166
sürekli "jet" ile gezen "zengin" iş adamı.
sürekli jet ile gezmesi beni bir anda 1998-1999 yıllarına götürdü. jet fadıl lakaplı bir "iş adamı" vardı. sürekli farklı farklı markalar çıkarıp başına bir "jet" ekliyordu. malezya'nın milli markası olan proton'u türkiye'ye getirmiş, piyasaya da "5x5" sloganıyla sürmüştü.
o zamanlar çocuk aklımla arabanın ortasında gizli bir teker olduğunu, aracın 5 teker üzerinde gittiğini düşünüyordum. hatta babama "5x5 araba alalım mı?" diye sormuştum. o da "ne 5x5'i oğlum, bu adam dolandırıcı" demişti.
neyse, çocuk aklı işte.
bir gün didim'de bu arabalardan birini gördüm. koşarak yanına gittim, eğilip altına bakmaya başladım. aracın sahibi geldi, "top mu kaçtı arabanın altına evlat?" diye seslendi. ben de tüm masumiyetimle "bu arabanın 5 tekeri mi var?" diye sordum. adamla karısı gülmekten yerlere yattı. sonra da "ucuz diye aldık ama her araba gibi bunun da 4 tekeri var" dedi.
gel zaman git zaman jet fadıl, sevdalısı olduğu fenerbahçe'ye sponsor oldu. fenerbahçe'nin göğsünde 5x5 jetpa yazıyordu. o zaman bile çocuk aklımla fenerbahçe'nin böyle bir sponsorluğu nasıl kabul ettiğini sorguluyordum.
ardından siirt köy hizmetleri spor çıktı, adı siirt jetpa oldu. sergen'i falan transfer ettiler. bir ara siirt'e 100 bin kişilik stadyum yapmaktan bahsediyordu. normalde 5 bin kişilik stadı bile dolmayan bir şehre 100 bin kişilik stat yapmak nasıl bir yatırım anlayışıdır, ben o gün de ikna olmamıştım.
neyse, konu jetlerden açılınca aklıma geldi, yazayım dedim.
konunun sayın hakan safi ile uzaktan yakından alakası yok.
şimdi gelelim bu abimize.
kasımpaşa'da kağıdın içine taş koyup futbol oynarken muhtemelen topçuluk kariyeri, topa ilk vurduğu anda tarak ve metatars kemiklerinin kırılmasıyla sona ermiş. fakat futboldan hiç kopmamış.
bir italyan efsanesi olan sinyor maldini ile kurduğu yakın dostluk sayesinde bugünlere kadar gelmiş. eski dostu olduğu için maldini hiçbir şart konuşmadan uçağa atlayıp istanbul'a gelmiş ve başkanlık yarışında kendisini desteklediğini açıklamış.
hatta bununla da yetinmemiş.
"ben de senin gibi fenerbahçeliyim. gerekirse skriniar'ın sakatlığında 3 numaralı 120 yıldızlı çubuklu formamı giyer, sahada yılmadan savaşırım" demiş.
kasımpaşa - toscana - nişantaşı ışık lisesi üçgenini kullanacak olan anadolu çocuğu bu abimiz, sürekli vurguladığı ekonomik gücüyle fenerbahçe için yeni bir "beyaz" sayfa olarak görülmektedir.
kendisine başkanlık yarışında başarılar diliyorum.
bir anısı daha vardı aslında.
italya'da bir gün maldini ile ormana gitmiş. cipten inmiş..
dur, o başka hikayeydi.
sürekli jet ile gezmesi beni bir anda 1998-1999 yıllarına götürdü. jet fadıl lakaplı bir "iş adamı" vardı. sürekli farklı farklı markalar çıkarıp başına bir "jet" ekliyordu. malezya'nın milli markası olan proton'u türkiye'ye getirmiş, piyasaya da "5x5" sloganıyla sürmüştü.
o zamanlar çocuk aklımla arabanın ortasında gizli bir teker olduğunu, aracın 5 teker üzerinde gittiğini düşünüyordum. hatta babama "5x5 araba alalım mı?" diye sormuştum. o da "ne 5x5'i oğlum, bu adam dolandırıcı" demişti.
neyse, çocuk aklı işte.
bir gün didim'de bu arabalardan birini gördüm. koşarak yanına gittim, eğilip altına bakmaya başladım. aracın sahibi geldi, "top mu kaçtı arabanın altına evlat?" diye seslendi. ben de tüm masumiyetimle "bu arabanın 5 tekeri mi var?" diye sordum. adamla karısı gülmekten yerlere yattı. sonra da "ucuz diye aldık ama her araba gibi bunun da 4 tekeri var" dedi.
gel zaman git zaman jet fadıl, sevdalısı olduğu fenerbahçe'ye sponsor oldu. fenerbahçe'nin göğsünde 5x5 jetpa yazıyordu. o zaman bile çocuk aklımla fenerbahçe'nin böyle bir sponsorluğu nasıl kabul ettiğini sorguluyordum.
ardından siirt köy hizmetleri spor çıktı, adı siirt jetpa oldu. sergen'i falan transfer ettiler. bir ara siirt'e 100 bin kişilik stadyum yapmaktan bahsediyordu. normalde 5 bin kişilik stadı bile dolmayan bir şehre 100 bin kişilik stat yapmak nasıl bir yatırım anlayışıdır, ben o gün de ikna olmamıştım.
neyse, konu jetlerden açılınca aklıma geldi, yazayım dedim.
konunun sayın hakan safi ile uzaktan yakından alakası yok.
şimdi gelelim bu abimize.
kasımpaşa'da kağıdın içine taş koyup futbol oynarken muhtemelen topçuluk kariyeri, topa ilk vurduğu anda tarak ve metatars kemiklerinin kırılmasıyla sona ermiş. fakat futboldan hiç kopmamış.
bir italyan efsanesi olan sinyor maldini ile kurduğu yakın dostluk sayesinde bugünlere kadar gelmiş. eski dostu olduğu için maldini hiçbir şart konuşmadan uçağa atlayıp istanbul'a gelmiş ve başkanlık yarışında kendisini desteklediğini açıklamış.
hatta bununla da yetinmemiş.
"ben de senin gibi fenerbahçeliyim. gerekirse skriniar'ın sakatlığında 3 numaralı 120 yıldızlı çubuklu formamı giyer, sahada yılmadan savaşırım" demiş.
kasımpaşa - toscana - nişantaşı ışık lisesi üçgenini kullanacak olan anadolu çocuğu bu abimiz, sürekli vurguladığı ekonomik gücüyle fenerbahçe için yeni bir "beyaz" sayfa olarak görülmektedir.
kendisine başkanlık yarışında başarılar diliyorum.
bir anısı daha vardı aslında.
italya'da bir gün maldini ile ormana gitmiş. cipten inmiş..
dur, o başka hikayeydi.


