377
konate için sosyal medyadan ırkçılık karşıtı paylaşım yapmış milli takım.
fransa, futbolda başarının peşinden koştuğu gibi, ekonomik gücün de peşine düştü. ülkeyi dünya kupası finaline taşıyan fransız milli takımında, bir çoğunun kökleri afrika’daki eski fransız kolonilerine kadar uzanan farklı geçmişlere sahip oyuncular çoğunluktaydı. örneğin, dünya kupası altın ayakkabı ödülünü kazanan kylian mbappé, cezayirli bir anne ve kamerunlu bir babanın çocuğu olarak fransa’da dünyaya geldi.
fransız futbolcuların kökenleri hakkında yapılan yorumlarla karşı karşıya kalan fransız yetkililer, onların fransız oldukları konusunda inatla ısrar ettiler. oyuncuların kökenlerine yapılan atıfları ise ırkçılık olarak nitelediler. ama aslında durum böyle değil. trevor noah’ın 2018’de kapsayıcılık ve örtüşen kimlikler üzerine benzer bir tartışma sırasında işaret ettiği gibi, “afrikalı derken, onları fransızlıklarından dışlamaya değil, benim afrikalılığıma dâhil etmeye çalışıyorum.” demişti.
ancak durum, bu kadar masum değil. fransa, afrika kökenli insanlara karşı kasten, seçici bir asimilasyon yaklaşımı benimsemektedir. fransa’da doğmanız ve yaşamanız gerçekten fransız olacağınız manasına gelmez. kimin fransız olabileceğine yalnızca fransızlar karar verir. fransa’ya gelip orada yaşamak isteyen birçok göçmen ve mülteciden sadece bir kısmı fransız vatandaşlığına layık görülmekte ve ülkede doğan birçok afrika kökenli insan yapısal ayrımcılığa maruz kalmaktadır ve fransız olarak görülmemektedir.
fransa, her yıl, güvenlik ve daha iyi bir yaşam arayışıyla ülkeye giren 10.000’den fazla insanı sınır dışı ediyor. diğerleri ise ülkenin katı göçmenlik karşıtı yasaları ve yaptırımları altında sefalet ve şiddet dolu bir yaşama mahkûm ediliyor. göçmenler ve mülteciler için fransızlığa giden yol, yalnızca seçilmiş birkaç kişiye ayrılmış gibi görünüyor.
kâğıt üzerinde fransız vatandaşı olup da fransız statüsünden hoşlanmayanlar da var. fransa’nın müslüman toplumunu ele alalım. müslümanlar fransız nüfusunun yaklaşık yüzde 8’ini oluşturuyorlar. maalesef, fransız hapishanelerinde hapsedilenlerin yüzde 40 ila yüzde 70’i, çoğunlukla afrika’daki eski fransız kolonilerinden gelen müslümanlardan oluşuyor.
göçmen topluluk, yüksek yoksullaşma ve okulu bırakma oranlarından mustariptir ve yaşam ortamları kenar mahalleler ve gettolardır. ayrıca bu topluluk, islamofobiyi açıkça benimseyen ve müslüman nüfusu aşırılık yanlısı olmakla ve fransız değerlerini tehdit etmekle suçlayan ana akım politikacılar tarafından da sistematik olarak ötekileştirilmektedir.
başka bir deyişle, ne kadar fransız olduğunuz, ne kadar fransa’nın işine yaradığınız ile ilişkilidir. mbappe, yetenekli bir futbolcu olduğu için fransız; fransa doğumlu kuzey afrika kökenli, hapse atılmış ya da işsiz ve banliyölerde yaşayan bir genç ise genellikle sadece bir araptır.
bu seçici kapsayıcılık aynı zamanda, fransa’nın eski sömürgelerinden yetenekli insanları çekip çıkardığı ve geri kalanını reddettiği yeni sömürgecilik anlayışının bir tezahürüdür. gerçekten de sömürgecilik, tam da budur: diğer toprakların en iyilerini al ve geri kalanı çöpe at.
bu tezahür, bizi, fransa’nın onlarca yıldır uranyum çıkardığı, karşılığında halkına çok az şey verdiği ve daha da kötüsü topraklarını ve sularını kirlettiği nijer’e geri götürüyor. fransa, ucuz uranyumdan üretilen enerjinin nimetlerini yaşarken, yalnızca yüzde 13’ünün elektriğe erişimi olan nijeryalı nüfusa yardım etmek için ise kılını kıpırdatmıyor.
nijer, ayrıca eski fransız kolonilerini ekonomik olarak paris’e bağlayan bir sömürge kalıntısı olan cfa frangını para birimi olarak kullanıyor. nijer dâhil 14 afrika ülkesinin parasal rezervlerinin yaklaşık yüzde 50’si bugün hala tamamen fransız kontrolü altındadır; sonuç olarak, bu ülkelerden hiçbiri makroekonomi ve para politikası üzerinde herhangi bir kontrole sahip değillerdir. fransa, her yıl afrika’dan “rezerv” şeklinde milyarlarca avro kazanıyor ve aynı paranın bir kısmını da “sahiplerine” piyasa oranları üzerinden borç veriyor.
bugün çıkarılan birçok madenin, niamey’e ve diğer stratejik bölgelere taşındığı nijer’in ana otoyolunun, 1899’da fransız yüzbaşısı paul voulet’in birlikleri tarafından gerçekleştirilen toplu katliamların tam rotasını izlemesi tesadüf değildir.
sömürge zamanlarından bu yana çok şey değişti. ancak afrika’nın sömürüsü, birçok afrika ülkesindeki işbirlikçi hükümetlerin istikrarı garanti edildiği için devam ediyor. tüm bunlara nasıl karşı koyulur? tarifi kolay değil. ama öncelikle fransız olmayı reddetmekle, doğru yönde atılmış bir adım olacaktır.
(bkz: sömürgelerinin futbolcularını kullanan milli takımlar)
(bkz: emperyal geçmiş ve futbol ilişkisi)
(bkz: futbol sadece futbol değildir)
(bkz: kazanırken alman kaybederken göçmenim)
fransa, futbolda başarının peşinden koştuğu gibi, ekonomik gücün de peşine düştü. ülkeyi dünya kupası finaline taşıyan fransız milli takımında, bir çoğunun kökleri afrika’daki eski fransız kolonilerine kadar uzanan farklı geçmişlere sahip oyuncular çoğunluktaydı. örneğin, dünya kupası altın ayakkabı ödülünü kazanan kylian mbappé, cezayirli bir anne ve kamerunlu bir babanın çocuğu olarak fransa’da dünyaya geldi.
fransız futbolcuların kökenleri hakkında yapılan yorumlarla karşı karşıya kalan fransız yetkililer, onların fransız oldukları konusunda inatla ısrar ettiler. oyuncuların kökenlerine yapılan atıfları ise ırkçılık olarak nitelediler. ama aslında durum böyle değil. trevor noah’ın 2018’de kapsayıcılık ve örtüşen kimlikler üzerine benzer bir tartışma sırasında işaret ettiği gibi, “afrikalı derken, onları fransızlıklarından dışlamaya değil, benim afrikalılığıma dâhil etmeye çalışıyorum.” demişti.
ancak durum, bu kadar masum değil. fransa, afrika kökenli insanlara karşı kasten, seçici bir asimilasyon yaklaşımı benimsemektedir. fransa’da doğmanız ve yaşamanız gerçekten fransız olacağınız manasına gelmez. kimin fransız olabileceğine yalnızca fransızlar karar verir. fransa’ya gelip orada yaşamak isteyen birçok göçmen ve mülteciden sadece bir kısmı fransız vatandaşlığına layık görülmekte ve ülkede doğan birçok afrika kökenli insan yapısal ayrımcılığa maruz kalmaktadır ve fransız olarak görülmemektedir.
fransa, her yıl, güvenlik ve daha iyi bir yaşam arayışıyla ülkeye giren 10.000’den fazla insanı sınır dışı ediyor. diğerleri ise ülkenin katı göçmenlik karşıtı yasaları ve yaptırımları altında sefalet ve şiddet dolu bir yaşama mahkûm ediliyor. göçmenler ve mülteciler için fransızlığa giden yol, yalnızca seçilmiş birkaç kişiye ayrılmış gibi görünüyor.
kâğıt üzerinde fransız vatandaşı olup da fransız statüsünden hoşlanmayanlar da var. fransa’nın müslüman toplumunu ele alalım. müslümanlar fransız nüfusunun yaklaşık yüzde 8’ini oluşturuyorlar. maalesef, fransız hapishanelerinde hapsedilenlerin yüzde 40 ila yüzde 70’i, çoğunlukla afrika’daki eski fransız kolonilerinden gelen müslümanlardan oluşuyor.
göçmen topluluk, yüksek yoksullaşma ve okulu bırakma oranlarından mustariptir ve yaşam ortamları kenar mahalleler ve gettolardır. ayrıca bu topluluk, islamofobiyi açıkça benimseyen ve müslüman nüfusu aşırılık yanlısı olmakla ve fransız değerlerini tehdit etmekle suçlayan ana akım politikacılar tarafından da sistematik olarak ötekileştirilmektedir.
başka bir deyişle, ne kadar fransız olduğunuz, ne kadar fransa’nın işine yaradığınız ile ilişkilidir. mbappe, yetenekli bir futbolcu olduğu için fransız; fransa doğumlu kuzey afrika kökenli, hapse atılmış ya da işsiz ve banliyölerde yaşayan bir genç ise genellikle sadece bir araptır.
bu seçici kapsayıcılık aynı zamanda, fransa’nın eski sömürgelerinden yetenekli insanları çekip çıkardığı ve geri kalanını reddettiği yeni sömürgecilik anlayışının bir tezahürüdür. gerçekten de sömürgecilik, tam da budur: diğer toprakların en iyilerini al ve geri kalanı çöpe at.
bu tezahür, bizi, fransa’nın onlarca yıldır uranyum çıkardığı, karşılığında halkına çok az şey verdiği ve daha da kötüsü topraklarını ve sularını kirlettiği nijer’e geri götürüyor. fransa, ucuz uranyumdan üretilen enerjinin nimetlerini yaşarken, yalnızca yüzde 13’ünün elektriğe erişimi olan nijeryalı nüfusa yardım etmek için ise kılını kıpırdatmıyor.
nijer, ayrıca eski fransız kolonilerini ekonomik olarak paris’e bağlayan bir sömürge kalıntısı olan cfa frangını para birimi olarak kullanıyor. nijer dâhil 14 afrika ülkesinin parasal rezervlerinin yaklaşık yüzde 50’si bugün hala tamamen fransız kontrolü altındadır; sonuç olarak, bu ülkelerden hiçbiri makroekonomi ve para politikası üzerinde herhangi bir kontrole sahip değillerdir. fransa, her yıl afrika’dan “rezerv” şeklinde milyarlarca avro kazanıyor ve aynı paranın bir kısmını da “sahiplerine” piyasa oranları üzerinden borç veriyor.
bugün çıkarılan birçok madenin, niamey’e ve diğer stratejik bölgelere taşındığı nijer’in ana otoyolunun, 1899’da fransız yüzbaşısı paul voulet’in birlikleri tarafından gerçekleştirilen toplu katliamların tam rotasını izlemesi tesadüf değildir.
sömürge zamanlarından bu yana çok şey değişti. ancak afrika’nın sömürüsü, birçok afrika ülkesindeki işbirlikçi hükümetlerin istikrarı garanti edildiği için devam ediyor. tüm bunlara nasıl karşı koyulur? tarifi kolay değil. ama öncelikle fransız olmayı reddetmekle, doğru yönde atılmış bir adım olacaktır.
(bkz: sömürgelerinin futbolcularını kullanan milli takımlar)
(bkz: emperyal geçmiş ve futbol ilişkisi)
(bkz: futbol sadece futbol değildir)
(bkz: kazanırken alman kaybederken göçmenim)

