1898
ben yaklaşık 2 yıldır galatasaray sözlük yazarıyım ve burada yazmaktan gerçekten çok mutluyum.
her ne kadar 19 temmuz 2018'de sözlüğümüze yazar olmuş olsam da galatasaray sözlük'ü takip etmeye başlamam çok eski zamanlara dayanıyor.
şüphesiz ben bilir kişi, otorite veya uzman değilim.
uzun süre düşündükten sonra, naçizane, bir konuda düşüncelerimi dilim döndüğünce ifade etmeye karar verdim.
tüm açıklığımla yazmak istiyorum. ben belirli konularda entry girerken, görüşlerimi belirtirken korkarak yazıyorum.
korkuyorum; çünkü üzerimde baskı hissediyorum.
"bu baskı nasıl bir baskı?" derseniz, bunu tam anlamıyla tarif edemem. ama hissediyorum işte.
tahmin ediyorum ki benim gibi düşünen ve hisseden yazarlarımız da vardır.
bana kalırsa mutabık olmamız gereken bir husus var.
hepimiz galatasaraylıyız.
hepimizin ortak çabası galatasaray. burada ortak paydamız galatasaray.
galatasaray'ı çok seviyoruz, hepimiz galatasarayla yaşıyoruz.
hepimiz her zaman aynı görüşte olamayız. bu mümkün değil.
o zaman neden fikir ayrılığına düştüğümüzde birbirimizi hedef alarak yazıyoruz zaman zaman?
eğer katılmadığımız bir entry okursak, düşüncemizi belirtmenin pek çok yolu var.
örneğin mesaj atarak, entry sahibiyle bu konuyu güzel bir üslupla değerlendirebiliriz.
belki de bu değerlendirme sonucunda görüşlerimiz benzeşir.
belki de benzeşmez, bunun önemi yok.
belki de yepyeni dostluklara, arkadaşlıklara yelken açarız böylelikle.
bir entry için birbirimizi kırmaya değer mi?
bir sözlük yazarı bir galatasaray sporcusuna sempatiyle bakıyor diye, girdiği entry ofsaytlanmalı mıdır mesela?
iğneleyici, üzücü, kırıcı, yaralayıcı entry girersek ne kazanacağız?
haklı çıktığımızı düşünerek tatmin olunca ne elde edeceğiz?
bize madalya mı takılacak?
burada birbirimize karşı haklı çıkmaya mı çalışıyoruz?
şahsen amacım asla birisine karşı haklı çıkmak veya "zafer kazanmak" değil.
benim galatasaray sözlük çatısı altında olmamın yegane nedeni burayı sevmemdir.
burada olmayı istemem ve buraya ait olduğumu düşünmemdir galatasaray sözlük'e yazar olmaktaki saikim.
sadece burası için söylemiyorum.
kalpleri kazanmak her zaman gönül kırmaktan çok daha iyidir.
hayat bir süreç.
her anının kıymetini bilmemiz gereken bir zaman dilimi.
ve bana göre hayat, her zaman iyilik adına çabalamamız gereken, iyiliğin izinden gitmemiz gereken bir süreç.
buraya kadar okuyup da sıkılanlar olduysa, onlardan da özür diliyorum.
haddim değil tabii ki insanlara hayat dersi vermek.
kaldı ki çok tecrübeli biri de değilim, 28 yaşındayım. :)
ben sadece sıkıntı duyduğum bir hususu açık yüreklilikle yazmak istedim.
amacım sadece sözlüğümüzle ilgili hislerimi anlatmaktı, bir polemik ortamı oluşturmak değildi asla.
covid-19 pandemisi nedeniyle duran süper lig 12 haziran 2020'de kaldığı yerden devam edecek.
inanıyorum ki galatasaray süper lig 2019-2020 sezonunu şampiyon olarak tamamlayacak.
hepimiz biliyoruz ki futbol maçları üç ihtimalli.
ya kazanırsınız, ya berabere kalırsınız, ya da kaybedersiniz.
elbette sporda zaman zaman desteklediğimiz takım yenilebilir.
o zaman ne yapacağız?
üzüntü ve stresle birlikte aklımıza her geleni sözlüğe yazacak mıyız?
benim açımdan bu sorunun cevabı "hayır" olur her daim.
gerçek bir sporsever bence duygularına hakim olmalıdır.
sporun sürgit devam eden, tatlı bir rekabet olduğunu, hayatımızdaki tek ve en önemli şey olmadığını, her sezonun ardından yeni bir sezon başlayacağını, yeni umutlarla yeni sezonlara hazırlanacağımızı, her takımın her zaman en üst noktada performansa sahip olmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu bilmeliyiz.
kuşkusuz biz taraftarız. galatasaraylıyız.
elbette istemediğimiz bir skorla sahadan ayrıldığımızda takımımız, üzülüyoruz.
ama bir sonraki maç için yeniden takımımızı umutla, heyecanla destekliyoruz değil mi?
kendi adıma konuşuyorum. ben böyle yapıyorum.
her kaybedilen maçın sonrasında kazanılacak bir maç mutlaka vardır.
her şampiyon olunamayan sezonun sonrasında şampiyon olunacak bir sezon vardır.
dünyada tek bir takım yoktur ki tarihi boyunca kazansın veya tarihi boyunca kaybetsin.
galatasaraylılar olarak vakur tutumumuzu korumamız gerektiğine inanıyorum kazandığımızda da kaybettiğimizde de.
şahsım adına, ben sözlük yazarlarımızı, yazar olma aşamasında olanları, burayı takip edenleri, tüm galatasaraylıları ve dahası tüm insanları seviyorum.
kalbimizde sevgi varken, inanın ki üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur.
sevgiyle kalın, hoşgörüyle kalın.
"dünyada yenilmez kimse, yenilmeyen takım, yenilmeyen ordu, yenilmeyen kumandan yoktur. yenilgilerden sonra üzülmek de tabiidir. ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. yenilen, toparlanarak kendini yeneni yenmek için olanca gücü ile, azimle daha çok çalışmalıdır."
yüce önder mustafa kemal atatürk
her ne kadar 19 temmuz 2018'de sözlüğümüze yazar olmuş olsam da galatasaray sözlük'ü takip etmeye başlamam çok eski zamanlara dayanıyor.
şüphesiz ben bilir kişi, otorite veya uzman değilim.
uzun süre düşündükten sonra, naçizane, bir konuda düşüncelerimi dilim döndüğünce ifade etmeye karar verdim.
tüm açıklığımla yazmak istiyorum. ben belirli konularda entry girerken, görüşlerimi belirtirken korkarak yazıyorum.
korkuyorum; çünkü üzerimde baskı hissediyorum.
"bu baskı nasıl bir baskı?" derseniz, bunu tam anlamıyla tarif edemem. ama hissediyorum işte.
tahmin ediyorum ki benim gibi düşünen ve hisseden yazarlarımız da vardır.
bana kalırsa mutabık olmamız gereken bir husus var.
hepimiz galatasaraylıyız.
hepimizin ortak çabası galatasaray. burada ortak paydamız galatasaray.
galatasaray'ı çok seviyoruz, hepimiz galatasarayla yaşıyoruz.
hepimiz her zaman aynı görüşte olamayız. bu mümkün değil.
o zaman neden fikir ayrılığına düştüğümüzde birbirimizi hedef alarak yazıyoruz zaman zaman?
eğer katılmadığımız bir entry okursak, düşüncemizi belirtmenin pek çok yolu var.
örneğin mesaj atarak, entry sahibiyle bu konuyu güzel bir üslupla değerlendirebiliriz.
belki de bu değerlendirme sonucunda görüşlerimiz benzeşir.
belki de benzeşmez, bunun önemi yok.
belki de yepyeni dostluklara, arkadaşlıklara yelken açarız böylelikle.
bir entry için birbirimizi kırmaya değer mi?
bir sözlük yazarı bir galatasaray sporcusuna sempatiyle bakıyor diye, girdiği entry ofsaytlanmalı mıdır mesela?
iğneleyici, üzücü, kırıcı, yaralayıcı entry girersek ne kazanacağız?
haklı çıktığımızı düşünerek tatmin olunca ne elde edeceğiz?
bize madalya mı takılacak?
burada birbirimize karşı haklı çıkmaya mı çalışıyoruz?
şahsen amacım asla birisine karşı haklı çıkmak veya "zafer kazanmak" değil.
benim galatasaray sözlük çatısı altında olmamın yegane nedeni burayı sevmemdir.
burada olmayı istemem ve buraya ait olduğumu düşünmemdir galatasaray sözlük'e yazar olmaktaki saikim.
sadece burası için söylemiyorum.
kalpleri kazanmak her zaman gönül kırmaktan çok daha iyidir.
hayat bir süreç.
her anının kıymetini bilmemiz gereken bir zaman dilimi.
ve bana göre hayat, her zaman iyilik adına çabalamamız gereken, iyiliğin izinden gitmemiz gereken bir süreç.
buraya kadar okuyup da sıkılanlar olduysa, onlardan da özür diliyorum.
haddim değil tabii ki insanlara hayat dersi vermek.
kaldı ki çok tecrübeli biri de değilim, 28 yaşındayım. :)
ben sadece sıkıntı duyduğum bir hususu açık yüreklilikle yazmak istedim.
amacım sadece sözlüğümüzle ilgili hislerimi anlatmaktı, bir polemik ortamı oluşturmak değildi asla.
covid-19 pandemisi nedeniyle duran süper lig 12 haziran 2020'de kaldığı yerden devam edecek.
inanıyorum ki galatasaray süper lig 2019-2020 sezonunu şampiyon olarak tamamlayacak.
hepimiz biliyoruz ki futbol maçları üç ihtimalli.
ya kazanırsınız, ya berabere kalırsınız, ya da kaybedersiniz.
elbette sporda zaman zaman desteklediğimiz takım yenilebilir.
o zaman ne yapacağız?
üzüntü ve stresle birlikte aklımıza her geleni sözlüğe yazacak mıyız?
benim açımdan bu sorunun cevabı "hayır" olur her daim.
gerçek bir sporsever bence duygularına hakim olmalıdır.
sporun sürgit devam eden, tatlı bir rekabet olduğunu, hayatımızdaki tek ve en önemli şey olmadığını, her sezonun ardından yeni bir sezon başlayacağını, yeni umutlarla yeni sezonlara hazırlanacağımızı, her takımın her zaman en üst noktada performansa sahip olmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu bilmeliyiz.
kuşkusuz biz taraftarız. galatasaraylıyız.
elbette istemediğimiz bir skorla sahadan ayrıldığımızda takımımız, üzülüyoruz.
ama bir sonraki maç için yeniden takımımızı umutla, heyecanla destekliyoruz değil mi?
kendi adıma konuşuyorum. ben böyle yapıyorum.
her kaybedilen maçın sonrasında kazanılacak bir maç mutlaka vardır.
her şampiyon olunamayan sezonun sonrasında şampiyon olunacak bir sezon vardır.
dünyada tek bir takım yoktur ki tarihi boyunca kazansın veya tarihi boyunca kaybetsin.
galatasaraylılar olarak vakur tutumumuzu korumamız gerektiğine inanıyorum kazandığımızda da kaybettiğimizde de.
şahsım adına, ben sözlük yazarlarımızı, yazar olma aşamasında olanları, burayı takip edenleri, tüm galatasaraylıları ve dahası tüm insanları seviyorum.
kalbimizde sevgi varken, inanın ki üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur.
sevgiyle kalın, hoşgörüyle kalın.
"dünyada yenilmez kimse, yenilmeyen takım, yenilmeyen ordu, yenilmeyen kumandan yoktur. yenilgilerden sonra üzülmek de tabiidir. ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. yenilen, toparlanarak kendini yeneni yenmek için olanca gücü ile, azimle daha çok çalışmalıdır."
yüce önder mustafa kemal atatürk

