12 senedir erkekler futbol ligi şampiyonluğundan uzak kalan taraftar. bu taşıması kolay bir yük değil elbette ama bunun etkisiyle, sadece rekabet duygusuyla galatasaray'a ve kazandıklarına kulp takma işini öyle bir noktaya getirdiler ki artık
2006 yılında başlayan allah fenerbahçe gerginliğinden de öteye ulaştı konu.
"bok atmanın" ya da "ulaşamadığı ciğere laf etmenin" bile bir adabı ve sınırı vardı eskiden. kaybeden taraftarın hissiyatı "o eski günlere geri döneceğiz" ya da "sevinmek için sevmedik" temalı olurdu. son yıllarda artık fenerbahçe taraftarının hissiyatı olmasa bile söylemleri tamamen "yapı" ekseninde ilerliyor. hakaretler, iftiralar, tarihi bükerek ya da olayları eksik okuyarak oluşturulan hayali senaryolar taraftarın zihnini ele geçirmiş durumda.
bu kollektif zihin ortaya sadece toksik bir şey çıkarabiliyor. günümüzün popüler tabiriyle "manifest"lemiş oluyorlar çünkü bunu. onlar hatalı, onlar düzenbaz, zaten bu ligde şampiyon olmuyorlar birileri şampiyon yapıyor tarzı cümleler bütün bir camiayı ele geçirmiş durumda. sabahtan akşama kadar bu cümleleri okuyan, duyan ya da paylaşan bir güruh nasıl şampiyonluğu gönülden isteyebilir? ya da bu cümlelerin uçuştuğu bir ortamda nasıl
şampiyonluk alameti diyebileceğimiz anlar yaşanabilir?
emeka friday eze'nin fenerbahçe'ye attığı gol ile başlayan bir olaylar zinciri var. bu sezon galiba 4 kere yaşandı kadıköy'de. böyle anların neden hep fenerbahçe'nin başına geldiğini
ilahi adalet gibi aslında çok güçlü bir kavram ile bağdaştırıyoruz.
oysa bu kavram kadar en az camianın tamamını ele geçiren bu hissiyatın da etkisi var. "bu lig kirli ve o yüzden biz şampiyon olamıyoruz" dedikçe öyle anlar da yaşanmaya devam ediyor. bu adalet falan değil sadece. sahada 11, kulübede 11, tribünde 50 bin kişinin zihni o düşünceyle doluyken böyle anlarda hep bir şekilde hata yapıyorlar.
hem ortaya çıkan bir enerji var, hem de bu olaylar yaşandıktan sonra "bu lig kirli ve bu yüzden biz şampiyon olamıyoruz"a sarılmak gibi müthiş bir konfor alanı var. hata aramak ya da sebep olanlara tepki gösterip değişim istemek çok daha zor(!) geliyor.
bu da sonsuz döngüye hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor...