4122
yıllardır galatasaray taraftarının içinde sıkışmış bir duygu var. avrupa'nın büyük takımlarından biri olabilme ihtirası... ve saçma mastar durumlar. bu hedefe saçma sapan maçlardan dolayı ulaşamamak. bilmek aslında içten içe... biliyoruz onlardan farkımız olmadığını. biliyoruz biraz şans biraz inanç ve biraz da tekrar eden başarıyla bu işlerin olabileceğini. oyuncular yerlerinde oynasa eldeki iyi topçular tutulsa, bir de yıldız gelse... biliyoruz daha önce yaptık. dünya'nın en iyi kadrosu değildi üstelik de bunu başaran. en parlak alt yapısı da değildi. yarı finale gelirken de öyle kupaları alırken de. kanımca en büyük laneti her gelen hocaya sıfırdan galatasaray'ı anlatmak. öyle bir lanet ki bu çocuğunu yuvaya veren anne baba gibi. biliyoruz çocuk için neyin iyi olduğunu. en hatalı düşünen bile 2 maç sonra evet çift forvet yanlışmış diyebiliyor. yanlış yapıyorsun diye bağırıyoruz kimi zaman "arif arif arif" diye saftig'e geleceği gören truva'lı cassandra'nın kimseyi inandıramaması gibi içimizde çaresiz bir hüzünle oturuyoruz. kimi zaman da inanıyoruz bir hocaya. hiç değilse adam diyoruz, hiç değilse bir sistemi var diyoruz 4-3-3 oynatıyor diyoruz rüyalara dalıyoruz. neyse ya.. sıradaki hoca gelsin lütfen.

