resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 2051
    kayseri deplasmanıydı sanırım, selçuk'u ilk yarı bittiğinde oyundan almıştı. işte o hamlesi tam 1 hafta konuşuldu. medya o kadar üzerine gitti ki selçuk'u oyundan aldığı için ve en sonunda baskıya yenik düşüp yaptığı doğru hamleyi bir kenara bıraktı, selçuk ısrarında devam etti.

    riekerink bey, gözünüzü seveyim görün şu temposuz oyunun en büyük sebebini. çekin kızağa selçuk'u. 3-4 hafta selçuk'suz idare edin, tolga ve de jong ikilisinin vereceği verim zaten o baskıları otomatikman kaldıracaktır.
  • 2052
    uefa kupası sonrası 15 senede takımın başına geçenlere bakalım (cevat güler, orhan atik, taffarel, bülent ünder gibi geçicileri atlıyorum.):

    - lucescu
    - fatih terim
    - hagi
    - gerets
    - feldkamp
    - skibbe
    - bülent korkmaz
    - rijkaard
    - hagi
    - fatih terim
    - mancini
    - prandelli
    - hamza hamzaoğlu
    - mustafa denizli

    olm listeye bak!

    başarılı olan senden sonra daha da başarılı olan hoca var.
    sana tarihinin en büyük başarısını yaşatmış hoca var.
    seni sen yapan temelleri inşa eden biri olan hoca var.
    dikiş tutturmuş hoca var.
    eski efsane yabancı futbolcun var.
    eski efsane yerli futbolcun var.
    barselona markası hoca var.
    italyan denemesi var.
    türk evlat denemesi var.
    eski kurt var.
    isimsiz ama sistem oturtmuş hoca var.

    var oğlu var!

    bilir misin eşek bağlasan adam olur diye bi laf var! ha işte, eşek bağlasaydık 15 senede bu takımın sahibi bi hoca olurdu.

    sen yabancı diye seviliyor diyorsan yukarıdaki listede yerlilere bak derim.
    sen futbolculara söz geçiremiyor diyorsan yukarıdaki listede geçirebilene bak derim.
    sen sabri'yi, selçuk'u kesemiyor diyorsan yukarıdaki listede kesebilene bak derim.
    sen oyun okumasını bilmiyor diyorsan yukarıdaki listede oyun okumayı bilene bak derim.
    sen taktik bilmiyor diyorsan yukarıdaki listede taktik bilene bak derim.
    sen kondisyon yükleyemiyor diyorsan yukarıdaki listede yükleyebilene bak derim.
    sen yönetime söz geçiremiyor diyorsan yukarıdaki listede geçirebilene bak derim.
    sen futboldan anlamıyor diyorsan yukarıdaki listede anlayana bak derim.
    sen birinci sınıf futbolcudan anlamıyor diyorsan yukarıdaki listede anlayana bak derim.

    olm hepsi geçti lan elimizden, hepsi! tüylüsü, pürüzsüzü, darı, genişi, toplusu, cılızı, sarısı, kırmızısı, yok olm yok! tutmadı dikiş. hep bi yerde patladık!

    farklı bi şey denemek lazım!

    istikrar olabilir mi?!

    riekerink babamızın oğlu değil. ona denk geldi bu dönem de. dönem istikrar dönemi. bana sorarsan eli sopalı alman lazım bu takıma. ama yok. hatta bana kalsa topunu satarım bu takımın. giderim avrupa'dan 90 dakika köpek gibi koşan, pres yapan, pas yapan, belli bir düzeni olan, önde de geride de olsa disiplinden kopmayan 500 bin, 1 milyonluk adamlardan oluşan bir takımı komple alırım. en azından az buçuk futbol seyrederiz. kendimi bildim bileli uefa dönemini saymazsak kör dövüşüydü buradaki futbol. boşuna çıkmadı ananızın ligi lafı. stresinden geberiyoruz 3 kuruşluk futbol tiyatrosunu seyrederken.

    eldeki kuş, daldaki 2 kuştan iyidir. sana biat et, sesini kes diyen yok. eleştir. durmadan eleştir. ama vurup kırmadan, dökmeden, kendini kaybetmeden.
  • 2053
    kendisinin tanımıyla kulüp yapılanmasını izah edeyim öncelikle.

