96
beni bilen bilir. dursun özbek ve uğurcan çakır muhalifiyim. ikisinin de galatasaray seviyesinde olmadığı kanaatindeyimdir.
ama dün akşam hiçbirini eleştiren bir entry girmedim. girmeyeceğim de. çünkü benim niyetim gördünüz mü işte haklı çıktım diyebilmek için fırsat kollamak ve ilk fırsatta ben demiştim diyerek insanlara eleştiri oku yöneltmek değil.
ben sadece takımım güçlü ve başarılı olsun isterim. dursun özbek’i oldum olası sevmedim. 3 sene şampiyon olsak nolur olmasak nolur? kendisinin hiçbir payı yoktur bana göre. yakıştırmıyorum onu galatasaray başkanlığına. işler yolunda giderken inşallah tez zamanda kurturuluruz kendisinden dediğim için bazı yazarlardan “hayırdır hocam bilmediğimiz olumsuz bir durum mu var?” diye mesajlar almıştım 2024 başlarında. ya adamın kendisi sorun da anlatamıyorsun işte. bugün bu noktaya geldiysek kazanınca olumsuzluklara göz yummaktan. ben niye konuşayım testi kırıldıktan sonra. liderliği kaybedeceğiz mesela bu akşam. artık bir önemi var mı benim dursun özbek’i eleştirmemin?
uğurcan meselesi ayrı mesele. günay’dan hiçbir fazlası yok bana göre. ben yerli kaleci sevmem. yetiştiremiyoruz. bana uğurcan’ı beğenmiyorum diye ofsayt yağmuru tutuldu. ama dün akşamdan sonra eleştirsem ne olur eleştirmesem ne olur? testi kırıldı sonuçta.
nasrettin hoca, suya gönderdiği çocuğun eline testiyi vermiş ve;
“–testiyi kırmadan getir.” diyerek bir de tokat patlatmış.
yanındakiler hocaya söylenmişler:
“–hocam, çocukcağız testiyi kırmadı ki, tokat atıyorsun! bu yaptığın doğru bir iş değil!”
hoca istifini bozmadan cevap vermiş:
“–doğru söylüyorsunuz; ancak testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?”
bu saatten sonra işler iyiyken yanlışlara susanları dinleyeceğiz gibi duruyor. kolay gelsin, hayırlı işler.
ama dün akşam hiçbirini eleştiren bir entry girmedim. girmeyeceğim de. çünkü benim niyetim gördünüz mü işte haklı çıktım diyebilmek için fırsat kollamak ve ilk fırsatta ben demiştim diyerek insanlara eleştiri oku yöneltmek değil.
ben sadece takımım güçlü ve başarılı olsun isterim. dursun özbek’i oldum olası sevmedim. 3 sene şampiyon olsak nolur olmasak nolur? kendisinin hiçbir payı yoktur bana göre. yakıştırmıyorum onu galatasaray başkanlığına. işler yolunda giderken inşallah tez zamanda kurturuluruz kendisinden dediğim için bazı yazarlardan “hayırdır hocam bilmediğimiz olumsuz bir durum mu var?” diye mesajlar almıştım 2024 başlarında. ya adamın kendisi sorun da anlatamıyorsun işte. bugün bu noktaya geldiysek kazanınca olumsuzluklara göz yummaktan. ben niye konuşayım testi kırıldıktan sonra. liderliği kaybedeceğiz mesela bu akşam. artık bir önemi var mı benim dursun özbek’i eleştirmemin?
uğurcan meselesi ayrı mesele. günay’dan hiçbir fazlası yok bana göre. ben yerli kaleci sevmem. yetiştiremiyoruz. bana uğurcan’ı beğenmiyorum diye ofsayt yağmuru tutuldu. ama dün akşamdan sonra eleştirsem ne olur eleştirmesem ne olur? testi kırıldı sonuçta.
nasrettin hoca, suya gönderdiği çocuğun eline testiyi vermiş ve;
“–testiyi kırmadan getir.” diyerek bir de tokat patlatmış.
yanındakiler hocaya söylenmişler:
“–hocam, çocukcağız testiyi kırmadı ki, tokat atıyorsun! bu yaptığın doğru bir iş değil!”
hoca istifini bozmadan cevap vermiş:
“–doğru söylüyorsunuz; ancak testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?”
bu saatten sonra işler iyiyken yanlışlara susanları dinleyeceğiz gibi duruyor. kolay gelsin, hayırlı işler.

