• 4101
    takım öndeyken gerçekten rakibi boğan ve ödünü patlatan müthiş bir itici güç. ama skor olarak gerideyken, işler kötü giderken, takım formsuzken homurdamaktan ve kendi futbolcularını günah keçisi ilan etmekten başka bir şey yapmayan, takımı olumsuz etkileyen bir organizma. maalesef 2000 senesinden sonra türkiye'nin en şımarık taraftarı galatasaray taraftarı olmuştur. takımın iyi günlerine hiç lafım yok. işler yolunda giderken gerçekten takım arkasına taraftarın o müthiş itici gücünü alıp olağanüstü işler başarmaya alışkın bir takım. ama bu günlerde gerçekten selçuk'tan burak'tan daha çok taraftarımıza tepkiliyim.
  • 4103
    türkiye'de her şeyde olması gerekenin tam tersi var.
    işçiler, çiftçiler, ezilenler, fakirler kısacası esasında solun temsil etmesi gereken kitleler sağa oy verirken, geçim derdi olmayanlar, okumuşlar, sermayeyi yöneten veya sermayeden ekmek yiyenler yani esasında sağın temsil etmesi gereken kitlelerse sola (yani sol denmez ona da işte, solumsu, çakma sol diyelim) oy verir.
    iktidar mesela karşıt görüşleri susturmak için yapmadık çakallık bırakmaz ama en demokratik biziz diye pazarlar propagandasını.

    taraftar destek olmalı argümanı da böyle.
    yeri geldiğinde eleştirmek, yeri geldiğinde ıslıklamak, esas taraftarlıktır.
    futbol sonuçta teorik fizik değil, yöneylem değil, uzaya füze gönderilmiyor, biri kötüyse kötüdür. biri inatla kötüyse bu daha kötüdür. biri inatla kötüyken kötü olduğunu kabul etmiyor ve hoca(lar) tarafından da kesilmiyorsa çok çok çok kötüdür bu.
    taraftar da yeri geldiğinde eleştirisini yapmalı, yeri geldiğinde ıslıklamalıdır.
    sevdiğin renklerin sömürülmesine sessiz kalmak taraftarlık değil; bilakis ihanettir.

    ancak onun dışında, genel olarak galatasaray taraftarı'nın takım iyiyken coştuğu kötüykense sustuğu söylenebilir.
    bizde bu da ters.
    normalde taraftar takımı ateşler; bizde takım taraftarı ateşliyor.

    şu an en az günahı olan taraftardır velhasıl.
    rızkından, ailesiyle-sevdikleriyle geçireceği zamandan fedakârlık yaparak takımını izlemek için stadyuma giden veya izleyemeyeceği durumda takıma destek olmak için ürün alan, hatta bunları yapmasına gerek yok; herhangi bir karşılık olmaksızın bu renkleri seven insanlarla, bu kulüpten dünyalığını yapan kimseyi karşılaştırmamak gerekir.
    şurada bile hiçbirimizin hiçbir çıkarı yok.
    birbirimize kızıyoruz ediyoruz ama hepimiz kendimize göre doğru olanı, bu renkler için iyi olduğuna inandığımız şeyleri savunuyoruz.
    karşılığında herhangi bir şey alan var mı?
    yok.
    o yüzden, bir suçlu aranacaksa en son taraftardır sorumlu.
    bunca sıkıntının üzerine bir de passolig sülüğü üzerine yapıştırılmış taraftar.
    taraftarın birincil sorumluluğu sevmektir. peşinden yanlışa yanlış diyebilmek gelir. sevdiğine zarar verenin karşısında durmak gelir; sırf üzerinde sevdiği renkler var diye zarar verene sessiz kalmak, zarar vereni desteklemeye devam etmek değil.
  • 4104
    bu dünya ya çile çekmeye gelmişlerdir.
    takım iyi olur - tribünler kötü olur.
    tribünler iyi olur - yönetimsel sorunlar çıkar.
    yönetim harika olur- teknik ekip de bi aksaklık olur.
    teknik ekip düzgün işler- hoop muhalefet kanadı bi çomak sokar.
    muhalefet kanadı susar- bu sefer de yönetimden çatlak sesler yükselir.
    tam her şey düzeldi deriz kentlenme zamanı deriz bi bakmışsın olmadık bi yerden ceza yada yalan yanlış haberler çıkmış.
    valla bu taraftara allah peygamber sabrı versin.
  • 4105
    isimlere takılmadan takımını desteklemesi gerekendir. gerçekten böyledir. ne terimin gidişi ne aysalın gidişi en ufak bir öfke, üzüntü ya da mutluluğa sebep olmadı bende. yalman'lar, feldkamp'lar, hollman'lar, denizli'ler, derwall'ler, saftig'ler, souness'lar, falko'lar, korkmaz'lar, şükür'ler,gütschow'lar, saunders'lar, süren'ler,polat'lar,hagi'ler,ilie'ler,capone'ler, batista'lar,akyel'ler, sezgin'ler. neler gördük neler. iyi günlerde oluyor kötü günlerde oluyor. siz siz olun kendinizi, ne başkanınızı, ne teknik direktörünüzü ne oyuncunuzu, sporun adaleti bozmadığı, fesatlar karıştırmadığı, masa başında maç kazanmadı sürece üzmeyin. daha kimler gelecek kimler gidecek. sakin olun ve unutmayın. bize her sevdadan geriye kalan sadece galatasaray. gerisi boş.
  • 4106
    (bkz: 26 eylül 2014 galatasaray sivasspor maçı)

