• 76
    http://plasedergi.com/...-terimin-son-donemi/

    bu yazı beni de çok rahatsız etti.
    doğru noktalar var mı?
    peki tabii..

    ancak sayfayı açtığınızda,
    bazı kısımları okuduğunuzda,
    hele bir de sanki lig kopmuş, artık şansımız kalmamış gibi bir uslubü görünce,
    ve yazının bütünlüğü düşündüğünüzde sanki hoca* taze kovulmuş, onun etkileri anlatılıyor gibi bir havası var.

    sözlükte ve galatasaraylı çevrelerde sıklıkla medyada galatasarayın gücü yok, hep karalanıyor diye üzülüp dururuz.
    aha bakın işte, sosyal medyada, bizden diyebileceğimiz bir platformda* bile bu tarz bir yazıyı görmek beni çok üzdü. ne desek boş.
  • 78
    barış atay isimli, ne işle iştigal ettiği hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayan, kerameti kendinden menkul zatın 2016 yazında nokta dergisinde yazdığı, iftira, safsata ve mübalağalarla dolu fatih terim analizinden (!) sonra okuduğum en saçma fatih terim değerlendirmesine imza atan platform. saçma olmasının yanında gerçeklerden kopuk ve kasıtlı saldırı amacı alenen görülüyor.

    yazının içinden tek tek cümleler seçip "ya kardeşim ne alakası var bununla?" demeye gerek dahi yok ki bir çok yazar benden önce bu zırvalıklara değinmiş.

    "büyük bir çöküş" ha? görüşeceğiz.

    http://plasedergi.com/...-terimin-son-donemi/
  • 79
    içlerindeki bazı insanların fatih terim'e sallamasından, her şeyin en iyisini istemekten öte olmak zorundaymış gibi davranmasından bıkıp ayrıldığım oluşum.

    ancak içinde kötü niyetli hiçbir yazar yok. merak etmeyin. çöküş var diyorlarsa bunu art niyet olmadan düşünüyorlardır. benim içlerinde yer almama nedenim sabah akşam fatih terim kötüdür soslu cümlelerden bıkmamdı. ama bu adamlar kötü diyorsa cidden öyle düşünüyorlardır. yanlış mı? bence evet. zaten o yüzden artık aralarında yer almıyorum.

    bu arada paylaştıkları yazıyı okumadım, o görüşü paylaşmadığım için merak da etmiyorum ancak yazanı ve ne yazdığını tahmin ediyorum.
  • 82
    http://plasedergi.com/...-terimin-son-donemi/

    alihan'cım üzgünüm ama olmamış.

    bak derginin reklamı oldu, güzel hit almıştır, eğer amacın da buysa tebrikler, başardın ama bir abin olarak, üzülerek söylüyorum ki bu yazı olmamış.

    bak günlerdir hepimiz eleştiri yapıyoruz. gayet medeni şekilde herkes her şeyi yazıyor. *

    fatih terim kendisi de kolay kolay yapmadığı şekilde hatasını kabul ediyor. (suçun bir kısmını üstünden atmaya çalışsa da)

    gel gör ki şu yazı cidden fiyasko.

    uefa kupalı, toplamda 8 kere şampiyon olmuş, son 2 yılın şampiyonu ve bu yıl da 7. hafta sonunda en yakın rakibinin 1 puan gerisindeyken fatih terim için yazılacak şey değil bu.

    takım ve oyunumuz rezalet, hiçbir lafı yok buna kimsenin. hatta normalde 7 hafta 10 puana hoca değişir galatasaray'da ama mevcut durumda yapılacak şeyler ve yazılacak şeyler bunlar değil.

    "büyük bir çöküş: fatih terim ve son dönemi" bu başlık bile yazının geri kalanını okumamak için sebep aslında.

    büyük çöküş? son dönem?

    hayırdır bizim bilmediğimiz ama sizin bildiğiniz bir şey mi var?

    plase dergi direkt içimizden çıkan bir oluşum olduğu için bizim için yeri ayrı ama şu yazıyı iyi niyetli bulamadığımı üzülerek söylemek zorundayım.
  • 84
    http://plasedergi.com/...-terimin-son-donemi/

    bu yazıyı yazan arkadaş ocak ayında sözlükte bir entry daha yazmıştı, çoğu kişi hatırlıyordur. tam 11 başlık altında yönetimin hocaya nasıl ihanet ettiğini uzun uzun anlattığı yazısı baya ilgi çekmişti, ekşi/twitter vs. platformlarda dahi popüler olmuştu. yönetimin ihanetlerine(!) karşı hocayı korumaya çalışıp entry'sini;

    --- alıntı ---

    taraftar artık işin farkına varmalı, yoksa fatih hocanın galatasaray'daki son dönemini kendi ellerimizle rezil edeceğiz.

