resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 2077
    bir teknik direktörü sadece sahaya cikardigi 11 ile elestirmek baya tuhaf ya. cidden. yani yazar arkadaslarima bu kafayla teknik direktor begendirilmez. herkesin kafasinda bir 11 var. onu cikarirsa (tabi yetmez, üstüne kazanmasi da lazim) iyi hoca, cikarmayinca kötü.

    bu da yetmezmis gibi bir de herkesin takıntılı oldugu birkac oyuncu var. o oyuncular agzi ile kus tutsa da ondan daha kötü yedekleri gormeyi istiyorlar. yani cidden taraftara yaranilmaz.

    ok sabri yetersiz ama yerine oynayan cavandayi da linnesi de gorduk arkadaslar. sabriden bile daha kötüler yapmayin etmeyin.

    evet, yasin yetersiz. e yerine oynayan sinan ve podolskiyi de goruyoruz arkadaslar. ceza sahasi etrafına topu getirirsen oynuyorlar, getirmezsen yandın.

    tamam. selcuk eski selcuk degil de bu kadar itin seyine sokulacak bir adam degil. de jong da fena degil ama cok hareketsiz.

    yani milyon tane taraftar milyon farkli 11 istiyor. cidden nasil kafalar bilmiyorum.

    hocayi elestireceksiniz daha cok hucum plani olmadigindan elestirin. kac mac gecti, takim daha organize 3-5 atak yapamadi. gelirse ataklar bireysellikten ya da kontradan geliyor. baska hic yok. yani bu kısımdan elestirmek varken halen sabri cavanda derdinde olmak da ne bileyim yani.
  • 2078
    kendisi kalsın bir kaç sene şampiyon olmayalım ama,gelecek adına güzel jenerasyon kuralım,belki bir kaç sene kaybederiz ama uzun vadede sağlam takım oluşturabiliriz.bu sene sonu çer çöpleri temizleyelim sağlam genç çocuklarla iyi bir jenerasyon kuralım,hem hoca zaman geçtikçe dahada iyi bir hoca olacaktır.

    sabredelim güzel günleri görelim.

    20/11/16 fb maçında yenilsekte olur,çok umrumda değil,hocaya destek verelim,yeter ki çöpleri takımdan yollasın.

    inanıyoruz sana riekerink,

    ilerde şunu hep beraber söyleyelim: (bkz: riekerink geldi bahar geldi)
  • 2079
    teknik direktörlük işini ilk 11 kurmak ve doğru şekilde 3 oyuncu değiştirmek zanneden fm classic mode / add manager stratejisiyle zonguldakspor'u şampiyon yapan kitle tarafından mesnetsiz gömülen teknik direktör. doğru diyorsunuz eren poldi oynamazsa biteriz. doğru tabi tolga selçuk de jong olmazsa rezaletiz. bence de haklısınız sinan süre alsa çok şey değişirdi. muhteşem öngörünüze katılmadan edemiyorum bence de muslera topu eliyle daha çok oyuna sokmazsa çalım atmamalı. fm oyununu çok severim ve oynarım lakin meslek olarak futbolun "f"sinden geçmemiş her babayiğit kendini şu oyunda aldığı başarıdan dolayı mourinho zannedip herşeyi ilk 11 seçmeye bağlıyor.