    imkanın varsa, bu maça gideceksin arkadaş!

    "yok cuma günüydü", "yok sevgilimle programım var", "yok zaten takım iyi oynamıyor" gibi envai çesit bahaneleri kabul etmiyorum. bazı maçlar vardır, bütün sezonun gidişatını belli eder. bu maçta, onlardan bir tanesi olabilecek türde. daha ligin 4. haftası olması bile bu durumu değiştirmez. elbette ki galatasaray bu maçı kazanırsa her şey aniden düzelmeyecek, ama önümüze daha rahat bakmak için bir vesile olacak.

    onun için galatasaray taraftarı'nın takınacağı tavır, vereceği destek çok elzem. kötü günde sevdiğinin (aile, eş-sevgili, arkadaş, takım) yanında olmak, ona bu dönemlerde destek vermek her zaman daha kutsaldır benim nezdimde. bütün önyargılarınızı bir kenara bırakın, artık tüm futbolcularımıza sahip çıkalım. eleştirmeyin demiyorum! her şeyi yeri ve zamanında yapalım. kişiler üzerinden galatasaray'a zarar vermeyi bırakalım artık. bu takım! bizim karşılıksız gönül verdiğimiz takım.

    bazıları tarafından bazen küstahça, aile bireylerimizden ise genelde naif duygularla

    "galatasaray sana ekmek mi veriyor?" dendiğinde,

    hunharca savunduğumuz takımdan bahsediyorum... galatasaray lan bu!

    köstek olma artık, destek ol!

    daha yüksek sesle, inadına bugün de galatasaray!

    http://fc07.deviantart.net/...elifodul-d6q5d73.jpg
  • 4108
    kocaeli de oturuyorum. vardiyalı bir işte çalışıyorum. doğal olarak bırakın her maça gitmeyi 4-12 vardiyasına denk gelen maçları izleyemiyorum. son 3 yıldır yılda ortalama 3-4 maça ancak gidebildim. şimdi passolig çıktı artık bir nevi tribünde maç izleme şansımızda kalmadı. bu kartı çıkaranlara aklıma geldikçe sövüyorum. yılda bir kaç maç canlı izliyorduk onu da çok gördü şerefsizler.
  • 4111
    bu tarafta çok çok yanlış bir algı söz konusu. 1 ekim 2014 arsenal galatasaray maçında yaşadığımız hezimet karşısında ses çıkarmak takımı satmak veya iyi gün taraftarı olmak ile sıfatlandırılıyor. şimdi kardeşim sende galatasaraylısın bende galatasaraylıyım ikimizde arsenal'in daha derli toplu bir takım olduğunun farkındayız bize göre çok daha iyi imkanlara sahipler en basitinden onların 4'ten fazla kaliteli forvet alternatifi varken senin elinde umut ve pandev dışında forvet alternatifi yok. tüm bunlar karşısında emirates'den yenilgiyle ayrılmamız şaşırılacak bir durum değil ama arsenal gibi kanatları göz açıp kapayıncaya kadar korner çizgisine inen bir takıma karşı sahaya 3-5-2 denen zırvalıkla çıkan galatasarayı görüp, yediğimiz 2.golden sonra müdahele yapmayı aklının ucundan geçirmeyen bir teknik direktöre sahipsen çıldırmakta da son derece haklısın. o yüzden kimse kimsenin galatasaraylılığını sorgulamasın sen tüm bunları görüp teknik direktörüne ses çıkarmayabilirsin ama ben çıkarırım galatasaray deneme tahtası değildir, bu kadar basit.
  • 4112
    ben bu taraftar özelinde genel olarak memleket taraftarının psikolojisini anlayamıyorum. adam dünkü arsenal maçındaki yenilgiye hezimet diyor. bakıyorsun karşında futbolun beşiği olan ülkenin en iyi, üst düzey takımlarından biri. sen ise arada bir başarılı olan vasat bir futbol ülkesisin. ee? ne bekliyorsun? normali 4-1 yenilmek zaten. sen her sene arsenal, chelsea, barcelona, bayern münich 'i yeniyorsun sanki. 100 maç yapsak 90'ında yeniliriz biz. ee niye bu kadar tatava? arada bir yeniyorsun diye o üst düzey takımları her zaman yenebilir misin? tam tersi. maç sayısı arttıkça üst düzey takımlarla arandaki fark belli olur.

    deplasmanda aciz bir şekilde dolanan ve dolanması normal olan bir takımın taraftarıyız biz. hiçbir hücum organizasyonu olmayan bir takımız. arsenal'e senin her zaman yenilmen normal. onları yenmen anormal olan zaten. tarih boyunca bu böyle. bizim bu tür takımları yenmemiz tesadüf. anlık, günlük, aylık mücadelerle kazanılmış başarılar uzun vadeye yayılmıyor işte. senin 10 yıllık, 20 yıllık bir planın olmadığı için arsenal'i 'yenmen' imkansız. bunun farkında olsak hani başka bir deyişle haddimizi bilsek daha mutlu olacağız. ama kendimizi arsenal zannediyoruz. onun için de arsenal gibi bir takıma 4-1 yenilmekle mutsuzluğun dibini görüyoruz.
  • 4113
    yekpare olarak hollanda, belçika gibi liglerin ortalama takımlarına bile -görece ikinci lig takımı bile olabilir- avrupa kupalarında çok yol kat ettirebilecek topluluktur. bunu aslında fenerbahçe ve beşiktaş taraftarı için de varsayabiliriz. zaman, taraftarın transfer olma zamanıdır. o zaman belki bize de değer veren çıkar. madem tarlayı borsaya döndürdünüz; biz de tribünü borsaya döndürelim anasını satayım.
  • 4116
    isterdim ki güzel bir tatil yazısı olsun,
    ama akıllarda futbolcu - taraftar kapışması, avrupa'da yaşanan mağlubiyet, seçim öncesi gerginlikler, ve diğerleri...

    başlayalım...

    şu ülkedeki en vakur, en kafası karışık, en haklı ama en ne yapacağını bilemeyen taraftar grubudur galatasaray taraftarı.
    her yeni gelişmede bunu görmek sıradanlaştı artık.

    ki ben, bu grubun üyesi olmaktan onur duyarım, o ayrı...

    desteklediği takım, türkiye'nin tüm zamanlarının en başarılı futbol kulübüdür.
    basketbol ve diğer branşlarda memleketi en iyi şekilde temsil de etmiştir.
    doğuşu, "türk olmayan takımları yenmek" felsefesinden ileri gelir.
    kurucuları, memleketin aydın insanlarıdır.
    sembol oyuncuları, futbol dünyasındaki karakter boşluğunu doldurmaktadır.

    bu liste uzayıp gider,
    ama taraftarın girdiği kötü psikoloji bir türlü geçmez;
    sadece şekil değiştirir.

