• 1676
    bir süredir portekizli bir kibir abidesi tarafından itin bir yerlerine tepilen oluşum. basın toplantısı ve sosyal medyadan yardırıyor adam. dur diyen de yok. ceza verebilecek bir kurum da yok. söylediklerini kimse iplemiyor tamam ama konu bu değil. adam istediği gibi at koşturuyor. elbette bunları tek başına yapmıyor. organize kötülüğün bu seneki elebaşlarından olduğu için ön planda o ve siyah giyinen bir yöneticileri var. müthiş bir şekilde iftira, yalan haber ve algılarla beyin yıkıyorlar. bunların yaptıklarını okan hoca ve bir galatasaray yöneticisinin yaptığını düşünün ve neler olacağını hayal edin. işte algı yönetimi budur. sahada ve dışında tüm sistem bunlara hizmet ederken sanki tam tersi oluyormuş gibi algı yapıp, buna önce kendileri inanıyor sonra da etraftaki "gerizekalıları" inandırıyorlar. şöyle de şanslılar ki baya baya gerizekalı var ortamda. gobbels canlanıp gelse ve bunları görse ceketinin önünü ilikler, arkasına bakmadan kaçar. bunlara dur demesi gereken, türk futbolunun "marka değeri"ni koruması gereken kurum da sessiz. bakalım nereye varacak bu işin sonu. pek hayır bir yere çıkmayacağı kesin.
  • 1680
    toplumumuzun yapısı ile organik bağları nedeniyle ekonomimize benzer bir halde olan spor dalı. bu ülkenin insanı başarılı olamadığı sürece takımını pek desteklemez, tek tük bursaspor gibi örnekleri dışında istanbul takımları için bu böyledir. hatta galatasaray taraftarının çoğu da böyle, herkes sen ben gibi değil, dikkat ederseniz havlu atılan sezonlarda türkiye'de tribünlerdeki boşluk avrupa liglerindeki duruma kıyasla çok daha fazladır. o halde bir takımın kopup gitmesi, 15-20 milyon taraftarı olan bir takımın başarısızlığının sonuçlarını yaşaması dekoder satışlarını ciddi oranda düşürür, yayın gelirleri düşer, futboldan dönen ekonomi ciddi anlamda küçülür. futbol ekonomisi o kadar büyük ki, sponsorluklar, medya gibi ayaklarını düşündüğünüzde gerçekten bu ekonominin küçülmesi ülkenin altından kalkamayacağı bir sonuca yol açar. bakın daha bu futbol ekonomisinin karanlık bağlantılarından bahsetmedim bile.

    dolayısıyla, aynı kur korumalı mevduat sistemi gibi günü kurtarıcı, "acaba" dedirtecek yöntemler ile yapay bir rekabet yaratılması suretiyle dekoderlerin satışının devamı, yayın gelirlerinin düşmemesi (yayıncı kuruluşun katarlı olduğunun altını çizelim), sponsorlukların artarak devam etmesi sağlanır. usulüne uygun yapılmadıkça sponsorluk vermenin vergisel bağlamda büyük avantajları söz konusu, denetimi sıkı yapılmayan bir alan, bunu da belirtmek gerekir.

    yalan düşmanlar (yapı) ve bu yalan düşmana karşı kahramanlık hayalleri (yapıyı yıkacağız) satılır, "o sene bu sene" dedirtilir. ama yapay olan her şey gibi bunun da sonu gelir, günün sonunda çoğunlukla olması gereken sonuç gerçekleşir. sonraki sezon farklı aktörler, farklı ama aynı nitelikte yalanlarla çark dönmeye devam eder. işte bu da popülizm, taraf olma ve güçlü hissetme isteği. bizim gibi insanlar nezdinde birey olabilmenin çok geç yaşlarda, hatta bazen hiç gerçekleşmediği toplumlarda maalesef bu yöntem çok daha iyi işler. çünkü herhangi bir tarafa insanlar daha sıkı, daha koyu şekilde bağlanır.

    devletin, tff'nin, ya da herhangi bir "yapı"nın birini şampiyon yapma, bir takımı tutma gayesi olduğuna inanmak abesle iştigaldir. fenerbahçe çok kötü yönetildiği için asansör takım olacakken yapay şekilde yarışta tutuluyor. biz aynı durumda olsak bizi de tutarlardı diye düşünüyorum. ama bu sefer de biz 10 sene şampiyon olamazdık. dış güçler, yapı, amerika, israil falan yok. bu ekonominin dişlileri bu ekonomi dönsün diye yapabileceği minimum etkiyi yapıyor. her şey bundan ibaret.

    ben de kızıyorum yönetime, susmayın diyorum sinirlenince ama üzülerek belirtmek gerekir ki iyi yönetilse de galatasaray da bu ekonominin bir dişlisi. yukarıda istenmeyen senaryonun gerçekleşmesi galatasaray'ı da ciddi anlamda yaralar. dursun yine istifa etmeli, o bambaşka sebepleri olan, bambaşka bir konu.

    neden izliyosun ulan o zaman galatasarayı diye soracak olan olursa da; seviyoruz işte, n'apalım?
  • 1682
    en baba filmden beter umut kırıcı bir hâl aldı türk futbolu.
    bugün tff başkanı bir programa çıkıp alenen galatasaray' ı tehdit ediyor. kapsamı çok ama çok geniş bir arka plan olmasa şu programda söylenenler sivasspor' a bile söylenmez.
    kendimi bu kapsamlı kötülüğün karşısında çaresiz hissediyorum.
    yapılacak dünyevi bir şey kalmadı. sorumlularını allah' a havale ediyorum.
    dua kabul et allah' ım.
  • 1683
    2011"de yapılan şikenin kumpas olduğuna inananlar galatasaray'ın son 10 yılda ittirilerek şampiyon olduğuna inanıyor. ilginçtir bu kitle bizim psikolojik olarak tedavi edilmemiz gerektiğini dile getiriyor. ulan hz.musa denizi ikiye böldü firavun inanmadı sen de tape, itiraf ve sürülen tarlalara kumpas diyorsun. sizin bırak tedaviyi üremenizin durması gerekiyor ülkenin geleceği açısından.
  • 1685
    türkiye liginin bir bayerni olmasın diye son güçleriyle, son mermileriyle savaşan beş para etmez satılık insanların korkunç bir tarafa sürüklemeye çalıştığı bir garip şey. ancak kötü haber, başaramayacaksınız beyler. galatasaray çoktan bayerni oldu bu ligin. bunu tez elden kabullenip bvb olma rekabetine başlamanızı öneririm. sivas deplasmanındaki mevcut insanlık değeri piyasa değerinin bile altındaki bir adamı bize düşman etmeyi başardınız belki ama inanıyorum ki allah nasip edecek galatasaray bu ülkeye 3. avrupa kupasını getirecek ve siz kaçmaya reddetmeye çalıştığınız bu gerçeği en acı yoldan kabul etmek zorunda kalacaksınız.
  • 1686
    4-5 senedir galatasaray aleyhinde cereyan eden şeyleri görüyorum ama son bir haftada yaşananlarla ilgili tek bir istifa yok, görevden alma yok.

    tff, mhk, yayıncı kuruluş. hiçbirisinde tek değişim yok. demek ki bizi kimse takmıyor boşa konuşuyoruz. bizde bu ülke futbolunda çamur atan olmalıyız. her şeye, her yere saldırmalıyız. sonra bakıyorum galatasaraylıların programlarından birisinde kerem övet diye birisi "metin öztürk'ün açıklamalarını tasvip etmiyorum" diyor. enayi enayi takılmaya devam sevgili galatasaraylılar. tokat atana diğer yanağı her daim çevirin. allah aşkına bunların tepkilerinden korkmayın.

    bakara suresi 150. ayetin ilk kısmında şöyle der;

    "zalimlerden korkmayın, benden korkun. böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız."

    bu çok bariz bir mesajdır.
  • 1697
    her maç galatasaray’a karşı bir şeyler deneniyor. hakemler de müsade ediyor. 22 aralık 2024 kayserispor galatasaray maçında yediğimiz korner golünde muslera’ya net engelleme var. faul verilmedi gol yedik.

    aynı şekilde bizim attığımız 3. golde yine muslera’ya engelleme yapıldı devam kararında biz gol attık. ikisinde de muslera’ya net engelleme vardı.
  • 1698
    son 10 yılda yaşadığı en büyük başarı bir türk hakemi tarafından gerçekleştirilmiştir. geldiğimiz noktada bu türk futbolunun en büyük ironisidir arkadaşlar. cüneyt çakır avrupada ve türkiye’de farklı yönetimler sergilerken kimse oturup bunun nedenlerini konuşmamıştır. futbol yöneticileri sırf babaları veya “dayıları” zengin diye kendilerini futbolun kurtarıcısı olarak görmekte ve hiçbir vasıfları olmadan futbol adına söz sahibi olmaktadırlar. hakemler de bu düzene ayak uydurmakta. medya ise futbolu bu hale getiren futbol yöneticilerini konuşamadığı için kolay yol olan hakemleri hedef almaya devam etmektedir.
  • 1699
    her yatırımın karşılığını veriyor.

    biz yatırımı saha içine yaptık meyvelerini topluyoruz.

    ali koç ise 7 yıldır medyaya, camialara, siyasete, kurullara yatırım yapıyor. bunun karşılığı da alınıyor. gelinen noktada her hafta sonrası rakiplerimiz bize karşı açıklama yapıyor. medyada baskınlıkları hissediliyor. kendi içimizden medya çıkaralım, biz de çok sert açıklama yapalım gibi romantik cümleleri unutmamız lazım. o iş geçti. 7 yılda bir imparatorluk kurdular bu alanlarda. artık futbol takip etmeyen insanlar bile sürekli tekrarlanan yalanların gerçek olduğuna inanıyor. galatasaray hökümetin takımı yav diyor.

