17184
(bkz: 17 nisan 2026 fenerbahçe çaykur rizespor maçı)
yıllar sonra tekrar entry girdirten maç oldu. uzun zamandır yazmıyordum; eski yazdıklarımı da silmiştim. çünkü hayatın her alanında olduğu gibi burada da en ufak şeyde tetiklenip etrafa saldıran insanlardan gerçekten bıktım. bi ara burasıda x gibi çok etkileşime para mı veriyor arkadaş diye de düşünmedim değil.
mesele maçın kendisi değil. mesele, buranın artık galatasaray konuşulan bir yer olmaktan çıkıp; sonucu bile beklemeden histeri kriziyle kin kusma yarışına girenlerin çoğunluk olduğu bir yere dönüşmesi. bir maç değil, iki maç değil; sürekli aynı terane. başta okan buruk başlığı olmak üzere, her başarısını küçümsemek, her olumsuz sonucu köpürtmek, her başlığa üşüşüp teknik direktöre, oyuncuya, takıma sallamak... bu motivasyon artık iyi niyetle açıklanabilecek bir şey değil.
gerçekten olağanüstü bir efor. insan kendi kulübüne bu kadar istekli saldırabilmek için nasıl bir iç sıkışmışlıkla yaşıyor, nasıl akşam ediyorlar...
fenerbahçe’nin oynadığı maçtan galatasaray’a, okan buruk’a, kulübün geneline saldırı bahanesi çıkarmak için insanın ya fazlasıyla boş vakti ya da kontrol edemediği ciddi bir hıncı olması lazım. normal bir zihin, buradan böyle bir bağlantı üretmez. bu artık futbol ya da rekabetle açıklanabilecek bir şey değil; doğrudan fırsat kollayan bir kötücüllük hali.
fırsat bulunca kendi mahallesine taş atmayı marifet sanıyorlar. daha trajik olanı ise bunu yaparken kendilerini objektif, dürüst, hatta cesur zannetmeleri. oysa ortada cesaret falan yok; sadece sonuca göre pozisyon alan bir pusu kültürü var.
en komik kısmı da maç bitince entry silmeleri. hani o çok bilen, çok öngören, çok öfkeli duruş var ya; son düdükle birlikte buhar olup uçuyor. demek ki ortada fikir yokmuş. sadece anlık hınç varmış. sırf önünde bir klavye var diye savur gitsin ruh hali.
ha bir de bu tayfadan kimse sonradan gelip sevinç, aidiyet, büyük taraftarlık rolü kesmesin. takım sendeleyince tavuk dönerciden bıçağı kapıp buraya gelenler, toparlayınca kutlamaya koşmsasın bir zahmet insanları ruh halinizin kalıntılarına maruz bırakmayın
fikir diye sunulan ama havaya göre karakter değiştiren reflekslerle muhatap olmak kadar yoran bir şey yok.
selametle.
yıllar sonra tekrar entry girdirten maç oldu. uzun zamandır yazmıyordum; eski yazdıklarımı da silmiştim. çünkü hayatın her alanında olduğu gibi burada da en ufak şeyde tetiklenip etrafa saldıran insanlardan gerçekten bıktım. bi ara burasıda x gibi çok etkileşime para mı veriyor arkadaş diye de düşünmedim değil.
mesele maçın kendisi değil. mesele, buranın artık galatasaray konuşulan bir yer olmaktan çıkıp; sonucu bile beklemeden histeri kriziyle kin kusma yarışına girenlerin çoğunluk olduğu bir yere dönüşmesi. bir maç değil, iki maç değil; sürekli aynı terane. başta okan buruk başlığı olmak üzere, her başarısını küçümsemek, her olumsuz sonucu köpürtmek, her başlığa üşüşüp teknik direktöre, oyuncuya, takıma sallamak... bu motivasyon artık iyi niyetle açıklanabilecek bir şey değil.
gerçekten olağanüstü bir efor. insan kendi kulübüne bu kadar istekli saldırabilmek için nasıl bir iç sıkışmışlıkla yaşıyor, nasıl akşam ediyorlar...
fenerbahçe’nin oynadığı maçtan galatasaray’a, okan buruk’a, kulübün geneline saldırı bahanesi çıkarmak için insanın ya fazlasıyla boş vakti ya da kontrol edemediği ciddi bir hıncı olması lazım. normal bir zihin, buradan böyle bir bağlantı üretmez. bu artık futbol ya da rekabetle açıklanabilecek bir şey değil; doğrudan fırsat kollayan bir kötücüllük hali.
fırsat bulunca kendi mahallesine taş atmayı marifet sanıyorlar. daha trajik olanı ise bunu yaparken kendilerini objektif, dürüst, hatta cesur zannetmeleri. oysa ortada cesaret falan yok; sadece sonuca göre pozisyon alan bir pusu kültürü var.
en komik kısmı da maç bitince entry silmeleri. hani o çok bilen, çok öngören, çok öfkeli duruş var ya; son düdükle birlikte buhar olup uçuyor. demek ki ortada fikir yokmuş. sadece anlık hınç varmış. sırf önünde bir klavye var diye savur gitsin ruh hali.
ha bir de bu tayfadan kimse sonradan gelip sevinç, aidiyet, büyük taraftarlık rolü kesmesin. takım sendeleyince tavuk dönerciden bıçağı kapıp buraya gelenler, toparlayınca kutlamaya koşmsasın bir zahmet insanları ruh halinizin kalıntılarına maruz bırakmayın
fikir diye sunulan ama havaya göre karakter değiştiren reflekslerle muhatap olmak kadar yoran bir şey yok.
selametle.

