• 1026
    artık sadece doğası cennet olan ülkem.

    önce sivas maçının önemini belirten bir girdi yazacaktım. sonra 1959 öncesi şampiyonluk yalanından bahsedecektim. rıdvan hakkında konuşacak, ali koç' u eleştirecektim.

    ta ki bir kız çocuğu ve annesinin başına gelen bir haberi tıklayana kadar.

    futbolla alakalı tüm düşüncelerim tası tarağı topladı s.ktirdi gitti beynimden.

    utandım, yazdığımı da sildim.
  • 1027
    ülkemizin en büyük sorunu: ülke insanımızın ahlaki açıdan kötü olmasıdır. evet açıkca ahlaksız bir toplumuz. bu ülke sadece kendisini düşünen, birbirinin kuyusunu kazan, sürekli bir hırs ile insanları ezerek omuzlarına basarak yükselmeye çalışan insanlar yığınlarından oluşuyor. iktidar değişse bile (ben bu iktidardan nefret ediyorum hiçbir zaman desteklemedim) hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyorum. bir ülke ahlaki açıdan çökmüşse onu hiçbir şey yüceltemez.
  • 1028
    şu an hangi ilinde, ilçesinde olursanız olun sokağa çıkıp "kayyum rektör istemiyoruz" diye bağırdığınızda başınıza kan ter içinde sanki kandil'den inmiş örgüt lideriymişsiniz gibi üşüşecek onlarca polisin, yüzlerce şikayette bulunmanıza, sokak ortasında öldüresiye dayak yemenize rağmen bir köşede uzakta keyifle izlediği ülkedir.

    aklınızda bulunsun acil yardım çağrıları aşağıdaki gibidir.

    acımızdan ölüyoruz hayat çok pahalı
    kayyum rektör istemiyoruz
    hak hukuk adalet

    ha baktınız harbi öldüreleceksiniz falan durum öyle kötüye gidiyor, çok zor durumdasınız, cumhurbaşkanına sallayabilirsiniz o zamam helikopter bile kaldırılabilir. bir 6 ay yatarsınız içerde ama yaşarsınız bu da bir şey. sizi kurtarmaya orgeneral falan gelebilir.

    velhasıl baya baya ırmağının akışına ölünen ülkem. türkü de söylendiği gibi sevgiden, adanmışlıktan olmasa da burada yaşıyorsan bunları göze alman gerekiyor.
  • 1031
    illa eğitim illa ahlak. eğitimi sağlamadan toplumsal ahlakı sağlayamayacağımız ülkemiz. daha önceden de yazmıştım, evrensel ahlak kurallarında çok geride olan toplumlar için toplumsal mesajlar bir şey ifade etmez. yok kadınlara şiddete hayır, yok kadınlara şiddete dur diyerek bu iş olmuyor, olmaz. çünkü adam daha itaat-ceza evresinde. polis varsa maske takar, kamera varsa kırmızıda durur.
    böyle bir toplumu ancak ceza ile durdurabilirsin kısa vadede.
    uzun vadede ise eğitim ve ahlak seviyesini yukarıya çıkartarak mümkün olabilir. ha onu çıkartmak için eğitimde eşitlik ilkesinden tut adalet ilkesine kadar sıkıntı olduğu için maalesef sonu hiç iyi görünmüyor ülkemizin.
  • 1032
    eğitimsiz ebeveynlerin eğitimsiz çocuklar yetiştirdiği eğitim, ahlak düzeni çökmüş ve bataklığa saplanmış güzel ülkemiz.

    her işin bir uzmanı olduğu gibi eğitimin de sosyolojinin de medyanın da uzmanı vardır. ülkemizde bence öncelikle reform yapılması gereken konu eğitimdir. eğitim olmadan hiçbir şey olmaz. ceza sistemi ile bir noktaya varamayız. minik bir örnek vermek isterim. yollar da gördüğümüğüz kasisler tam da bu ceza zihniyetinin ürünüdür. bir yolda ne kadar çok kasis varsa oradaki sürücüler o kadar eğitimsizdir. nerede hız yapacağını dahi bilmez ki levha işaretlerini bilmeyen şoförler tanıyorum. türkiye bir yol ise her 5 metrede bir kasis varmış gibi düşünebilirsiniz..

