• 551
    lang ve sara ilk çıkanlar olmalıydı. özellikle lang maçta kötüydü. savunmada da hücumda da.

    zorlu juve deplasmanı sonrası 3 puan güzel oldu. çok yorgunduk. çok değerli bir 3 puan.

    maçın sonlarında singo'nun harekete kırmızı çıksa şaşırmazdık bence. kontrolsüz tabanla diz hizasına basmış rakibin. hah ama sanchez'e de yapılan bir hareket vardı boydan boya taban sörfü yaptı rakip. ona faul bile verilmedi.
  • 552
    120 dakikalık bir maçtan sonra alanya gibi bir takıma karşı şu galibiyet çok iyi geldi.
    osimhen, lemina, sanchez, tor juve maçının büyük bölümünde oynadılar.
    sane'den bu maç arkadaşlarının yükünü almasını beklerdim. rahat pozisyonlarda bile hem tercih hatası yaptı hem de pas hatası yaptı.
    sara da kötüydü.
    barış lang boey takımın iyilerindendi.
    singo çok iyi oyuncu ama oynadığı bölgenin oyuncusu değil kesinlikle.
    boey iyi bir maç çıkarttı.
  • 555
    yine osimhen’i efektif kullanamadığımız bir maç izledik.
    öyle sekanslar var ki osimhen çoğunda olması gereken yerdeydi ancak yine pas vermek yerine kale tercih edildi.
    bir an vardı osimhen taç atışı kullandı. orada cümleler tükendi.
    kimse asist yapmayınca rakip kaleci asist yaptı allah razı olsun ve osimhen gol attı.
    sara-sane-lang maça giremediler.
    topu alanyaya bıraktığımız anlarda alanyalı futbolcular sağlam baskı kurdular.
    1-0 öne geçmek devre biterken çok önemliydi ancak 1-1 olması çok kısa sürede gerçekleşince yine kötü senaryolar aklımıza gelmeye başlamıştı.
    torreira iyi bir yerde bulundu ve kendi adına ölü toprağının atılması adına 2-1 yapması çok kıymetliydi. taraftara koşması gecenin en güzel anıydı.
    bu sezonun “zorlu” geçeceği osimhen’e yapılan harekette penaltı çalmamasıyla bir kez daha görüldü.
    biz güçlü olacağız ve bize müdahale edecekleri fırsatları tff-fb-medya-mhk gibi oluşumlara vermemeliyiz.
    uzun süre oynanan şampiyonlar ligi maçı sonrası kazanmak kıymetliydi.
  • 557
    lucas'ın %150'siyle oynaması sayesinde puan kaybı yaşamadığımız müsabaka. bu oyunda net sıkıntılar var ligin son virajına girerken bunları düzeltmek şart. bugün şansalan 3. dk'da falan belli etti niyetini, hakemler böyleyken bu oyunla bizi çok rahat krize sokar bu akp+fb+chp+bjk+dem+ts+mhp+salıncakta sallanan diğer küçük anadolu kulüpleri ittifakı.
  • 565
    ilk yarının uzatma dakikalarında attığımız gole kadar müthiş stresli ve gergin geçti benim için. gerek alanyaspor'un iyi ve kompakt oyun yapısı, gerekse bizim juventus maçındaki 120 dakikalık yorgunluğumuz ve olası konsantrasyon eksikliği maçı sıkıntılı yerlere götürebilirdi. neyse ki o bölümde alanya'dan şok bir gol yemedik de kabus görmek zorunda kalmadık. uğurcan'ın 50 metreden gelen şutu parmaklarının ucuyla yaptığı müdahalesi hayati önem taşıdı.

    alanyaspor bu sezon büyük maçlarda kalitesini ortaya koydu birçok kez. joao pereira da takımı gerçekten iyi oynatıyor ve kadrosu da süper ligin ortalamasının üzerinde bence. kaldı ki bu sezon hem fenerbahçe hem de beşiktaş deplasmanlarından 2-2'lik skorla 1 puan çıkaran bir ekipten bahsediyoruz.