    biz düştüğümüz anda tepemize çullanacak koca bir imparatorluk karşımızda. kalkmamıza izin vermemek için iki katı saldıracak bir imparatorluk var. düştüğümüz an çullanacaklar.

    biz varımızı yoğumuzu güçlü olduğumuz tarafa ayırmalıyız. o da saha içi. o paralar verilir mi falan geçeceğiz artık. o paraları da vereceğiz. biraz daha güçlü olacak her hamleyi yapmak zorundayız. bunları niye yapacağız? bu ligi kazanmak için değil. bu ilmek ilmek işlediğimiz takımı bir daha kurmak bir daha ne zaman nasip olur? davinson, torreira, osimhen, icardi, mertens, sara kolay mı geldi? yıllar aldı. keremler, barışlar, yunuslar, abdülkerimler bir daha ne zaman çıkar? kaç yıl alır? hadi hepsi oldu bu takım kimyası bir daha ne zaman olur yanu? zaten yukarıdaki tabloya rağmen bu ligi istersek alırız biz. o kadar saha içini unutan bir rakibimiz var. baya baya unuttular. galatasaray’da bir yöneticinin solda bir çocuk var yatırıp kaldırıyor dediğini, o adama bir yıl için 10 milyon harcandığını falan düşünün. cenk ergün sara, osimhen alınan yaz transfer sezonunun bittiği gün eleştirilere dayanamadı gitti. erden timur, hatalarıyla tartışılıyor hala ziyech, zaha nedeniyle. yani bizim yatırım yaptığımız yer olan saha içine de onların yetişmesi imkansız artık. biz puan farkına falan bakmadan bu lige asılmalıyız çünkü sezonun yüzde 80’i o maçlarla geçiyor. tempomuzu, sınırlarımızı o maçlar belirliyor. düşemeyiz biz, düşersek ölürüz. puan farkı kapandı diye değil o düşüş avrupa’da 70 sonrası bize yorgunluk olarak döner çünkü.

    bu aşağılık düzeni başlarına yıkıp atmanın tek yolu var. gidip avrupa ligi alacağız. yeter mi? yetmez. gidip şampiyonlar liginde yarı final oynayacağız. olmaz mı? olur. gidip avrupanın en formda takımlarını tam kadro oldukları gün eze eze yeneceğiz. yapar mıyız! yaptık yine yapacağız.

    acun onu demiş serdar ali bunu demiş athena gökhan onu yazmış. bıktım artık ben. yeter. benim kardeşim baya akıllı adam beyler. iyi de futbol takip eder. yan yana maç izliyoruz. bizim kollandığımızı düşünüyor. hem de her hafta. yani kime ne anlatabiliriz? yıkandı bu beyinler. çok oluyor. sokaktaki sade vatandaş inandı buna. satın aldı bu anlatılan hikayeyi.

    geriye ne kaldı? gs taraftarı. onun yarısı muslera’ya ana avrat küfür ediyor. bunlardan hayır gelmez. başka ne kaldı? kazanıyor diye galatasaraylı olanlar. bir arada beşiktaşlıydı onlar hatırlarsınız. başka ne var? galatasaray’dan nemalanlar. onu düş bunu düş bir avucuz biz. şurda galatasaray’a sadece bir his için inanan bir avuç deliyiz. çok kızgınım ben de sizin gibi. çünkü koca ülke şu sahada verilen emeği karalıyor. okan hocanın kurduğu sistem yerine ne olduğunu kimsenin bilmediği bir yapının konuşulmasına çok kızgınım. kimse görmüyor mu ya diyorum bun takımın adım adım üzerine koymasını. 3 senede defalarca düşüp kalkmasını. ama görmeyecekler kabullendim. tek bir hayale tutunuyorum. o kupa istanbul havalimanına inecek. başka yolu yok bunun. biz o gece hüngür hüngür ağlayacağız. her bir emek yazılacak yeni belgeselimize. çöplüğün içinde elmas olacak galatasaray. olacak olacak olacak.
  • 1700
    meyve veren ağacı taşlamakla meşgul olduğu sürece bir zıkkım olmayacak futbol.

    salya sümük ağlak camia ve onun müridi diğer kulüpler her galatasaray maçından sonra illaki ağlayacak bir şeyler buluyor. bir tane takım da rakibimizi tebrik ederiz demedi. serideki ilk şampiyonluğa yürüyüşümüzde yoktu bunlar. üst üste gelince başarılar herkesin karnına ağrı olduk. biz daha iyi olalım, geçelim demek yerine galatasaray’ı aşağı çekelim derdindeler.

    ali koç her gün ağlaya ağlaya bazı şeyler empoze etmeyi başardı inanın. ali koç’tan en nefret eden arkadaşlarımın dahi dün yapı mapı diye zırvaladığını işittim.

    yabancı hakem gelince yok napoli’den mertens hayranı yok galatasaray üniversitesinden mezun kafalarına giren moron sürüsüne ne anlatsanız boş. yine gelsin yabancı hakem, bi posta da öyle koyalım. bakalım o zaman ne bahane bulacaksınız.
App Store'dan indirin Google Play'den alın