    eğitimin önü tıkalı. kaç kişi üniversite okuyup mezun olduğu bölümden iş bulabilme imkanı üzerinden umutlu ? kaç kişi sevdiği işi yapıyor ? ülke kurumlarında liyakat yok. herkes bir tanıdık, dayı, amca, torpil peşinde. bir memleketin insanı kalitesizleşmeye başladıysa her kurumu da kalitesizleşmeye başlar malesef. şu saate eğitim reformu yapsak meyvesini almamız yıllar sürer.

    çok daha fazla yazacaktım ama önizle yapınca sayfalarca yazsam yine de yetmeyecek öngörebildim. umarım mustafa kemal atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyetlerin de üstüne çıkacağımız günler gelir.
  • 1033
    tüm vatandaşları fetöcü olan ülke. çünkü kim köşeye sıkışsa, kim başarısız olsa dillerde o fetöcü bu fetöcü kelimeleri eksik olmuyor. çocukluğumdan beri fetö unsurlarıyla çatışma halinde olan ben bile bazı insanları eleştirdim diye fetöcü oldum mağlum kesim tarafından. öyle nefret dolu bir kesim ki bu kesim ülkeyi karanlığa gömdükçe gömüyorlar!
  • 1035
    şampiyonluk elden gitti diye üzülme, ülke elden gidiyor ona üzül. gecenin bir yarısı kalemi tutan bir kişi istediğini yapabiliyor bu ülkede. istanbul sözleşmesini kaldırabiliyor, merkez bankası başkanını görevden alabiliyor. ülkenin en büyük şehrinin başkanına gittiği her noktada saldırı düzenletebiliyor. günden güne huzur yok ediliyor. yarın uyandığında nasıl bir ülkeye uyanacağın belli değil. erkenden umut dualarıyla yatan insanların, kadınların sabah nasıl bir şokla uyanacağını hayâl etmeniz yeter. yüzlerinden pislik, sakallarından salya akan insanların nasıl keyifle uyuduğunu bir düşünmeniz yeter. mağlup mu olduk? şampiyonluk mu gitti? heh bunun tatlı üzüntüsünü yaşamamız bile kısa sürdü. yine karanlığın ortasında bulduk bir gece yarısı kendimizi...
  • 1037
    son 4 yılda 4 tcmb başkanı, 5 tüik başkanı gören ülke. merkez bankasının son değişen başkanının görev süresi 4 ay. istatistik kurumunun son değişen başkanının görev süresi 2 hafta.

    bu kurumların biri piyasa yapıcı diğeri piyasa yönlendirici. ekonomi adına bağımsızlıkları en önemli olan iki kurum.

    bu olaylara biz “alıştık” da yabancılar için hiç basit mevzular değil bunlar. ama ortamlarda yabancı yatırım demeye devam.

    ha yabancı yatırım da kapitalist ve emperyal yönleriyle saf iyi bir şey değil ama döviz bağımlılığını iliklerimize kadar hissetiğimiz bu ülke için hem portföy hem doğrudan yatırımlar olmazsa olmaz.

    kadına, hayvana, engelliye yönelik şiddete bakış açısı için de söylenecek kelime yok cidden.

    allah sonumuzu hayır etsin.
  • 1040
    zamanında onlarca otomobil, otobüs, kamyon markasını üretim için çekmişken, volkswagen’i kaçırmış ve kaptırmış ülke. sadece basit bir olaya bakıyorum. bir fabrikanın ülke ekonomisine şu zor dönemde yapacağı katkıyı düşünüyorum. inşaatıyla, alt yapısıyla, tedarikçisiyle, direkt çalışanlarıyla, dolaylı yoldan hizmet edenleriyle şu dar boğazda bize nefes aldırabilecekti. işte kaçırdığımız adamlar şu adamlar:

    https://youtu.be/4mgLxU6NEFc

    ne bileyim sadece bir tek şeyin bile ülkeye öyle bir maliyeti var ki! otomotiv imalat sanayisi ile ünlenmiş, onlarca markaya ev sahipliği yapan bu ülkenin bu alanda bile referansı kalmamış.
  • 1043
    başında ülkenin önde gelen iş adamlarının bulunduğu anadolu efes* - samsunspor* ve fenerbahçe* gibi spor kulüplerinin istanbul sözleşmesi lehine paylaşımlarda bulunduğu memleketim.