    #fatihterim

    --- alıntı ---

    şeklinde bitirdikten sonra ne oldu da hocanın son döneminin çoktan rezil olduğuna karar verip böyle bir yazı kaleme aldı merak ediyorum. belki biraz da böyle dikkat çekmek istemiştir.
  • 85
    bu kadar futbolla ilgilenirim, daha bi gün açıp okumuşluğum yok. genel olarak futbol bilgisi benden düşük tiplerin yazdıklarını merak etmeme gibi bir huyum var. size de tavsiyem aynısı; plase dergi kim açık mert korkusuz?

    edit: dediğim gibi hakkında sıfır bilgi sahibi olduğum için sözlükten renkdaşların yazdığını bile bilmiyordum. kaide'nin mesajıyla uyandım açıkçası.

    yalnız bahsettiğim konuda söylediklerim geçerlidir. bu sadece plase dergi özelinde geçerli bir durum değil. yorumcuların yüzde doksanını da izlemem. serdar ali'yi izlemek bana ne katabilir aşkına? ya da rıdvan'ı ? karakullukçu da dahil. adam 2008 fransa kadrosunu fotoğraflara bakıp sayamıyor. sonra yeni nesil yorumcu masalları. bu plase dergi yazarları için de geçerli. sözlükten çok değerli yazarlar bünyesindeymiş, okurken ufuk açanlar. paylaşırsınız yazılarını okuruz, onun dışında körlemesine girmem bu işlere. sözlük oluşumu olması sebebiyle başarılı olsunlar isterim yine de.
  • 86
    derginin adını da yazıyı yazan elemanın adını da ilk defa duydum. yazıyı yazan hazır fırsatını bulmuşken aysal-terim krizi ve fatih hoca' nin ayrılığından sonra içinde kalan kini, öfkeyi kusmuş gibi geldi bana.
    dikkatimi çeken başka birşey de 4-1-4-1 sistemine veryansın etmesi. ben takımı izlerken 4-2-3-1 bazen de 4-3-3 şeklinde dizildigimizi düşünüyordum. sahi biz hangi sistemle oynuyoruz la?
  • 87
    fatih terim’le ilgili saçma sapan, art niyetli ve ucuz yazıdan sonra takibi bırakmıştım. şimdi de ilk youtube yayınına bakınca ne kadar haklı olduğumu anladım. hayatımda sosyal medyada gördüğüm en sevimsiz, en kasıntı, en hıncal uluç kişi yorum yapıyor. evet siyah tişörtlü arkadaştan bahsediyorum. fatih terim’le ilgili o saçma yazıyı yazan kişiymiş. allahım o tavırlar, o kasılmalar, selam sabah dahi vermeden ukalaca konuya girmeler... 2. dakika filan dayanamayıp kapattım. olmaz be gülüm, sizden olmaz. bu kasıntılıkla, yalanla, iftirayla yorum yapmakla üzgünüm ama olmaz.

    oysa sözlük içerisinden bir ekip tarafından kurulunca sevinmiştim. tribün dergi gibi bir çöplüğe alternatif olur diye düşünüyordum. fakat onlar asıl galatasaraylılıklarını unutup tarafsız olacağız diye rakiplere yaranmak adına ucuzluklara imza attılar ve atıyorlar.

    kusura bakmayın, unfollow. artık tek bir satırınızı bile okumam.
  • 91
    youtube kanallarında yayınladıkları galatasaray ile ilgili olan kısımda fikir beyanından çok, bilirkişi tespiti havasında yapılan yorumlarla bana göre kötü başlangıç yapmış olan oluşum. ayrıca stüdyo ortamı oluşturma çabası da amatörlüğü artırmış gibi. bilhassa ışık ve ses kullanımında sıkıntılar var.

    izmirli sözlük yazarları ile yaptığımız halı saha organizasyonunda chakiz ile tanışma fırsatı bulmuştum. kendisine naçizane tavsiyem; halı saha organizasyonundan önce 13 eylül 2019 galatasaray kasımpaşa maçını izlerken elinde birası ile yorum yapma işini kanalına taşıması. stili ve "şimdilik" amatör ruhu buna daha uygun gibi. en azından ev ortamında samimi, keyifli bir sohbet havasında yapılacak yayın, seyirciyle buzların erimesine de yardımcı olabilir.
  • 93
    sözlük bünyesinden doğup büyüyen plase dergi'de monacoprensi nickli yazar, çok tartışılan bir fatih terim yazısı yazmıştı yakın zaman önce. fatih terim hakkında yazdığı o yazı için onu ekşisözlükte de burada da eleştirdim. daha doğrusu onu değil, yazıyı eleştirdim. sabretmek gerektiğini, herkesin üzerimize geldiği şu dönemde sakin kalıp birlik olmak gerektiğini düşünüyordum. hala aynı fikirdeyim ama bir fark var, sakin kalamıyorum. benim sabrımı taşıran şey tek bir isim; belhanda. hocanın belhanda inadı yüzünden 27.10.2019 tarihinde oynanan beşiktaş maçı öncesi kadroyu gördüğüm anda 2 3 hafta sözlüğe bir şey yazmayacağımı belirten bir entry girdim. zira hocaya saygısızlık etmek istemiyordum ama belhanda ısrarı beni delirtmişti artık dün akşam.

    şimdi bu entryi girme nedenime gelelim. kıyısından köşesinden katkı vermeye çalıştığım plase dergi'nin tık almasını, yazıların okunmasını elbette istiyorum. zaten okunmasın diye yazacak, emek verecek halimiz yok. dolayısıyla da o çok tepki çeken(tepki gösterenlerden biriydim) fatih terim yazısı için söylenen ''tık alacaklar, istedikleri oldu'' eleştirilerine katılmıyorum. elbette tık almak istiyorlar yazanlar ama galatasaray sözlük bünyesinden doğmuş bir oluşumun, tık almak uğruna galatasaray'a saldıracağını düşünmek bence mantıklı değil. peki o halde neden o kadar sert bir yazı yazıldı? geldiğimiz noktada o eleştirel yazının nasıl bir motivasyonla yazıldığını gayet iyi anladığımı düşünüyorum, çünkü dün akşam sabırlı davranmayıp da maç sonrasında belhanda ya da fatih terim başlığına bir şeyler yazsaydım, o yazıdan çok daha sert bir şey çıkartırdım ortaya. tarafsız olmak isteyen, hatta bir bakıma seçtiği yol düşünüldüğünde tarafsız olması gereken bu oluşum, aslında tam olarak taraf olduğu için o yazı yazıldı. salt mantıkla değil, duygularla yazıldı.

    fatih hocayı seviyorum. babamın oğlu diye değil, galatasaray'a katkı verdi diye, hepimizin hayalini kurduğu başarıları bize yaşattı diye seviyorum. ama sadece bu sene değil 2 senedir kötü oynuyor galatasaray ve dahası bir arpa boyu yol da alamıyor. ekşisözlükte de yazar olmam ve bu sözlük sayesinde tanıdığım bazı yazarların yazılarını orada paylaşmam konusundaki ricalarına karşılık hep dediğim bir şey var; abi siz yazın, ben beğendiğim bir yazıyı zaten paylaşırım, ama içime sinmeyen bir yazıyı paylaşmam. görüşlerinize katılmasam da nesnel bilgilerle destekli yazıları, iyi kotarıldığını düşündüğüm yazıları paylaşırım dedim, paylaşıyorum da. bunu tık alalım diye yapıyorum, tıpkı bu sözlükte yazan yazarların okunmak istemeleri gib, fav almak istemeleri gibi; tıpkı twitter'da, instagram'da like almak istemek gibi. işte bu yazıyı da tık alsın diye paylaşıyorum ama onca yazı arasından bunu seçiyorsam bir nedeni var. benim 2 senedir kötü oynadığını düşündüğüm galatasaray'ın neden kötü oynadığını anlatan bir yazı bu, tıpkı o çok tepki çeken fatih terim yazısı gibi. o yazının sorunu giriş kısmıydı, hocanın karakterinden bahsetmesiydi. gelgelelim o gün tepki gösterdiğim o karakter analizine belhanda sevdası sebebiyle katılacak durumu geldim neredeyse.

    http://plasedergi.com/analiz/galaanaliz/

    ne olur eleştirin bu yazıyı, haksız deyin, yanılıyor deyin, çürütün bu yazıyı. ben fatih terim gibi bir hocanın 2 senedir kötü futbol oynattığına inanmak istemiyorum artık çünkü, ne yazık ki inanıyorum ama. çok kötü oynuyoruz.
  • 94
    youtube yayınlarımızın ikinci bölümü yayınlandı. bu hafta chakiz ve monacoprensi beşiktaş galatasaray derbisi, fenerbahçe konyaspor ile başakşehir trabzonspor maçları ve ekip içimizdeki garip olaylarla enleri konuştu. keyifli seyirler dileriz.

    derbi:
    https://youtu.be/FXXEXhA1qpI

    fenerbahçe konyaspor maçı: https://youtu.be/HfW7_N1ecOs

    başkaşehir trabzonspor maçı: https://youtu.be/VsGqKrXwsWc

    ekip içi:
    https://youtu.be/hp6ffoGMo0c
  • 96
    bir dönem yazarlık yaptığım ve hala ilgiyle takip ettiğim e-dergi. fakat bir parça da olsa alındığım bir durum söz konusu. ailevi ve maddi nedenler yüzünden vakit ayıramadığımdan dolayı yazarlığı bırakmak zorunda kalmıştım. bugün eski yazılarıma bir göz atayın derken, yazar kişisi olarak adımın silinip ilgili kısıma admin yazıldığını görmem şahsımı üzdü. keza benim gibi daha önce ayrılan diğer yazar arkadaşların, yazıları da aynı duruma maruz kalmış.

    ne olursa olsun, zaman ayırıp emek verilen yazılarda dergiden ayrılsa bile yazan kişinin ibaresi bulunması gerektiği kanaatindeyim. bu durum pek hoş olmamış.
  • 97
    15 mart 2020 galatasaray beşiktaş maçıyla ilgili maç önü yazısı yayınlayan dergi.

    http://plasedergi.com/...isi-mac-onu-analizi/

    fatih terim ve sergen yalçın‘in daha önceki karşılaştığı maçlarda hangi teknik adam nasıl tercihler yapmış, sonuçları neler olmuş, bu derbide neler olabilir, maçın kritik detayları neler... dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. umarım beğenilir.

    umarım galatasaray’ım kazanır.

    allah utandırmasın...
  • 98
    sahur sofrasinda okudugum dergi. bizden birilerini okuyayim istiyorum. arkadaşlarımızın yaptığı işi de çok kıymetli buluyorum.
    ama daha iyi olsunlar diye yine ben ve yine elestiri geliyor.

    --- alıntı ---
    bu maçtan bir gün önce oynanan ingiltere – brezilya maçını rivaldo ve ronaldinho’nun attığı gollerle 2-0 brezilya kazanmış ve oynayacağımız maçın skorunu beklemeye başlamıştı...........
    ........dakikada hücum hattındaki opsiyonları artırmak adına arif erdem oyuna girerken emre belözoğlu oyundan çıkıyordu. ve 3 dakika sonrası… ilhan mansız’ın o maçı bitiren müthiş golü… altın gol… senegalli oyuncular ve seyirciler derin bir sessizliğe bürünürken, yine tüm ülke dertlerini unutarak sokaklara dökülmüştü.
    .............sırada ingiltere’yi 1-0 geriye düştüğü maçta 2-1 yenen brezilya vardı.

    --- alıntı ---
    eleştiri 1: brezilya ingiltere maçı kac kac bitti? iki farklı skor var. hangisi dogru? kontrol etmeden mi yayınlıyorsunuz?
    eleştiri 2: ilhan mansız'ın golü evet muhteşemdi. ama brn biliyorum bunu. bilmeyen icin golün tasviri eksik. insan okurken gözünde canlandırmak ve maçı izlermiş gibi heyecanlanmak ister. ama burada tasvir eksikliği var.
    eleştiri 3: yazı arasında mesela brezilya ile ilk oynadığımız maçtaki tartışmalı olaylardan hiç bahsedilmemiş. brezilya'ya niye bilendik bahsedilmemiş.
    eleştiri 4: üçüncülük maçı sonrasında saha içerisinde yaşanan güzel enstantanelerden hic bahsedilmemiş. oysa müthiş görüntüler vardı orada.

    kılım oğlum ben. elestiririm. daha iyi olun, ülkenin en cok okunanları arasına girin diye gerekirse sert de eleştiririm.
  • 100
    bu sözlükte sürekli reklamı yapılıyordu başlarda. açıkçası ben böyle reklamları sevmem, samimiyetten yanayım tabii samimiyetin en büyük samimiyetsizliğe dönüşmemesi kaydıyla. ancak paydamız galatasaray olduğundan baştan beri hep desteklemeye çalıştım kendimce. fakat yazılarında bağlaç hataları gözüme çarpıyordu, bunu da bu başlığa girdim, anında geri dönüş geldi, zamanınız varsa yazıları redakte etmek ister misiniz diye. kendimi anlatan bir yazı ve kontrol için gönderilen bir metni redakte edip geri gönderdim, hemen başla abi dediler. bu şekilde başladım baya da süre geçti ama açıkçası işlerin bu kadar büyüyeceğini hiç düşünmemiştim. ben ki mesleğimi bile etiket olarak hiç kullanmazdım (benim meslek sosyal medyada etiket olarak sık kullanılan bir meslek çünkü) plase dergi ismini kullanmaya başladım artık.

    dergiye yönelik eleştirilere cevap verebilecek bilgim de fikrim de yok, içeriğe yönelik eleştirilere cevap verecek bilgim ve fikrim var ama. her ne kadar sözlük bünyesinden çıkmış olsa da galatasaraylı bir oluşum değil, tarafsız kalmak isteniyor ama herkesin tuttuğu bir takım var nihayetinde ve okuduğum yazılarda, dinlediğim podcastlerde bunun yansımalarını net şekilde görüyorum ben, çoğunluk da galatasaraylı, o çok net.

    başladıkları nokta ile geldikleri nokta arasında katedilen mesafe, tamamen gönüllülük esasıyla hereket eden bir oluşum için bence muazzam. kendime bir paye çıkarabilmeyi isterdim aslında ama son yaptıkları işte hiçbir katkım yok ne yazık ki. spor medyasından isimlerle podcast serilerine başlamışlar, mükemmel kayıtlar mı? bence değil, kısmen içlerinden biri olarak söylüyorum bunu, ama üniversite öğrencilerini, gelecekte spor medyasında yer alma hayali kuran gençleri bu isimlerle buluşturmaları, tanıştırmaları, onlarla söyleşi yapma şansı vermeleri bence harika bir iş. buna benzer şeyleri onlara da söyledim, ekipteki içerik üreticilerine de söyledim, bir de buradan belirteyim, hem bir tür destek de olmuş olur bu. sen kimsin adı altında 3 podcast paylaştılar ki biri eski hakem seçim demirel, biri nevzat dindar, biri can ayhan ve devamı da geliyor. mehmet ayan var, ılgaz çınar var bildiğim kadarıyla. benim çok sevdiğim bir kadın olan banu yelkovan olabilir deniyor vs.

    dediğim gibi eksikler var, başta bu podcastleri bir çalma listesi şeklinde düzenleyebilirler mesela ki bunu ilettim kendilerine. daha iyi sorular sorulabilirdi, daha iyi ekipmanlar kullanılabilirdi ki zaten bunu yaparım diyen herkese de kapılar açık. ama her şeyden öte benim önemsediğim kısım üniversite öğrencilerine bu fırsatı yaratmış olmaları ve bu zamana kadar yaptıklarıyla da bu insanlardan o olumlu dönüşleri alabilmiş, bu podcastleri kaydedebilmiş olmaları. kurucular, yönetimdekiler isteselerdi biz yapacağız bunları diyebilirlerdi ama bağlantıyı kurup izinleri alıp tamamen öğrencilere, yeni mezunlara bıraktılar ki muhtemelen o isimleri ikna etmelerinde bu tavrın da etkisi oldu.

    https://open.spotify.com/...1CgD7oEb0KJveNgXxxEo

    bir an önce bu serinin bir çalma listesine dönüştürülmesi dileğiyle.
App Store'dan indirin Google Play'den alın