220
ali koç'un türk futboluna ve türk halkına armağanı olan örgüt. candaş tolga ışık yönetici iken beşiktaş ile bunun ilk denemesini yapmıştı. ali koç'un başkanlığa geldiğinde 3-4 senedir galatasaray'ın arkasında kaldığı için konuşacak konu kalmayınca alternatif tarihe ya da götten sallama iftiralara sarılan münferit
içerik üreticiler vardı.
aradan geçen 8 yıl sonunda "nasıl olmuşsa" hepsinin stüdyolu kanalları, sıktıkları palavraları hak etmeyecek etkileşim sayıları ve sık sık deşifre olan yol haritaları var. tek tek isim yazıp da kendilerini bir halt sanmalarına sebep olmanın ya da cevap hakkı doğurmanın alemi yok. bunlar bugün neredeyse milyonlarca görüntülenme alan programlarda söylediklerinin 2-3 cümlesini 10-15 sene önce arkadaş ortamında söyleseler ruh ve sinir hastalıklarına tedaviye gönderirlerdi.
bugün hepsi, kendi hayal dünyalarında yarattıkları alternatif evrene göre çalıp oynuyorlar. utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorlar. iki gözünün gördüğünü değil söylemek istediğini gayet kendinden emin triplerde söylüyorlar. akıl almaz iftiraları pişkinlikle atıyorlar. o kadar ki, "bok gibi" oynayan takımlarının "bok gibi" oynadığını bile söyleyemiyorlar.
bunlar yavaş yavaş bir araya toplanmaya başladığında kendi halinde meczuplardı. yıllar geçtikçe, ortada dönen para büyüdükçe bir dönemin "duayen" gazetecileri bile bunlara katıldı. 60 yaş civarı adamlar, ayda yılda bir rica minnet kaşesini kendi belirleyeceği yayınlara çıkacağı devirde bunların peşinde full time mesai yapıyor.
şu dünyaya bir kere geldiniz. iyi kötü bir isminiz kariyeriniz vardı. düştüğünüz hallere yazık...
galatasaray'da bu iş hiçbir zaman tutmaz.
çünkü;
- 3 sene üst üste şampiyon olan hoca için 3. sene sonunda "böyle şampiyonluk mu olur" diye istifa sesleri yükselebilir
- faal futbolcular içerisinde dünyanın en iyi 5 forvetinden biri olarak gösterilen futbolcunun istanbul'a indiği gecenin sabahında "kanat yok mu" diye sosyal medyada isyan çıkabilir
- takım biraz sallandığında hakem ağzımıza bile etse "hakemi de yeneceksin" tavrı baskın gelmese bile bastırılamaz. taraftar görmek istediğini göremiyorsa tribün de boş kalır, sosyal medyada "kötü gün dostu" konularına girenler bile taşlanabilir
- öyle hayal ürünü başarı hikayelerini geçtim, gerçek başarılar bile hiçbir zaman tam anlamıyla tadı çıkarılarak yaşanmaz. %100 kabul görmez.
- hepsinden önemlisi, galatasaray'ın entrikası hiç bitmez. en basiti kimse 20 sene başkanlık falan yapamaz. "lisecilik" dışında tek ses olunabilen bir konu hiç olmaz. kimse kafasına göre genel kurulun demografisiyle oynayamaz. buna paralel olarak da bir yerlerden "fiştekleyenler" hiç eksik olmaz
ha nedir, elbette galatasaray'ın sosyal medyasında da bu örgütlülük işi var. bazen amatör, bazen profesyonel şekilde bir organize olma hali var. daha bu işler bu hallerde değilken bile çok mali kurulda gündem olmuştur "operasyonel gider" kalemi altında tablolara giren bu işe yönelik harcamalar.
ama galatasaray kamuoyu o kadar kör göze parmak şekilde yalan dolanla ya da gerçeklikten kopuk şekilde konsolide edilmez. bunu yapmaya çalışanı bırak kulüp, zaten taraftar çok kaale almaz. diğer yandan, elbette galatasaray sosyal medyasının da her "attığı" karavana gitmez. bu yüzden kulüp de genel kurul da hatta taraftar da mutlak bir şekilde sırt çeviremez.
kesin olan tek şey, her konuda olduğu gibi burada da bir fark olduğu.
içerik üreticiler vardı.
aradan geçen 8 yıl sonunda "nasıl olmuşsa" hepsinin stüdyolu kanalları, sıktıkları palavraları hak etmeyecek etkileşim sayıları ve sık sık deşifre olan yol haritaları var. tek tek isim yazıp da kendilerini bir halt sanmalarına sebep olmanın ya da cevap hakkı doğurmanın alemi yok. bunlar bugün neredeyse milyonlarca görüntülenme alan programlarda söylediklerinin 2-3 cümlesini 10-15 sene önce arkadaş ortamında söyleseler ruh ve sinir hastalıklarına tedaviye gönderirlerdi.
bugün hepsi, kendi hayal dünyalarında yarattıkları alternatif evrene göre çalıp oynuyorlar. utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorlar. iki gözünün gördüğünü değil söylemek istediğini gayet kendinden emin triplerde söylüyorlar. akıl almaz iftiraları pişkinlikle atıyorlar. o kadar ki, "bok gibi" oynayan takımlarının "bok gibi" oynadığını bile söyleyemiyorlar.
bunlar yavaş yavaş bir araya toplanmaya başladığında kendi halinde meczuplardı. yıllar geçtikçe, ortada dönen para büyüdükçe bir dönemin "duayen" gazetecileri bile bunlara katıldı. 60 yaş civarı adamlar, ayda yılda bir rica minnet kaşesini kendi belirleyeceği yayınlara çıkacağı devirde bunların peşinde full time mesai yapıyor.
şu dünyaya bir kere geldiniz. iyi kötü bir isminiz kariyeriniz vardı. düştüğünüz hallere yazık...
galatasaray'da bu iş hiçbir zaman tutmaz.
çünkü;
- 3 sene üst üste şampiyon olan hoca için 3. sene sonunda "böyle şampiyonluk mu olur" diye istifa sesleri yükselebilir
- faal futbolcular içerisinde dünyanın en iyi 5 forvetinden biri olarak gösterilen futbolcunun istanbul'a indiği gecenin sabahında "kanat yok mu" diye sosyal medyada isyan çıkabilir
- takım biraz sallandığında hakem ağzımıza bile etse "hakemi de yeneceksin" tavrı baskın gelmese bile bastırılamaz. taraftar görmek istediğini göremiyorsa tribün de boş kalır, sosyal medyada "kötü gün dostu" konularına girenler bile taşlanabilir
- öyle hayal ürünü başarı hikayelerini geçtim, gerçek başarılar bile hiçbir zaman tam anlamıyla tadı çıkarılarak yaşanmaz. %100 kabul görmez.
- hepsinden önemlisi, galatasaray'ın entrikası hiç bitmez. en basiti kimse 20 sene başkanlık falan yapamaz. "lisecilik" dışında tek ses olunabilen bir konu hiç olmaz. kimse kafasına göre genel kurulun demografisiyle oynayamaz. buna paralel olarak da bir yerlerden "fiştekleyenler" hiç eksik olmaz
ha nedir, elbette galatasaray'ın sosyal medyasında da bu örgütlülük işi var. bazen amatör, bazen profesyonel şekilde bir organize olma hali var. daha bu işler bu hallerde değilken bile çok mali kurulda gündem olmuştur "operasyonel gider" kalemi altında tablolara giren bu işe yönelik harcamalar.
ama galatasaray kamuoyu o kadar kör göze parmak şekilde yalan dolanla ya da gerçeklikten kopuk şekilde konsolide edilmez. bunu yapmaya çalışanı bırak kulüp, zaten taraftar çok kaale almaz. diğer yandan, elbette galatasaray sosyal medyasının da her "attığı" karavana gitmez. bu yüzden kulüp de genel kurul da hatta taraftar da mutlak bir şekilde sırt çeviremez.
kesin olan tek şey, her konuda olduğu gibi burada da bir fark olduğu.

