• 5627
    bu ülkede en kollanmayan camia olabilir. fenerbahçe kollanır çünkü zenginlerin kulübüdür. aman zenginlerin hoşuna gitmez bizi işimizden ederler diye spor muhabiri ve spikerlerinin fenerbahçe şu anda küme düşme hattına gerilemesine rağmen ''fenerbahçe toparlar ya, yani fenerbahçe canım bu büyük kulüp yani, çok büyük kulüptür fenerbahçe'' utanmasalar ''yaşaaaa fenerbahçeeeee'' diye tempo bile tutarlar programlarda. beşiktaş zaten orta yollu bir takım. yani üzerine gitse basın ne fenerbahçelisinin umrunda olur ne galatasaraylısının. o yüzdende basın beşiktaş'ın üzerine gidip kamuoyu oluşturamaz. doğal olarak beşiktaş iyi ise gündem olur bu ülkede. ''vaaaay beşiktaş'a baaaak adamlar şampiyonluğa gidiyorlaaaarrr'' diye haber olurlar. kötüyseler ki bu sene öyleler. hem avrupa olsun, hem lig olsun. hatta en son alanya'ya love'nin parasını karşılıksız çek verdikleri ortaya çıkmasına rağmen, o kadar umursanmaz ki beşiktaş kötüyse işte bugünkü gibi kimse umruna bile takmıyor yani. başakşehir'e gelecek olursak belediye destekli olduğu için yine basın siyasi olaylardan korkarak başakşehir'e sallayamaz. kötü ise ''zaten belediyenin takımı kardeşim, yine başarılılar yani'' der basın. iyi ise aynı beşiktaş'ta olduğu gibi ''vaaaay başakşehir'e baaak hellaaaaalll başakşehirr yürü be kim tutar seniii'' tadında yorumları olur basının.

    eveeeet geldik galatasaray'aaaa. işte konu galatasaray olunca ve kötü en ama en ufak bir olayda ''vurun kardeşim galatasaray'a'' neden? zengin fenerbahçelileri memnun etmemiz lazım. bu fırsatı kaçırmamalıyız basın olarak. galatasaray'a vurabildiğiniz kadar vurun. vurun vurun nasılsa arkası yok. savunucusu, destekçisi yok. hatta öyle yok ki bunu o anki faal galatasaray başkanının yüzüne söyler basın. başkan der ki ''evet biz burada haksızdık, özür dileriz'' işte her şey de tam o anda başlar. basın der ki ''tamam, başkan da hatasını kabul etti ya yüklenin abi. gazetelerden, tvlerden saldırın şunlara da ceza alabildikleri kadar alsınlar. haaa bir de şeye vurgu yapın ceza konusunda. bu ceza emsal olsun deyin de 3 alacaklarsa 8-10 falan versinler cezayı. olayı köpürtebildiğiniz kadar köpürtün. kamuoyu oluşturun ki galatasaray bir daha belini doğrultamasın.''

    işte sevgili sözlük olaylar tam da bu şekilde gerçekleşir her zaman, ben kendimi bildim bileli türkiye'de. türkiye'de galatasaraylıysanız ve galatasaray taraftarıysanız kendinizi buna alıştırın, buna şartlandırın. bu ülkede en çok senin üzerine gelecekler. en ufak bir şeyde en çok seni ezmeye çalışacaklar, seni suçlayacaklar ve en çok cezayı sana vermeye çalışacaklar.

    neden mi? çünkü o uefa kupasını ve süper kupayı almayacaktın. fenerbahçe'nin en büyük rakibi olmayacaktın çünkü. bu ülkede bu varlığınla bunu yaşamaya mecbursun kardeşim. çünkü ülkenin avrupa anlamında en değerli, en büyük ve en tanınan takımı sensin. onlar çıtayı yukarılara çıkaramadıkları için de seni aşağıya çekmeye, yanlarına çekmeye çalışıyorlar, çalışacaklar. olay tamamen bundan ibaret ve bu kadar basit aslında.
  • 5629
    yaptıklarıyla ve yapacaklarıyla artık büyüklüğünü bir an önce göstermesi gereken kulübümüzdür. bazıları tarafından bize karşı başlatılan savaşa karşı topyekûn mücadele etmesi de şarttır ayrıca. her sezon şampiyon olamayız, yanlış kadro planlaması yapmış olabiliriz, yanlış çalışmış ve o sebeple fiziki olarak güçsüz olabiliriz ama geçen sezon da yapılmak istenen fakat bu sene ayan beyan ortaya çıkan galatasaray düşmanlığına karşı tribünde 50000 taraftar, medyada camianın önde gelenleri, en önemlisi de yönetimimiz gereken tepkiyi vererek tek vücut olmalıdır. bize karşı başlatılan bu ayaklanmaya ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. yok, takım şöyle kötü, yönetim böyle yetersiz sızlanmalarıyla, futbolcuları yuhalamayla bu mücadeleden galip ayrılamayız. biz galatasarayız, genlerimizde asalet, mücadele ve güç var. gerekeni camia olarak yapıp, bu zor günlerden de alnımızın akıyla çıkacağımıza yönelik inancım tamdır.
  • 5631
    yıl 1999. birkaç dakika sonra tüm dünyanın beklediği 2000 yılına, yani milenyuma gireceğiz. kanepede tek başımayım. babannemgillerdeyim ve salonda ışık yanmıyor. haberlerde uzakdoğu ülkelerinin çoktan girdiği 2000 yılından bahsediliyor. ünlüsü ünsüzü televizyonda kanallara çıkıp, temennilerini söylüyor. yeni yıla nasıl girerseniz, öyle bir yıl, hatta ömür geçirirsiniz diyenler var. ben tabi ne yapacağımı pek kestiremiyorum.