    o yüzden her ne kadar 1-1 olunca kısa süreliğine "acaba puan kaybı mı geliyor" diye kaygılarımız başlamış olsa da çok sürmeden osimhen-torreira ikilisi ile üstünlük golünü tekrar bulduk. osimhen'in ekmeğini taştan çıkarırcasına attığı son gol de maçı bitirdi.

    böyle zor ve sert bir ekibe karşı, şampiyonlar ligi dönüşünde 3 puan kazanabilmek çok ama çok kıymetliydi. torreira ve osi başta olmak üzere bütün takıma helal olsun.

    not: nedense 90+'daki bütün tribünleri dolaşan sarı kırmızı şampiyon cimbom tezahüratında ufak bir şampiyonluk moduna girdik gibi hissettim. bu maçtaki ali şansalan gibi orta hakemlerin ve halil umut meler gibi var hakemlerinin kasti engellemelerine rağmen bu sezonu şampiyonlukla bitirebilirsek yine imkansızı başarmış olacağız.
  • 566
    maçta aleyhimize 3 bariz hata yapıldı. 2 penaltımız verilmedi, rakibe de bir kırmızı çıkmadı.
    maçın son düdüğünden beri bu üç pozisyon yine kural kitabına ve daha önce çıkan kartlara rağmen ısrarla farklı yorumlanıyor.
    üstüne yok boey korner direğine vurdu, torreria taraftara koştu diye sarı kartlar atlandı, böyle hakemlik olmaz diye yaygara koparılıyor medyada.
    90+3'te bana göre çok net kırmızı kart olan pozisyonu hem sahadaki hem de var'daki hakem veremedi. bu pozisyon zaten yorumcular için pastanın çileği oldu.
    daha maçın başında torreria'ya iki kere sarı kartlık harekrt yapıldı ve faul çalınmadı.
    skor 1-1 iken bir penaltımız verilmedi.
    sanchez'in kaval kemiğinin üzerinde yürüyüşe çıktı herif faul bile verilmedi.

    yazık. medyanın geldiği bu hale çok yazık.
  • 568
    kağıt üzerinde diziliş ve oyuncu profilleri görevlerini yapacak gibi gözükse de pratikte biraz öyle olmadı, sasha kendini sürekli öne attı, sağ stoper singo kendini sürekli sağ iç ve sağ bek pozisyonlarına attı keza davidson hem bu boşluklar hem de pozisyon alışkanlığıyla singonun olması gereken yere koşu attı, eren yediğimiz golde sol içe gelip öne fazla çıktı gerideki kurguda biraz kaos ile geriye döndük ve singonun harika fiziksel özelliklerine rağmen orijinal bir stoper sıçramasını veya pozisyonu kas hafızasıyla almasını göremedik neticesinde de gol yedik, bu takımın ınter kurgusunda enstrümanı da var, ilkayı regista olarak kullanıp yanlarına torreira ve sarayı koyup geri beşliye abdülkerim, davidson, singo, beklerdeyse sasha ve jakobs ileri ikili osimhen barış ile delici bir düzende olabilir, böyle oynasın demiyorum ama bu da bir b planı veya farklı bir enstrüman, çeşitlilik olarak değerlendirilebilir çünkü bizim çok iyi bir a planımız var 4. senesinde artık iyice oturdu ve okan hocanın kartviziti gibi oldu ancak b ve c planları tutmayınca iyi bir a planı sonuçsuz kalıyor bu 5-3-2 de denenebilir. ayrıca renato nhaga da bu dizilişte regista rolünün yanındaki merkez orta saha rolü için çok uygun. ayrıca bu diziliş için locatelli veya hakan transferleri de sezon sonu zorlanmalı mevcut düzende de rahatlıkla 8 oynayacak üst düzey oyuncular ama 5-3-2'de ilkay'dan daha iyi regista olurlar. ben artık oyunu daha rölantiye alan güçlü bir b planı da bekliyorum hocadan.
  • 570
    türkiye süper liginin 2025-2026 sezonunda 55 puanla lig 1.si galatasaray'ın, 26 puana sahip lig 10.su alanyaspor'u 28.02.2026 tarihinde 20.00de başlayıp saatlerin 22.00ye yaklaştığı gece 3-1 ile yendiğini yazacaktır tarihin "rakam"sever istatistikleri de acaba futbol sadece "kuru" rakamlardan mı oluşuyor diye merak eden olacak mı? ya da başka bir deyişle "futbol sadece 90 dakikadan mı ibaret?"
    galatasaray iki gün evvel italya'da iki saatlik bir maç oynadıktan sonra "yorgun-argın" geldiği istanbul'da ligin "teknik direktör" takımı alanyaspor'u 3-1 ile geçebildiyse, o maçı dün gece değil bundan 1 hafta evvel konya'daki maçın bitiminde tribünleri dolduran seyircinin yaktığı alevle başlayıp, istanbul havalimanında binlerce sarı-kırmızı sevdalısının gecenin bir köründe mağlup olmuş topçuları karşılayıp "bu takım bu sene s.ke s.ke şampiyon" tezahüratının ateş olmasıyla kazanmıştır. ki bu ateş öyle yayılmıştı ki juventus maçından sonra televizyon ve sosyal medyanın köşe başlarını kaplamışların "utanıyorum" söylemlerini tozla küle çevirmiş, takıma güveni ve bağlılığı arşa çıkarmış ve alanyasporlular topu her ayaklarına aldıklarında ıslık ve protesto altında kalmışlardı. rakip ligin orta sıralarındaki alanyaspor muydu yoksa real madrid mi liverpool mu hiç belli değildi, tribün "konsantre" olmuştu, "cehhenemi" yaşatıyordu...

