• 118
    levent tüzemen gibi biri için övgülerin dizildiği yerde kendisi adına bu kadar az yazılması çok garip. daha önce de belirttiğim gibi, levent tüzemen'i savunanla aynı kaldırımda yürümem çünkü benim yürüdüğüm kaldırımda zaten erinç gibiler gibi yürür.

    tv'de her galatasaray konuşanı "ama galatasaray'ın hakkını savunuyor" diye burada canisiperane savunanlar erinç'i görüp utanmalı.

    tebrikler erinç. böyle devam.
  • 326
    severek dinlediğim yorumcu. olaylara başka açılardan bakıyor. bence galatasaray'ın haklarını savunmak için bazen acayip tiplerle yayın yapıyor ama tavsiyem şu ki, bunlar iflah olmaz, allah'dan korkmaz, kuldan utanmaz, karanlık kalpli, iftiracı, pis tipler. bunlarla mantık çerçevesinde konuşmak imkansızdır. kafayı da yemişler zaten. fb aleyhineyse önüne görüntü koy montaj, herif itiraf etsin şantaj derler.

    artık ders alıp bunlara evet dememeli. çünkü adam edilemezler.
  • 265
    ön edit: sevdiğim takdir ettiğim yorumcu.
    o yüzden eleştriyi bol yapıyorum kendisine.

    yusuf ve eyüp nadir oynadıkları maçlarda ışık veriyor. ama bir türlü maçlarda daha fazla şans bulamıyor yedekte çürüyor.
    - okan hoca antremanlarda görüyor onların performansını. bilemeyiz.

    yönetim bu transfer sezonunda cuesta haricında finansal olarak çok iyi anlaşmalar yaptı.
    - belki de istedikleri oyuncuları alamadıkları için çok para harcamadılar. (aynen bunu söyledi !)

    deli oluyorum böyle bilinemeyen parametrelerde sevdiği kişiyi koruyup sevmediğinin pozitifliklerini değersizleştirmesine.

    yönetim sittin sene ağzı ile kuş tutsa şans.
    hiçbir genç oyuncu gelişim göstermese okan hocanın var bir bildiği.

    edit: özelden mesaj attı kendisi sağolsun.
    copy paste ile paylaşıyorum
    "istedikleri oyuncuları alamadıkları için cuesta’yı aldılar listenin alt sıralarındaydı dedim:) para konusu geçmedi orda"
  • 283
    sürekli haklı olma hastalığına yakalanmış yorumcu. uzun zamandır kendisini dolayısıyla da kerem öveti de takip ediyorum. ilk zamanlar erinç daha aklı başında yorum yapıyor diye gözlemliyordum. son iki yıldır şöyle bir durum oldu kendisinde sürekli olarak taraftara ne yapması gerektiğini neyi eleştirip neyi eleştirmemeleri gerektiğini söyleme çabaları. kendisi hakkında yapılan yorumlara cevap verme çabaları. bak ben demiştim haklı çıktım tüm taraftar yanıldı gibi bi yarış. bu tutum yorumculuk kariyerini etkiliyor ileride daha fazla da etkileyecek. kerem övet şu an çok arkadan gelmesine rağmen fark atıyor kendisine. ben bile sport digitalde yorum yaparlarken sinan yılmaz orhan uluca ve erinç için izlerken programı şu an tamamen kerem övet için izliyorum. bunun nedeni de çok kısıtlı bir çevreyle futbol sohbeti yaptığı için bence. anladığım kadarıyla iç saha maçlarını belirli adamlarla statta deplasmanları da yine belli adamlarla ekran başında takip ediyor. haliyle de orada denilen bir şey aklına yatarsa onu ekrana getiriyor. ya da tam aksine orada denilen bir şey aklına yatmadığında o fikre karşı verdiği cevabı ekrana getiriyor. gözden kaçırdığı şey şu iki şekilde de kendisi fikir üretmiyor. üretilen fikre karşı tez yada antitez üretiyor. bu da yorum yeteneğine zarar veriyor. benim nacizane tavsiyem ortamını sürekli değiştirmesi. aynı uyarıcılardan uzun süre etkilenmemesi. hasan hüseyin alimoğlu bile ortaya fikir koyabiliyor. ligin 10 haftası herkes abdülkerimi eleştiriken ben arkasında durdum bekleyin dedim bi fikir değil. bunun anlaşılması lazım. bu yorumu bi yönetici ya da bir teknik direktör yapabilir.
  • 62
    (bkz: eski açık (program)/#3648344)

    son iki üç yıldır neredeyse tüm yayınlarını kaçırmadan izlediğim için erinç'in anlattıklarını defalarca kez dinledim. yazısında bahsettiği gibi youtube ortamında takım programı yapmak hakikaten mantıksız. murat aşık ile yaşadığı problemi de biliyordum. kerem övet'i "kovun" muhabbetine rağmen kanalın takım farketmeksizin programcıların arkasında durması önemli ve güzel.

    kanal bünyesinde olan sadece fenerbahçe programında kullanılan dilin dozajı bazen kaçıyor. eski açık (program)'ta ise çok nadir bir şekilde o dili görüyoruz. kanal ekibinin buna birazcık daha dikkat etmesi lazım. galatasaray taraftarını daha mutlu edecekleri bir yol bulmalılar. hem orhan uluca'nın analiz videoları hem de eski açık kanalın artık taşıyıcı kolonu bunun farkında olmalılar.
  • 284
    galatasaray sözlüğün büyük bir zümresi tarafından sürekli başlığı ön plana çıkarılan youtuber.

    kendisi ve türevleri nasıl bir anda bu kadar popüler oldu anlamıyorum.

    20-30 yıllık gazetecilerden çok gündemdeler. kulübün etkinliklerindeler, röportajlarındalar.

    kendilerini izleyen, dinleyen kitle olduğu sürece devam edeceklerdir ama bazıları çıkıp taraftara taraftarlık dersleri vermeye başlıyorlar, başlamasınlar.

    galatasaray üzerinden bu taraftar sadece mutluluk ya da mutsuzluğa sahip olmuştur. hiçbir çıkarı yoktur başka.
  • 259
    futbolda rotasyonu idare etmeyle biraz gereksiz şekilde bağlantılı olduğunu düşünen yayıncı.
    geçen yıl formasını berkan’a kaptıran demirbay sara’nın arkasından net bir rotasyon oyuncusu değildir. sezonda 5-10 maç idare eder oynayan berkan net bir rotasyon oyuncusu değildir ve üst üst iki sene şampiyon olan hoca bunları isterse gayet rotasyon topçusu yapar ağızlarında açamazlar.
  • 313
    https://x.com/...2TaqB6RjgNA&s=19

    gelen tepkiler üzerine 10numara isimli kanalla yollarını ayırmış. kendisini kişisel olarak tanımam etmem, sözlükte veya başka bir ortamda tek kelime muhabbetimiz olmadı. bu adamlar fb'li birilerinin olduğu yerde çıktığı anda linç etmeye varan tepkiler geliyor. aynı agresifliği yaptıkları işlere maddi manevi destek olarak da gösterir galatasaray taraftarı umarım. günün sonunda bu işten ekmek parasını kazanıyor bu insanlar. 10numara kanalında yorumcu olduğu için tepki gösteren kaç kişi kendisinin sahip olduğu eski açık kanalında katıl üyesi mesela merak ediyorum. umarım daha iyi bir yol açılır, maddi manevi zorluklar yaşatmaz bu durumlar kendisine.
  • 328
    fenerbahçeli biriyle program yapmasında, karşıt fikirleri konuşmasında bir sakınca görmüyorum.

    ancak entel görünümlü, sinsi ve içten pazarlıklı çakma rambo okanlarla program yapması sıkıntlı bir iş. bu topa bir daha girmez umarım.

    vazgeçmesi güzel ama bunu tepkiden ziyaden, o tepkinin bir sonucu olarak; eski açık başta olmak üzere diğer işlerine de zarar vereceğini fark ettiği için vazgeçti bence.
  • 262
    çok iyi galatasaraylı, bundan hiçbirimizin şüphesi dahi olamaz zaten. ancak büyümenin, daha geniş kitlelere ulaşmanın bazı handikapları vardır. başka bir isim üzerinden örnek vereyim; hasan arda kaşıkçı'yı ben severdim. çok eğlenirdim onu izlerken. onun mehmet demirkol taklidine gözümden yaş gelene kadar gülmüştüm ve çok da haklıyı mehmet demirkol ile ilgili tespitinde/taklidinde.

    https://www.youtube.com/watch?v=tjB_D1a1C1M

    şimdi ise mehmet demirkol ile program yapıyor bu adam. kendi yayınında artık aynı rahatlığı, aynı özgürlüğü bekleyemezsin bu adamdan. hasan arda hala aynı mizah anlayışına sahip, aynı pratik zekada bir adam ama artık ünlü. ister istemez otosansür uygulamak zorunda kendisine. kendi fark etmese bile bilinçaltında var olur o otosansür. aynı şeyi ben erinç için de düşünüyorum. bu işe girerken okan buruk ile röportaj yapmak onu programına çağırmak onun için bir hayal bile değildi belki, şimdi ise bu bir hedef bile değil, bir yayın planı. sadece okan buruk özelinde demiyorum bunu daha pek çok konuda bu böyle ve bunu anlayabiliyorum da. aynı konumda ben olsam ben de öyle olurdum eminim. bu işin doğasında var. ama eskiden daha çok beğenip de şimdi arada ''hımm'' dememizin nedeni bu bence erinç vb. isimlere.
  • 364
    yazmayayım yazmayayım diyordum ama artık dayanamıyorum çünkü kulak tırmalaması seviyesini aşıp beyin tırmalaması seviyesine geçti konuşmaları.

    "şey" diyemeden cümle bile kuramayan, düşünmeden konuşan spor yorumcusu. 1 saatlik programda 50 defa şey diyor.

    22 kasım 2025 galatasaray gençlerbirliği maçı sonu yayınındaki örnekler şu formatta:

    şey diyorsun di mi koray? 25 milyonluk adamı...
    şey... ıııı... (birkaç saniye sessizlik) geçen sene içerideki...
    singo'nun ilk şeyleri böyle çıkmış. ilk tetkikleri.
    ilkay'ın sakatlığı diğer şeyleri de... sakatlıkları da...
    çok kötü yerde şey yaptık ya... sakatlıklar verdik.
    hocanın bir şeyi vardı... saha içi taktik...
    çok agresif bir şeyi vardı... savunması...
    o yüzden biraz şey yaptım... (ne şey yaptığı belli değil)
    kaan ayhan şey olur... (birkaç saniye sessizlik) neydi?... hk: alkmaar. kg: prag. yok yok ya...
    jakobs'un önde oynayacak hiç şeyi yok, durumu yok bence. çünkü şeyde de, erenle beraber...
    hk: sola osimhen, ileri icardi atarım. erinç: şey mi? trivelli
    şey... (birkaç saniye sessizlik) cem yılmaz bir tane deneye katılıyor da...

    önceki yayınlardan aklıma kalan, sohbete daldığı, yine emsal teşkil eden o an'lar:

    burada okan hocanın da şeyini konuşmak lazım. oyuncu şeyini, dizilimini.
    barış alper'in şeyine ne diyorsunuz? direkten dönen topuna.
    hakemin şeyini nasıl karşıladınız? takdir haklarını.
    uğurcan'ın şeyi nasıldı ama? yan topu yumruklaması.

    erinç böyle pimi çekilmiş bombayı ortaya atıp, akan sohbeti baltaladığı zaman insanlık namına yayının sohbetin akmasını sağlayan yegane kişi kerem övet oluyor. garibim her defasında, erinç'in şey dediği şeyin ne olduğunu ifade etmesi için beklenilen süre uzamasın diye, ne abi, hangisi abi, gibi samimi bir şekilde sohbet etmeye çalışıyor.

    ---

    edatları hariç tuttum. lafın gelişi "bir şey" denir ama erinç'in bu üslubu dil sürçmesi değil, dil hastalığı. düşünmeden konuşmak, ne diyeceğini bilmeden sohbete girmek. aynı problem alimoğlu'nda da var malesef. nadiren de olsa şey ile başlamayan, içinde şey geçmeyen cümle kurdukları zaman daha dikkatli dinliyorum.

    erinç sırf bu 1 saatte 50 defa "şey" dediği için, düşünmeden konuştuğu için, bazen konuşamadığı için asla büyük bir spor yorumcusu olamayacak. kendisini trt spikerleri ile kıyaslamıyorum veya alınganlık yapıp biz trt spikeri değiliz diye boşuna savunma yapmasın. konu diksiyon değil.

    olmuyor erinç kardeş. senin bu şey şey şey tantananı dinlerken yoruluyorum. senin bu ne diyeceğini kafanda toparlamadan, akan sohbeti durdurmana katlanamıyorum. yanındaki ahbapların ile yayın harici bolca serbest zaman ve çalışma saati geçiriyor olabilirsin, onlar senin ne diyeceğini anlıyor olabilir ki, kalıbımı basarım onlar da anlamıyor çoğu zaman; biz ekran başında böyle şey'in arkasından ne geleceğini bekleyemeyiz her 3 cümlede 1 defa. eğer bana inanmıyorsan bir üniversite talebesini stajyer olarak yanına alıp, dünkü ve geçmiş yayınlarının metin olarak dökümünü çıkartırsın ve haklı olduğumu görürsün.

    ben ortalama ayda en az 2 tane kitap okuyorum. senin bu şey, şey, şey dil hastalığına tahammül edemiyorum. kıyıcı, koray ve kerem hatrına izleyip beğeni butonuna her defasında basıyorum. şahsım adına gecikmiş bir sitemdi, umarım sonunda kendimi ifade edebilmişimdir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın