• 1317
    gelirleri türk parası, giderleri yabancı para birimi üzerinden olan her sektör gibi kaymağını geçtim ana yemeği bile sıyrılmış olan hadise. tabağın dibindeki tortu ve sağa sola dökülen birkaç damla kaldı geride. dışarı ile olan rekabet imkanları zaten çok sınırlı hale geliyor bu durumlardan ötürü. bari kendi içinde doğru düzgün bir ürün ortaya çıksın diyorsun, orada da sıkıntılar yaşanıyor.

    sadece lisansı olduğu için iş bulan yetersiz teknik direktörler var, iktidar eliyle yeni diye diriltilen takımlar var, değirmeni döndürsün diye kulübün başına getirilip bol bol iteklenen züppe başkanlar var. en kötüsü sadece yerli oyuncu kotası var diye forma giyen oyuncular var. dolu dizgin olmasa da şampiyonluğa giderken bir yerden gelen bir telefon sonrası hoca değiştirip sezonu çöpe atan da var, maçtan önce istediği kadroyu rakip yönetime iletip maçları öyle kazanıp lige çıkan da var, iki ağlayıp düştüğü ligde ertesi sene devam eden de var.

    kaldı ki 5 ay sonra başlayacak olan yeni sezonda ligin kaç takımla oynanacağına, yabancı sınırının kaç olacağına, hatta var hakemi olup olmayacağına dair bahse girecek kadar emin olabilen kimse var mıdır? güya futbolu yönettiğini söyleyen federasyon başkanı dahil...

    dolaptan formasını alıp sırtına geçirirken haysiyetini ve adaletini askıya bırakan hakemlerinden bahsetmiyorum bile...

    tüm bu çirkefin içinde güzel hikayeler de çıkmıyor değil. ama çirkef o kadar büyük ve o kadar yoğun ki, hikayeyi arayıp bulup keyfine varabilmek çok ama çok zor hale geliyor. cumartesi ya da pazar öğlen seansında güzel bir maça denk gelme ihtimalin var hala. ama boş stadda ne dediğini kendi bile bilmeyen 20 kişinin ve 2 davulun uğultusu eşliğinde ne kadar keyif alabilirsin o maçtan? ya da yayıncı kuruluşun istediği değil stadın izin verdiği kamera açılarından yapılan yayınlar ne kadar tat verebilir, hele ki yurtdışı yayınları izledikten sonra? oynadığı futbol keyifli olsa da zengin züppe bir kulüp başkanının maçtan sonra hava atacağı bir araç haline geleceğini bildikten sonra yine de güzel futbol diyebilir mi insan?

    tüm bu hengamenin içinde, öyle ya da böyle bu alışkanlığa saplanmış insanlar hariç kimselerin umrunda olmayan bir olaydır türk futbolu. sırası gelen takım taraftarı işte biraz sevinir, birkaç gün sokakta başı dik yürür, öbürleri de günlük hayatlarına dönmeyi üzüntü gibi gösterip "sevinmek için sevmedik" diye lanse edip prim kasmaya çalışır.

    çünkü türk futbolu tam olarak böyledir. kenardan yan gözle bakmak için bile, ama mantıklı ama saçma bir bahane gereklidir...
  • 1749
    bakıyorum da herkes akil insan olmuş bir anda ve türk futbolu bitti minvalinee açıklamalar yapıyor. yani kafayı yememek zor zanaat.