    riekerin ile kanaatim ise henüz ne iyi ne de kötü olduğuna dair yeterince veri oluşmamıştır. o yüzden kesin yorum yapmaktansa takip etmeye devam edecem.
  • 2080
    kendisini şahsen tanımıyorum, internette gördüklerim kadar bilgiye sahibim hakkında. hoca olarak ise hamlelerini zayıf buluyorum, üstelik takımın ibb maçı dışındaki tüm maçlarını tt arena'da çıplak gözle izledim. ama konumuz bu değil. bunların hiçbiri, bu olguların, bu kavramların hatta dünyadaki tüm varoluşlar, hatta dünyadaki tüm aforizmalar önümüzdeki hafta oynanacak fenerbahçe maçından önemli değil. hayatımda annem, babam ve kardeşim dışındaki her şey bu maçtan daha önemsiz. inandığım değerler, sokakta yediğim yemek, içtiğim su hatta görmemi sağlayan gözler ve -yine ne yazık ki kullanacağım bu kelimeyi- "hatta" benden, benim varlığım bile daha önemsiz şu an. hep zor biri olmuşumdur, her yeni bir yere gittiğimde eski arkadaşlarımı kaybetmişimdir, her girdiğim ortamda kavga çıkarmışımdır, her gittiğim yerde ya dışlanmışımdır ya da dışlanacak ortamı oluşturmuşumdur, her gittiğim yerde bir sorun çıkarmışımdır. uyumsuz, kangren bir tipim anlayacağınız üzere, riekerink gibi samimi, sempatik biri değilim. avrupalı değilim, kürt bir baba, türk bir anne'nin oğlu olarak sonuna kadar mezopotamya ve anadolu'ya ait olan kökenlerimin harmanlanmasıyım. tribünde maç izlediğimde kendimi tutamam, bütün öfkem, bütün totemlerin sanki oynayan benmişim gibi sahaya dökülür. italyanlar gibi kökten inanırım, inandığım şeylere. eğer bir şeyin uğursuz geldiğine inanıyorsam asla yapmam. dil sınavlarında uğurlu geliyor diye hep aynı bozuk yeşil faber castell kalemimle giriyorum. kendimi bildim bileli hep kendimi ispat etmeye çalışırım, hayatımın her adımı bir sınavmış gibi hissederim, aşırı hırslıyım, eğer aynı imkanlar dahilinde biri bir şeyi benden daha iyi yapıyorsa öfkemden, hırsımdan kudururum. o olguyu gerçekleştirene kadar köpek gibi çalışırım. bundan dolayı 13 yaşımda ailemin ilk ekonomik çöküşünde su satmaya başladım, 18 yaşında üniversiteyi ilk sene kazanamayınca hayatımdaki neredeyse her şeyi sildim. neden ? çünkü ben kökten inançlıyım ve bir şeyler kazanmak için birçok şeyi kaybetmeye hazırım. ki aynı sene üniversite sınavına hazırlanırken, reklam ajansında işe girdim, hem çalıştım hem sınava hazırlandım. bu sefer iyi puan yaptım ama aptal gibi yanlış tercih yapıp çok da iyi bir okula giremedim. yine de istediğim bölüm inşaat mühendisliğini kazandım. yine hırs yaptım 19 yaşıma şantiyede çalışarak girdim, çekmeköy'den şişliye gece 4'te geldim, şantiye koğuşunda kaldım, kendimden büyük adamlarla doğru inandığım şeyler için kavga ettim. çünkü böyle büyüdüm, "inandığın bir şey için kavga et. kaybedersen de yediğin yumruğun tadını çıkar" lafını odamın her yerine astım. daha sonra ise yine hırs yaptım, üstelik okulumla ilgili absürd durumlar yaşanmasına rağmen baya iyi bir okula geçtim. hem de baya iyi. ve okula geçtikten sonra biraz önce okuduğunuz, kendimle ilgili bahsettiğim bütün özelliklerim gitti, çünkü kendimi neredeyse 8 senedir aynı refleks üzerine adadığım şeye sahiptim ve amacıma sahip olunca bedenim, zihnim, ruhum tamamen uzay boşluğuna düştü. şu an gravity filmindeki sandra bullock gibiyim. uzay boşluğunda hareket etmeye çalışıyorum. ve açıkcası bu yaşadığım durum çok alışık olmadığım bir durum için benim psikolojimi çökertti, günde 8 saat uyuyorum 10 saat oyun oynuyorum geri kalan sürede artık ne denk gelirse. niye bunu buraya yazıyorum ? çünkü riekerink benim gibi değil. hatta türkiye cumhuriyetinde yaşayan tırtıl gibi bile değil. o bir avrupalı, o medeni ve samimi bir insan, hayatında belki en son ne zaman mutsuz olduğunu hatırlamıyordur, hayatında en son ne zaman kötü kararlar verdiğini bile hatırlamıyordur. belki genç yaşında magic mushroom'u fazla kaçırmıştır ya da daha kariyerli bir hoca olabilirdim diye 10 yılda bir söyleniyordur.

    ama bizler öyle değiliz. bizler ortadoğu'nun mutsuz insanlarıyız. bizler, tükenen, biten insanlarız. bizler sevdiği kızla karşılaşınca sapıtıp "iç güvenlik paketinden" konuşmak zorunda olan, ya da anlamsız bir günün anlamsız bir saatinde ilk ve tek kız arkadaşının ayrıldıktan sonra sevgilisinin olmasını gören, bizler vücüdumuzdaki hastalıkları hücreleri yenen ama hergün hastalıklı beyinlerle savaşmak zorunda olan, basit, sıradan, önemsiz insanlarız. 21. yüzyılın vahşi dünyasında avrupa'da yaşayamadığımız için hayıflanırken şiddet gören, kimliklerimize göre ayrılan insanlarız. hepimizin mutsuz hayatları var, ölüm döşeğinde olan hasta çocuklarımız ve her gün kaybedilen insanlarımız var. ama riekerink böyle değil. o bir avrupalı, onun mutlu bir evi, mutlu güzel ve sağlıklı çocukları var. riekerink buradan gittiğinde dünyadaki her yerde mutlu ve huzurlu yaşayabilir, ama biz yaşayamayız. tanıdığım neredeyse tüm galatasaraylılar hayatının en kötü dönemini geçiriyor. yukarıda "bizler" grubunun hepsi galatasaray taraftarı. neredeyse hepimiz ama gerçekten hepimiz hayatımızın en önemli günü olarak bu maçı görüyoruz. yenilirsek boktan hayatlarımız daha da boktan olacak ve açıkcası daha fazla boktan hayat yaşama sırasının en azından 1 haftalık da olsa fenerbahçe taraftarında olduğunu düşünüyoruz.

    bu yüzden; belki benimle aynı görüşte olmayabilirsiniz ama boktan 2016 yılının elde kalan tek umut oynanacak fenerbahçe maçı. ve bize bunu getirebilecek tek adam şu an başlığına yazdığım adam; jan olde riekerink. belki yazdıklarım çok absürd, "ulan bu adam için bu kadar tasvir bokunu çıkarma olmamış mı" diyebilirsiniz ama derbide, dizilişlerin, taraftarların, tekniğin ve taktiğin zerre önemi yoktur. hatta ve hatta derbide hiçbir şeyin önemi yoktur. tek önemli olan şey tamamen teknik direktörün zihnidir. bu yüzden hocam, seni tanımıyorum, sen de beni ömründe hiç tanımayacaksın. belki senin için hayatında bir anı olarak kalacak bu maç, belki ileride torunlarına anlatacağın güzel bir anı ama burada bizim için değil. bu maç bizler için umuttan da öte. istersen maça 10 tane semih, 20 tane selçuk, 99 tane sabri ile çık zerre umrumda değil. istersen 10 savunmayla 1 forvetle çık, istersen %99 topla oyna ama gerçekten bunlar önemli değil. inan bana benim için bu maçta güzel oyun da önemli değil. tek isteğim, tek arzum, tek inancım galibiyet. başka bir şey istemiyorum.

    sen avrupalısın hocam, sana bu yüzden inanıyorum.
  • 2081
    12 kasım 2016 türkiye kosova maçı ertesinde fatih terimin basın toplantısı göstermiştir ki 20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçını kaybettiği takdirde görevine son verilecek ve yerine fatih terim getirilecektir.

    ne fatih terim kendisine sorulan "adınız galatasaray'la anılıyor" sorusuna hayır cevabı vermiş, ne de galatasaray yönetimi bu konuda riekerink'in ardında sağlam bir duruş gösterebilmiştir. nazifoğlu sadece 1 hafta önce "fatih terim ile seve seve çalışabilirim" cümlesini beyaz futbol programında kullanmıştır.

    yani çok sevgili hocamız, gül yüzlümüz riekerink'in galatasaray'ın başında çıkacağı son maç, 20 kasım derbisi olabilir.

    (bkz: allah göstermesin)
    (bkz: allah yazdıysa bozsun)

    şimdi fenerbahçe derbisini deplasmanda kazanmayı 2 kat fazla istiyorum. lütfen o sene bu sene olsun...
  • 2082
    ne demisti rahmetli buyugumuz sayin karahanli; senden yana olanlara bir sey vermezsen neden senden yana olsunlar.

    riekerink ondan yana olmamizi istiyorsa fener'i deplasmanda yenecek kardesim. evinde trabzon'a kaybet, basaksehir'e kaybet. bjk'ya 2-0'dan maci verecek noktaya getir. eeee sen buyuk icraat yapamazsan suyun isinir kusura bakma. ama tek bir galibiyetle ruzgar tersine doner, kimse terim'in adini bile anmaz. her sey riekerink bey'in elinde. kazansin, koltugu saglama alsin.

    onemli not: fatih terim'in yeniden basimiza gecmesine siddetle karsiyim. mancinici'yim oglum ben.
  • 2083
    sayın riekerink hocam. önümüzde 1 derbi var. mehmet topal ve lens yok. doğru bir kadro yapılanması ile çıkarsan, başakşehir ve trabzonspor maçındaki hatalarını tekrarlamazsan kazanabileceğin bir maç

    dahası hocam önümüzdeki 3 hafta 3 de 3 yaparsan beşiktaş başakşehir maçı ve fenerbahçe beşiktaş maçları oynanacak yeniden çok iddialı bir konuma gelebiliriz.

    biliyoruz acemisin, baskı altında çalışmaya bu strese belki hiç alışık değilsin. ama şu 3 maç hocam. şu hatalarından döner şu 3 maçı alırsan herşey çok güzel olacak. kariyerinin en büyük meydan okuması bu.

    gözünü seveyim kazan hocam. yoksa yeni bir fatih terim dönemiyle daha karşı karşıya kalacakmışız gibi gözüküyor ve biz bundan artık çok sıkıldık.
  • 2084
    adam türkiye kupasının finalinde fenerin eline,
    süper kupada beşiktaşın eline verip iki tane kupa aldı.

    takım iki senedir rezilken, hemen hemen aynı kadroyla ciddi bir toparlanma gösterdi.

    daha ne versin adam. içim fesat da değil ama adam zaten herşeyini veriyor. bırakın da kalan şey adama kalsın.

    iki maç sendeledi diye satacak halimiz yok. bırakın da bu sene gidecekse bu adam için gitsin.

    sonra vay ferguson 20 yıl çalışmış. burda olsa 3. ayında tenekeyi bağlardınız valla.
  • 2085
    yanında olmamız için fenerbahçe'yi yenmeliymiş. bu taraftara adanalı müstehak. adam takımı aldığında takım 3 pas üst üste yapamıyordu, mustafa denizli dönemi videoları olsa da izletsek şu balık hafızalı taraftara. hakem desteğiyle derdest ediliyor riekerink ve yanında olmamız için fener'i yenmeliymiş. kadıköy'de fener'i yenemeyiz, aziz ve tarla, bağ, bahçe, inşaatları olduğu sürece bu böyle, hele bu basiretsiz yönetimle o sene bu sene değil. sen de kaç kurtar kendini güzel adam.
  • 2086
    - kardeş, iyi hoş diyorsun da, geçen sene iki kupayı aldı ezeli rakiplerin elinden hem de bitik kadroyla bu adam.
    + ya sabri'yi oynatıyor.
    - yani hani hollanda ekolü? sistem oturtma filan, cruyff da ilk senelerinde bocaladıydı biraz.
    + cruyff sabri'yi oynatmamıştı.
    - yani cavanda da linnes de oynadı onun yerine, kayıpları o maçlarda yaşadık, çok da iyi oynamadılar.
    + işte onların yerine sabri'yi oynatıyor
    - daha sakatlıktan filan gelecek olanlar var, kadro biraz daha güçlenecek
    + sabri var ya sabri, onu oynatıyor işte
    - belki devre arası transferde...
    + sabri'yi oynatıyor
    - ya belki de sabri'nin sahada çırpınışını, mücadelesini seviyodur, hani melo kadar olmasa da sahada öyle bir oyuncu lazımdır diye
    + olmaz, sabri oynamasın, sabri'yi oynatıyor
    - ya bence şu sistemi oturtursa zamanı gelince, şampiyon da oluruz, avrupadan bi kupa daha getiririz.
    + bana ne, olmasın kupa şampiyonluk filan, sabri'yi sevmiyorum ben.

    ne anlatırsan anlat adama.
  • 2087
    kendisi için kader maçı niteliğinde bir derbi yaşayacak (bkz: 20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçı), muhtemelen psikolojik açıdan kariyerinin en zor maçına çıkacak hocamız. takımımızdaki pozisyonunun tamam mı devam mı belli olacağı fenerbahçe maçında efsunlu stadın uğursuzluğunu kırmasını dilediğim beyefendi karakteri ile bizimle daha uzun yıllar başarıları paylaşarak , büyüterek devam edeceğine inanmak istediğim riekering bey.
  • 2088
    kader maçı neden 20 kasım fenerbahçe galatasaray maçı oluyormuş onu anlayamadım ben ya. sanki her sene kazandığımız bir deplasman anasını satayım. 17 senedir kazanamıyorsun, sonra böyle bir sorumluluğu bu adamın omzuna yıkıyorsun. ligde 30lu haftalara girdik de benim mi haberim yok?

    varsın beşiktaş'la puan farkı 7 olsun. fener önümüze geçsin. nedir yani? yeniden 30 puan geride kalacağımızdan mı endişeleniliyor? merak etmeyin bu adamın oynattığı topla biz yeniden zirveye ortak oluruz. büyük takım gibi oynuyoruz çünkü. topa hükmediyoruz. bir şekilde kazandığımız ama çaykur rizespor'dan bile baskı yediğimiz, oyun olarak ezildiğimiz günler geride kaldı.

    buradaki akl-ı selim yazarlardan ricam, lütfen medyanın gazına gelmeyin.
  • 2089
    maçı kader maçı haline getiren ya da maçın kader maçı haline gelmesini isteyen taraftarımız ya da sözlük yazarlarımız değil aslında, burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmemiz gerekiyor,

    maçı kader maçı haline getiren büyük oranda galatasaray yönetiminin kıkırdak kıvamındaki omurgası...

    hafta başından bu yana fatih terim dedikodularına adam gibi yanıt verilmeyen, levent nazifoğlunun beyaz futbola "fatih hocayla tabii ki seve seve çalışırım" ibaresini kullanmasıyla devam eden, son raddede fatih terim'in milli maç sonrası basın toplantısında kendisine galatasaray dedikodularıyla ilgili sorulan soruya "hocası olan takımla görüşmem prensip olarak ama adımın anılması normal" tepkisini verdiği bir süreç mevcut.

    haliyle taraftarda şuan "evimizde 2 maç üst üste kaybedip zirveden uzaklaştık, fenerbahçe'yle sene başında dalga geçildi, adamlar önümüze geçtiler" izlenimi oluşturulmaya çalışılıyor,

    bunun da özetle hizmet ettiği tek nokta var; riekerink'i yiyecekler, fatih terim'i tekrar getirecekler faaliyeti...

    (bkz: riekerink'i harcayacaklar matmazel)

    yalvarıyorum ya, yalvarıyorum, şu adamın arkasında durun ve yedirmeyin, şu adamın yerine tekrar terim'i getirip bizi dindan imandan etmeyin...
  • 2090
    20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçını da kaybedersek, sırasıyla evimizde trabzonspor, başakşehir ve kadıköy'de fenerbahçe maçlarını kaybetmiş oluyoruz. arada ligin zayıf ekibi adana'yı yendik deplasmanda zar zor.

    şartlar böyleyken kaybedersek fener derbisinden sonra gitmez belki (gitmesin de) ama kredisinin malesef azalacağı aşikar.

    bu güzel adama kadıköy galibiyeti de çok yakışacaktır. o galibiyet de bizim şampiyonluk meşalemizi yakacaktır. *
  • 2091
    fb maçını kaybederse büyük ihtimal geçen seneki idarelik antrenör kontenjanından devam eder. aslında riekering 'in çözemeyeceği çok sorun var takımda, sadece olmadı demek lazım ötesi haksızlık olur. orta saha, bek ve stoper bölgesi çok yetersiz bir takım var elinde işin içine beklentiler de girince ihale ona kalıyor. tabi görevi kabul ettiğinde kadronun sorunlu olduğunu biliyordu.
  • 2092
    taraftar takımına oynattırdığı/oynatamadığı oyundan memnun olmasa da kendisinin forma adaletini tekrar sağlaması halinde çoğunun desteğini yine arkasına alacaktır. (3s) sabri, selçuk, semih üçlüsünden en az ikisini kesmeli. her ne kadar yeterli olmasalar da en azından semih'ten daha iyi stoperlerimiz var. selçuk'tan daha iyi bir orta sahamız var. sabri konusunda da sabri'ye tanıdığı krediyi diğer sağ beklere özellikle linnes'e de tanımalı.

    20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçında çıkıp selçuk'u kesmeyecektir bunu da anlıyorum ama görevde kalması halinde sonraki maçlarda kesmemesi durumunda kendisine desteğim devam etmeyecektir.
  • 2095
    topal'ın olmadığı bir fener orta sahasına 4-3-3 çıkmak ve sneijder'i bayıldığı sol kanatta oynatmak mantıklı kararlar. selçuk'u ben de sevmiyorum ve ve beğenmiyorum ama takımda bu statta şampiyonluk gören bir kaç kişiden biri ,psikolojik olarak bu maçları biliyor ve ayı avlama teknikleri konusunda fena değil. ben de isterdim canavar gibi gözleri ateş saçan bir çocukla oynayalım 4-3-3'ü fakat eldeki bu. bu maçı da oynayıp kulübeye dönebilir.poldi de hamle oyuncusu olarak kenarda duracak bu da önemli ve mantıklı. tek çekincem sol kanatta yarım yarım yardıran bruma sağ kanatta yeterli performansı verebilir mi bilmiyorum ama allahtan karşısında jesus ali kaldırım olacak. onu her türlü yer gibi duruyor. ilk yarı oyunu tutup ikinci yarı poldi ile vurma planı tutarsa kendisi beylikten paşalığa terfi eder.

    (bkz: yolun açık olsun paşam)
  • 2096
    sözlükteki bazı arkadaşlar anlamakta diretiyor ve çok fazla romantikler ama şu an futbol takımının başında piyon olarak kullanılan karakterli, saf, temiz bir alt yapı hocasıdır. fenerbahçe maçı da son maçı olacaktır. çünkü selçuk, semih ve sabiyi ilk 11 başlatacağına adım gibi eminim. bu isimler varsa zaten kazanamayız. olay şöyle, alttan bir şeyler döndüğü kesin, bir futbolcu çetesi yok ama bir takım yapılanma var bir nevi paydaşlar topluluğu. futbolda az buz bir para dönmüyor ve bu sektörde baş rol alan oyuncular ve menejerleri çok ciddi bir yapı ve buna bağlı olarak bir lobi oluşturmuş durumda. istediğiniz kadar sevmeyin, nefret edin bunu görüpte ses çıkaran tek kişi fatih terimdir, ki bahsettiğimiz kişi imparator, süper ego, dediğim dedik... o bile güç karşısında ne hale geldi nasıl tükürdüğünü yaladı hepimiz gördük. gerçekten çok temiz bulduğum, iyi bir profesyonel olarak gördüğüm jor hocamız nasıl karşı gelsinki bu duruma?

    sorun şu. çok ciddi paralar dönüyor, menejer ve bir takım dış oluşumlar bu sektörde paydaş. milli takımda caner, gökhan, burak, arda gibi adamların kadro dışı kalması sadece prim mevzusu değil. bu adamlarki sürekli birbirlerini kollayan sürekli öven tipler. ben de bir entry girdim fatih terim hakkında, "bizden uzak olsun nereye giderse gitsin" şeklinde, ama durum şunu gösteriyor ki galatasaray üzerinde bu durumu yok edecek tek kişi fatih terimdir. son on sene içinde sabriyi çok zor durumda kalmadığı sürece kadroya dahi almayan tek hoca kendisi, gücün en baskın olduğu dönemde bu oluşumun demir başlarını kadroya almamak için en azından direten yine kendisi. (sonrasında bu güce boyun eğdi, yine de içinin sinmediğini diyecek cesareti gösterdi) yine ofsayt yağmuruna tutulacak bu entryme artı ofsat katacak bir yorum getireceğim. ikinci adayım da abdullah avcıdır.

    hal buyken ne yazık ki bir sistemden, bir hocanın kalıcılığından bahsedemiyoruz, bu çok üzücü bir durum bizim için ama, konjonktürel açıdan yaklaşmak da zorundayız. abdullah avcıdan da fatih terimden de gram haz etmem. bu ikisinin birini klup bazında birini milli takım bazında kullanan uzun adamdan hiç mi hiç haz etmem. unutmamız gereken. bir şey varki abdullah avcı bu oluşumu kırmaya çalışırken kovuldu, fatih terim isminin limitini kullanmakta. bu oluşumu dağıtmayı milli takımda yaptırmadılar, biri gelsin galatasarayda yapsın sonra gitsinler.

    edit: telefondan yazılan bir entry olduğu için yazım ve imla hataları içerebilir. anlayışınıza sığınıyorum.
  • 2097
    abdullah avcı yada sözde imparator yerine kulüpte teknik direktör olarak gerekirse (allah gecinden versin) ölene kadar takımın başında durmasını istediğim teknik direktör.

