• 10
    demek ki bizim gibi net bir golleri verilmese, beşiktaş maçınd aolduğu gibi golümüz piç edilip üzerine bir de kırmızı kart çıkmalıydı algısı yapılsa bunlar tüm stat olarak hakem odasına girecekler. maçta fener aleyhine yanlış bi,r faul bile çalınmadı.

    (bkz: 8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçı)

    nasıl bir zorbalıkla karşı karşıya olduğumuzu buradan anlayın. istiyorlar ki her maç penaltı verilsin, kırmızı verilsin, aleyhimize hiç faul ve kart olmasın. bu arada bu isteklerinin çoğu da gerçekleşiyor zaten.
  • 6
    8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçında ilk yarıda ne olmuş olabilir ki devre arasında hakem soyunma odasına gidilmiş. hiçbir durumda gidilmemesi lazım o ayrı da yani ne oldu abi maçta? ben izledim maçı ilk yarı için diyorum fener'in biri tartışmalı biri net 2 sarı karı verilmedi, başka da hiçbir şey olmadı. tartışmalı olabilecek bir pozisyon bile olmadı.
  • 11
    hakem odalarında yok mu bir kamera, hoş koca stadyum her yerinde kamera vardır ama kim nasıl ulaşacak, ulaşsa ne olacak bunun tek olur yanı gündem yapmak başka bir bok olmaz. gündem olur mu oda olmaz.

    mübarek ramazan ayında nelerle sınanıyoruz.

    bizim al yanaklıyı da tehtid mi ettiler acaba, bizim maçın 2. yarısında da faul yoktu.

    https://x.com/...749105354424519?s=46
  • 15
    jenerik senaryo: velev ki böyle bir şey yaşanmış ve fenerbahçeli bir yöneticinin hakem odasına girdiği bir şekilde kanıtlanmış olsun. önce sözcüleri çıkar, "o olay aslında öyle olmadı. yöneticilerden biri son anda hakemin kartlarının düştüğünü görüyor. arkasından gidiyor vermek için" diye tweet atar, 1 saat sonra da hesaplardan, "yöneticimiz tüm iyi niyeti ile hakemin düşürdüğü kartlarını kendisine teslim etmek için odasına girmiştir" diye açıklama yayınlar. sonra tüm medya, "bu fenerbahçe'ye yapılan kaçıncı karalama kampanyası" diye olayı mağduriyete çevirir. son aşamada da iş yine bir şekilde galatasaray'a bağlanarak çözümlenir.

    yani böyle bir olay aslında hiç olmamıştır.

    (bkz: 8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçı)
  • 1
    efendim, bizim semtin ufak, mütevazi, kendi halinde amatör bir takımı var. a ve genç takımı ile kah birinci amatörde kah ikinci amatörde mücadele eden takımımızın tüm mal varlığı, bu sene belediye desteği ile suni çim hale getirilen bir sahası ve iki katlı küçük kulüp binası. bu binanın üst katı kulüp lokali olarak kullanılmakta, lokal dediysem aklınıza farklı bir şey gelmesin, bildiğin kıraathaneden tek farkı bir köşede duvarda asılı duran bir kaç takım ve futbolcu resmi ile çeşitli mahalli turnuvalarda kazanılmış bir kaç tane kupa, bayrak, flama vs. gerisi bildiğin masa, sandalye, yeşil çuha, tv, çay ocağı, oralet, gazoz. alt katta ise soyunma odaları, malzeme odası, duşlar bulunmakta, hakem odası da burada bulunuyor.

    neyse fazla uzatmayalım, biz mahalleden geçmişi pek temiz olmayan ama özünde iyi insanlar olan bir kaç arkadaşın da bulunduğu bir grup üst katta güzel bir masa kurmuş onluk çanak oynarken, sahada da bizim takımın maçı oynanmaktaydı. evet burada bir itirafta bulunmalıyım ki masadaki oyunun heyecanı yüzünden maçı izlemiyorduk ama zaman zaman dışarıdan gelen sesler de dikkatimizi dağıtmıyor değildi.

    tabi biz oyuna daldığımız için fark edememişiz ama maçın devre arası olmuş ve sahadan çıkan bizim takımın oyuncuları da soyunma odasına dahi gitmeden direk lokale bizim yanımıza geldiler ve "abi allah aşkına müdahale edin ya? karşı takım çok sağlam, hakem de biraz ters, ilk yarı 4-0 mağlup bitirdik, böyle gidersek rezil olacağız" filan diyerek durumu özetlediler. haliyle bizler de mahallenin delikanlıları olarak bu duruma tepkisiz kalamazdık. ne yapacağımızı düşünürken cezaevinden yeni çıkmış olan arkadaşlardan biri, "abi inelim aşağı, basalım hakemlerin odasını, verelim odunu, verelim odunu, kafalarını gözlerini yaralım, komaya sokalım" dedi. tabi arada bayağı sinkaflı sözler de kulandı ama onları burada söylemem uygun olmaz. aramızda yaptığımız kısa bir toplantının ardından hakem odasını basmanın iyi bir fikir olduğunu ama şiddete başvurmamız konusunda görüş birliğine varıp aşağı indik.

    odalarında oturmuş dinlenmekte olan hakemler toplu halde içeri giren bizleri görünce biraz tedirgin oldu haliyle, zaten bu tedirginliğin de verdiği sağduyu ile kendileri ile maçın ilk yarısı hakkında kısa bir değerlendirme yapıp ikinci yarı hakkında bir kaç küçük telkinde bulunduktan sonra masamıza dönüp oyuna kaldığımız yerden devam ettik. gerçekten güzel oyun oldu ve çok şanslı bir günümdeydim, ciddi anlamda bir parayı da o gün çanaktan kaldırdım. derken bu esnada bizim takımın maçı da bitmiş, maçı 6-4 kazanan bizim çocuklar maç sonunda yine soyunma odasına dahi gitmeden tezahüratlar, şarkılar eşliğinde lokale geldiği zaman onların bu mutlu hallerini görünce kendimle ve arkadaşlarımla bir kez daha gurur duydum ve o gün kumardan kazandığım tüm parayla takıma ziyafet çektim.

    demem o ki, ciddi anlamda maç kazandırıyor bu eylem. denedim, gördüm.
  • 16
    bunun bir de light versiyonu; "soyunma odası koridorunda karşılaşmak" vardı. aziz yıldırım başkanken eğer ilk yarı fenerbahçe'nin istediği şekilde olmadıysa bitiş düdüğüyle ya da bitiş düdüğüne yakın, koltuğundan ok gibi fırlar, soyunma odasına giden hakemlerle koridorda tesadüfen(!) karşılaşır ve onları bir güzel kalaylardı. bu şekilde hakemlerin maçın ikinci yarısını fenerbahçe lehine yönetmeleri sağlanırdı.
  • 18
    bir fener alışkanlığı. özellikle iki binli yılların başında aziz yıldırım ve kurmayları iç saha ya da dış saha fark etmeksizin mağlup girilen devre aralarında sıkça yaparlardır. kimse de ses etmez "büyük başkan ya" nidaları atılırdı.
    hele ki kadıköy'de hakemler taşlanır ve dövülürdü. rakip takım oyuncularına zaten küfür serbest delici kesici madde göremezden gelinerek atılırdı.
    neden? çünkü herkes aziz yıldırım'dan korkardı. bunların kas hafızası zaten tehdit etmek ve insanları yapmamaları gereken bir şeye zorlamak.
    benim için hakem odası basmak=fener.
    bazı şeyleri değiştiremiyorsun, kültürdür fener'de bu misal.
App Store'dan indirin Google Play'den alın