• 554
    galatasaray'ı farklı kılan değerlerden biri olduğunun farkındayım.

    ancak şu var; bu lisede her ne öğretiliyorsa artık mezunları camiayı kendilerine ayrıcalık görüyorlar. açıkcası imparatorlukları düşünün. onları farklı kılan, imparatorluk olmalarına sebep olan şey çoğu zaman yıkılmalarına da sebep olmuştur. çünkü bir noktada o farklılığın yarattığı fayda tükenir ve artık zarar verici bir özellik haline gelir.

    galatasaray lisesi yarattığı farklılığı tüketme noktasında. sınırlı sayıda ve kozmopolit bir taraftar çeşitliliğine sahip mezunları var. çoğunun iyi yerlere geldiği doğru ama görünen, bu çoğunluk galatasaray'ın çıkarlarına hizmet için çalışmıyor artık. galatasaray'ı kendi ortak mülkiyetlerindeki bir meyve ağacı olarak görmeye başlamışlar.

    galatasaray kimin, tapusu kimde, yetki tartışmalarını geçiyorum. bu camiada 30 milyon kişi hak iddia ediyorsa yapabileceğin hiç bir şey yok. o insanları ötekileştirirsen seni yok ederler. galatasaray şu anda bu süreci yaşıyor. bakın 30 milyon insanın böyle bir mevzudan rahatsızlığı ciddi sosyolojik vakıadır. galatasaray liseci üstün sosyologlardan sorup öğrensinler. bu tarz sosyolojik vakıalar da politika konusudur. 30 milyon insandan oy devşirmek isteyen bir siyasetçi galatasaray'ı ateşe atabilir. üstelik bunu liseyi düşman ilan edip galatasaray'ın tüm dinamiklerini bozacak şekilde yapabilir. halk desteğini kazandığı anda da yapar. oluşan tepki analiz edilsin. taaa dursun aydın özbek'ten beri çok ciddi bir nefret oluştu liseye karşı. bunun müsebbibi de liseliler değil, lisecilerdir. bir de tabi bu güruhun ipini elinde tutan yarı demans dedeler. şu unutulmasın. bu yarı demans dedelerin baktığı nokta da öyle 30 sene 40 sene sonrası değil. yaşam süreleri ile ilgili beklentileriyle sınırlı.

    işte o yüzden galatasaray'ın tüzük değişikliğine ihtiyacı var. camianın dinamiklerini koruması ama bir reform yapması gerektiğini düşünüyorum. içindeki asalaklardan, rakip taraftarlarından kurtulmalı. bu tarz çıkar odaklarının oluşmasına engel mekanizmalar yaratmalı.

    liseliler, lisesizler ayrımı yok. galatasaray'ı sevenler lisecilere karşı ortak çalışmalı. zira liseci dediğimiz aralarında bir küme oluşturabilecek ortak noktayı kullanan çıkarcılardır. bunlar lise vurgusuyla esasında biraraya gelip kendilerine rant sağlayan asalaklar olmaktan öte değiller. işte bunlardan kurtulduğu an galatasaray, lise ve üniversitesinin yaratttığı nitelikli insan gücünden de faydalanıp müthiş bir atılım yapacaktır. bu atılım hem galatasaray eğitim kurumlarını daha da yüceltecek, hem de lise önderliğinde galatasaray'ı sevenlerin el ele yürüdüğü bir camia yaratacaktır.

    ayrılığı çıkaran inan kıraç, faruk süren, dursun aydın özbek gibi bağlasan bir arada durmayacak tek ortak noktaları kendi çıkarları olan insanlardır. esasında ortak noktaları lise bile değildir. bunlar sadece lisecidir. lise lise diye gruplaşıp sonra da pastadan yiyecekleri payı konuşurlar.

    30 milyon bu sorunun çözümüne odaklandı. galatasaray'ı sevenler çıkarcılar kadar gruplaşırsa bu sorunu çözme şansları var. burada mustafa cengiz'in, taraftarı örgütleme araçlarına sahip ultraslan'ın ve camianın içinde durumdan rahatsız kanaat önderlerinin rolü çok büyük. ne olacağına onlar karar verecekler. onlar bu işi yönlendirecekler. ortada 30 milyon taraftarı biraraya getirmiş müthiş bir fırsat var. doğru yönetilip gereken yapılırsa hiç bir borç galatasaray'ı durduramaz. mustafa cengiz'in saat 14.30'da gerçekleştireceği 25 mart 2019 tarihli basın toplantısında fitili ateşlemesi dileğiyle.
App Store'dan indirin Google Play'den alın