    yerli çetesi de olsa yabancı çetesi de olsa aziz yıldırım'ın şike çetesi de olsa ne olursa olsun böyle bir teknik direktörden vazgeçmemek gerekiyor. nedenlerine gelecek olursak eğer;

    1 - riekerink sadece bugünün değil, geleceğin teknik direktörüdür ve geleceği oluşturmaktadır. gereken zaman kendisine verildiğinde altyapının tüm sistemini değiştirebilir, bu değişim de galatasaray'ın çehresinin değişmesini sağlayabilir. kısacası, dursun özbek yönetimi köre atıp şaşıyı vurmuştur tabiri caizse. geldiklerinden beridir en doğru işleri riekerink'e futbolu emanet etmek.

    2 - diyelim ki gönderdik 17 yıldır kazanamadığımız o malum stadda oynanacak sonucu sadece 3 puan olan derbi mücadelesinin sonucuna göre ve gittik terim'i getirdik takımın başına. siz şu anda eldeki mevcut oyuncu kadrosuyla çalışacağını mı zannediyorsunuz? ilk gidecek isim sneijder sonraki podolski sonraki de carole olacaktır. bunların yerine riva'dan gelecek parayı teminat gösterip kredi çektirir, 3 tane işe yaramayacak oyuncu alır ve sezonun sonunu görür. yeni sezon başında "yeniden yapılanmamız lazım" diyerek kadroyu yeniden yapılandırma adı altında yeniçeriler hariç hepsini gönderir "onların etrafında kadro kuruyorum, bunlar bizim evlatlarımız onları silip atamayız" der, kurduğu kadroyla kötü giderken de "ben faydalı olamıyorum" diyip istifa eder. böyle olacağına inanmayanlar canaydın zamanındaki terim dönemini inceleyebilir. (bkz: 2. fatih terim dönemi) başındaki başkan ne kadar güçlü ise kadroya en büyük katkıyı sağlayabilecek oyuncuları alabiliyorsa terim var. faruk süren canımız ciğerimiz büyük efsanemiz hagiyi getirmiş, son başkan taneciği ünal aysal ise muslera sneijder drogba ve daha bilimum yıldızı getirmiştir. başarılı teknik adam bunlar olmadan 2. dönemde de başarılı olurdu, 4. dönemde de gelmesi için kapısında yatanlardan birisi olurdum.

    3 - abdullah avcı asla ama asla galatasaray kalibresinde bir takımı çalıştırabilecek bir teknik direktör değildir. hikmet karaman yada yılmaz vural bile bu kalibrededir ama avcı değildir. milli takım dönemini hatırlarsanız küçük fatih terimlik oynamaya çalışmış, sonuçta kendini kovdurmuştur. sadece ama sadece başakşehir'de yada ayarında bir takımda başarılı olabilir.

    4 - bu yönetim yapısında bizim `hocanın bulunmadığı yerde jan olde riekerink'e jose mourinho yada sir alex ferguson` gibi davranmamız romantiklik olarak adlandırılmış. alakası yok. transfer yapamayıp grosskreutz gibi bir adamı alamayanlar, "serdar aziz'e 4,5 milyon euro ben verdim" diye göğsünü gere gere gezen yöneticiler, sabri'ye aldığının 2 katını gelir gelmez ulufe olarak veren normalde hiç bir vasfı olmayan başkan kardeşinden bahsediyorsunuz yönetim derken. tabi, gitsin riekerink gelsin terim. bunları parmağında oynatsın, parayı yesin gitsin değil mi? yok öyle yağma! biz o riva'yı florya'yı madem peşkeş çektik birilerine o zaman en azından gelecek parayı mantıklı kullanarak borç bataklığını az da olsa kurutmak için çabalamalıyız.

    5 - bu takım her kötü gittiğinde fatih terim teknik direktör olacak diye bir madde tüzükte olsa şimdiye değişmişti. yarın öbür gün ölse bu adam (allah gecinden versin yine) o zaman ne olacak? ruh çağırma seansı mı yapacaksınız?

    jan olde riekerink hocam galatasaray'ın teknik direktörü, fatih terim de yıldırım demirören'in elemanıdır. umarım kabullenebilirsiniz.

    edit: noktalama
App Store'dan indirin Google Play'den alın