    en altta oyuncular, teknik adamlar, yani kişiler vardır. üstünde takımlar vardır. şubeler yani... futbol takımı, basketbol takımları vs... en üstte de kulüp vardır. yani aslında her şey galatasaray için...

    bireyler önemli değil hiçbir zaman. bireylere desteğimiz de, eleştirilerimiz de önce takım, sonra galatasaray içindir aslında. bunu kavradığımızdan emin olarak başlayalım.

    bu adam 2011-2012 sezonu galatasaray'ının üzerine gelmedi arkadaşlar. yani mancini eleştirisi yapmakla riekerink eleştirisi yapmak arasında ciddi farklar var. bu birincisi.

    peki 2010-2011 galatasaray'ının üzerine gelmekle bu aynı mı? yani doymuş bir kadro. sorunlu, eksik, bitik. ehh aynı sayılabilir. berbat geçen bir sezondu malumunuz. geçen seneden çok da farklı diyemiyorum. e peki fatih terim ne yaptı? büyük bir bütçeyle geldi bir kere. "bütün" mevkiler değişti. yenilendi. kendi kurdu, ünal başkan kurdu vs. burasında değilim. sonuç odaklıyım şu an. yani o kadroyla devam etse sinyor 2011-2012 sezonu etkisini gerçekleştirebilir miydi mesela? ancak riekerink geldiğinde bütçe filan hak getireydi...

    gelenlere bakalım mı? tolga ile başlayalım. tolga bir parçadır. bütün resmi tamamlayan bir görev adamı. kaldı ki transferi olduğunda hiçbirimizde selçuk etkisi yaratmadı, kabul edelim. aksine "çöp" denildi. de jong için de benzer şeyler geçerli. eren de öyle kimsenin büyük golcü diye düşündüğü oyuncu değildi. geçen seneki tandem bölgesi de "serdar" ile takviyelendi. yani aslında travmatik sezon sonunda kadro değişmedi, sadece takviyelendi.

    peki sezona nasıl umutlu başladık hiç düşündük mü? 40 bin taraftara filan oynamaya başladık. neydi bu heyecan? bu heyecanı öldürmeye bu kadar mı hevesliyiz? kendisi alt yapı hocası olmasa da çok kariyerli hoca olsa, bu eleştiriler bu kadar hızlı yapılmaz. kaldı ki o dediğimiz hocalar da bitik sezonun ardından sadece "takviyelenen" takıma filan gelmez.

    bu takımın çok belli başlı sorunları var. bu da öyle ha deyince giderilmez. tempo sorununu öyle kolay çözemezsiniz. ligin tempolu takımlarından beşiktaş'ın hocasını getirsek takıma hemen tempo mu koyacak ortaya? elimizdeki futbolcu karakteri buna uygun değil maalesef.

    ben sabredeceğim kendi adıma. bu takımı kendi takımı olarak ele aldığında, yavaş yavaş doğru adımları attığında, problemleri de çözmeye başlayacaktır. ben riekerink'i filan tanımam. umurumda da olmaz ne yaptığı, ne yediği, ne içtiği. ben sempatik diye de koca galatasaray futbol takımını emanet edelim filan kimseye demem. elimdeki done, verdiği heyecandır. yapmaya çalıştıklarını net olarak görmemdir.

    peki ne yapmaya çalışıyor? öncelikle topa sahip olup oyuna hükmetmek. bunu da savunma ile hücum arasındaki mesafeyi kısaltarak yapıyor. oynatmaya çalıştığı oyun, güçlü bir oyun. eksik ne? pozisyon kısırlığı... ceza sahası içinde çoğalamamak, yavaş paslar, temposuzluk. bunlar oyuncu karakteri maalesef. selçuk ceza sahasını çok zorlamaz. yavaş ve temposuz. sneijder keza ayağına isteyen oyuncu. kanatlar da ayağında topu tutan, orta kalitesi az ve en önemlisi gole yakın oyuncular değil. bu eksikleri gidermek için de takımı iyice eline alması gerekiyor. kendisini kabul ettirdiği anda kafasındakileri uygulayabilir ve bizi istikrarlı bir başarıya götürebilir.

    bunlar da kulübün kendini toparlamasıyla mümkün olacaktır. yani riekerink'in galatasaray'ı şahlandırması beklenmeyecek. kulüp doğru adımları atacak, riekerink sonra devreye girecek. umarım sürdürülebilir bir başarı yakalarız dileklerimle...

    başta dediğim gibi, daha doğrusu hocanın dediği gibi, bireyler en alttadır. her şey galatasaray için...
  • 2054
    kendisi hakkındaki görüşlerime bakabilirsiniz kendisine her zaman destek çıktım. şimdi gelelim eleştiri boyutuna...

    bir kere bu adamı hep ezbere eleştiriyorsunuz demekten dilimde tüy bitti yok oyuncu değiştrme konusu yok bilmem ne. yapıcı eleştirilier değildi. neyse ben kendisi hakkında bir eleştiri yapıp sözü diğer arkadaşlara bırakacağım.

    rikerink hocam bir maçta geriye düştüğümüzde hemen oyuncuların yerini ya da taktik dizilimde değişikliğe gidiyor. bence bu konuda biraz sabretmesi lazım. özellikle bruma sağda başlıyor diyelim bir maça sonra maç içinde sola geçiyor etkili de oluyor fakat tekrar yeri değişiyor. bence bunu yapmamalı. tabi rakibe göre değişiklik olabilir. misal 15 gün sonra fenerbahce derbisi var. lens fenerbahce'nin su an en etkili oyuncusu keza bizim de bruma. lens'i etkisiz kılmak için onun oldugu kanada bruma'yı koyup kendisini tedirgin edebiliriz. maç içinde lens sola geçerse bruma'da sağa geçebilir. fakat gerek trabzon gerek başakşehir maçlarında rakip yarı sahamızı bile geçemezken bruma'yı iyi hissettiği kanat olan solda oynatmalı diye düşünüyorum.
  • 2055
    topu takımımızda tutacak bir oyun benimsemesi güzel ama, bu takımda ne yazık ki ciddi yetersiz adamlar varken top her dakika sende kalamaz, kalsa da 5 gol atamazsın, bu yüzden işin defansif tarafına, duran top savunmasına, pres kısmına da bir çare bulmalı yoksa sene sonuna kadar %60-70 top oynama ile 3 puan alamadığı çok maç görecek teknik adam. tabi sene sonunu görebilirse.
  • 2056
    he jor'u da yollayalım he. sonra başkası gelsin 6 ay sonra onu da yollayalım. sonra başkası gelsin 6 ay sonra onu da yollayalım. şunu net olarak anladım ki bu taraftar mentalitesiyle türkiye'den uzun vadeli başarılı olacak bir takım çıkması imkansız. burda jor'u gömen çoğunluğun eski entrylerine baktığımda görüyorum ki jor'dan önceki 1293219038 teknik direktörümüzün de rezalet olduğunu ve gitmesi gerektiğini buyurmuş bir çoğu. öyle bir futbol kitlesi var ki türkiye'de klopp'un simeone'nin bile başını yer. jor da gitsin boşuna uğraşmasın. bu sene şampiyon olsa bile seneye olamazsa zaten yollar taraftar el birliğiyle kendisini. ya tarihimizin en iyi topunu oynadığımız dönemlerden biri olan 2011-2012'de bile burada her kaybedilen puan sonrası burda hocanın kellesi isteniyordu. daha ne olsun amk.
  • 2057
    ben kendisinden artık ümidi kesmek üzereyim. çünkü teknik direktörlük görevini yapamadığını düşünüyorum. tecrübesiz ve yetersiz. ayrıca o sezon başında bize hissettirdiği forma adaletini gram uygulamıyor. taraftarın gözünde tek kredisi kaldı. oda fenerbahçe derbisi. o maçta da bir numarasını göremezse bu taraftar ve camia anında istifa sesleri yükselmeye başlar.
  • 2058
    takıma kattıkları ve katacakları konusunda çok soru işareti var. yani küçük çaplı bile olsa devrim yapacak bir görüntüsü yok. hele işin içine gönderilme beklentisi girerse kadro seçimleri bizi çok üzecektir. bir taraftar olarak kalmasını istememin tek sebebi yerine gelecek olan saçma sapan yerli teknik direktörler. takım geçen sezon ki gibi çok kolay yenilebilen, bütün takımların 3 puan alma parolasıyla çıktığı bir halde olacaksa ayrıldıktan sonra kimse bey falan hatırlamaz. acilen bir anlayış oturtmalı, gerekirse vazgeçilmez güzüyle bakılan oyuncuları yedek oturtmalı ve takımın bir teknik direktörü olduğunu hissettirmeli. tabi fb maçını da kaybedersek kimsede sabır kalmaz. idare ediyor diyenler bile artık yeter diyecek bu net.
  • 2060
    gunahim kadar sevmedigim sabri, semih, selcuk uzerinden degerlendirilen kiymetli hocamiz. soruyorum simdi, 1hafta boyunca butun antrenmanlari yerinde takip eden kac adam var burada? adamlarin yemeklerine, tesislerdeki durumuna birebir sahit olan kac kisi var? adamin bi bildigi var ki onlari oynatiyor. demek ki antrenmanlarda verdigi direktifleri daha iyi yerine getiriyorlar da o sebeple her hafta bu adamlari goruyoruz. veyahut da bu adamlar hala yerli cete isinde. birilerinin ekmegine yag surulsun diye ama yardimcilar, ama futbolcular birlik olmus gelenin gecenin kuyusunu kaziyor.yine tekrarliyorum, gunahim kadar sevmem,birak galatasaray'i,memleketimden dolayi denizlisporda bile ucretsiz oynatmam. o derece. ama iste oyle sadece televizyonlarda goruldugu gibi degil bazi seyler. bunlari da goz onune alalim asip kesmeden once. sozun ozu, sapla samani ayiralim.

    edit: ek detay. yerli ceteyi eklemeyi unutmusum.
  • 2061
    serdar aziz oynayacak durumda iken semih kaya'yı tercih ettiği gün benim kendisine olan inancım kırıldı malesef.

    hadi selçuk'u oynatmasına birşey demiyorum, 1 dmc-1 mc-1 amc tarzı oynatmak istiyor ve selçuk yerine oynayacak o tarz başka bir adam yok fakat linnes'i bu kadar çabuk harcayan adamın sabri'ye ve semih'e inatla forma vermesi akıl alır gibi birşey değil. kaldı ki kendisi podolski'yi, sneijder'i filan gerektiğinde kenara çekebilen bir teknik adam ama sabri ve semih tercihleri inanılmaz şaşırtıyor beni.
  • 2062
    çok karışık ve enteresan duyguların insanlarıyız.
    birkaç hafta önce kimse sorsan "en az 3 yıl" kalsın sistem kuralım derken şimdilerde gönderilme planları yapılıyor.
    yerine gelecek kişi düşünülüyor.
    kimse şu anki halinden memnun değildir takımın, eyvallah. ama geçen seneki kadroya çok yakın bir halde oynuyorken,
    transferlerden tolga dışında verim aldığımız yokken ve as oyuncularımız ciddi yaş almışken kendisinin direkt yavaş oyuna teşviği olduğunu mu düşünüyorsunuz?
    yavaş ve yaşlı oyuncularla, elinden geldiği kadar topa sahip bir futbol anlayışını deniyor ki şu malzeme ile yapılması gereken de o.
    geçen seneki dinazor denizli yönetimindeki şuursuz takımı izleyeceğime, kendisinin yönetimindeki takımı izlerim. en azından bilirim ki ileride altyapıdan, transferlerden ve doğrudan katkı yapılacak değişikliklerden kaynaklı umudum olacak.
    iyi futbol iyi futbolcularla oynanıyor ne yazık ki. kötü takımların bile kötü futbolcuları ile bizi yenmesinin sebebi, ortak bir mücadele ve saldırı ruhu olması, oyun anlayışının ona göre örülmesi.
    bizim oyuncularımız ise, oyunlarda gelip son vuruşu yapıp kahraman olan kişi olmak istiyor hep. işi o raddeye getirmeye hevesli olan bruma ve tolga dışında istekli insan yok.
    birkaç senedir de kurumsal kimliğimizi, saldıran yapımızı kaybettik bu oyuncular yüzünden. pasif, yılmış, yaşlı ve ekseriyetle türk pasaportlular yüzünden.
    şimdi gelip jor başlığında kötü yorumlar yapmak, birçok etkeni gözardı etmek demek. gerekli etüt'ü kafada yapmamak ve işin kolayını aramak demek.
    kadronun tamamına yakın kısmı değişmeden bizim oyun yapımız değişmeyecek, takım başına kim gelirse gelsin. bu böyle.
  • 2063
    leş kargalarını ortaya çıkaran teknik direktörümüz. elin kanatlıları iyi de gitse kötü de gitse advocaat için futbol takımının obrası falan derken biz iki mağlubiyette yine kelle istemeye başlamışız.

