59
bik bik şikayet ettiğim bir entry'i sildim adam gibi yazmak için.
şu anda 20 küsürüncü haftalardayım. maalesef uefa'dan dortmund tarafından elendik, ama türkiye kupasında yarı finaldeyiz ve yolumuz açık. ligde de fener'le aynı puanda, trabzon'un 1 puan önünde lider gidiyoruz.
kalabalık orta saha, 4-3-3 gibi yenilikçi şeyleri bir kenara attım ve en azından ilk sezon için, taa cm 97-98'de yaptığımız, 4-4-2 diamond uyguladım. sağolsun diamond'un dmc'si olarak lorik cana beni utandırmadı tek başına kalktı bu yükün altından. tabii ligde en fazla gol yiyen takımlar arasında olmamın bununla ilgisi var ama golleri de atıyoruz.
baros sakatlanıyor. belki sakatlanmaz demeyin yok öyle bir şey. kendisini sezon sonu satmayı düşünüyorum talipleri de var. önce 3 ay sonra 2 ay en son 3 hafta sakatlık geçirdi. belli ki bu böyle gidecek.
oyuna başlarken nasıl bir önlem alalım derseniz, hemen jordan ayew yazıyoruz ve kendisini cüzi bir rakama kiralıyoruz. yönetim sezon ortası helal nereden buldun getirdin bu adamı falan diyecek görürsünüz. ligde 12 toplamda 15 golü var şu haftaya kadar. çok süratli adam eksilten bir forvet.
e tabi baros'un devamlı sakatlanması, 4-4-2'yi sekteye uğrattı ve çift amc tek forvet sistemi daha parlak göründü. amc mevki için çeşit çeşit adam var takımda. misi-elano başta olmak üzere, gerekirse arda'yı koy, gerekirse kewell'i koy, hatta pino'yu koy. emre çolak'ı da koy hepsi iyi.
yalnız 4-4-2 sonucu, kanatlara ektra yük binmesi arda'yı çok zorladı. maçların 60. dakikasında condition %60'lara iniyor. kewell'la dönüşümlü oynuyorlar.
stopere ise çareyi -adını yazmakta zorlanacağım- bouhlarouz'u kiralayarak buldum. malum transfere para yok, bari kiralayalım.
ha bu arada ayew için 7 milyon opsiyonu kabul ediyorlar. baros'u satarsam onun parası ile bunu alırım daha 19 yaşında.
daha önce de yazmıştım, mustafa sarp ve serdar özkan'ı direk atın gitsin, hiç işe yaramıyorlar. bununla beraber ali turan'ı kullanın. servet'ten daha iyi. çok seri ve arkaya kaçarak oynadığı zaman, neill-servet ikilisi oynarken her ara pasın karşı karşıya olması durumunu yaşamıyorsunuz.
sanki aykut da ufuk'tan iyi. ama bir şekilde kaleci bulun. ikisi de vasat. hileye başvurup onur kıvrak'ı mı alsam diyorum acayip iyi olmuş.
serkan kurtuluş'a güvenin. gerekirse sabri'yi mr, amr falan oynatın. balta idare etse de, insua baya baya iyi.
gelelim transferlere, devre arası eliniz gerekli butonlarda hazır olsun. sözleşmesi biten bomba 4 tane isim veriyorum. yalnız bunlardan biri gelmeye yanaşmıyor. diğer 2'si biraz zor ama gelir. öteki hemen atlıyor. hemen atlayan isim ledesma. bonservissiz, zaten malum geçen yazdan bir üzüntümüz var. hemen kapın. cana-ledesma yapacağım gelecek sene. biraz kesenin ağzını açmak isteyen diğer ikili selçuk inan-veli kavlak. selçuk neyse de veli'yi bağlamak lazım. selçuk çok çok iyi değil. ayrıca cana-ledesma hatta orada oynayabilecek elano varken çok da hayati değil. ama kewell ve arda'nın her an yorulabileceğini, sakatlanabileceğini düşünerek veli'yi almak lazım. ben alamadım, aston villa'ya gidecek galiba.
her şey gayet güzel gidiyordu ama oyunu kapatmadan önce son hafta ilginç bir şey oldu. arda mutsuz diye haber geldi. artık böyle şeyler olunca konuşabiliyoruz. ne oldu dedim, ben büyük bir takıma gitmek istiyorum izin ver dedi. bak biz de büyük olacağız, gel sen de bize destek var, bu planın bir parçası ol dedim. yaş geçiyor zamanım yok dedi (cidden böyle dedi). e iyi madem, böyle düşünüyorsan, teklif gelirse kolaylık yaparız dedim kapattım konuyu.
allah allah, ardından takımın yarısı unhappy diye mesaj yağıyor. sebebi ise kaptanlarına davranış biçimim. gitmesine izin veririm diye mi kızdılar anlamadım ki. yalnız aydın ve sabri benimle çatır çatır tartışırken, emre çolak'a, sana ne oğlum sana ne oluyor diye çıkışıma, pardon düşünmeden konuştum diye cevap vermesine üzüldüm. sabri ve aydın'la daha dengeli konuşuyordum emre'ye sert çıktım. ama ona da ne oluyor o yaşta.
oyun nasıl, her zamanki gibi, bir maç daha diye diye bu saati ettirir.
şu anda 20 küsürüncü haftalardayım. maalesef uefa'dan dortmund tarafından elendik, ama türkiye kupasında yarı finaldeyiz ve yolumuz açık. ligde de fener'le aynı puanda, trabzon'un 1 puan önünde lider gidiyoruz.
kalabalık orta saha, 4-3-3 gibi yenilikçi şeyleri bir kenara attım ve en azından ilk sezon için, taa cm 97-98'de yaptığımız, 4-4-2 diamond uyguladım. sağolsun diamond'un dmc'si olarak lorik cana beni utandırmadı tek başına kalktı bu yükün altından. tabii ligde en fazla gol yiyen takımlar arasında olmamın bununla ilgisi var ama golleri de atıyoruz.
baros sakatlanıyor. belki sakatlanmaz demeyin yok öyle bir şey. kendisini sezon sonu satmayı düşünüyorum talipleri de var. önce 3 ay sonra 2 ay en son 3 hafta sakatlık geçirdi. belli ki bu böyle gidecek.
oyuna başlarken nasıl bir önlem alalım derseniz, hemen jordan ayew yazıyoruz ve kendisini cüzi bir rakama kiralıyoruz. yönetim sezon ortası helal nereden buldun getirdin bu adamı falan diyecek görürsünüz. ligde 12 toplamda 15 golü var şu haftaya kadar. çok süratli adam eksilten bir forvet.
e tabi baros'un devamlı sakatlanması, 4-4-2'yi sekteye uğrattı ve çift amc tek forvet sistemi daha parlak göründü. amc mevki için çeşit çeşit adam var takımda. misi-elano başta olmak üzere, gerekirse arda'yı koy, gerekirse kewell'i koy, hatta pino'yu koy. emre çolak'ı da koy hepsi iyi.
yalnız 4-4-2 sonucu, kanatlara ektra yük binmesi arda'yı çok zorladı. maçların 60. dakikasında condition %60'lara iniyor. kewell'la dönüşümlü oynuyorlar.
stopere ise çareyi -adını yazmakta zorlanacağım- bouhlarouz'u kiralayarak buldum. malum transfere para yok, bari kiralayalım.
ha bu arada ayew için 7 milyon opsiyonu kabul ediyorlar. baros'u satarsam onun parası ile bunu alırım daha 19 yaşında.
daha önce de yazmıştım, mustafa sarp ve serdar özkan'ı direk atın gitsin, hiç işe yaramıyorlar. bununla beraber ali turan'ı kullanın. servet'ten daha iyi. çok seri ve arkaya kaçarak oynadığı zaman, neill-servet ikilisi oynarken her ara pasın karşı karşıya olması durumunu yaşamıyorsunuz.
sanki aykut da ufuk'tan iyi. ama bir şekilde kaleci bulun. ikisi de vasat. hileye başvurup onur kıvrak'ı mı alsam diyorum acayip iyi olmuş.
serkan kurtuluş'a güvenin. gerekirse sabri'yi mr, amr falan oynatın. balta idare etse de, insua baya baya iyi.
gelelim transferlere, devre arası eliniz gerekli butonlarda hazır olsun. sözleşmesi biten bomba 4 tane isim veriyorum. yalnız bunlardan biri gelmeye yanaşmıyor. diğer 2'si biraz zor ama gelir. öteki hemen atlıyor. hemen atlayan isim ledesma. bonservissiz, zaten malum geçen yazdan bir üzüntümüz var. hemen kapın. cana-ledesma yapacağım gelecek sene. biraz kesenin ağzını açmak isteyen diğer ikili selçuk inan-veli kavlak. selçuk neyse de veli'yi bağlamak lazım. selçuk çok çok iyi değil. ayrıca cana-ledesma hatta orada oynayabilecek elano varken çok da hayati değil. ama kewell ve arda'nın her an yorulabileceğini, sakatlanabileceğini düşünerek veli'yi almak lazım. ben alamadım, aston villa'ya gidecek galiba.
her şey gayet güzel gidiyordu ama oyunu kapatmadan önce son hafta ilginç bir şey oldu. arda mutsuz diye haber geldi. artık böyle şeyler olunca konuşabiliyoruz. ne oldu dedim, ben büyük bir takıma gitmek istiyorum izin ver dedi. bak biz de büyük olacağız, gel sen de bize destek var, bu planın bir parçası ol dedim. yaş geçiyor zamanım yok dedi (cidden böyle dedi). e iyi madem, böyle düşünüyorsan, teklif gelirse kolaylık yaparız dedim kapattım konuyu.
allah allah, ardından takımın yarısı unhappy diye mesaj yağıyor. sebebi ise kaptanlarına davranış biçimim. gitmesine izin veririm diye mi kızdılar anlamadım ki. yalnız aydın ve sabri benimle çatır çatır tartışırken, emre çolak'a, sana ne oğlum sana ne oluyor diye çıkışıma, pardon düşünmeden konuştum diye cevap vermesine üzüldüm. sabri ve aydın'la daha dengeli konuşuyordum emre'ye sert çıktım. ama ona da ne oluyor o yaşta.
oyun nasıl, her zamanki gibi, bir maç daha diye diye bu saati ettirir.

