha tepkisiz oldum galatasaray konusunda. hiç bir maçı kaçırmadım. içten üzüldüm içten sevindim.
    kısa kesersem çocukken evde durumlar pek iyi değildi ben galatasaraya sarıldım , gençken uçariyken kimseyi umursamazken de unutmadığım tek şey galatasaray'dı. yıllar sonra kendimi öldürmeye çalıştıktan dakikalar sonra hiçbir şey yapmamışım gibi oturup mac izlemeye devam ederken de önemli olan tek şey galatasaray'dı. o maçı bitiremedim tabi ama kazanmışız.
    her şeyden geriye bana hep galatasaray kaldı. bu dönemimde uzun süredir takımdan durumlardan memnun olmasam da sert bir şekilde eleştirsem de bu gerçek değişmeyecek.
  • 6060
    hayatımın tek aşkı.

    daha 4-5 yaşlarındaydım ve uzaktan akrabam olan bir ağabeyim vardı. hangi takımlısın diye sordu bir gün, beşiktaş dedim. o an bana bir bakışı vardı 20 yılı geçmiş aklımdan çıkmaz, büyük galatasaray'lıydı. tehdit falan etti beni, sen cimbomlu olacaksın dedi. küçüğüm tabi korktum, tamam dedim ben cimbomlu olacağım. akabinde bir sürü dergi, bir sürü eski maç albümleri, posterler, formalar, her hafta zorla izletilen maçlar derken aşık oldum bu renklere. ne kadar büyük bir camia, ne kadar büyük bir kulüp olduğunu taa o zamanlar anlamıştım. hayatımda aldığım en güzel karardı, zorla da olsa. insan ilk görüşte değil de, tanıyarak aşık olunca kopamıyor bir daha. çok ağladığım oldu, çok güldüğüm, çok uykusuz kaldığım da oldu. bendeki galatasaray sevgisi sonsuza dek sürecek.
  • 6061
    2019-2020 sezonunda şampiyon olması adeta bir zorunluluk olan canımız galatasarayımız. peki neden zorunluluk? bu sezon bariz bir şekilde federasyon başkanı, diğer kulüpler, yayıncı kuruluş, siyasiler vs alayı ismi lazım değil bir takımı şampiyon yapmak için çırpınmakta. kötü mü başladık lige? evet öyle oldu. sinirleniyor muyum? evet sinirleniyorum. ama bu kadar haksız bir ortamda o mayıs ayında kupayı kaldırmalıyız. şampiyonlar ligi bileti, 23. şampiyonluk vs yi geçtim ben artık. bu bir zorunluluk kardeşim zorunluluk! hoca toparlayacak düşüncesindeyim. süper top oynar mıyız? sanmıyorum. sonuca yönelik bam bam bam! o yalı çocuğu zaten sıkıntıları olan bir ligi iyice rezil bir hale getirdi. mayısta hesabı verecek!
  • 6062
    türk takımları arasında yurt içinde ve yurt dışında gelmiş geçmiş en başarılı takımdır. sayesinde çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatacağımız bir çok başarıya canlı şahit olmuşuzdur. (bkz: uefa kupası) (bkz: uefa süper kupa)
    bazen sevindik, bazen üzüldük, kâh güldük kâh ağladık ama hiç bir zaman bu sevdadan vazgeçmedik. eski ali sami yen stadında şöyle bir pankart vardı ''ne dünyalar kadar ne yerden göğe galatasaraylıyım de göğsüne gere gere'' hiç aklımdan çıkmaz bu pankart. sen çok yaşa galatasaray. iyi ki galatasaraylıyım.
  • 6063
    sağ olsun annem sayesinde sevdiğim, tuttuğum takım.
    rahmetli peder bey fenerbahçeliydi. ama annem ondan önce davranıp bizi galatasaraylı yapmıştı. babam anneme şey demişti bir keresinde, "hanım sağ ol ya, senin sayende çocuklar sürekli mutsuz olmaktan kurtuldular." (bkz: swh)

    fenerbahçe'yi yendiğimiz maçlarda evde doğru düzgün sevinemezdik babam kızar diye. ben balkona çıkar el kol yapardım gol atınca falan. anılar, anılar... sanki her şey eskiden daha bir güzeldi. futbolu bile isteye ne hale getirdiler ülkede.
  • 6064
    girmiş olacağım ilk entry galatasaray başlığı altında olacağına dair kendi kendime söz vermiştim. bu sözlüğü keşfettiğimde içimde heyecan ile sadece iyi bir galatasaray sevdalısı okuyucu olarak kalacağımı düşünmüştüm. sizlerle fikirlerimi paylaşabileceğim bu toplulukta olmaktan son derece mutlu ve gururluyum. daha iyiye gidebilmek için farklı fikirlere de sahip olsak birlik olmak gerektiğini düşünenlerdenim bunun için takımımızın arkasında dururken medyanın gazına gelmememiz gerektiğini düünüyorum.çünkü okadar yapılanmaya karşı bile arka arkaya gelen şampiyonluklar, şuanda bile oynadığımız kötü oyun bazılarını korkutuyor biliyorlar ki galatasaray ile puan farkı açılmazsa şampiyon olur.
  • 6065
    dünyann her yerinde tanınan bir türk markası. üzerinden yıllar geçse de yabancı spiker ve muhabirler daima galatasaray'ın avrupa başarılarından bahsederler. özellikle iç saha maçlarında oluşturulan atmosfer ön plana çıkarılsa da branş veya mekan farketmeksizin her deplasmanda yoğun destek görmesi de dikkat çekicidir. güç bela büyüdü bu marka, senelerce emek verildi. sahip olduğumuz prestij bir günlük bir olay değil lakin günden güne geriye gidiyoruz. acilen kendimize çeki düzen vermek zorundayız. galatasaray demek sadece bir futbol takımı demek değildir elbette ama kabul etmek gerekir ki çoğunluğun odağı haliyle futbol'da. en kötü gününde bile avrupa maçlarında bir standardı olan bir galatasaray'ı özledik. bu kimliğimizi geri kazanmak yerel başarılarından çok daha değerli olacaktır. sonuçta galatasaray, hepimizin bildiği gibi, türkiye'nin batıya açılan penceresidir.
  • 6066
    turkiyeye futbolda ilkleri yasatan en basarili kulup. cocukluk askimiz... misyonu ve vizyonu ile turk futbolunun da ayni zamanda acik ara en farkli kulubu. karşılıksız sevginin karsiligi, engeller tanımayan bir asktir galatasaray. iyi ki galatasarayliyim diyebilmektir de ayni zamanda. yenildiginde canin sagolsun diyebilmek, kazandiginda sevincten dört köşe olmaktir. babadan kalan miras, dogacak cocuklara birakilacak olan mirastir da ayni zamanda. iyi ki galatasarayliyim diyebilmektir, yensen de yenilsen de kalbimiz hep sende diyebilmektir.
  • 6068
    bir süredir reklam olmaması için ismini vermek istemediğim bir sitenin youtube kanalında ağırlıklı olarak spor olmak üzere tanınmış kişilerle yapılmış kisa soru-cevap videoları izliyorum. bu kişilerden galatasarayli olanlar "derbi maç mı? ucl maçı mı? "sorusuna istisnasiz ayni cevabı verirken diğer takım taraftarlarında bu yanıt değişebiliyor. hatta nejat işler bu soruya şöyle yanit veriyor: "sampiyonlar ligi. öyle bir derbi kalmadi artik bizim için*" yani burada cevabı ucl olsa da asıl cevabı kompleksinde yatıyor.

    bu soruların pek çok turevi var. sorunun bir ucunda avrupa varsa galatasarayli olanlarin cevapları sorunun ilk kismindan bağımsız hep avrupa oluyor...

    bunu neden mi anlattım? birazdan muhtemelen fark yiyeceğimiz bir maça çıkacağız. yalan yok ben de bir sonuç beklemiyorum herkes gibi. ancak bana ve biliyorum ki buradaki herkese "kadıköy galibiyeti mi? paris galibiyeti mi?" diye sorsalar cevabımizin ne olacağını iyi biliyorum...

    galatasaray böyle bir kültürdür işte. şimdi hep birlikte o halatı çekme zamanı!
    (bkz: 11 aralık 2019 paris saint germain galatasaray maçı)
  • 6069
    takımın yarısı sakat. 18 kişilik kadroya 16 kişi yazabiliyorsun ffpden dolayı. psg deplasmanına çıkıyorsun ve mecburen forvetin emre mor. makul bir insanın şu deplasmana dair nasıl bir beklentisi olabilir acaba amk? bir de hoca istifa yazmıyorlar mı nasıl deliriyorum. seri haberleri çıktığında "abiii hadi yaaaa alamayızz o adamı geçen sene barça istiyordu." falcao, nzonzi haberlerine de inanmamıştık alamayız diyorduk. emre mor için muazzam transfer hem de türk diyorduk. fatih hoca gibi düşündük çok iyi kadro kurduk diye. şimdi hocanın mı lan bütün suç?
  • 6070
    her geçen gün daha da arabesk bir yapıya bürünendir.

    avrupa maçlarımızdan önce her yerde klasikleşmiş sözler duyuyoruz. galatasaray'ın olduğu yerde umut vardır, sonuna kadar savaşırız, ruhumuzu sahaya yansıtırız, galatasaray gibi oynarız falan da fişmekan. sonuç: yirmi küsür maçta avrupa'da 1 galibiyeti olan galatasaray. oynadığı futbolla hiçbir şey vadetmeyen galatasaray.

    nostaljiyle yaşamaya başladık. eski günlerin geride kaldığını, yıllardır avrupa arenasında süründüğümüzü ve futbol geliştikçe bizim geriye gittiğimizi artık anlamamız lazım. makas açılıyor deniyor ya hani, o açılan ekonomik makas değil. mentalite makası açılıyor, hem de geri kapanmayacak bir şekilde.
  • 6071
    her geçen gün kendisini ve inanlarını kandırmaya devam eden takımımız.

    club brugge, ajax, psv gibi avrupa kulüpleri kadrolarına baktığımızda genç oyuncuların çoğunlukta olduğunu hemen görürüz. bizim takımımızda ben en son genç oyuncu transferlerini aysal dönemindeki bruma ve telles ile hatırlıyorum. takım dediğimiz olgu geliştirilebilir ve evrilebilir olmalıdır. emeklilik yıllarına yaklaşan yalnızca futbolcular değil hangi meslek grubu olursa olsun kendisini geliştirme hususunda eskisi gibi olamayacaktır. kadrolarımız o kadar yaşlı ki maç içinde temposuzlukları yüzünden içim geçiyor. tamamen şahsi fikrim bu kadroya favre gelse ancak bir yere kadar taşıyabilecektir. falcao, lemina, seri gibi oyuncuların yanında genç oyuncuların olması günümüz futbolunda elzem olandır. yoksa bu tempoyla, sistem olduramamakla tenekeyi bağlayıp yolluyorlar. aktüel olarak bu yıl bu acı tecrübeyi edindik zaten.
  • 6072
    özünü bulması gereken camia. 18-19 şl sezonunda schalke 04 maçları ve sezon başında oynadığımız fc augsburg maçları bize ne duruma geldiğimize dair çok değerli ip uçları veriyor aslında. tamam iki ülke arasında ki fark cidden büyük ama başakşehirin bundesliga liderini yenmesi ve bizim bundesliga'nın sıradan bir takımına karşı düştüğümüz durum cidden üzüyor.
  • 6073
    galatasaray türk futbolunun avrupaya açilan penceresidir. eger uluslararasi bir ba$ari bekleniyorsa önce türk futbolu degi$melidir. yillarca yabanci kuralini dayatarak türk futbolcusunun ilerlemesinin önü kesildi. az ile yetindi hepsi, en büyük hedefleri kapagi istanbul takimlarindan birine atmak oldu. oraya gelince de biraktilar kendilerini gece hayatina.

    türkiye cografyasinda ya$ayan insanlar planli*, projeli çali$maktan bihaber oldugu için daima günü kurtarmakla me$guldür. bu futbol denilen sektörde de böyledir. üstün üstlük maddi elveri$sizlik de eklenince i$ler bir o kadar daha sarpa sarmaktadir.

    yabanci kuralini kaldirdik.

    $imdi sira yerlileri yeti$tirmekte.

    tff önümüzdeki yillarda tekrardan sadece i$ olsun diye yabanci kuralini geri getirir de, yerlileri için bir proje hazirlamazsa, tekrardan ba$a sarariz, benden söylemesi.

    önümüzdeki 5 yil sirf altyapiya yatirim yapilmasi gerekir.

    tesislerini geli$tirilemsi gerekir.

    dü$ünsene abi, youth league maçlarini bile yayinlamayan bir ülkeyiz biz.

    oturun biraz dü$ünün, dü$ünebiliyorsaniz, o yetenege sahipseniz @tff!!!
  • 6074
    öncelikle söylemem lazım, takımım olur. dünya üzerindeki en kötü ve itici futbolu oynuyor. gerçekten daha kötüsünü bilmiyorum. 2 sezondur bazı maçlar dışında genel manada zaten kötü top oynuyorduk. ama bu sezon artık zirve yaptı. bu takım rezalet durumda. organizasyon olarak, mücadele olarak, en kötüsü kafa yapısı olarak. galatasaray hocası ve oyuncularıyla bir şekilde galibiyet almak için sahaya çıkıyor. iyi oynamak , doğru oynamak, belli bir oyun felsefesi falan kesinlikle yok. her türlü sertlik, maçı oyalama, çirkeflik yapıyor takım bu sezon. hocanın en büyük suçu budur benim gözümde. oyuncular sahaya futbol oynamaya çıkmıyor. gol yememek için topu ayaklarında oyalıyor, belki bir şekilde topu kaleye sokup 3 puan alırızı düşünüyor. oyun 3 sezondur sürekli geriye gidiyor, takım hala şampiyon oluyor çirkeflik her geçen gün artıyor. galatasaray şu anda türkiye'nin en sevilmeyen takımı ünvanını fenerbahçe'den almış durumda. iki hafta önce brugge maçını izlerken takımımdan utandım. oyuncular kendilerini yerlere atıyor, tüm duraklamalar olabildiğince uzatılıyor. dakika 80 den sonra değil ama. gol bulduğu an dakika 30 olsun 40 olsun, galatasaray oyuncuları ve hocası futbolu unutuyor ve maçı bitirmeye çalışıyor.
  • 6075
    kuruluş felsefesini yavaş yavaş terk eden camia.

    avrupa'daki kaliteli takımlara karşı başa baş mücadele etmesi bir yana, artık ezilerek yenilmemesini diliyoruz. avrupa'da başarısız olmak kabullenilmiş bir hale geldi sanki. kabul etmemiz gerekir ki modern futbolun fersah fersah gerisindeyiz. kulüp tepeden tırnağa yapılanma sorunu yaşıyor. teknik ekibin inatçı, yenilik ve çözümden uzak tutumu bu yıl başımızı en çok yakan şey olmuştur. ancak yine de fatih terim'den daha fazla güvenebileceğimiz biri yok. başka bir hocayla bu kadar başarısız olsaydık, toparlanmak için aklımıza fatih terim'den başka bir isim gelmezdi. hocaya desteğimiz yarım sezonluk başarısızlıkla bitmez. sezon sonunda ipi göğüsleyeceğimize inanıyorum. son sözüm şudur: this is galatasaray!
App Store'dan indirin Google Play'den alın