    bu ülkede bir futbol takımı şike ile şampiyon oldu. bir diğeri ulusal kupayı aldı. 6 ayrı takım şikeye bulaştığına hükmedildi. uefa ve cas cezalar verdi. tbmm gece gece toplanıp küme düşmeyi kaldırdı. herkes salındı, dosyalar usulsüz toplanmış denilip üstü örtüldü. şimdi gelmiş herkes futbol bitti mitti diyor. insan gülmemek için zor tutuyor kendisini.
  • 1262
    2011 şike sürecinde "cas davası namusumuzdur" dedikten birkaç ay sonra davasını geri çekenlerce yönetilmektedir.
    demekki şu an türk futbolunu yönetenler "namusless"... bu bizim değil, kendilerinin beyanları...
    aynı arkadaşlar galatasaray'ın "sapına kadar" hakkıyla söke söke aldığı 2011-2012 şampiyonluk kupasını olması gereken yerde, sahada almak istemesini anormal bulup ömürleri boyunca "galatasaray'ı asla affetmeyeceklerini ve unutmayacaklarını" deklare etmişlerdir, emin olun o akşam şampiyon kendileri olsa ebedi dostları!!! galatasaray'a ayıp olmasın diye 50 bin taraftarının önünde o kupayı almayacaktılar!
    ve bu kişiler şu an ülke futbolunu yönetmekte, adalet dağıtmaktadır, yersen...
    ama kendileri için artık deniz bitmiştir,
    umarım galatasaray yönetimi bu işin peşini bırakmaz (araya hatırlı kişiler girip de olaya müdahil olup sulandırmaz)
    eminim galatasaray taraftarının çoğunluğu bu sezon saha sonuçlarından ziyade bu işin varacağı noktayı daha bir hırsla, istekle takip edecektir...
  • 1074
    türkiye'de hüküm süren adaletsizlik, liyakatsizlik, yozlaşma ve çürümeden etkilenmemesi tuhaf olurdu zaten. bugün u19 milli takımı oğuz çetin gibi herhangi bir konuda yeteneği olmadığı defaatle kanıtlanmış bir adama emanet ediliyor. niye? rıdvan dilmen denen gölge tff başkanı'nın kankası diye. bir yandan ekonomi de çökmüşken böyle bir düzende avrupa başarısı hayal.
  • 1108
    müsadenizle uzun yazacağım altta hepinize bir sorum var görebilirsiniz.

    öncelikle ulke ve kulupler ekonomisi zor durumda. bu zorluk bugun cikmadi yıllardır var. bu durumda 2 sene şampiyon olan beşiktaş hemen pepe negredo bastı sonucunda sportif ve ekonomik hüsran. ardından galatasaray 2 sene sampiyon oldu ardindan falcao nzonzi vs ve sonucunda sportif hüsran ekonomi de hic parlak değil.

    yukarida anlattıklarım yorum değil yaşanmış gerçekler. şimdi kadromuzda 2.5 euro maasli babel, 3 kusur feghouli belhanda 5 kusur falcao. isim güzel bi yatirim yapmışsın ne beklersin avrupada başarı. yani ligde şampiyon olmak için bu paralara ve isimlere gerek mi var? perezle flerquinle de şampiyon olduk gayet. kemal aslan server çetinle fener oldu tek yildizlari van hooijdojktu. milyonlarca stoper degistirip kalede tolga ile beşiktaş da oldu. ya bursaspor bile oldu.

    gecen sezona bakalim hocası rıza forması sivasspor olan bir takım toplam 90 milyon tl ile şampiyonluğa oynadi 25 hafta. trabzonspor 20 milyon euro. 40 50 milyon euro harcayıp ligde şampiyon olmak mıdır mesele? sen büyük takim degil misin sivas 90 milyon tl ile oluyorsa sen 60 milyon tl kadroyla bile olursun aslında forman bi kere parçalı senin hocan fatih terim.

    tamam bir önceki paragrafta abarttim. elbette sivastan daha maliyetli kadro kuracağız. ama aradaki fark 30 milyon euro olmasin bi zahmet. zaten borc odeme derdinde değil miyiz? siz nasil koskoca galatasaray'a 20 25 milyon euro maliyetle takim kurup şampiyonluğa oynatamiyorsunuz. hedefiniz avrupa ve o yüzden olmayan parayı harcıyorsaniz bu hal nedir?

