23981
taraftarın yine “fatih terim” hastalığına yakalanmaya başladığını gösteren teknik direktörümüz.
kendisini eleştirince utanmaz, arlanmaz oluyorsunuz.
fatih hoca döneminde de bu durum böyleydi.
hem fatih hocanın, hem de kendisinin başarılarını takdir ediyor ve kendilerini de seviyoruz. sözlükte kendisini çok eleştirenlerden biri olarak ben her ikisine de büyük bir sevgi ve saygı besliyorum.
ama yanlışa yanlış denmeyecekse, o zaman bu takım aziz yıldırım, ali koç fenerbahçe’sinden farksız hale gelir. oradaki fark teknik direktöre değil, başkanlara karşı bu sınırsız sevgi ve güven paradoksu.
okan buruk’un galatasaray’ı sahada iyi futbol oynamak isterse oynuyor. ama zaten sorun bu. “isterse” oynuyor.
ben, takımın sonuca gitmesine rağmen bu derece istikrarsız futbol oynamasını büyük bir kusur ve başarısızlık olarak değerlendiriyorum.
fikrime saygı duymayabilirsiniz, ama her sene beş maç iyi, beş maç kötü oynayıp şampiyon olan, avrupa’da “eh işte” bir galatasaray’dan ziyade her sene makine gibi top oynayıp ligi ilk üçte bitiren, her sene avrupa’da en az son 16-çeyrek final yapan bir galatasaray’ı tercih ederim.
4 yıllık maceranın sonunda benim gördüğüm, okan hocanın bunu çok sağlayamayacağı.
bu nedenle ben kendim bir tercih hakkına sahip olsam icardi’ye, osimhen’e, sane’ye 20 milyon ücret verir gibi diego simeone’ye, guardiola’ya, klopp’a yıllık 20 milyon verir ve derwall’in yarattığına benzer bir devrimi yaratmaya çalışırdım.
umarım okan hoca bu sene istikrarlı futbol oynayan, sonuca kolay gidebilen, avrupa’da dikiş tutturabilecek bir kadro ve buna uygun bir futbol mantalitesi inşa eder.
yoksa önümüzdeki sezon düşünüldüğü kadar çantada keklik olmayacak.
kendisini eleştirince utanmaz, arlanmaz oluyorsunuz.
fatih hoca döneminde de bu durum böyleydi.
hem fatih hocanın, hem de kendisinin başarılarını takdir ediyor ve kendilerini de seviyoruz. sözlükte kendisini çok eleştirenlerden biri olarak ben her ikisine de büyük bir sevgi ve saygı besliyorum.
ama yanlışa yanlış denmeyecekse, o zaman bu takım aziz yıldırım, ali koç fenerbahçe’sinden farksız hale gelir. oradaki fark teknik direktöre değil, başkanlara karşı bu sınırsız sevgi ve güven paradoksu.
okan buruk’un galatasaray’ı sahada iyi futbol oynamak isterse oynuyor. ama zaten sorun bu. “isterse” oynuyor.
ben, takımın sonuca gitmesine rağmen bu derece istikrarsız futbol oynamasını büyük bir kusur ve başarısızlık olarak değerlendiriyorum.
fikrime saygı duymayabilirsiniz, ama her sene beş maç iyi, beş maç kötü oynayıp şampiyon olan, avrupa’da “eh işte” bir galatasaray’dan ziyade her sene makine gibi top oynayıp ligi ilk üçte bitiren, her sene avrupa’da en az son 16-çeyrek final yapan bir galatasaray’ı tercih ederim.
4 yıllık maceranın sonunda benim gördüğüm, okan hocanın bunu çok sağlayamayacağı.
bu nedenle ben kendim bir tercih hakkına sahip olsam icardi’ye, osimhen’e, sane’ye 20 milyon ücret verir gibi diego simeone’ye, guardiola’ya, klopp’a yıllık 20 milyon verir ve derwall’in yarattığına benzer bir devrimi yaratmaya çalışırdım.
umarım okan hoca bu sene istikrarlı futbol oynayan, sonuca kolay gidebilen, avrupa’da dikiş tutturabilecek bir kadro ve buna uygun bir futbol mantalitesi inşa eder.
yoksa önümüzdeki sezon düşünüldüğü kadar çantada keklik olmayacak.


