• 4877
    gözlemlerime ve tecrübelerime göre hevesi kursağında kalacak taraftardır. gerçekten bielsa'nın, ancelotti'nin geleceğini mi düşünüyorsunuz? bugün gülüyoruz eğleniyoruz ama başımızda bu yönetim oldukça ve bu mali şartlar altında hamzaoğlu'ndan daha başarılı birinin teknik direktör olabileceğini düşünmüyorum. hamza hamzaoğlu arkasında 3 kupa ve %63 galibiyet oranı bıraktı. yerli bir teknik direktörle anlaşılırsa galatasaray'ın 2015-2016 sezonu çöpe atılmış olacak ve maalesef sezon sonu buralar hamza güzellemeleriyle dolacak. saçma sapan bir yabancı teknik direktör getirilirse bırakın 2015-2016 sezonunu galatasaray'ın en az 3 yılı çöpe atılmış olacak. kaliteli yabancı getireceğine inanan var mı? buraya yazayım dursun hamzaoğlu galatasaray taraftarının ikinci lucescu'su olacak her kötü durumda adı anılacak takımın başına çağrılacak. kızacaksınız ama bence durum böyle.
    edit: hamzaoğlu'nun gönderiliş zamanı yanlıştı sezon sonunun beklenmesi gerekliydi.
  • 4879
    önemli bir kesiminin çok kısıtlı(en azından galatasaray konusunda) bir hafızayla yaşadığını düşündüğüm taraftar grubudur. 15 yılda yanlış saymadıysam 15. kez teknik direktör değişecek malum; bu alanda oldukça başarılı bir kulübüz. benim hatırladığım kadarıyla bu taraftarın gerçek anlamda benimsediği, üzerinde hemfikir olduğu, kusurunu bulmadığı tek bir teknik direktör dahi yoktur. en çok sayılan sevilen fatih terim'dir ancak o bile ilk döneminin sonunda italya'ya gitmesiyle, ikinci döneminde yaptığı rezil transferlerle kulübün borçlarının katlanmasıyla, son döneminde ise galatasaray'ın düşmanlarının tarafına geçmesiyle ciddi bir kesim tarafından periyodik de olsa tepki görmüştür. transferleriyle, oynattığı futbolla vs. bir kamyon da eleştiri almıştır.

    lucescu en başarılı yabancı hocalarımızdan biridir ama çok defansif ve sıkıcı futbol oynattığı için çok sayıda taraftarca eleştirilmiştir.
    hagi efsanemizdir iyidir güzeldir ama iki gelişinde de hoca olmadığını bize göstermiştir.
    gerets ilk sezonki kenetlenmenin ardından ikinci sezonunda hiçbir şey yapamamıştır demek ki bizim seviyemizde değildir.
    kalli büyük hocaydı ama artık bunamıştır, çiçekleri sulasın, torun torba sevsindir.
    skibbe zaman zaman göze hoş gelen futbol oynatsa da türkiye ligine uygun değildir anadolu takımlarına karşı perişan olmuşuzdur.
    rijkaard total futbol hayalleriyle gelip bize hiçbir başarı getirememiştir zaten babam da barcelona'yı şampiyon yapardı.
    mancini deplasman maçlarında bizi köy takımı gibi oynatmıştır.
    prandelli italyanın köylüsüdür hoca falan değildir.
    hamzaoğlu vizyonsuzdur, yerli sevicidir, top oynatmamıştır vs vs...

    bu yazılanların eksiksiz hepsi doğru olsa bile önemli değil. bizim taraftar her geçen gün daha da ağırlaşan biçimde saldırgan, yıkıcı ve kibirli bir profile bürünmekte. yıllardır her gelen hocanın bir şeylerine takıp gece gündüz eleştirmek cidden büyük meziyet. kimisi terim'i sever luce'yi sevmez, kimisi mancini'yi sever hamza'yı sevmez vs. ama nihayetinde her hocaya bir kesim de olsa takmıştır öyle ya da böyle. daha 6 ay, 1 sene olmadan her hocanın mükemmele ulaşmasını beklemiş, doğal olarak karşılığını alamayınca da kıçına tenekeyi bağlayıp göndermek için gün saymıştır. galatasaray'ın derdi iyi teknik direktör bulamamak değil, teknik direktörüne sağlıklı ve stabil bir çalışma ortamı sunamamak. bunu da 15 yılda 15 teknik direktör değiştirmenin bir halta yaramadığını anlayarak, birine sabretmenin kısa vadede dertli olabilse de uzun vadede, her gelecek teknik adam için daha sağlıklı bir kulüp yapısı oluşturacağını anlayarak sağlayabilir anca. belki bir 15 yıl daha beklersek anlarız sanki. yoksa şu kafayla galatasaray'ın başına mourinho da gelse, klopp da gelse yine gitsin diye bekleyecek taraftarlar olacağına adım gibi eminim.

    ağlarına yeni düşecek kurbanı merakla bekliyorum. bakalım yine hangi futbol cahili galatasaray'ı yönetmeye cüret edecek.
  • 4880
    karnım doysun da nasıl doyarsa doysun taraftarı değildir. karnım doysun ve güzel doysun taraftarıdır. bu sebeptendir ki 10 ayda 3 kupa istatistiğine sahip teknik direktörün gönderilmesinde ciddi payı vardır. ortada bir sistem dolayısı ile başarıda süreklilik ve gelecek görmedikten sonra 10 ayda 3 kupayla mutlu olamamıştır. bana sorarsanız doğru olan da budur.
  • 4881
    taraftar değildir, türkiye'de ki diğer gerçek taraftar olmayan oluşumlar gibi. bunu hamza hoca'nın ayrılışı üzerinden yazmak istemiyorum. böyle algılamayın yazdığımı. olayı biz siz kavgasından çıkartıp tepeden bakarsak bence benimle aynı noktaya varan bir sürü kişi olacaktır. evet sert bir cümle kullandım ama bunu söyleyen ilk kişiymiş gibi davranıp ego mastürbasyonu yapmayacağım. neredeyse spor seven insanların hemen hemen hepsi bazı şartlar altında bunu söylüyor istediğiniz mecraya bakın. ama mümkünse rating kaygısı olan mecralarda biraz daha seçici olun.

    ama biraz daha cümleyi yumuşatabiliriz. son dönemlerde mehmet demirkol'un bana göre mantıklı olan "yemek" üzerinden perera eleştirisi söz konusu. (burada bir şeyi söylemek istiyorum. mehmet demirkol'un eleştirisi fenerbahçe'nin defansif ağrılıklı denge oyunu değil. çünkü iddiası böyle bir şeyin olmadı. zira kendisi bu oyunu çok öven de bir insandır. aslında olay 70. dakikada ilk şutunu çekmek. ama o konu çok uzar.)

    madem öyle ben de yemekten gideyim.

    galatasaray taraftarı ve ya türkiye'de ki her hangi bir taraftar oluşumunun çoğu (tamamı diyecek bir verim yok ama çoğu diyebilecek bir gözlemim var.) tadı iğrenç ve ya çok güzel önemsemeden instagram'a konulan güzel profiterol gibi bir şey. önemli olan gösteriş. bunun önemini hiç bir zaman yadsımasam da sadece bunun üzerine kurulmuş ve yalancı arabesk ile süslenmiş bir yapı bana göre taraftarlık değildir.

    yazımı kimse üzerine alınmasın. ben ferdi konuşmuyorum. ben senin ve ya onun nasıl taraftarlığını yaşadığını bilemem. ama grup halindeki insan davranışlarına, organizasyonlarına ve ilkel fikirlere (buradaki ilkeli de açmam gerekiyor, grup büyüdükçe ortaya atılan fikir o kadar netleşmeli, sadeleşmeli, basitleşmeli ve ayrıntılardan yoksun olmalı bu manada kullanıyorum) baktığımda benim bu çıkarımımı çoğu insan gibi yapmam o kadar da zor değil.

    15 senede 10 küsür hoca değiştirmiş bir kulüpten güzel yemek hiç bir zaman göremezsiniz. aksine restoranınızın kalitesi düşecektir. ikide bir aşçı değiştiren bir restoran nasıl müşterilerini koruyacak. hep bir tat farkı gözümüze çarpmaz mı?

    biraz mcdonalds'tan bahsedelim. ben severim mcdonalds'ı. ve zannediyorum ülkemizde gayet tüketiliyor. ikide bir çalışanlar değişiyor, yöneticiler değişiyor, hatta hatta hiç bir mcdonaldsın bağlı oldukları yer dışında bir bağı yok ama o hamburger hep aynı tatta oluyor. nasıl oluyor? makinalar var. metodlar belli. yani sistem var.

    sistemle mcdonalds dünyanın büyük fast foodlarından biri ama hiç bir zaman o çok büyük restorantlardan biri değil. işte o nokta da bu farkı yukarıda bahsettiğimiz noktalar belirliyor.

    şimdi spora biraz daha geri dönüş yapalım. hayranlıkla izlediğimiz porto, athlatico madrid hoca değiştirmekten çekinmezler. ve ya real madrid, barca. gayet fazla hoca değiştiren büyük kulüpler. ferguson daha futbolu bırakmamışken (yani birazdan verdiğim sayının ortalamasını haylı yükselten birisi zamanında) yapılan araştırmada büyük liglerde bir hocanın takım başında kalma ortalaması 2 sene. bu 15 senede 7,5 hoca eder.

    ama türkiye'de işler biraz daha farklı. bunu hepimiz biliyoruz. bizim onların aksine sabit futbol aklımız yok. yani onlar 15 senede neredeyse futbol aklını hiç değiştirmezken (anca performansı değiştirirken) biz 15 senede 15 kere futbol aklımızı değiştirmişiz.

    yazımı burada bitirmem gerekirdi ama hadi bir örnek vereyim.

    scott piri neden bu takımdan gitti. çünkü mancini onun antreman metodunu kendi oyun algısına uygun bulmuyordu. çünkü fatih terim kendi oyun algısını ortaya koyması için gerekli olan antreman tarzını bilen ve yaptıran birisi olan bir kondisyoner getirmişti. niye bir kulübün kondisyoneri böyle değişirken bayern münih'in doktoru 30 sene orada kalıyor.

    şimdi bir soru sorayım. bu şartlarda hangi yemekten, hangi aşçıdan bahsediyorsunuz.

    hangi taraftar yahu.
  • 4886
    olmaz
    okan buruk ve emre gibi gideceksin son maçlarda sakatlanma italya'da sıkıntı çıkmasın...
    fatih akyel gibi bülent korkmaz'in üzerine yürüyeceksin kadıköy'de.
    1.fatih terim gidişi gibi gideceksin gözlerinin içine bakarken biz.
    sonra revivo ve baliç gibi adamlar gibi geleceksin kefen giyerim parçalıyı giymem deyip yeni hagi'lik oynasınlar.sen de 3 gol attı diye bir maçta salya sümük güzelleme yapasın.
    2. fatih terim gibi gidene tap ki en güzel duygularımız yetim kalsın.
    sonra kar yağacak deplasman tarafı eski açığı esir almaya çalışacak direnen bir avuç arma aşığı hariç ne gideceğim 8. takıma diyecekler.
    ve sen hepsi ölecek ne badem gözlüydü diye sızlanacaksın ,olsun sert baksa da küfür eder gibi baksa da ne güzel bakardı diye hayıflanacaksın.

    gün gelir hepsini hazmedersin de bu son gidişi (bkz: hamza hamzaoğlu) hazmedemeyeceksin.

    badem gözlü öldürülürken zaten kördü diyen taraftar.
  • 4887
    bir kısmı var ki marka giymez ise ölecek hastalığına yakalanan züppe zengin bebeleri gibidir.
    marka ayakkabıları su geçirmesine rağmen giymeye devam ederler; yine severler o ayakkabılarını.
    ucuza aldıkları mütevazı ayakkabı iyi olsa bile giymek istemezler o ayakkabıyı, etiketleri bozulur.
    kaldırıp atarlar bir köşeye.
    giyerlerse vizyonları bozulur ya ondan.
    lanet olsun hepsine.
  • 4888
    6 hafta boyunca takımına ekstra sahip çıkmalıdır. devre arasına az hasarla girdiğimiz takdirde bu sene yine gülen biz oluruz.

    yeni gelecek teknik direktöre destek olmalı hamza'nın gidişi ile yeni hocanın gelişi konusunu birbirinden ayırmalıdır (yıllardır sözlükte bu hata yapılıyor)

    galatasaray zor zamanlarda pes etmeyen bi camiadır, arma için forma için oynayanlara destek olalım.

    takımda olmayı haketmeyenler devre arası ya da bu sene sonu zaten gider. onlara takılmayalım.
  • 4900
    çoğu şuursuzdur. burak efendi haftalardır triplerde, tepesine çöküp ağzına sıçmak varken neredeyse alkışlayacaklar. bu takımı dize getirme görevi yönetimden önce taraftardadır. artık ses çıkarmak lazım. gerçi telefonla selfi çekmekten maçı izleyen yok ki amına koyim, saha içinde ne olduğunu bilmiyor, jose'ye ıslık burak'a alkış. gelmeyin madem maça.
App Store'dan indirin Google Play'den alın