1410
sinir harbi şeklinde geçen, koltukta şekilden şekile sokan, en sonunda da uzatma bölümlerini bana ayakta izlettiren maç oldu. gördüğümüz kabuslara rağmen mutlu sona ulaşmış olmamız ve zorlu geçen bir eşleşmeden kazanan takım olarak ayrılmamız hepsinden önemliydi.
futbol maalesef anlardan ibaret.
örneğin juventus ilk yarıda bazı bölümlerde baskı kurmuş olsa da davinson o çalım sevdasına girmeyip topu taca atsa belki de ilk yarıyı 0-0 bitirecektik ve gayet konforlu bir pozisyonda başlayacaktık 2. yarıya. lakin davinson'un kaybettiği top sonrası torreira'nın müthiş kontrolsüz müdahalesi ile penaltı verince ilk yarı da 1-0 bitmiş oldu. devre arasındaki psikolojik durumları büyük ölçüde değiştiren ilk sebep buydu.
2. yarıda ise iyi başlamış ve barış'ın kelly'e kırmızı aldırması sonrası rahatlamış olsak da sahadaki görünümde değişen bir şey olmadı maalesef. belki o kırmızı ile takımda tamamen bir rehavet baş gösterdi ve "tamam artık geçtik turu" moduna girildi. aksi takdirde 10 kişi rakibe karşı bu kadar baskı yememizin, her topu kalemizde ciddi atak olarak görmemizin açıklaması olamaz.
2. golde topu içeriye çeviren kalulu maalesef orada bomboş kalıp topu alıyor. jakobs ileride, torreira ileride.
3. golde ise bizim hatamızdan çok top bence juventus'u istedi çünkü duran toptan çevirdikleri top öyle yüksekten geliyor ve öyle kritik bir noktaya gidiyor ki ne defansın ne uğurcan'ın müdahale şansı kalmıyor.
ama o sıkıntılı anlarda bile ufak da olsa inancım vardı bu maçı çevireceğimize dair. çünkü lazım olan yalnız 1 goldü ve aslında fırsatlar da yakaladık. o bölümde başta barış'ın ve sane'nin fecaat tercihleri olmasa golü de bulup maçı bitirebilirdik.
maçta bence 2 tane dönüm noktası var:
1- zhegrova'nın uzatma ilk bölümünde 95. dakikada yandan auta attığı bomboş top. ayağına sağlık zhegrova!
2- attığımız ilk golde juventuslu oyuncu top çıksın diye bırakmışken korner direğine çarpıp oyunda kalan top. devamında baskı yapıp topu kazandık ve topla buluşan barış osimhen'e asist yaptı. adamsın korner direği!
bu maça dair en büyük hayal kırıklığım takımın mental savaşı ve mücadeleyi verememiş olması. bu stres ve panik hali öyle büyük bir düşmandı ki maç boyu, hem juventus ile hem de onunla mücadele ettik. o basit pasların atılamamasının, takımın el freni çekik araba gibi bir türlü ileriye gidememesinin, komik tercih hatalarının tek açıklaması bu bence.
futbol maalesef anlardan ibaret.
örneğin juventus ilk yarıda bazı bölümlerde baskı kurmuş olsa da davinson o çalım sevdasına girmeyip topu taca atsa belki de ilk yarıyı 0-0 bitirecektik ve gayet konforlu bir pozisyonda başlayacaktık 2. yarıya. lakin davinson'un kaybettiği top sonrası torreira'nın müthiş kontrolsüz müdahalesi ile penaltı verince ilk yarı da 1-0 bitmiş oldu. devre arasındaki psikolojik durumları büyük ölçüde değiştiren ilk sebep buydu.
2. yarıda ise iyi başlamış ve barış'ın kelly'e kırmızı aldırması sonrası rahatlamış olsak da sahadaki görünümde değişen bir şey olmadı maalesef. belki o kırmızı ile takımda tamamen bir rehavet baş gösterdi ve "tamam artık geçtik turu" moduna girildi. aksi takdirde 10 kişi rakibe karşı bu kadar baskı yememizin, her topu kalemizde ciddi atak olarak görmemizin açıklaması olamaz.
2. golde topu içeriye çeviren kalulu maalesef orada bomboş kalıp topu alıyor. jakobs ileride, torreira ileride.
3. golde ise bizim hatamızdan çok top bence juventus'u istedi çünkü duran toptan çevirdikleri top öyle yüksekten geliyor ve öyle kritik bir noktaya gidiyor ki ne defansın ne uğurcan'ın müdahale şansı kalmıyor.
ama o sıkıntılı anlarda bile ufak da olsa inancım vardı bu maçı çevireceğimize dair. çünkü lazım olan yalnız 1 goldü ve aslında fırsatlar da yakaladık. o bölümde başta barış'ın ve sane'nin fecaat tercihleri olmasa golü de bulup maçı bitirebilirdik.
maçta bence 2 tane dönüm noktası var:
1- zhegrova'nın uzatma ilk bölümünde 95. dakikada yandan auta attığı bomboş top. ayağına sağlık zhegrova!
2- attığımız ilk golde juventuslu oyuncu top çıksın diye bırakmışken korner direğine çarpıp oyunda kalan top. devamında baskı yapıp topu kazandık ve topla buluşan barış osimhen'e asist yaptı. adamsın korner direği!
bu maça dair en büyük hayal kırıklığım takımın mental savaşı ve mücadeleyi verememiş olması. bu stres ve panik hali öyle büyük bir düşmandı ki maç boyu, hem juventus ile hem de onunla mücadele ettik. o basit pasların atılamamasının, takımın el freni çekik araba gibi bir türlü ileriye gidememesinin, komik tercih hatalarının tek açıklaması bu bence.