    ayrıca kabul etmek gerekir ki bu paylaşımlar sportif olmaktan ziyade açık bir politik duruş örneğidir. bahsettiğim başkanlar da iş dünyasındaki çok ağır taşlardandır. yaşanan merkez bankası başkanı değişimi ve yeni başkan ile gelecek muhtemel eko-politik bakış açısı değişiklikleri, damadın icadı olan "allahçı ekonomi" saçmalığına geri dönüş sinyalleri ve yakın zamanda gerçekleşmesi öngörülen kabine değişikliklerine açık bir tepkidir, hükümete "faizi düşürürseniz, serbest piyasaya müdahele ederseniz, ortodox ekonomiye sırt çevirirseniz sonuçlarına katlanırsınız" demenin de bir yöntemidir.

    --- alıntı ---

    iş insanıymış konuşamazmış, konuşacak...

    --- alıntı ---
  • 1045
    2017 sonundan beri türkiye'ye tatil dahil olmak üzere 1 kere gelebildiğim için ne kadar pahalandığına yetişemiyordum.
    merak edip dün carrefour'dan yaptığım alışverişin benzerini migros sitesinde yaptım (tam karşılığını bulamadığım şeyler oldu tabi, misal pancetta ya da organik peynir vs).
    bir haftalık düz alışveriş 740 lira tuttu. türkiye'de sadece 3 yıl yaşamış eşim bile türkçe "oha" dedi. bize kalsa türkiye'de hala tavuk göğsü kilosu 9 lira (hatta 11 olunca pahalanmış derdim), cola 3 lira, bira 7 lira. çok uzak kalmışız, annem babam anlatırdı da anlayamıyordum çok. maalesef şartlar çok zor, herkese sabır dilemekten başka çare yok.
  • 1047
    vatandaşı olmaktan gurur duyduğum memleketim.

    eskiden insanlarımız zora düştüklerinde devlet sayesinde umut duygusu hissederlermiş, şimdi ise ne yazıktır devlete rağmen umut yeşertmeye çalışıyoruz. bu topraklarda yaşayıp da hala geleceğe dair umutlu olabilmek burada doğan insanların sabır ve zihinsel manada sınanma yöntemi sanırım. ama her şeye rağmen inancım tamdır, gün gelecek hak yerini bulacak, bu memleketin dağlarına da bahar gelecek.

    o günlere hep birlikte tez vakitte kavuşmak ümidiyle...
  • 1048
    futbolun kutuplaştırma, gündem değiştirme, yozlaştırma aracı olarak kullanıldığı ülke.

    türk futbolunda yakın tarihte tartışmalar, her takıma haksızlıklar hep oldu ama son yıllarda yaşananlar çok farklı.

    yeni yöntem, o an için en kötüsüne alıştırıp bir sonrakinde daha kötüsünü yapmak. galatasaray özelinde ilk etapta aklıma gelen örnekler;

    (bkz: 2 kasım 2018 galatasaray fenerbahçe maçı)
    (bkz: 23 kasım 2018 galatasaray konyaspor maçı)
    (bkz: 2 aralık 2018 beşiktaş galatasaray maçı)
    (bkz: 14 nisan 2019 fenerbahçe galatasaray maçı)
    (bkz: 14 haziran 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı)
    (bkz: 21 haziran 2020 galatasaray gaziantep fk maçı)

    (bkz: 18 aralık 2020 fatih karagümrük galatasaray maçı/#3035265) ve (bkz: süper lig 2020-2021 sezonu/#3041137)

    (bkz: 3 mart 2021 ankaragücü galatasaray maçı)
    (bkz: 10 nisan 2021 galatasaray fatih karagümrük maçı)

    tarih sırasına göre şu maçlardaki hakem "hatalarının" şiddeti ve etkisi üstel fonksiyon grafiği gibi.

    2018-2019 sezonunda galatasaray'a yapılan operasyona istanbul seçimleri dur dedi. galatasaray'ın belli maçları seçilerek sistemli olarak doğranması, başakşehir'in ise her maç sinsice kollanması durdu.

    2019-2020 sezonunda pandemi dönüşü iki skandal maç ile fişimiz çekildi. sezon genelindeki kötü ve isteksiz futbol, içimizdeki kadro adaletsizliği ve rehavet gibi nedenlerle engellenmiş bir şampiyonluk olarak bakmadık, bakamadık. bu iki operasyonu yaşamasak da şampiyon olamayabilirdik. yani kesin şampiyonduk falan demiyorum ama üstümüzde bu vicdani ve psikolojik tahribat olmayacaktı.

    fenerbahçe ve beşiktaş maçlarında aşırı pasif kalan ama bize karşı çok çirkef oynayan karagümrük futbol takımı ile olan maçlarımız bu sene operasyon çekmek için en uygun maçlardı ve öyle oldu. takımın sahiplerine ve ilişkilerine baktığınızda net şekilde ortada (yukarıda o zaman yazdığım, bugüne ışık tutan entry'leri ekledim, övünmek için falan söylemiyorum, aşırı üzgünüm).

    şampiyonluk falan umurumda değil. varsın birkaç sene şampiyon olmayalım. ancak bu kadar güçsüz ve aciz kalmayı kabullenemiyorum.

    entry'nin amacı sadece operasyona dikkat çekip hocayı ve futbolcuları aklamak değil. fatih terim'in bazı hatalarının bahanesi var, bazı hatalarının bahanesi yok. ancak kesinlikle dışarıyı unutup kendimize bakalım ortamı değil bu. bu yaklaşım galatasaray'ı derinden ve gönülden takip etmeyenlerin popülist bir yaklaşımı sadece. bu yaklaşım her şeyin adil olduğu veya adil uygulanmaya çalışıldığı bir ortamda geçerli olur.

    kutuplaştırma, gündem değiştirme, yozlaştırma aracı olarak kullanılan futbolun galatasaray taraftarının vicdanına verdiği zarar ve bilincine etkisi bir kıvılcım yaratıp bu düzenin sonunu getirmeli.

    edit: tarih
  • 1049
    -video yardımcı hakemin (var) en çok tartışıldığı ülke.
    -hakemlere en çok itiraz yapılan ülke.
    -hakemlerin en kötü olduğu ülke.
    -hakemlerin en çok konuşulduğu ülke.
    -hakemlerin kaşarlanmış üç büyüklerde oynayan agresif yapıdaki yerli topçulardan en çok korktuğu ülke.
    -siyasetin futbola en çok karışıldığı ülke.
    -cumhurbaşkanının spora federasyon başkanı atadığı tek ülke.
    -hakedenlerin değil, yandaşların federasyon başkanı olduğu ülke.
    -kulüp yöneticilerine, teknik adam ve antrenörlere farklı muamele yapılan ülke.
    -medya önünde düşmanmış gibi görünüp gizli kapılar ardında anlaşmalar yapılan ülke. (bkz: zorlu center)

    3. dünya ülkesi olmaya devam edecek olan ülke.

    bu sadece futbol kategorisindeki iğrençliklerdi. mesela hakettiği halde polis olamamış, yönetici olamamış, öğretmen, hakim, avukat olamamış binlercesi var, bunlar çok ayrı konular. ne sınavlarında adalet var, ne atamalarında. hilesi hurdası bitmiyor canım ülkemin. geriye doğru hızla gitmeye devam ediyor. gün geçtikçe tiksindiriyor bu vaziyet artık beni.
App Store'dan indirin Google Play'den alın