    örneğin, memlekette şike yapılır.
    uefafalan kabul eder,
    boru değil sonuçta,
    şikedir.

    şikeyi yapan tarla sürücü kulüp ceza almaz,
    üstelik, galatasaray'ın da ezeli rakibidir.
    taraftar, haliyle delirir...

    ne yapacağını bilemez...

    içinden çıkan adamların, günü geldiğinde kendine ihanet ettiğini görür taraftar...
    tepki koyar, kızar,
    ama çok geçmeden, o adamlarla kazandığı başarıların videolarını izler internette;
    kahrolur be kardeşim...

    ne yapacağını bilemez...

    sahasında, deplasmanda, yurt içinde, yurt dışında,
    fizanda olsa gider maça taraftar.
    dişinden, tırnağından artırır da gider,
    gidemese forma alır, bir şekilde destek olur kulübe...
    dangalak üç beş topçu, ruhsuz ruhsuz oynar sahada,
    başarı gelmez,
    delirir taraftar...

    ne yapacağını bilemez...

    kötü oynayan takım için taraftar seferber olur,
    stadyumda takım her dakika desteklenir,
    gidemeyenler biletlerini gidebilecek durumda olanlara verir ücretsiz ya da ucuza,
    koftiden bir 3 puanla moraller yeşerecekken,
    elin oğlu gelip 4 çakar,
    sahaya meşale atar taraftar...

    o anda, çok da sikindedir sanki kulübün ceza alıp almayacağı,
    çünkü çıldırmıştır, sinirlenmiştir, beklentileri kırılmıştır, hayalleri yok olmuştur...

    haliyle, ne yapacağını bilemez taraftar...

    şimdi görüyoruz ya haberlerde,
    şu futbolcuya tepki,
    bu futbolcuya yuhalama falan diye...

    ben taraftarın yanındayım birader.
    adam gibi oynamayan, siktirsin gitsin.

    ne adı önemli, ne nerede yetiştiği, ne de bugüne kadar yaptıkları.
    şunu bir türlü anlayamadık,
    önemli olan galatasaray!

    başarı yoksa, futbolcu neden hala o formanın içinde var?

    boşuna birbirinize kızmayın.
    sen de haklısın, ben de haklıyım, o da haklı.

    tribünde yuhalayanda haklı,
    yuhalamayıp destek olan da haklı,

    sahaya meşale atan da haklı,
    atılmasını önlemeye çalışan da haklı,

    havaalanında futbolcu ile kapışan taraftarda haklı,
    o futbolcuyaçiçek veren adam da haklı...

    yönetim haksız,
    futbolcular haksız,
    federasyon haksız...

    taraftar ne yaparsa yapsın, haklı kardeşim...
    yoktur dünya üzerinde, bu kadar sikko durumun içinde, bizimkiler kadar ne yapacağını bilemeyen taraftar...

    2 gün sonra, uğruna birbirinizi kırdığınız adamlar, milyon eurolar için siktir olup gidecek,
    stadyum tuvaletinde yine biz göt göte işeyeceğiz...
  • 4117
    ikiye ayrilir

    1- galatasarayi olumune, karsiliksiz, yurekten sevenler, hayatini galatasaray adamis galatasaray romantikleri, buyuk basarilari ''koyduk mu'' degil de goz yaslariyla kutlayanlar.