    bir hafta evvel konya'daki "rotasyondan" dili yanmış olan brian birch'un mavi eşofmanıyla sahaya çıkan okan buruk, yorgun olmalarına rağmen as kadrodan uğurcan, sanchez, sara, torreira, lang, barış ve osimhen ile başlarken oyuna, onların yanına da boey, singo, eren, sane'yi eklemişti. ıcardi, jakobs, ilkay, lemina, abdülkerim, asprilla, nhaga, kaan, ahmet ve günay kulübede yer alırken, yunus ve sallai ise tribünden destekliyordu arkadaşlarını.
    derbiler dışında lig maçlarında görmeye alışık olmadığımız bir tribün desteği altında sarı-kırmızılı topçular da yorgunluklarını bir nebze unutmuş olsalar gerek ki, ilk tehlike galatasaray'dan geldi. savunmadan atılan "başıboş" topu usain bolt misali bir koşuyla barış yakaladı, pasında torreira osimhen'e verdi ve onun pergel gibi uzun bacaklarıyla topuk vuruşunda kaleci victor başarılıydı. ilk atak ev sahibinden geldi gelmesine ama sonra alanyasporlular peşi sıra zorladılar uğurcan'ın kalesini. uzaktan şut mu denemediler, ara pas mı yapmadılar, rövaşeta bile denediler gol atmak için ama uğurcan başarılıydı. hatta dakikalar 38i gösterirken koreli ui-jo orta sahadan öyle bir "balistik füze" yolladı ki (bu arada savaşa hayır diyelim) uğurcan parmak uçlarıyla ancak direk yardımıyla golü engelliyordu.

    galatasaray ise 4. dakikadaki atak dışında ikinci atağında uzun süreli paslaşmalar sonrası beşli savunmanın arkasına torreira-sane işbirliği ile geçip, boey ile golü buluyordu lakin var'dan ofsayt kararı çıkıyordu.

    ilk 30 dakika ev sahibi için pek de alışık olmadığı bir "suskunlukla" geçer yeşil zemindeki oyun, sonrası ufaktan hareketlenmeler başlıyor, barış savunmatı peşine takıp getirdiği atakta kaleciyi geçip, direğe takılıyor; peşi sıra korner atışlarında tehlikeler golle sonuçlanmıyor; sara'nın plasesi direğe santimetrelerle auta gidiyor; osimhen'in hırsla çaprazdan abanması üst tribünlerde son buluyor; lang'ın boş pozisyonda trivela denemesini rahatlıkla victor kucaklıyor derken yine bir basket takımı gibi paslaşmalar sonrası sane'nin torreira'ya pasında uruguaylı boey'i ceza sahası içinde görüyor ve onun sol ayakla plasesi bilardo topu edasıyla süzülerek uzak köşe dibinden filelerle sarmaş dolaş oluyordu... top ağlarla buluştuğunda +2 dakika uzatmanın olduğu maçta dakikalar 46.41 gösteriyordu ki hakem ali şansalan santradan sonra maçı bitirmek için neredeyse 1 dakika daha ekledi oyuna da ali şansalan ve var hakemi halil umut meler için özel bir paragraf açacağım yazının sonlarında.
    ikinci yarıya alanyaspor'un gol sinyali ile başladık, önce hadergjonaj'ın ortasında makuta kafayı auta attı ama iki dakika sonra renktaşı mounie ligin ilk devresinde değerlendiremediği bir ton pozisyonun aksine bu sefer kafayla skorda eşitliği sağlıyordu. oyunda yeniden eşitlik sağlanmış, galatasaray taraftarı tekrar devreye girip, galibiyet için topçularını yüreklendiriyordu ki sara'nın ortasında meydana gelen karambolde top direkten dönerken, üç dakika sonra boey'in savunma arkasına sara'yı kaçırıp, onun kafayla pasında osimhen rövaşeta deniyor ve başarısız deneme torreira'ya asiste dönüşüp, kaptanlık bandının sahibi uruguaylı fileleri sarsıyordu. sonrası mı? duygu boşalması, ya da müslüm babadan "böyle bir aşk görülmemiş dünyada."

    geriye düşen alanyaspor eşitlik için bir kez daha şansını deniyor, mounie'nin uzaktan şutu alt direği yalayarak auta giderken, galatasaray ise maçı koparacak üçüncü golün peşindeydi. 77'de boey'in sara bir pasında daha brezilyalı yine kale arkasındaki fileleri döverken, sane'nin son 10 dakikaya girilirken "al da at" pasında victor osimhen adaşını geçemiyordu. ama, kaleci victor o kurtarışın hayali aleminden çıkamamış olacak ki iki dakika sonra ayağındaki topu osimhen'e veriyor, golcü de gerekeni yapıyordu... ligdeki 10. golüne imza atan osimhen yine gol sonrası maskesini çıkararak sevinmiyor, bir kez daha maç sonrası tartışmalara zemin hazırlıyordu...

    oyunun kalan dakikalarında yapılan topçu değişiklikleri, sane'nin özlettiği çaprazdan şutlarından bir tanesini göstermesi ve güven'in auta giden ama hakemin ofsayt bayrağı kaldırdığı an dışında kayda değer bir olay olmazken, maçın hakemlerine değinmeden geçmek olmaz. öncelikle ali şansalan'ın vakti evvelinde yönettiği ve hiç de başarısız olmadığı trabzonspor-fenerbahçe maçı sonrası ali koç'tan veto yiyip, uzun yıllar fenerbahçe maçlarına çıkamaması sonrası ilk çıktığı fenerbahçe maçıyla birlikte hakemliğinde de gerileme, kararlarında da korkaklık göze çarpıyordu. dün gece maçın 52. dakikasında osimhen'in aliti'den önce davranıp ayağını öne koyup, alanyalının ona vurmasında yaşadığı tereddüt gözlerden kaçmıyordu: penaltı verip verme arasında saniyeler düşünüp her hakemin yaptığı "galatasaray lehine hata yapmaktan galatasaray aleyhine hata yapmak" seçeneğiyle topu var'daki halil umut meler'e paslamıştı. peki var'daki hakem ne karar verecekti, bir zamanlar saha içinde ankaragücü-galatasaray maçında mohammed moustafa'ya dirsekten kırmızı kart çıkaran halil umut meler, 25. dakikada koreli jo'nun torreira'ya "aparkart"ını 5-6 kameradan göremiyordu... aliti'nin osimhen'e "açık seçik vuruşunda" penaltı vermeyen ali şansalan, iki dakika sonra aynı oyuncunun osimhen'e ceza sahası dışında müdahalesinin olmamasına rağmen faul çalıyordu. işte bu iki hareket zaten hakemlerin hangi kafayla maç yönettiklerini gösteriyordu. karşılaşmada dakikalar 64ü gösterirken mounie'nin sanchez'in kaval kemiğine basıp, sıyırarak ayağına kadar inmesine ise kırmızı kart demeyecek hakem yokken, ali şansalan eline cebine götürmüyordu. öte yandan boey'in gol sevincinde bayrak direğini tekmeleyip, torreira'nın seyircinin içine kadar gitmesine ise aşırı sevinçten kart verilebilirdi ama ben bu kuralın da değişmesinden yanayım zira forma çıkarma da seyirciye koşma da bence serbest olmalı: gol sevincine özgürlük... bir istatistikle bitirelim: ali şansalan bugün alanyaspor aleyhine sadece 4 kez faul düdüğü çaldı. galatasaray aleyhine ise 18!