    radikal kararlar alacak cesaretiniz yok mu? çıkın tüm oyunculara söyleyin* max 1 milyon euro vereceğiz diyin. kabul etmeyenden bonservis de beklemeyin suruncemede uzatmayin konuyu verin ellerine.bonservisi "baba biz sana 2 3 m euro verecek paramiz yok verelim bonservis son kontratıni yap baska yerde hazır top oynayabiliyorken". kim reddedecek?
    sonra takimda taylan ömer ne buluyorsan artık kerem akturkoglu fenerin aldığı ismail gibi ya da bizim aldığımız kerem gibi güvendiğin gençleri az maliyetlilerle kur kadronu. başımizda fatih terim var ama malesef o da 1996 terim kadar cesaretli değil. zaten avrupa hak getire sen ligde şampiyon olacak kadroyu ya sivassporun gecen sene yaptığı kadarini bile yapamayacak mısın? her sene 40 milyon 50 milyon euro maasi ligde şampiyon olalim diye verilir mi?.feghouli babel falcao konyaspora gol atsa nolur atmasa nolur. hasan kabzeyle necatiyle de 3er 4er atip şampiyon olduk gayet. kac kisivardi yıldız o takımda*. takima kaptanlik edecek bir tane baba oyuncu bul hadi ona biraz yüksek ver muslera yanında saha içinde ikinci bir baba tecrübeli olsun. ama total maaşa bir bakın yani.

    nitekim yapilanlar ile beklentiler, beklentiler ile de sonuçlar uyuşmuyor. bu sene ligde şampiyon olsak; siz sayin renktaslarim buna basari diyebilecek miyiz?
  • 1064
    meseleye sadece futbol üzerinden bakmak hata olur. kokuşmuşluk istisnasız her yeri sarmış durumda. her alanda kararı ben veririm anlayışından sokakta attığınız adımın, evinizin duvarına astığınız resmin ne olacağının bile etkilenmemesi söz konusu olamaz. o yüzden son küme düşmenin kaldırılması pervasızlığa yeni bir buud katmakla beraber bu kararın neden yanlış olduğunu konuşmak bile fazlasıyla gereksiz geliyor. türkiye, kırk delille ikna edilemeyen cahilin sistemleştiği bir yapıdır.
  • 978
    türkiyedeki her kurum gibi, yöneten kişilerin amacı dünya standartlarını inceleyip başarıya ulaşmak değil de makam mevki sahibi olmak olduğu için bulunduğu yeri bile hak etmeyen ülke futbolu.

    ben gerçekten 10. 11. sıralarda olmamızı başarı olarak görüyorum. yatıp kalkıp bunca kaos'un içinde ite kaka ilerleyen 3 büyüklere dua etsinler. bakın avusturya, çek cumhuriyeti, danimarka, hırvatistan, sırbistan, norveç, isveç, isviçre gibi ülkerin tek önünde olduğumuz konu futbol. kalan her şeyde onlara göre emekleme seviyesindeyiz. bunlardan ülke puanı olarak önde olmamızın yegane sebebi 3 büyük dediğimiz istanbul takımları. bizi bir rahat bıraksa şu yöneticiler, sürekli bizi kavganın kaosun içine atmaya çalışmak yerine bu takımları nasıl daha başarılı hale getiririz diye biraz düşünseler çok rahat ukrayna ve belçika'yı da geçeriz.
  • 842
    2018 itibariyle dibi görmüştür.

    milli takımın maçı var fakat yayınlamak isteyen kanal yok, hevesle izlemek isteyen insan yok.

    avrupa fatihinin şampiyonlar ligi maçı var, ihaleye katılan yayıncı kuruluş yok.

    maddi imkansızlıklardan ötürü galatasaray ve beşiktaş ellerindeki tek forveti yok fiyatına satmak zorunda kalıyor.