    osmanlı zamanında da varmış böyleleri. çok kirli olan, yağlanmış kazanlarda yemek yedikleri için hoşaf bile yağlı olurmuş. sonra yanılmıyorsam 2. mahmut mutfağı temizletince, "hoşafın yağını kestiler." diye yüksek sesli konuşmaya başlanmış falan.

    ne diyelim. bekleyip görmek lazım.
  • 2064
    takımının hakkını savunamayan bir yönetimin teknik direktörüdür.

    her maç rakiplerimiz hakem tarafından iteklenmekteyken galatasaray resmen katlediliyor ve yöneticilerimiz pişmiş kelle gibi çıkıp hakemleri alkışlıyorlar. oğlum bunlar hani eğitimli adamdı lan. kimi şakşaklayacaklarını şaşırdılar. cumhurbaşkanı, başbakan, yıldırım demirören, aziz yıldırım, hakemler, beyaz futbol... nerde lan sizin beyniniz. sorgulamıyor musunuz yaşananları...

    hoca ise takımı mücadele gücü bakımından yükseklere çekti. ancak takım hücum organizasyonları konusunda sıkıntılı. bana göre orta sahada selçuk yüzünden yaşadığımız yavaşlık bunda bir numaralı faktör. aslında çözüm belli. de jong sonunda iyileşti. milli takım arasından sonra tam anlamıyla hazır olacaktır. 20 kasım 2016 fenerbahçe deplasmanında sanıyorum ilk defa tolga ile birlikte izleyeceğiz orta sahada. ben riekerink bey'e güveniyorum. desteğim de tam. yeni kurulan bir takımız. beklentim şampiyonluk değil. beklentim güzel futbol. futbol takımına 1-2 sene içerisinde gerekli yatırımları yapar, yolumuzu açarız. eldeki kısıtlı bütçeyle başarı istiyorsak zaman gerekiyor.

    guardiola 6 maç üst üste kazanamıyor.
    mourinho'nun manchester united'ini görüyoruz.
    mağlubiyet, beraberlik ya da kaybedilen şampiyonluk hocayı kötü yapmaz. belirli bir periyodda aldığı takım, yaptığı harcama ve yakaladığı ivmeye bakarak değerlendirmek lazım.

    tüketim kültürü ve şımarıklık... kimsenin arkasında durmazsanız başarı gelmez. bence sadece bruma performansı bile hocanın arkasında durmaya değer. ben sezon içerisinde sinan gümüş'ün de benzer bir ivme yakalayacağını düşünüyorum...

    hala sabri ile oynuyor tarzı eleştirilere katılmıyorum. bunu diyorsan sabri oynamazsa kim oynamalı onu yazmalısın.
  • 2066
    jan olde riekerink aslında futbol bilgisi itibariyle iyi bir hoca. ancak bilmesi gereken bazı hususlar var. daha doğrusu bize özgü bazı sendromları bilmeli ki tedbirini alabilsin. aksi halde hep yanlış tercihler yapar. nedir bu sendromlar;

    1-yerli, hatta yerlinin yerlisi futbolcuların hocayı göndermek için uyguladıkları satış sendromu. defalarca yaşandığı için örneklendirmeye gerek duymuyorum. zaten o nedenle sendrom halini almıştır.

    2-antremanlarda döktürürler, kadroya girerler ve maçta en kritik anlarda seni satarlar. adı yapmadı değil yapamadı olur. senin ruhun bile duymaz. o nedenle diyorum ki cesur olmak zorundasın riekerink bey.

    3-seni satmayacağından emin olduğun futbolcularla çık sahaya. örneğin takımda sürekli onbir yapmak için yanıp tutuşan serdar aziz, n. de jong, sinan gümüş ve luis cavanda'da ısrar edebilirsin. çünkü sani satma ihtimalleri yok.

    4-menejerler, gazete ve tv yorumcularının oluşturduğu lobilerin saldırısına dayanmalısın, dayanmak zorundasın. aksi halde seni hep yanlış tercihlere zorlarlar. bu tezgaha gelmemelisin.

    5-eren derdiyok ve podolski ancak birbirine alternatif olabilir ya da rakip çok zayıf ise çift forvet oynarlar. eren'i motive etmek için podolski'yi kullanmayı düşünmelisin. çünkü ilk beş haftanın eren'i yok sahada. adam bayağı uyuyor. motivasyonunu kaybetmiş çok açık. neden onu uyandırmıyorsun? yani motivasyonunu kaybedip sahada uyur gezer dolaşanları kulübeye almakta tereddüt etmemelisin riekerink bey.

    gerisi biraz sabır biraz destekle gelir diye düşünüyorum.
  • 2067
    topa sahip olma konusunda çığır açacak sonuçlar alıyor olabilir. ancak çok temposuz bir futbol oynuyoruz. tempo yapabilmek için kompozisyonlar varyasyonlar üretmeliyiz. şimdiye dek seyrettiğimiz, eren'e şişirilen toplar, bruma'nın bireyselliği ve sneijder'in 10 ortasından ne kadarı isabetli olursa. böyle hücum edersek sonuç alamayız. mutlaka ama mutlaka göbekten kanatlara, selçuk, de jong, ciğerci, sneijder ve beklerle örülü bir pas kanalı oluşturmalı ve tek top oynamalıyız. 3. bölgede top tutabilmek adına saklamak gereksiz. topu saklamak adına kaybettiğimiz süre zarfında rakip defans yerlerini alıyor ve resmen elimizde anahtar olmadan, kapıdan içeri girmeye çalışıyoruz, halbuki kapı kapanmadan, elimizi araya soksak bir şekilde içeri gireriz. topa sahip olmak evet önemli bir istatistik ama skor tabelasında hiç bir zaman %71 - % 29 galatasaray kazandı diye bir şey görmedim. göremeyiz. x faktörümüz, topa sahip olma yüzdemizden vazgeçip hücum ataklarını olabildiğince seri ve isabetli paslarla geliştirmeliyiz. zaten 3. bölgede 5 adamla rakip üstüne gitmişsek seçenekler arttıkça gol şansımız da artar. ama 3. bölgeye her defasında rakip defans yerleşmişken kanatlardan inersek, ceza yayına sirküle olan oyuncularımızda markaja maruz kalır, pas opsiyonu azalır ve anlamsızca denediğimiz milyon ortadan gol çıkmasını bekleriz. eminim ki hocamız da durumun farkında. ancak topa sahip olup garantici bir anlayışla kazanmak istiyor. futbol 90 dakikalık bir oyun. bu süre zarfında barcelona olsanız atak bulamazsanız nihayet kaleniz düşer. topa sahip olmak kadar, sahip olduğunuz topları verimli kullanmak da önemlidir. hocamızdan, sahip olduğumuz her topla rakip kaleye gitmemizi istiyorum. her pozisyonda şut denensin, rakip ceza sahasına 4 adamla girelim. ama bekleye bekleye top çevire çevire değil. mutlak biçimde terim'in baskılı başlangıçlarına muhtacız. skoru bulduktan sonra dilediğimiz kadar pas oyunu oynayabiliriz. ama lütfen hocam, derbide ilk yarıda skor bulalım, bulamazsak pozisyon bulalım. ben sahada mental uyuşukluk içinde bir takım seyretmek istemiyorum!
  • 2069
    kendisinin üzerine neden bu kadar gidiliyor anlamış değilim, evet son haftalarda gereksiz puan kaybı yaşadık ve takım çok keyifsiz oynuyor ancak bu hemen kelle almayı gerektirmez. bir de kendisinin geleceğini 20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçı'na bağlayanlar var ki evlere şenlik, sanırsın her sene fener'i kadıköy'de 4'lük 5'lik yapıp dönüyoruz. şimdi gelip de bizim için galibiyet önemli değil iyi futbol önemli falan diye atarlanmayın lütfen. bu takımın ilk haftalarda nasıl oynadığını gördük en azından ışık veriyordu ve takımın neler yapabileceğini bize gösteriyordu, sonrasında ne oldu derseniz işte orası muamma belki de jor hocamız baskıyı kaldıramadı. basının gereksiz baskıları ve yönetimin arkasında olduğunu hissettirmemesi buna eklenince hoca afalladı. kendisinden daha da yetersiz ve basiretsiz teknik adamlara zaman tanıyacağımıza jor hocamıza bu zamanı verelim kanaatindeyim.
  • 2070
    benim için an itibariyle hayal kırıklığı hocadır. 1 maçta linnes'i kızağa çekti bir daha yüzüne bakmadı. ligin ilk iki maçını oturup izlese selçuk'un linnes'e hiçbir şekilde yardım etmediğini 2. maçla beraber sabri'yle neredeyse kucak kucağa oynadığını görecekti. ne yazık ki abdullah avcı'nın gördüğünü kendisi göremedi. galatasaray futbol takımı sağ eli arkadan bağlı bir boksör edasıyla oynuyor. sadece sol kanadımız çalışıyor. bunu da bruma carole ve sneijder'a borçluyuz. selçuk artık yedek beklemeli. bir frikik golüne bir sezon harcamanın anlamı yok. ideal libero ikilisi tolga ve de jong olmalı. de jong ahım şahım oynadığından değil, selçuk kadar vurdum duymaz oynamadığından orada tolga ile banko oynamalı. pratikte tüm gücümüzle sol kanattan saldırmaya çalışıyoruz lakin yakın markaj uygulandığında sneijder ve bruma bitik selçuk'tan top alamadıklarında geriye geliyorlar. sneijder geriden oyun kurmaya çalışınca haliyle asıl oynayacağı alana hırpalanmış geliyor. diri bir şekilde top kullanamıyor. bu da haksız bir şekilde eleştirilmesine yol açıyor. çünkü taraftarımız topun olduğu alana bakarak eleştiri yapıyor. zaten sabri'nin bunca senedir bu takımda olmasının sebebi de tam olarak bu. sene başında aldığım sabri varsa izlememe kararının ne kadar doğru bir karar olduğunu bir kez daha anladım. bir ara eren bruma ve tolga'nın hatrına katlanıyordum bu palyaço ve defanstaki saz arkadaşlarına. yine izlememek en sağlıklısı olacak sanırım. jor bey hamza için de yazdığım gibi eğer balta, selçuk ve sabri gibi miadı çoktan dolmuş adamlarla devam ederse bindiği dalı kesmeye devam eder. yeter artık senin orda 3 tane topçun var artık oturt şu kenafir gözlüyü. abdullah avcı'nın galatasaray'ı sağ kanada mecbur etmesi orjinal bir taktik değil. futboldan 100 gram anlayan her rakip teknik direktör eğer sol kanadımızı durdurabilecek güçteyse kesinlikle sağ kanattan bir halt yiyemeyeceğimizi biliyor. 2 senedir de aynı şekilde önlem alıyorlar. ayrıca bir başka fanteziye tutulduk gibi. o da eren'in sağ kanattan gelecek ortaya sağlak olduğu için daha iyi vurabileceği. bu teoriyi pratiğe dökmek için orada orta yapan bir sağ bekin varlığı elzem.