    güzellikle bitirirsek, ilkay'ın oyuna girmesi sonrası osimhen'in ona kaptanlık bandını takması attığı gol kadar değerliydi...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...ay3-1alanyaspor.html
  • 571
    takım savunması sol bekimiz hariç geçen haftalara göre daha iyiydi. bunda singo ve boey'in geride enerjik katkısının öndeki oyuncuları daha öne itmesi rol oynadı. tor daha 8 gibi oynamasını buna borçlu. singo'nun stoper oynarken hem sağ beke hem de öne doğru hamleleriyle 6 numaraya rahatlık kazandıran bir oyun karakteri var. ilkay da oyuna girdiğinde singo varken daha özgüvenli oynuyor bu yüzden.

    burda tek bir falso var ki, singo hava toplarında beklentinin altında. bu durum, bjk gibi korner organizasyonuna özel çalıştığı fark edilen bir takıma karşı eksi yazar.

    ligin ilk yarısına göre özellikle sağ kanatta belirgin bir düzelme var yine de. takım savunması iyi olduğunda top bizde daha çok kalıyor ve bir şekilde hareketli kanatlarla ortadan da delebiliyoruz. zira elimizde sadece çizgi kanatları yok, sane ve lang gibi tipler de var.

    açıkçası okan hoca'nın orta sahadaki tek düze planı dışında her şey olumlu gidiyor. sakatlık olmazsa vaantaj ligde hala bizde. çifte kupayla bitirip ağızlarına vuracağız yine bi-iznillah.
  • 572
    açıkçası 120 dk süren hafta içi cl mesaisinden sonra diriliğimiz fena değilse de maçta gözüme çarpan bazı hususlar oldu, özetlemek gerekirse;
    1- maçın hem ilk hem de ikinci yarılardaki başlama vuruşundan sonra henüz 1 dk geçmemişken rakibin kalemizde bitmesi ve net pozisyonlar bulması, ilk vuruştan hemen sonraki o dağınıklık hiç açıklanabilir değildi.

    2- takımın taktik ve oyuncuların pozisyon disiplini kırılmaya çok müsait, bazı oyuncular hücumda ve savunmada nerede konuşlanacaklarını pek bilemiyorlar, bu da bizi dönen toplarda atak devamlılığı sağlayamayıp 8 oyuncunun fazladan ileri geri koşmalarına sebep olmakta. bence bunun da temel sebebi bazı oyuncuların kısa aralıklarla başka başka mevkilerde yer almasından dolayı. örneğin singo bir sağbek, bir stoper oynadığından stoper oynadığı bir maçta zaman zaman kendisini sağ bek zannedip sağa çok kaydığında tandemdeki ekürisi davinson ile aralarında rakibin sızma yapabildiği derin boşluklar oluştu.

    3- bazı oyuncuların geri dönüşlerde gölge savunma ve jogging yapması.

    4- orta sahamızın top rakipteyken çok yumuşak ve geçirgen olması, rakipte eğer topla mesafe katedebilen bir iki oyuncu varsa, maç içinde o kadar çok 2. bölgemizin hızlıca geçilip ceza sahamızın önüne sokuldukları anlara şahit olduk ki, bu önemli bir sorun.

    5- üretkenliğimiz maalesef iyi değil, set oturtma pas sayımız gereksiz yere çok fazla olduğu gibi, pas hızı ve şiddetimiz de çok yavaş, o kadar pasla boşluk bulamamamızın ana sebebi de bu, rakibşn blok kaymalarını kıracak pas hızına erişemiyoruz, bu da oyunumuzu pozisyon üretme anlamında kabızlaştırıyor. hız ve panik arasındaki ince çizgiyi aşmadan pas akışlarımızı hızlandırabilmeliyiz.

    6- hücumda şut tehdidimiz neredeyse hiç yok, şut çekmemiz lazım. ayrıca yine hücumda işi bitirecek son pas/şut tercihlerimiz çoğunlukla yanlış, bu da oraya kadar yapılan bütün set hazırlığını çöpe atmak demek.

    7- duran toplarda bir ara sağlanan iyileşme yeniden kaybolmuş durumda, özellikle üretilemeyen maçlarda tam bir kilit açıcı, hele ki son haftalara girerken daha bir önemli.

    8- elbette kimsenin hakkını yemeyelim ama lehimize olan gerek penaltı (osimhen'e gelen darbe), gerekse de potansiyel kırmızı (davinson'un kaval kemiğine tabanla basılması) oyuncularımız 5-10 sn'de dikiliyorlar, kendimizden eminsek yatın kardeşim, seyirci de o anda kulakları sağır edercesine hakemi etkilemeli, ki var da seve seve devreye girsin, sen böyle hemen kalkarsan oyun kaldığı yerden devam eder, bak akşamdan beri singo da singo, o da hem sarı/kırmızı tartışılır, hem de maçın bitimine saniyeler kala olan, skora üsttekiler kadar değil, hiç etkisi olmayacak bir pozisyon. algı böyle bir şey, amaç semeresini derbide almak. taraftarın, camianın, oyuncuların azami dikkatli ve akıllı olması elzem.
    (bkz: 7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçı)
  • 573
    galatasaray'ın bazı orta ve derin blok savunma problemlerini gösteren maç. bunlardan bence en önemlisi ve en kronik olanı; orta ve derin blokta rakibini geri itememesi bence. rakip geri itilemeyince ve derin blokta topa yeterince baskı olmayınca, rakip oyunun yönünü değiştirerek sürekli atak imkanı bulabiliyor.

    alanyaspor bunu yapabilecek oyun gücüne sahip, juventus da oyuncu kalitesine ama rizespor veya eyüpspor maçlarında da benzer anları gördük.

    https://x.com/...059929253192038?s=20
  • 575
    maçta tam da beklediğim düzende ve beklediğim psikolojiyle uyandık çok şükür.

    bir ara 10 dk boyunca iki 6 karakterli oyuncuya dönüldü ve o arada topu yine alanyaspor oynamaya başladı. açıkçası yazdıklarımın harfiyen gerçekleşmesi kendimi iyi hissettirdi.

    ama takımın vitesini yetersiz buldum. bunun nedenleri içerisinde juventus yorgunluğu var tabi. ama en az onun kadar akışkanlık yaratacak ve baskı kalitesini arttıracak 10 numara talebi de var.

    ne olursa olsun sağlıklı bir yunus 11’e dönecektir. (mayıs ayında da umarım bize cuk oturacak bir 10 numara alınır) ama yunus yokken b planımız bu şekilde barış önde osimhen ile ikili haliyle olmalı.

    galip gelsek de bu maç alınacak mesajlar vardır. aynı anda iki 6 olmamalı sahada, bir tanesi yetiyor.

    çok önemli 3 puan, 120 dk ağır bir mücadele sonrası harikaydı, özellikle torreira… maçın yıldızı ve tarihi bir fotoğraf veren torreira’nın ne kadar kaliteli bir 6 numara olduğunu bir kez daha anlamışızdır diye inanıyorum. ona sahip olduğumuz için binlerce kez şükrediyorum.

    https://gss.gs/4385875
App Store'dan indirin Google Play'den alın