juventus deplasmanı öncesi osimhen’e yöneltilen sorular gerçekten çok düşük seviyede kalıyor, bu durum sadece bizim tarafımızdan kaynaklanmıyor, aynı şekilde yalan söylemin ve menajerlerin algılar için fink attığı italyan tarafında da aynı mevzu yaşanıyor. hakikaten italyanlar ve türkler kadar birbirine benzer millet yok, özellikle duygu sömürüsü ve dedikodular üzerinden realiteyi ıskalamak konusunda ortak bir noktada buluşuyorlar, adam yazın transfer dönemlerinde kaynak oluşturmak için juve ve napoli soruları soruyor. conte’yi veya başka hocaları övmesin diye spalletti’yi övdürteceği sorular yöneltiyor, oyuncuyu juve’de oynama niyetinin olduğu dönemlere yönelik cevaplar vermek zorunda bırakıyor, muhabir camiası tamamen bu eksende dönüyor.
orada bodo; 50 milyonluk kadrosuyla son üç yılda iki kere şampiyonlar ligi finaline çıkmış, seri a lideri ınter’i patates etmiş, sessiz sessiz yoluna devam ediyor. şampiyonlar ligi sosyal medya hesaplarının ve hatta uefa avrupa ligi paylaşımlarının bile sürekli bizim egomuza yönelik olması dikkat çekiyor, biz etkileşim veriyoruz diye sürekli bu tarz içerikler üretiyorlar. arkadaş sürekli burada kalmayın, oyuna ve geleceğe yönelik sorular sorun, oyun tipleri ve planlar üzerine konuşun, dümdüz savunma mı yoksa atak mı yapacaksınız minvalinde sorular da sormayın. onları zaten sahaya çıkacak ilk on biri say desen sayamayacak insanlar da sorar, bu yüzden daha derinlikli ve teknik konulara odaklanmak gerekiyor, akdeniz memleketleri ise hala daha yarı çıplak uzanıp beyaz üzümü salkım salkım yesem mi diye düşünerek gerçeklerden kopuk bir biçimde vakit harcıyor.
(bkz:
25 şubat 2026 juventus galatasaray maçı)