• 483
    sözlükte bu maç ile ilgili yapılacak en büyük yanlış, bu maçı taktiksel açıdan veya tudor'un tercihleriyle yorumlamaktır. bu maçta, cüneyt çakır'ın art niyeti kırmızı kartlar veya verilmeyen penaltılardan değil. bakın biz maça çok hızlı başlayacaktık. taraftarı da arkasına almış bir galatasaray vardı o anlarda. peki ne oldu? cüneyt çakır sahneye çıktı ve ilk 15 dakikada maçın bütün atmosferini vakumladı zaten. fenerbahçe'nin her pozisyonuna avantaj oynatan, galatasaray'ı durduran bir cüneyt çakır vardı. bakın penaltıyı, kırmızı kartı geçtim, maçı oyunun normal akışı içinde bile oynatsaydı biz galip gelecektik. ama bu sefer eyyamın emri çok büyük yerden gelmiş ve ayarlanmış belli. galatasaray'ın ipini penaltıyı vermeyerek değil, galatasaray'ın oyun mentalitesini sanki bir rakip takımın hocasıymış gibi çökertmesiyle eyyamı yaptı cüneyt.

    ben bu maç için ne taktik konuşacağım, ne de tudor'la ilgili tek kelime edeceğim. bizim oyun anlayışımızı çökerten eyyamcılıkla bu maç 0-0 bitmiştir. ama bu senaryolardan gerçekten çok bıktım ve ultraslan haricinde gerçek taraftarlar bir gün çok ağır tepki gösterecek. allah aşkına, bir arkadaşın imkanı varsa yıllardır kadıköy'de topun oyunda kaldığı süreyle ali sami yen'deki süreyi karşılaştırsın. buradan bile fark belli olacaktır. asıl mesele bu. ev sahibi avantajı kadıköy'de var sami yen'de yok. 75'te belhanda'yı atması da zaten ben buradan beraberlik çıkartacağım demesinin düdük haliydi. aykut kocaman'ın basın toplantısında söylediği en doğru şey de buydu "hoca bir takımı öne çıkarmayacak kararlar verdi.".

    fakat sorun şurada, herkes fenerbahçe ve galatasaray'a eşit gözle yaklaştırıldı bu maç için. bakın yaklaşmadı, yaklaştırıldı. bütün bu hakem anlayışı iki tarafı ezmez, galatasaray'ı ezerdi. nitekim öyle oldu.

    galatasaray'ı durduramayacaksınız. durmayız, güneş ufuktan yakında doğacak.
App Store'dan indirin Google Play'den alın