3944
yazıldığı kadar kötü başkan değildi. pratikte yapılması gereken şeyleri uygulamada yaparken yanlışları olmuştur ama yinede dönemi çok kötü değildi. örneğin fatih terim'i göndermesi. fatih terim'i yönetime ilk geldiği gün göndermesi gerekirdi. fatih terim'in çağı çoktan bitmişti, 2019'da şampiyon olurken bunu görüp söylüyorduk ama türkiye'de bir ikonsanız. başarısızlıklar yaşayıp tamamen kredinizi bitirip , sizi savunan bir tane taraftar kalmayana dek gönderilmiyorsunuz. ülkede güzel vedalaşmak, zirvede bırakmak diye bir şey yok. her şey kötü ve gayet açık iken "hoca formsuz" diye bir lügat üretilebiliyor bu ülkede. neyse seçimde fatih terim ile devam edeceğim deyip seçimde desteğini aldığı için hemen gönderemedi. ama aklında başından beri terim yoktu. terim'i gönderince kafasındakileri uygulamaya koyuldu. kadroyu gençleştirmek, maaş bütçesini düşürmek, bir sistem takımı inşa etmek. her şeyden önce modern futbolu kulübe aşılamak. ve bunun için ilk adım olarak guardiola'nın yıllarca yardımcılığını yapmış torrent'i getirdi. şimdi bakalım guardiola'nın yardımcılığını yapmış ya da zamanında oyuncusu olan kişilerden teknik direktör olmuş bazı önemli isimler; arteta, marezca, xabi alonso, fabregas, kompany. yani bu hamlede pratikte doğru görünüyor, elbette her yardımcı başarılı diye bir şey yok, uygulamada doğru işlediğini görecek zamanımız olmadı ama pratikte doğru. kompany burnley'de küme düştü, anderlecht'e rezil oldu ama ona rağmen bayern münih'in başına geldi. ve yaptığı işler, oynattığı oyun ortada. torrent aynı şekilde rezil bir sezonun ortasında geldi, takım 11. sıradaydı ve berbat bir futbol oynuyordu o gelmeden. ona rağmen takımın oyununda teknik taktik açıdan gelişme görüyorduk ama ne sistemi oturtmak ne ligi tanımak için yeterli zaman vardı ne kadro kalitesi ve oyuncu tipleri torrent'in oynatmak istediği oyuna uymuyordu. torrent'in yarattığı etkiyi görmek için transferler ile 1 tam sezon görmek gerekiyordu, neyse. sonra burak elmas terim'i gönderdikten sonra transferler için de luis campos ile iş birliğine gitti ama seçime gidebileceğinden kelle koltukta iken adama istenen tam yetki ve bütçe sözü verilemedi. ve korkulan başına geldi, mecbur seçim yaptı ve gönderildi. öyle ya da böyle burak elmas döneminde maaşlar düşürüldü, takım gençleşti. döneminde yüksek bonservis ücretleri verilmiş gibi görünse de maaşlar düşük olduğu için bu paralarda bir sıkıntı yoktu. zaten kendi döneminde transfer edilen boey sayesinde o bonservis ücretleri çıktı. üstüne barış alper ile kara geçilecek. burak elmas'a en azından 1 sene daha sabır gösterilip gönderilmeseydi ve campos'a kulübün anahtarını verebilseydi ,torrent sistemini oturtduğunda belki bugün bambaşka şeyler konuşuyor olacaktık. şimdi arkasından yazılıp çizilenler ise en kötü başkan,rezil vb. oysa dursun özbek'e ilk döneminde 3 sene boyunca sabredildi yetmedi geri getirildi. o dönemden daha rezil ve kötü değildir burak elmas yönetimi.