    2- galatasaray'i iste, okulda, kahvede ese dosta hava atmak icin sevenler. bu grup icin galatasaray, hayattaki basarisizliklarini orten, toplum icinde yerlerde surunen egolarini bir az olsun yukari ceken bir aractir. hayatta basaramadiklarinin yerine galatasarayin basarilariyla kendilerini avutur, ilk kotu sonucta, futbolcuya hocaya baskana yoneticiye kufurler sallar, takim kotu gittikce gozlerden kaybolurlar.
  • 4119
    çoğunda garip bir algı oluşmuş gördüğüm kadarıyla. herkes bize düşman, basın yalan yazıyor, tff bize düşman vs. vs. tamam da abiciğim bunlar yeni olan şeyler değil ki zaten, bu ülkenin yıllardır boku çıkmış durumda zaten. passolig falan derken insanların maçlara gelmemesine saygı duyuyorum ama 90 bin passolig almışken galatasaray taraftarı o stadın dolmamasına saygı duymuyorum. iki sene önce ki başarılı takım olsa şuan bilet bulamıyor, yapılan karaborsaya küfür ediyor olurduk. şimdi takımın en çok desteğe ihtiyacı olduğu dönemde, hiç olmadığı kadar düşmanımızın olduğu dönemde takıma destek olmuyoruz. neden? çünkü ortada başarılı bir takım yok. bizim destek anlayışımız iyi günden ibaret çünkü. o yüzden kimse yok bize şu düşman, yok basın yalan yazıyor, yok bu dönen oyunlar sonrası futboldan keyif almıyorum falan demesin. bugün destek olmayacaksında, ne zaman destek olacaksın takımına?
  • 4122
    yıllardır galatasaray taraftarının içinde sıkışmış bir duygu var. avrupa'nın büyük takımlarından biri olabilme ihtirası... ve saçma mastar durumlar. bu hedefe saçma sapan maçlardan dolayı ulaşamamak. bilmek aslında içten içe... biliyoruz onlardan farkımız olmadığını. biliyoruz biraz şans biraz inanç ve biraz da tekrar eden başarıyla bu işlerin olabileceğini. oyuncular yerlerinde oynasa eldeki iyi topçular tutulsa, bir de yıldız gelse... biliyoruz daha önce yaptık. dünya'nın en iyi kadrosu değildi üstelik de bunu başaran. en parlak alt yapısı da değildi. yarı finale gelirken de öyle kupaları alırken de. kanımca en büyük laneti her gelen hocaya sıfırdan galatasaray'ı anlatmak. öyle bir lanet ki bu çocuğunu yuvaya veren anne baba gibi. biliyoruz çocuk için neyin iyi olduğunu. en hatalı düşünen bile 2 maç sonra evet çift forvet yanlışmış diyebiliyor. yanlış yapıyorsun diye bağırıyoruz kimi zaman "arif arif arif" diye saftig'e geleceği gören truva'lı cassandra'nın kimseyi inandıramaması gibi içimizde çaresiz bir hüzünle oturuyoruz. kimi zaman da inanıyoruz bir hocaya. hiç değilse adam diyoruz, hiç değilse bir sistemi var diyoruz 4-3-3 oynatıyor diyoruz rüyalara dalıyoruz. neyse ya.. sıradaki hoca gelsin lütfen.
  • 4123
    herhalde bugün bu başlığa yazma günüm. tespitlerin ardı arkası kesilmiyor amk. takım kötü gitmeye başlar ve sebebi bellidir aslında. saçma oyuncular ve onları tercih eden hocalar. işte tam bu sırada anlamsızca iyi oynayan oyuncular eleştirilir. semih kaya, emre çolak, elano, arda turan vs... ulan sıkıntı belli işte sıkıntılar giderilse o adamlar hata yaptıkları poziyonların içinde olmayacaklar bile. neden elindeki doğru düzgün şeyleri atasın gelir? allah bilir.
  • 4125
    aralarında iyi oyuncuları için "galatasaray'da değil, ilk 10 avrupa takımında oynamalı" minvalinde yazıp kendisini yine de galatasaray taraftarı olarak tanımlayanlar var.
    futboldan çok anlamamayı, analiz yeteneğindeki zayıflığı falan bir noktaya kadar anlarım da, "biz çok kötüyüz:( bizi bırak kendini kurtar:(" düşüncesindeki sakatlığı algılayamayanlarla ne konuşacaksın? hiç mi etrafınızda galatasaraylılığın ne olduğunu anlatacak insan yok?
    yazık gerçekten yazık.
App Store'dan indirin Google Play'den alın