    saat onikiye üç kala tuvalete gidiyorum. çıktığımda çoktan milenyuma girildiğini fark ediyorum. 2000 yılına tuvalette girerek kendime kızıyorum ama bir yandan da garip bir haz aldığım söylenebilir. çocukken dayımın tüm uğraşlarına rağmen fenerbahçeli yapamadığı beni deli gibi mutlu edecek başarıyı kazanan takımıma o sene tekrardan aşık oluyorum. şükür galatasaray'ı tutuyorum diyorum.

    yaş artık ilerliyor, insan farklı sorumlularla uğraşıyor. kimi vakit işten yana mutsuz olduğum oluyor, kimi zaman tek başınalık boğuyor. her şeye rağmen yaşamaktan bir tat almak istiyorsun. işte, hem izafi hem de soyutlanmış haliyle empatinin aşırıya kaçtığı taraftarlığın içerisinde 'güzel bir şey şu cimbom' dediğim çok oluyor. yenildiği vakit cimbom, bir süre kimsenin sesini duymak istemiyorum. kendi sessizliğim içerisinde ruhum dinginleşeceği ana kadar o yenilginin ıstırabını yudumluyorum. bazen 'aman yahu, sana sanki para mı kazandırıyor' diye klasik avuntuyu hatırlıyorum ama hayır, bu avuntu absürt bir cümleden öteye gitmiyor. hep kazanamazsın biliyorum, çokça kaybeden biri olarak bunu biliyorum evet ama içime sinmesi için bir süre bekliyorum. yıllardır sessiz sedasız takip ettiğim bu siteyi dahi açıp okumuyorum. bir süre gerekli oluyor ki, kabullenmek için...

    yıllarca benimle muhabbeti olan biri bir gün 'a, sen takım tutuyor muydun, nasıl yani maçları da hiç kaçırmıyor muydun' diye tepki verdiğinde sessizce yine gülümsemiş idim. takımımın maçlarını tribünde çok izleyemedim. serde eski tip taraftarlık vardı, istanbul'da yaşamamak bunda etkendi tabi, radyodan dinlerdim. sonra akıllı telefonlar çıktı, daha da kolaylaştı imkan, nerede olursam olayım takımımı takip etmem de kolaylaştı ama yine sessizce.

    hayat bize ne gösterir, nerede oluruz, nasıl yaşarız ya da yaşar mıyız bilmiyorum ama şu an bir kez daha gönülden hissederek söylüyorum ki, galatasaray varlığıyla huzur bulduğum bir dost. çocukken armasını işlediğim gibi, şimdilerde armalı pijamasını giydiğim gibi hep o asil armasıyla az ötede; yine onunla üzüleceğim ve onunla sevineceğim ama benimle, bizimle.

    113 senedir varsın, var olasın şanlı galatasaray!
  • 5632
    --- alıntı ---

    burhan karaçam: “artık fedakarlık zamanı, fenerbahçe taraftarının ayağına gidip, kapılarını çalabiliriz. bu konuda bir ekip oluşturduk. ekonomik darboğazın aşılmasında sarı-lacivertli renklere gönül verenlerin de bizimle olacağına canı gönülden inanıyoruz

    --- alıntı ---

    fenerbahçe'deki ekonomik krizin boyutları az çok belli oluyor. beşiktaş'ı zaten biliyoruz. 2018-2019 sezonunu bir şekilde şampiyon olarak tamamlamalıyız. ve hemen akabinde takımda büyük değişime gitmeliyiz. takımın maaş maliyetini düşürüp, genç oyuncu sayısını arttırmalıyız. buradan başka türlü çıkamayız. eğer bu değişimi yapmazsak, gelecek sezon biz de aynı duruma düşeriz.

    detaylı olarak şu entry'de de yazmıştım. (bkz: #2531065)
  • 5634
    rakipleriyle arayı açacağı her dönem diğer kulüpleri bir araya getirip, türk futbolunda devrim(!) niteliğinde kararlar alınmasını sağlayan spor kulübüdür.

    uefa kupasını aldığı günden itibaren -ki alana kadar yapabilecekleri pek ciddiye alınmıyordu- gaza bastığı veya rakipleri boka battığı zamanlarda bir düğmeye basılır arayı açması engellenir. ya medyada abartılı haberlere konu olur, her türlü musibet bizim üzerimize yapışır, medyanın bazı paralı yazarları taraftar üzerinde algı yaratmaya çalışır, yeni yeni kurallar uydurulur, hocası milli takım için ayartılır, birden yabancı sınırı getirilir, sonra yine birden getirilen yabancı sınırından vazgeçilir, rakip takımlar "türk futbolu için gerekirse avrupaya 5 sene gitmeyelim" demeye başlar.

    şu ali koç söylemini biraz açmaya çalışırsak; "türk futbolu için gerekirse avrupaya 5 sene gitmeyelim" cümlesinin altında ne yatıyor sizce? sokaktaki adama bile borca batmış kulüplerin öncelikle para kazanmak için avrupaya gitmeye mecbur olduğunu bilir. ekonomi profesörü olmaya gerek yok. ama ali koç diğer boka batmış kulübün hüper başkanını yanına alıp bir panel de bunları söyleyebiliyor. tamam siz gitmeyin, neden kimse gitmiyor??? pek yakın zamanda bu borç durumuyla kendi kulüplerin avrupa yasağı geleceğini çok iyi biliyorlar. bahaneyi hazırlamaya çalışıyorlar.

    2-3 senedir büyük kulüpler içerisinde ekonomisi en sağlam kulübün, gelecek vaadeden tek kulübün, durumunu düzeltmeye en yakın kulübün galatasaray olduğunu söyledik diye ofsaytlara boğulduk, kimi zaman "dursuncu" olduk, kimi zaman "polyanna" olduk. beşiktaş batmaya doğru gidiyor dedik, fikret orman yakında tüpçü muamelesi görürse şaşırmayın dedik "kıskanç" olduk. fener çoktan battı dedik inandıramadık. kulüplerin borçlarından bahsederken türk spor medyası hep neden toplam borçlar üzerinden tartışıyor? neden kulüplerin borçları ayrı ayrı söylenmiyor? 2-3 sene önce sadece galatasaray'ın ekonomisi saatlerce süren programlarda tartışılırken bugün neden yorumcularda tıs yok?

    2 sene önce söylediğimizi tekrar şuraya not düşelim; türkiye'nin bugün itibariyle en güçlü ekonomisi olan kulübü galatasaray'dır. durumunu düzeltmeye en yakın kulüp yine galatasaray'dır. ekonomisini güçlendirecek projeleri ve anlaşmaları olan tek kulüp yine galatasaray'dır. bu durum ali, veli, dursun, mustafa gibi isimlerin değil galatasaray'ın potansiyellerinin eseridir. galatasaray adı olduğu için hayata geçebilmiştir. devir alanların da projeleri boklamak yerine en karlı nasıl devam ederiz üzerine kafa patlatmaları en birinci görevleridir.

    ama maalesef en büyük engelimiz sadece rakipler değil, mevcut "kaos yaratma" yeteneğimiz dillere destan.
  • 5638
    (bkz: 8 kasım 2018 pfdk kararları/#2540177) ile şu entry’de (bkz: kenetlenin başka galatasaray yok/#2542534) düşüncelerimi ifade etmiştim. perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. hemen reaksiyon gösterilmezse galatasaray’ın geleceği için geç kalınacaktır.

    şahsi fikrim yüksek katılım ile kongre üyelerinin özelliklede tüm ağır topların katılması şartıyla tff ve hakem kararları konulu bir oturumun yapılıp galatasaray’ın sahipsiz olmadığı ve güçlü bir yol haritasının planlanıp taraftarlarla birlikte kararlı ve dik bir duruş sergilenmelidir.
  • 5639
    rakiplerinin durumu ekonomik olarak o kadar kotu ki bu yuzden uzerimize oyunlar oynaniyor, senaryolar cizilmis. cok net cok bariz.

    oyun cok acik: galatasaray'i durdurun.

    galatasaray'in bir sene daha sampiyonlar ligi gelirine kavusmasini ne koclu fenerbahce, ne son kursununu bu sene basinda atmis besiktas kaldirabilir. rekabette cok geriye duserler ve galatasaray bir bayern, bir juventus, bir psg dominasyonu yakalar.

    cunku daha riva'dan geliri olacak galatasaray'in. hatali adimlar atmazsa borcunu kapatamayacak durumu yok. rakipler ise ancak vadesi gelen borcunu cevirebilecek kadar plan yapabilecek durumdalar.

    bunu cok net goren ali ve fikret kamuoyu olusturmak icin panellere katilmaya, federasyon uzerinden kulisler cevirmeye basladilar bile.

    bu alcakligin, bu hainligin onune gecebilecek tek camia da galatasaray taraftari sayesinde galatasaray'dir.

    planlar buyuklerin uc olarak kalmasi, tek'e dusmemesi uzerine cizilmis. ayik olun.
  • 5640
    bu sene başında, forvet hattında messi ronaldo ikilisi ile başlasak bile federasyon ve mhk'daki şeref yoksunları sayesinde aynı durumda olacağını düşündüğüm kulubümüz.

    tarihte görülmemiş ve belki de görülmeyecek skandallara imza atılıyor son maçlarda aleyhimize. ite köpeğe takımı oyuncak etmenin manası yok.

    asıl kafamdaki soru bizim gurbetçilerin yoğun yaşadığı bir ülke liginde (bundesliga, eredivisie vb.) misafir takım olarak yer alıp alamayacağımız. monaco örneği gibi dünyada başka bir ülke liginde oynayan yüzlerce kulüp var. bizim için bunun imkanı var mıdır?
  • 5641
    milyonlarca taraftarın sevdiğidir galatasaray. iç çekişmeleri bir kenara bırakıp tüm kulüp, üyeleri ve taraftarlarıyla birlikte hareket etmelidir. önce şu belayı başımızdan def edelim sonra ne halt ederseniz edin. apaçık bir yerlerden destekli bir şekilde üzerimize oynuyorlar. yukarıda söylendiği gibi bir şampiyonlar ligi geliri, bir peşkeşli riva geliri bile arada uçurum yaratacak. bir de üstüne başakşehir denen bir oluşum var, oradan da hasapları olunca apaçık galatasaray'ı bitirmeye çalışıyorlar. biz büyük bir camiayız. bu oyunları biz bir olursak yine yok edebiliriz. buna tüm kalbimle inanıyorum.
  • 5642
    fatih terim nefreti yüzünden üzerine operasyon yapılan canım takımım. 23 kasım cuma galatasaray konyaspor maçından sonra o kadar sinirliydim ki ne yazsam pilot olabilirdim. sezon başından bu yana istisnasız bütün aleyhimize sonuçlanan kritik pozisyonlarda (penaltı ve gol pozisyonları) hakemler var’a bakmadı. bu durumda 25 yaşına kadar her sene düzenli takip ettiğim ligimizi artık takip etmeme kararı aldım. gerçi bu kararı uygulayabilir miyim? onu bilmiyorum. açıkçası yönetimin artık gereken açıklamayı yapmasını bekliyorum. bu sene ligden çekilme kararı bile alınsa 30 milyon galatasaray taraftarı camianın arkasında duracaktır. verilmesi gereken ortak tepki, aklıselim yöneticiler ve camianın ileri gelenleri tarafından alınıp, tüm galatasaraylılar tarafından uygulanmalıdır.
  • 5646
    çok değil 1-2 hafta önce orta sahası tff'ce çökertilmişken akabinde saçma sapan bahanlerle 23 kasım 2018 galatasaray konyaspor maçı'nda 3 puanı elinden alınıp gasp edilmiş sahipsiz sanılan kulüp. insan operasyon yapar ama bu tff ve ekibi gibi bu kadar alenen kör gözün parmağına yapmaz ki yahu. şerefsizliğin/adiliğin bile bir raconu vardır.
  • 5647
    kulüpler birliği açıklamasından sonra bir kez daha ve tekrar anlaşılmıştır ki üzerinde çok büyük oyunların döndüğü ve bu yolda bizden, taraftarından başka kimsenin olmadığı açıkça görülen spor kulübüdür.
    ne darbeler siyasiler görmüş, bugünlere türkiyenin en büyük ve başarılı spor kulübü olarak gelmiş de şimdi sizin küçük ali cengiz oyunlarınızla mı sarsılacak? inandınız mı buna?
App Store'dan indirin Google Play'den alın