    jor beyin oyuncu değişikliklerini de eleştirmek gerekiyor korkarım. 90 dakika sistemde inat etmek bu ligde yemiyor jor beycim. bunu rijkaard da denedi, skibbe de. eğer rakibin kapanmışsa ikinci forveti 60'larda almak icap ediyor artık. hele ki oyunu kuramıyor ve doldur boşaltlara başlamışsan.

    son sözüm de sözlük ahalisine olsun. uzun zamandır yazmıyorum. memlekete üzülmekten galatasaray'a enerjim kalmıyor. çok da şeyettiğinizi sanmıyorum ama ara ara yazarım heralde.
  • 2071
    muhtemelen basının 20 kasım 2016 fenerbahçe galatasaray maçı hakkında yazdığı şeylerden haberi yok ve orada yazılanların da hiçbirisini yapmayacak... yine yaptıktan sonra göreceğiz ne yaptığını...

    misal ben de az önce "riekerink daha önce chedjou'yu kestiği gibi bu sefer de hakan balta'yı kesip stoperde semih - serdar ikilisini oynatmayı planlıyor, bekler değişmeyecek, carole ve sabri oynayacak" şeklinde bir haber okudum.

    inandım mı?
    yooo...
    henüz o kadar alzheimer olmadım...
    siz de olmayın... basına inanmayın.
  • 2072
    güvenmemiz ve arkasında durmamız gereken galatasaray teknik direktörü.

    eleştiren arkadaşlara bakıyorum da "selçuk - sabri - semih üçlüsünü neden oynatıyor" eleştirisinden başka eleştiri maalesef çıkamıyor. ama bunu söyleyen arkadaşlar da düşünmüyor ve bunların yerine koyacak elimizde sanki "kroos - alves - pique" var ama hoca inatla o üçlünün yerine bu üçlüyü seçiyor gibi basının gazına gelerek saldırmaya devam ediyorlar.