    5-6 yıl önce sneijder, drogba gibi tüm dünyada yankı uyandıracak isimlerin getirildiği paralara; belhanda, feghouli gibi kasımpaşaspor kadrosunda bile sırıtacak kalitesiz oyuncular zor ikna ediliyor.

    hiçbir takım şu kadar gelirimiz var diye sevinmiyor da her biri borcum diğerinden daha az diye seviniyor.

    yetkili şahıslar ise bilgisayar oyunu oynar gibi yabancı sınırlaması ''on'' ''off'' tuşlarına değişmeli olarak basarak bir şeylerin değişeceğine inanıyor.

    dibe vurduğunda gidilebilecek tek yön yukarısıdır diye bir söz var. bütün bu olumsuzluklara rağmen 2000 jenerasyonumuzla birlikte yukarı tırmanmayı umut ediyorum.
  • 875
    türk futbolunun ne olacağı hakkında çok uzun uzadıya şeyler yazılabilir. lakin işin o tarafına hiç girmeyeceğim. galatasaray ne olur diye soracak olursanız. önümüzdeki 10 yıla yine biz damga vuracağız. ve bunu 2000 yılındaki gibi çoğunluğu türk olan futbolcularımız ile yapacağız. en fazla 3 yıl içinde ne demek istediğimi gayet net göreceğiz. galatasaray ile ilgili gelecek kaygısı taşımayalım. sahip çıkalım yeter.
  • 1017
    gün geçmiyor ki türk futbolunun içinde bulunduğu bataklığı gösteren bir olay daha olmasın. 17 aralık 2019 tuzlaspor galatasaray maçında yaşanan olaylar bile aslında türk futbolunda nerelere geldiğimizin bir göstergesi değil mi? avrupa’da ve kendi ligimizdeki kalitenin bu denli dip yapmasının ana nedeni aslında bu tür olaylara çok fazla mesai harcamamız. cazip geliyor bu tarz polemikler hakkında yorumlar yapmak. ama asıl resmi gören, hatta görmek isteyen bile yok. çünkü asıl resim bir lağım çukuru şuan.

    “millet aya gidiyor biz yaya kalıyoruz” gibi beylik lafları söylemek de istemiyorum ama bizim kadar imkana sahip olmayan ülkeler, bu alanda çığır açmaya, üretmeye devam ederken biz avrupa’daki türk futbolcularımızla gurur duyuyoruz. çünkü elimizde gurur duyulacak bir şey yok.

    yayıncı kuruluşun formasının eksik olması, eyyam dolu bir tff-mhk, yönetimler bilgisiz, futbolcuların çoğu da önce parasının derdinde. herkes birbirini acıtmaktan keyif alıyor artık. galibiyet demek, dalga geçmek olmuş. mağlubiyette ise çamur atmak bir hobi. tebrik eden, takdir eden yok. çünkü bunun medyada olumlu bir karşılığı yok.

    hal böyle olunca derdimiz yusuf yazıcı'nın kaç dakika süre aldığı, gökhan çıra'nın karısı, ali koç'un koyunları oluyor.

    yeni futbolcular çıkarsak, yeni bir sistem ile futbol oynasak, yeni başarılar elde etsek, yeni ekonomik veriler ile düzlüğe çıksak, sürekli kavga yerine kendi içimizde birlik olsak sizce de kazanan biz olmaz mıyız?
  • 1140
    darboğazı yeteneksiz futbol değil beceriksiz yöneticilerdir.

    maçkolik uygulamasına girin, belçika, hollanda, fransa liglerindeki takımların maç esnasında kadroları yayınlanır. hücumcularının yaş ortalamaları 22-23'ü çok nadir geçer. hele şampiyonluk hedefi yoksa, kulüpler para kazanmak için bol bol böyle oyuncular oynatır. piyangonun kime vuracağı belli olmaz. bi adam çıkarırsın, tak satarsın 10 milyona, millet sütlaç gibi titrer. o esnada tak bi adam daha, etti 20 milyon. e 3 de hanım alsa. pardon lan, konu kaydı.
  • 1126
    kisa kisa başlıklarla belirtmeye çalışayım.

    yönetim: taraftarlarla doğru iletişim kuramıyorlar. hala milyon euroluk transfere sevinenler var. menejerlerden paçayı siyiramiyorlar. bi aurelio,capone,perez getiren yok.

    taraftar: şampiyonluk dışında kabulleri yok. 3 4 sene orta sıralarda gezinelim gerekirse ama genc ucuz maliyetli bir takım olalim once su borçlar bitsin diye düşünen cok az. herkes ezeli rakiplerini alt etme derdinde. yapılabilecek max lig şampiyonluğu olduğu halde ısrarla şampiyon olalim da ekonomiyi uclden gelen parayla hallederiz düşüncesinde.

    teknik heyet: modern futbolun cok gerisinde kalmış ve cesur olanları yok denecek kadar az. değişik bir oyun alıp uygulayan yok, bunu yapmaya çalışanlar ise yapamıyor.

    futbolcu: su ortamda kendini yırtıp geliştirme derdinde olanlari cok az. olanlar zaten avrupa yapıyor kisa sürede elde max ozan tufan seviyesi kalıyor. onlar da cok cok az.

    tff: siyasi güdümlu zaten ve futbolun gelismesinden ziyade ekonomi derdinde haliyle. yayinci milli takım kulup borclari kaldıramıyor cok fazla işi. idealist yonetici de ihtiva etmiyor.

    hakemler: her an bir hatasi ile gundem olup fislenmek istemiyor. bol bol oyun durdurup oyunu kesiyor ki var olan skor değişmesin.

    ibne basın: kendi takimlarinin borazanligini yapanlarla dolu. kimse verilen total maaşların cok oldugunu anlatmıyor. isim isim konusup bu adam neden bu kadar aliyor diyor.
    ayrica futbolu seven bilen sayisi cok az. onlar sadece kendi takımını ve rekabeti seviyor.

    çıkış yapan anadolu takimlarinin çıkışı da lokal kalıyor bu arada. avrupadaki sonuçlardan belli.

    ortam böyleyken olumluya dönecek bir taraf yok. dövizler arttıkça da isler daha çok sarpa saracak. sonrasında kendi icimizde oynayıp* şampiyonumuzu tokatlanmaya avrupaya göndereceğiz. idealist ve sözü dinlenen isimlerin tff'de ve takımlarda rol almalari lazim. bunlar yapılırken de tabiki baya acılar çekilecek.
  • 1552
    ırkçılığın, küfürün, şiddetin, tribün terörünün sözde yasak özde serbest olduğu ve bundan gocunmayan ; ancak iki saniyelik video sekansından icardi’nin billur avuçladığının sabit olduğu ve bundan alınan taraftarlara sahip futbol. sahiden de türk milleti gariptir her lafı kaldırmaz. şöyle böyle dersin kızar da, seversin aldırmaz.
  • 1090
    hemen her oyuncusu ayağına top bekleyen, topu ayağında tutan arkadaşının dibine kadar topu almaya giden futboldur. topu verdikten sonra yürüyerek hareketleniyorlar en fazla. zaten burak'ın bu ülkede bu kadar ekmek yiyebilmesinin tek nedeni de budur. dikkat edin bizim takımların maçlarında en çok duyacağınız söz "ayağa pas"tır. herkes ayağa pas atıyor. çünkü boş koşu atan yok.

    ekleme:

    uzun sözün kısası, "al gülüm ver gülüm".
  • 1069
    freni patlamış damperli bir kamyonun yokuş aşağı inişine benzer şekilde dibi görmeye giden oluşum.

    önceden de böyleydi belki ama 2011 şike sezonu ve aklanmasıyla ayyuka çıkan pislikler günümüzde yüzde beş helalleşme, futbol için birleşme adı altında bonservis almama, şahsi şirketi için özelden para alıp bonservis verme gibi alenen yapılan pisliklerle devam etmekte.

    acı olan yapanların yanına kar kalması. ha diyeceksiniz ki ülke ne ki futbolu ne olsun. siz de haklısınız.
App Store'dan indirin Google Play'den alın