23340
hatalarını herkes gibi görüyorum (görmemek mümkün değil zaten artık bazıları kronikleşti, göz göre göre gelen golü yiyene kadar takıma dokunmamak gibi), ama hep savundum, çünkü sahada benim takımı desteklemem için ön koşul olan kazanmak için mücadele eden takımı görüyordum.
bu arada farkındayım özellikle bu sene mücadeleyi de göremediğimiz çok maç oldu, ancak bunları da içinde bulunulan zamanlarda anlayışla karşıladım, sezon başıydı, ucl öncesiydi/sonrasıydı, ikinciyle fark çok açılmıştı, takımın yarısı sakat/cezalıydı.... vs.
takım gerektiğinde ağırlığını koyup, konsantre olup, mücadele ediyorsa ve sonucunda istediğini alıyorsa, bunun yanında kulübü ve ligi tanıması, kendini geliştirmeye açık olması, gündemimizi kendinden kaynaklı krizlerle meşgul etmemesi, uyumlu olması gibi artılarıyla birlikte, bu tırnak içinde bahanesi olan maçları hoş görebilirim, bu benim görüşüm. artıları ve eksileri yan yana koyuyorum, artıları ağır basıyor ve destekliyorum.
içinde bulunduğumuz durumla ilgili en üzüldüğüm nokta maalesef benim gözümdeki artılarını kökten sallayacak maçları ardarda yaşamamız oldu. özellikle bu kocaeli maçındaki * isteksizliği, kaos futbolu bile oynamaya gönlü olmayan takımı, dediğim gibi artık bir klasik haline gelen, stadyumda herkesin kokusunu aldığı ama ne hikmetse kendisinin hiçbir müdahale etmeden yeneceği belli olan golü yemeyi beklemesini kaldıramamaya başladım.
böyle bir dönemde, hem de daha yeni trabzon deplasmanını yaşamışken, böyle bir maç daha yaşayacağımızı tahmin edemezdim.
şampiyon olunur olunmaz o ayrı konu, mücadele edip şampiyon olmamayı zaten bilen bir taraftar grubuyuz. ama bu haftada bu maçı yaşatmak, inanılmaz bir güven sarsıntısıdır. bunun toparlaması da maalesef şampiyonlukla olacak iş değildir, çok uzun süreç gerektirir. esas üzüldüğüm nokta bu. bende kırılan bu güven oldu çünkü.
bu arada farkındayım özellikle bu sene mücadeleyi de göremediğimiz çok maç oldu, ancak bunları da içinde bulunulan zamanlarda anlayışla karşıladım, sezon başıydı, ucl öncesiydi/sonrasıydı, ikinciyle fark çok açılmıştı, takımın yarısı sakat/cezalıydı.... vs.
takım gerektiğinde ağırlığını koyup, konsantre olup, mücadele ediyorsa ve sonucunda istediğini alıyorsa, bunun yanında kulübü ve ligi tanıması, kendini geliştirmeye açık olması, gündemimizi kendinden kaynaklı krizlerle meşgul etmemesi, uyumlu olması gibi artılarıyla birlikte, bu tırnak içinde bahanesi olan maçları hoş görebilirim, bu benim görüşüm. artıları ve eksileri yan yana koyuyorum, artıları ağır basıyor ve destekliyorum.
içinde bulunduğumuz durumla ilgili en üzüldüğüm nokta maalesef benim gözümdeki artılarını kökten sallayacak maçları ardarda yaşamamız oldu. özellikle bu kocaeli maçındaki * isteksizliği, kaos futbolu bile oynamaya gönlü olmayan takımı, dediğim gibi artık bir klasik haline gelen, stadyumda herkesin kokusunu aldığı ama ne hikmetse kendisinin hiçbir müdahale etmeden yeneceği belli olan golü yemeyi beklemesini kaldıramamaya başladım.
böyle bir dönemde, hem de daha yeni trabzon deplasmanını yaşamışken, böyle bir maç daha yaşayacağımızı tahmin edemezdim.
şampiyon olunur olunmaz o ayrı konu, mücadele edip şampiyon olmamayı zaten bilen bir taraftar grubuyuz. ama bu haftada bu maçı yaşatmak, inanılmaz bir güven sarsıntısıdır. bunun toparlaması da maalesef şampiyonlukla olacak iş değildir, çok uzun süreç gerektirir. esas üzüldüğüm nokta bu. bende kırılan bu güven oldu çünkü.