    şu konuda bir anlaşalım öncelikle, serdar aziz sakat. müzmin sakat hemde, iyileşemiyor. bursaspor'da oynarken de böyleydi. sezonluk 25 maç alırsan serdar'dan o sezon fazla verim almışsındır. peki; chedjou el bombası, koray * halen dönemedi. hakan balta ve semih'ten başka elde stoper kim var da kimi oynatsın hoca?

    sağ bek. linnes oynadı, gördük. etkisi düşük. cavanda trabzon maçında gördük. sabri'den hiç birimiz memnun değiliz belki evet ama elde başka alternatif kalıyor mu? yoksa bunu da geçiyorum.

    gelelim selçuk. kimse kusura bakmasın da, senelik 2,850,000 euro verilen bir oyuncu kenarda otursa "niye kenarda oturuyor" diye ortalığı karıştıracak arkadaşlar da var. hadi onu da geçtim, de jong ilk 11'de kadıköy'e çıkalım 20. dakikada 10 kişiyiz hakem kim olursa olsun. mutlaka atarlar adamı. yaşamamış, bilmiyormuş gibi davranmayın. bu yönetim etkisizliğiyle de jong ilk 11'de çıkmak kadıköy'e intihar.

    elinde alternatif olmadığı için çaresizlikten seçtiği oyuncular yüzünden taraftarın eleştirdiği, arkasında durmadığı bir teknik direktör olduğunuzu düşünün. kendinizi hocanın yerine koyun, sonra eleştirin.
  • 2073
    fener maçına çıkartacağı 11 ve o maçtan alacağı sonuç geleceğini belirleyecektir. bu kadar basit. saçma bir 11 ile çıkar bir de yenilirse 2 maçı daha göremez.

    allah korusun hele 3-4 tane yersek, ki o potansiyelimiz var, 22 kasım'daki kahvaltısını hollanda'daki evinde yapar.

    ekleme:

    bazı arkadaşlar meddahlık yapmaya özenmiş ama o iş öyle kolay değil.

    sahaya çıkartacağı 11 formdan önce adalet ve taktik zeka ile ilgilidir. adaletli olmadan aynı kötü oyuncuları oynatırsa ve fenere karşı hiç bir plan yapmadan "biz pas yapıyoruz" temalı bildiğimiz oyunuyla sahaya çıkarsa artık kendisinden ümidi kesme vakti gelmiş demektir.

    zaten 20 kasım'da yine sabri, selçuk ve semih ile sahaya çıkıp fener bizi kevgire çevirdiğinde ilk siz gelip burada "ben çok desteklemiştim ama bıdı bıdı bıdı bıdı" diyeceksiniz.
  • 2075
    kendisine yönetimden gelen dört uyarıdan bir buçuk tanesine katılmıyorum.
    1) "4,5 m € bonservis bedeli ödediğimiz serdar aziz'i neden oynatmıyorsun" sorusuna soruyla ben cevap vermek istiyorum: oynatılmayacak adamı neden 4,5 m € bonservis bedeli ödeyerek alıyorsunuz?
    1,5) oyuna müdahale geç yapılıyor evet, buna katılıyorum ama "doğru müdaheleler değil" cümlesine kesinlikle katılmıyorum.
    maçı izlerken "bu oyuncu çıkıp, bu oyuncu girmeli" dediğimde (sürekli değil), sağolsun hiçbir zaman yanıltmıyor riekerink beyimiz.
    ve eğer ki yanlış tercihler yapılıyor diyor iseniz buyrun siz teknik direktörlük yapın kulübümüze.
    fakat diğer iki uyarıda hak veriyorum:
    -eren derdiyok'a gollük pozisyonlar üretilmeli.
    -takımın fizik gücü yetersiz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın