• 7190
    bazıları 25 ağustos 2000 akşamında kalmış olan güzide topluluk. tüm galatasaraylılar ister ki o takım gibi rakipleri ezelim. lakin ortada bir gerçek var ki son yıllarda avrupa'da yokları oynuyoruz. dün ilk defa 1 ekim 2019 galatasaray psg maçı ile avrupa için umutlandık. bek takviyeleri ile gelecek zamanda avrupa'da psg gibi takımları yenmeye başlayacağız. unutmayalım o efsane 2000 kadrosu bir senede değil 1993'ten beri başlayan süreç içinde oluştu. olacak fatih terim emekli olmadan önce bize bir avrupa kupası daha getirecek.
  • 2762
    bazen nefret ettirir kendisinden. insan kendi taraftarından nefret eder mi lan diye düşündürür. ama ettiriyor aga. bazen nefret ediyorum olmaz olsun böyle taraftar diyorum. nankörler diyorum.

    3 yıldır iç sahadaki her maça gidiyorum, kendi futbolcuma sövmedim daha. ayhan akman'a sövdüler adamın haline üzüldüm ben ağladım lan. ağladım abi bildiğin kafamdaki bereyi çıkarıp yüzümü kapadım ağladım.

    yıllarca bu taraftar kaleci hayrettin'le dalga geçti. kendi kalecin lan o. koruyup kollayacağına kova ilan ettin. sabri topa her vurduğunda dalga geçer gibi alkışladın. yürü be sabri hehe diye.

    ne biliyim abi bazen nefret ediyorum işte.
  • 8914
    işler biraz iyi gidince stadyumda gevşeyen ve konsantrasyonunu yitiren taraftar.

    25 aralık 2022 galatasaray istanbulspor maçında yine aynı şey oldu. 2:0 oluncaya kadar gayet iştahlıydık. 2:0'dan sonra istanbulspor gelirken güney altta tek başıma ıslık çaldığım anlar oldu. bir de dönüp bu denyo ne yapıyor gibisinden bakanlar oluyor. rahatsızlık veriyorum paşalara! 2:1 olduktan sonra istanbulspor yüklenirken tüm stadyum neredeyse ıslığa başladı. aferin, iş işten geçti. çuvaldızı biraz kendimize batırmalıyız. bir de ışıkları yakıp yerine sevemem söylüyordu yine tribünlerin çoğu maç 2:0 iken. hayır onu da senkron bile yapamıyorsunuz. bu romantizm işlerini bırakıp acaba sürekli oyunun içinde olsanız kötü mü olur?
  • 5478
    https://twitter.com/...s/882346030225817600

    sneijder nefretinden tweette yer alan görüntüler taraftarın dip noktayı gördüğü an olarak yorumlanmış. bense şöyle düşünüyorum. bu taraftar sneijder'i her tatil dönüşü karşılamadı. peki neden bu tatil dönüşü karşıladı? çünkü yönetimin galatasaray'a zarar verecek kararlar alma peşinde olduğunun farkında. artık bein sports kanallarında bile galatasaray yönetiminin; sneijder aleyhine, medya aracılığıyla algı yönetimi yaptığı açık açık konuşuluyor. işte burda yapılmak istenen şey bir mesaj vermektir. taraftar olarak malesef koltuğa yapışan insanların türkiye'sinde verilebilecek legal tepkiler sınırlı. bu görüntüler de işte o legal tepkinin görüntüleridir. galatasaray için yatağından, karısının yanında olmaktan fedakarlık edip çaba harcayan taraftardır oradakiler. yeni bir transferi karşılamaktan çok farklı bir harekettir. birini pek tasvip etmem. ancak burdaki tabloyu galatasaray için bir kaç taş koymaya çalışan insanlar olarak yorumluyorum. bana göre dip nokta değil, gurur duyulacak bir andır.
  • 8513
    kafası çok karışık olan ve gerçeklerden çok uzaklaşmış taraftardır.

    yeni türkiye'de; başakşehir, rizespor, konyaspor, trabzonspor gibi takımların lobileri bizim kat be kat üzerimizde. beşiktaş ve fenerbahçe'yi saymıyorum bile. peki bu bize neyi gösteriyor? sistemle uyumlu davranmayıp kendi başımıza yol almaya çalıştığımızı. bu bir seçimdir. başarı istersen sistemle uyumlu olursun. bu kadar basit. bu kuraldır.

    şimdi hem sisteme uymayayım hem de başarılı olayım dersen türkiye için bir yerde bu mantıksızlıktır. buna izin vermezler.

    sisteme uymayayım başarısızlıkta farketmez diyorsan o zaman başkanlarını niye yolluyorsun? bu da akıl tutulmasıdır, ne istediğini bilmemektir.

    özetlersem; galatasaray taraftarı iktidarla(futbolu yöneten klikle) iyi geçinmeden başarılı olmak istiyor. bunun içinde sistemin içinde olan iş adamlarını başkan seçip onların sisteme karşı davranmasını ve başarılı olmasını istiyor. akıl var, mantık var bu nasıl mümkün olabilir? ünal aysal bunu denemeye kalktı, yapmasını isteyen taraftarda kendisini alaşağı etti. galatasaray taraftarına kim niye güvensin de sisteme karşı çıksın?

    galatasaray taraftarının çoğunluğu kendi kulübünü tanımıyor, kendi ülkesini tanımıyor. galatasaray'ın az sayıda ve bilindik başkan adayı havuzu vardır. bunlar genellikle daha evvel yöneticilik yapmış tecrübeli isimlerle(adnan polat, burak elmas, özhan canaydın, mehmet cansun), galatasaray lisesi mezunu iş adamlarından(dursun özbek, ünal aysal) oluşur.

    galatasaray taraftarı daha evvel yöneticilik yaparak tecrübe kazanmış her başkanı alaşağı etti. oysa bu isimler başkanlık için yetiştirilmişlerdi. bir daha bu tecrübeyi bulmayacağımızın farkında bile değil taraftar. o yetişmiş tecrübe gücünü elimizin tersiyle ittik.

    geriye iş adamları kaldı. onlarıda başarısız diye yolladık. yollamakla kalmadık adamların iş hayatını da zehir ettik. bundan sonra niye iş adamları galatasaray'a başkan olmak istesin? kendi reklamını yapmak için diyen arkadaşlarımız çıkacaktır. şunu sormak lazım reklamını yapmak isteyen iş adamları kulübe üye değil zaten, bizim üye havuzumuz kısıtlı, diğer kulüpler gibi değil. az sayıda iş adamı var bu işe talip. derin galatasaray denen inan kıraç bile talip değil , düşünün yani. aslında olması gereken inan kıraç'ın başkan olmasıydı ama şimdi düşününce inan kıraç'a fazlasıyla hak veriyorum. bu taraftar için başkan olunmaz.

    taraftarımızın başkanları ezmemesi, başkanlık makamını küçültmemesi gerekir. başkanlık makamı küçülünce galatasaray büyümüyor, tam tersine galatasaray küçülüyor.
  • 7598
    yeni gelen nesille mi alakalı bilmiyorum ama sosyal medya ile birlikte futbolun gerçekliklerinden uzak taraftarlar daha çok söz sahibi olmaya başladı iyice suyun öte tarafı takım taraftarı olma yolunda ilerliyoruz gibi.

    genç oyuncusuna sabırsız sallar takım 1 maç kötü gidince hocasına hemen sallar hayalperest transfercilik oynar falan iyice saçma bir hal almaya başladı bu durum.

    sözlük içerisinde zaten belli başlı şeyler görüyorum ama biraz önce twitter bakaym dedim biraz yok marcao 25 e satıyormuşuz efendim onyekuru 1 milyon euro bonservisle alıyormuşuz falan prim kasılacak 3-5 etkileşim alınacak diye iyice fotospora dönen bir kitle oluşmaya da başladı.

    cidden 1996-2000 sezonları arasında sosyal medya olsaydı bizim avrupa başarımız falan olmazdı yüksek ihtimal. iyi ki o dönem içerisinde bir şeyler olmuş.
  • 7356
    seyirci değil, taraftar'dır. kulübü sadece istanbul'dan ibaret sananlar bunu tabi anlayamaz. iş, güç el verse her yerde kovalayalım sevdamızı kabul fakat galatasaray istanbul takımı değildir! sözüm ona enişte, dayı şirketi hiç değildir! iki, üç tane adam'ın oyuncağı yapılamaz bu yüce kulüp.

    bir galatasaray taraftarı olarak vurgulamayı görev bilirim!
  • 7004
    son zamanlarda transfer haberleri ile birlikte, içinde sıkça "lig başlamadan versinler bize kupayı", "lig oynanmadan bitti bile" gibi ifadeler kullanan insanları gördüğüm kitle. bu size de 2 sene önceki beşiktaş'ı, rvp'li nani'li fenerbahçe'yi hatırlatmıyor mu ? daha onlarca örnek var böyle erkenden havaya girip sonunda hüsrana uğrayan. kağıt üstünde iyi bir takım haline geliyor olabiliriz, eksiklerimiz halen olsa da yerlerine gelmesi muhtemel isimler heyecan veriyor ve havaya sokuyor olabilir ancak özgüven ile rehavet ve kibir kavramları arasındaki ince çizgiyi önemsememiz gerek. biz taraftar olarak her zaman kırılma noktalarında devreye girerek takıma "hiçbir şey bitmedi, ayağa kalkın" mesajı verdik ve 2 senedir de ölümlerden dönerek, tırnaklarla kazıyarak şampiyon olduk. her maç bizim için sezonun en önemli maçıydı. bunları neden mi söylüyorum ? eğer biz şimdiden bu kadar havaya girersek lig başladığında hiç beklemediğimiz şekilde üst üste tökezleme durumu olursa herkes bu kez suç atacak birilerini arayacak ve bu kez "ayağa kalkın" mesajı vermek yerine çatlak sesler yükselecek. yılların klişesidir: "hiçbir maç oynamadan kazanılmaz." kibirlenip, ligde sebepsiz yere "underdog"lar yaratmayalım, kimseye ekstra motivasyon vermeyelim. falcao da gelse, nainggolan da gelse kimse bize kupa, şampiyonluk vermeyecek. eleştirdiğimiz şeyleri yapıp kendimizle çelişmeyelim. kendimize güvenelim, inanalım ancak kimseye de üstten bakmayalım. bu sezon en önemli sezon. en yakın maç en önemli maçımız. gevşemeden üst üste koyarak gitmeye devam edeceğiz. tff'sine de, bein'ine de, koç'una da hepsine yeniden had bildirmemiz gerek. saha içinden çok saha dışıyla uğraşacağız yine. o yüzden öyle rahat şampiyonluk falan yok, unutun onu. aç aslanlar gibi gitmemiz gerek yine üstlerine.
  • 8886
    takımı artık yükselişe geçmiştir. bunun farkında olup, takımına konsantre olması gereken topluluk. artık okan buruk'a, yerli - yabancı, oynayan - oynamayan tüm futbolculara sorgusuz sualsiz destek olma zamanı.

    rakibimiz sadece saha içinde değil, saha dışında, görsel ve sosyal medyada çok organize, güçlü ve ilişki ağları derin. tribüne giden tribünden, gitmeyen tv başından ve twitter'dan topla tüfekle destek olma zamanı.
  • 1072
    "kapalı tribünde karılar kızlar" bestesini bu kadar ateşli bir biçimde söylemelerinin nedeni bestenin güzelliğidir. kimse yanlış anlamasın. beşiktaş taraftarının yaptığı beste güzeldir. çok acı ama gerçek birşey var galatasaray taraftarı beste yapamamaktadır. sen varya sen, oleyoleyoleyoleyooooo bizim için beşiktaşa kooo, haydi haydi allah aşkına, saldır cimbom ok let's go oleeee gibi 5 dakikada 3 yaşındaki çocuğun bile yazabileceği, 4 yaşından beri gittiğim tribünü koşarak terketme isteği uyandıran iğrenç, uyutan besteler söylenmektedir. bunun nedeni sadece maç günü buluşulan zaten buluşulunca kafaların taşşak gibi olduğu bir taraftar topluluğu olduğumuzdan ötürüdür. çıkıp ultraslan ı suçlamamak lazımdır. çünkü senin de benimde sözlükteki yazarlarında ultraslandan ne eksiği vardır ne fazlası. herkes aynı kafada. galatasaray tribünü şiddetli bir üçlü dışında hiçbirşey yapamamaktadır. maç boyunca çıkış tünelinin üstündeki adamların durmadan aynı melodiyi söylediği bir tribün haline gelmiştir. kısacası birazcık iğneyi kendimize batırmamız lazımdır. en az galatasaray futbol takımı ve yönetim kadar başırısızdır galatasaray taraftarı.
  • 10363
    12 aralık 2024 malmö galatasaray maçı sonrası okan hocanın jelert'le ilgili "ayağı ağrıdı değişiklik istedi, o yüzden değişiklik yaptık." sözlerine inanmayıp hocayı alenen yalancılıkla suçlayan ruh hastalarının da içinde bulunduğu grup.

    sosyal medya denen şeyden nefret ediyorum çünkü aklı olmayanların dahi zahmetsiz bir şekilde fikir beyan etmesinden artık çok usandım. hoca da kendisine yalancı imasında bulunan taraftarı mutlu etmek için kıçını yırtıp saha içi akışkanlığın, taktiksel ve dizilim açısından geçişkenliğin kitabını yazan yeni oyun formasyonu oturtsun.
  • 7748
    galatasaray futbol takımının son yıllarda aldığı şampiyonlukların tek sebebidir.

    herkes fatih terimmiş şuymuş buymuş diyor ama hepsi boş iş. 1.5 yıldır taraftar yok ve teknik heyetten futbolculara kadar herkes tel tel dökülüyor. halbuki taraftar olsa, tek başına maç aldırır. en azından o inanmışlığı, o hırs ve azmi sahadaki futbolculara da aktarırdı!
  • 7083
    https://www.fanatik.com.tr/...ber-fotograf-2084032

    terra pizza değil de maalesef içlerinden bazıları utandırmış taraftardır. fiyat az diye yönetimi eleştirirsin falan o ayrı konu ama bu yorumlar nedir? firmayı aşağılamalar, boykota falan davet etmeler. niye? galatasaray'a sponsor oldu diye. ulan ülkenin en büyük firmaları sana karşı rakiplerini destekleyip her türlü pisliği yaparken boykot etmedin, hakaret etmedin ama bu arkadaşlara demediğini bırakmıyorsun.

    arkadaşlar bazı şeyleri anlamıyoruz galiba. son 20 yılın yarısını şampiyon olmuş, avrupa'da en başarılı kulüp olmuş, taraftar sayısı hepsini geçmiş ve çoğu da genç olan galatasaray sponsoru zor bulurken diğerlerinin bu kadar kolay bulması sadece yönetim başarısızlığı mı? evet, yönetim sorumluluğundan kaçamaz. ne olursa olsun daha iyisini yapmak zorunda ve biz de eleştirmeliyiz. benim amacım yönetimi savunmak falan değil. ben başka bir şey anlatmak istiyorum. durum şu anda şöyle arkadaşlar:

    - bu ülkenin binlerce firma ile iş yapan en zengin holdingi fenerbahçe'yi son gücüyle destekliyor.
    - bu ülkenin iktidarı diğer bir rakibin olan trabzonspor'a sponsor buluyor.
    - beşiktaş'ın eski başkanına iktidar tarafından tüm medya gücü verilmiş durumda. bu başkan aynı zamanda yıllarca tff'yi yönetti.
    - şimdi de tff'nin başına fenerbahçe'nin yine son 20 yılda zenginliğine zenginlik katmış yöneticisi getirilmiş durumda.
    - başakşehir'i hiç saymıyorum bile.
    - ve bunların hepsi seni aşağıya çekmek istiyor.

    arkadaşlar devir galatasaray'ın yanında değil. devir galatasaray'a sataşmanın, zarar vermenin prim yaptığı devir. en basitinden anadolu takımlarının hepsi en gereksiz şeyde sana gider yaparken diğerlerine bir şey diyebiliyorlar mı? rizespor'un, konyaspor'un, eskişehir'in, denizlispor'un sadece son üç ayda sana söylediklerinin onda birini diğerlerine söyleyebilirler mi? nerden alıyorlar bu cesareti? çünkü iktidar, sermaye odakları, medya hepsi senin karşında ve herkes bunu biliyor.

    çözüm herkesle kavga etmek, ''biz tek, siz hepiniz'' demek değil. akıllıca mücadele etmek. ve mümkün olduğunca dostlarının sayısını arttırmak.

    ama sen sana destek sağlayan firmayı küçümsersen, hakaret edersen sana bir daha destek olur mu? galatasaray'a destek olmanın konjonktürel olarak zor olduğu bir zamanda insanlar sana destek oluyor ama sen rakiplerinden önce cezayı kesip bu kişilere düşman oluyorsun.

    bak, rakiplerinin gazetesi de hemen bunu kullanmaya başlıyor. sana destek olanları seninle vuruyor. tüpçünün gazetesinde pizzacı küçümseniyor. hayır, kendini bir şey zanneden, senin de imrendiğin firmalar da sanırsın teknoloji devi, her gün uzaya roket fırlatan firmalar. alt tarafı tüpçü, bahisçi, montajcı.

    sana destek olanları destek olduğuna pişman edeceksen sonra ağlamayacaksın niye biz sponsor bulamıyoruz, diye.
  • 10416
    öncelikle dünkü maç özelinde demirbay ve batshuayi dışında tüm takımın ayaklarına sağlık diyorum. barış alper saç baş yoldurdu tv başında birden fazla kez şahsımı delirtti ama futbol bu olur deyip önüme baktım herkesin de öyle olmasını diliyorum.

    değinmek istediğim şey her eleştiri eleştiri değildir arkadaşlar. sosyal medyada futbolcuların postlarının altına yazan hayatsız ergenleri kaale almıyorum ancak sözlükte yazılanlar beni hayrete düşürdü. kaan ayhan, abdülkerim’in hiç mi iyi oynamama hakkı yok? bu adamlar lig, avrupa, kupa demeden devamlı oynuyorlar. arada böyle kötü oynayacaklardır illaki. eleştiri adı altında haftalardır kötüler artık yerine yeni birileri gelmeli düşüncesini haksızlık olarak görüyorum. gerçekten eskiden iyi ki internet yaygın değilmiş diyorum ama sadece internetle alakalı bir durum olmadığı da açık. sosyolojik bir durum var ortada.

    90lı yıllarda kadromuzda bulunan ahmet yıldırım ergün penbe, fatih akyel falan aklınıza kim gelirse artık hiç mi kötü oynamadı? bilbao maçında hata yapan fatih, günümüzde aynı hatayı yapsa 3 yıl sonra dönüp real madrid sol bekini madara edebilecek bir oyuncu olabilir miydi?

    söverim de severim de ama berkan, barış, kaan, apo gibi aklıma gelmeyen daha birçok türk oyuncumuz gibi bu çocukları yedirmemenin kişisel mücadelesini veririm. hele ki iyi oynadığımız bir maç sonrası.

    (bkz: 17 ocak 2025 hatayspor galatasaray maçı)
  • 7405
    neden paniklendiğini anlayamadım. herkesin içi rahat olsun. sağda solda okuyorum yok başakşehir avantajlı yok şampiyonluk gider artık falan diye. başakşehir ile aramızda 19 puan* mı var? 3 puan var sadece ki başakşehir sonlara doğru yine baskıyı kaldıramayacak. neymiş biz başakşehir deplasmanına gidecekmişiz. biz başakşehir ile deplasmanda karşılaşacaksak onlar da galatasaray ile karşılaşacaklar. herkes sakin olsun ve konsantrasyonunu bozmasın. mayıslar bizimdir!
App Store'dan indirin Google Play'den alın