• 103
    yine yeni bir ara transfer dönemi içinde olduğumuz zaman dilimi içerisinde bu konu ile alakalı bir çok şey okuyup izlemekteyiz.
    galatasaray seviyesi'ni hesaplamak için keşke bir araç olsa, alkolmetre gibi, üflesekte seviyemizi tespit etsek. elbetteki taraftar olarak takımımızı real madrid, barcelona, man city gibi takımlarla yarışırken, onları ezerken görmek istiyoruz. elbetteki şampiyonlukları sadece ülkemiz liginde değil, uluslararası mecralarda da yaşamak istiyoruz. taraftarımızın çoğu haklı olarak ilk 11'de 11 yıldız görmek istiyor, hepsi pozisyonunun en iyi üç isminden biri olsun, atağa çıkınca şapkadan tavşan çıkarsın, defansta şapkayı tavşanın önüne atıp pozisyonu kessin vs. bu isteklerin ekonomik olarak sürdürülememez olduğunu idrak etmek zor geliyor. bizim yarıştığımız, yarışmak istediğimiz, yarıştığımızı düşündüğümüz takımlar kendi liglerinde de rekabetle karşı karşıya kalıyor. oynadıkları lig maçlarında rakipleri sadece üstün motivasyonla sahaya çıkmıyor. ve aynı ligde oynadıkları rakiplerinden oyuncu transferinde bir beis görmüyorlar.

    türkiye ligi ispanya ligi değil, belçika ligi bile değil
    türkiye liginde kendini kanıtlamış ve bizim burun kıvırdığımız oyuncular sistem içerisinde kalarak, kendi sistemini oynayan bir çok takımda başarılı oluyor.
    türkiye ligindeki bir rakibimizden 5 milyona alabileceğimiz oyuncuyu, youtube skills videolarını izleyerek 30 milyona transfer edince mutlu oluyoruz.
    90/100 yetenekeri olan bir oyuncu alıp bir maç 5.5 diğer maç 9'luk performans alacağımıza yetenek skalası 75/100"lik olan ama her maç 7.5 - 8 arası katkı verecek futbolcularla oynamak başarının anahtarlarından biri olacaktır. sistem takımı dediklerimizde herkes kendine düşeni yapar, görevini yerine getirir. ve bunu sezonun geneline yayar.
    bir diğer nokta da ülkemiz liginde yarıştığımız ekipler güçlenmeden, finansal yapılarını düzene oturtup sağlam takımlar kurmadan bizim seviyemizde otomatik olarak aşağı düşecektir. burada kendi tohumlarını, komşuyla paylaşan çiftçinin hikayesini hatırlatmak isterim.
    daha yakın zaman örneklerinden biri de elektrikli araç kullanımı artsın diye tesla kendisine ait patentlerin iyi niyetle kullanımı karşılığında dava açmayacağını duyurmuştu.
    bir organizasyonun büyüklüğü rakiplerinin büyüklüğüyle yakın ilişkilidir. bizim rakiplerimiz cücük kaldıkça biz de onlardan biraz daha büyürüz ama dünyanın geri kalanından küçük. velhasıl, galatasaray seviyesini bizim istediğimiz, düşlediğimiz, arzuladığımız seviyeye çıkartmanın yollarından biri de bizi aşağı çeken rakiplerden kurtulmak değil, onları yukarı çekmek olabilir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın