resim
Ünal Aysal
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:84
Uyruk:Türkiye
  • 7451
    burak ve selçuk sözleşmelerinde özellikle hata yapmıştır, ilerleyen yıllarda artış vererek. fatih terim'in evladımız verelim bir milyon diye yaptığı aydın yılmaz sözleşmesi gibi şımarıklıklara hayır diyememiştir. iki transferde çok büyük hata yapmıştır: amrabat ve bruma transferlerinde gereksiz bonservis vermiştir. ikisi de terim transferidir.

    ama yabancı sınırını unutup, bursa'nın eskişehir'in en dandik futbolcu için 7 milyondan kapı açtığını unutup, sadece sözleşme koymak, başkası varmış da umut, burak, selçuk, olcan, engin gibiler alınmış gibi davranmak bildiğin taraflı gözlemdir. bu adamların çoğu milletin 7 ye kapı açtığı dönemde doğru dürüst bonservis verilmeden getirildi bu takıma. toplam maliyeti hesapladığında o kıtlıkta başarılı sözleşmelerdir. 7 milyon bonservis verip 1,5 maaş verseydi bu mantığa göre çok iyi yapmış olacaktı. ama o zamanda başka yerden eleştirilecekti. çünkü amaç bağcıyı dövmek.

    ha bu arada kimse bana beşiktaşı örnek göstermesin. oradan buradan genç futbolcu alıp ya tutarsa demek değildi plan. hedef şampiyon olup şampiyonlar ligine doğrudan gidip orada gruplardan çıkıp, çeyrek mümkünse yarı final oynamaktı. bu da belirli bir geçmişi olan futbolcuyla olur. oldu da varıldı da o hedeflere.

    gerçi bunları çok yazdık size neyazsak boş. biliyorum tamamen zaman kaybı oldu bu entry. dayanamıyorum napayım. bende hata.

    *****************************

    edit:

    toplam maliyetten habersiz bir ergen olunca saçma sapan şeylerle eleştirilen insan. bonservissiz veya serbest kalma bedeliyle gelen adamla bonservisli adamın aynı paraya imza atacağını düşünen sevgi kelebekleri var.

    a futbolcusu 8 milyon bonservis + 3 sene 1.5 + 500 bin prim = 13 milyon toplam maliyet
    b futbolcusu 0 bonservis + 3 sene 3 milyon +500 bin prim + 500 imza parası = 10 milyon toplam maliyet.

    bu ergenler 10 milyona gelen adam için klüp batırdı derler. 13 milyona gelse ses etmezlerdi. işte analiz yeteneği bu kadar. galatasaray'ın nakitakışı problemliydi o nedenle düşük bonservis veya serbest adamlara yöneldi o seneler. o nedenle de maaş yükü diğer klüplere göre daha yüksektir.

    diyeceksin ki sözleşme yenilemelerinde niye bu kadar verildi? 3 milyon alan adama sözleşmesinin bitmesine varken sen kalan 1 senede alacağın parayı 2 yılda al sana 1.5 milyona anlaşma yapalım dersen yabancı sınırının olduğu ortamda o adama eln mahkumken daha ucuza daha iyisini bulamıyorsan o adam sana sadece güler. gerekrse kadro dışı kalır 1 sene o 3 milyonu senden alır. maaşından %10 indirim istese patronu yaygara yapacak adamlar futbolcudan özellikle yabancı sınırı olan zamanda %50 lere varan indirim yapmadı diye yönetim eleştiriyor.

    komiksiniz birader harbi çok komik. büyüyün de gelin.

    ******************************
  • 7452
    mali yönünün tartışmaya almadan sadece yöneticilik vasfına bakarsak bence başkan gibi başkandı. heee mali olayları tartışırsak kendimce haklı yönler daha fazladı orası ayrı.

    hepsi bi yana geçenlerde kontrolünü yitirmiş zaat'ın imparator ataman'a sataşması sonrasında ergin hocanın açıklamalarına bakın "bu benim işim değil başkanın ve harun erdenayın yorum yapabileceği bir konu" diyor. ekrem hocamıza itham edilen olaylara bakın. en nihayetinde bunlar hep basiretsiz bir yönetimin getirdiği dezavantajlar.

    ünal başkan varken gerçek bir galatasaray karakteri sergiliyorduk. ben bundan oldukça memnundum. tribünler doluydu. gereken yere gerekn cevap veriliyordu. düşünsenize beyler herkes kuyumuzu kazmaya çalışlıyordu (ki başardılar da ) sizce neden? iyi giden bu düzen sadece bizim işimize yarıyor, iyiler kazanıyordu.

    kıssadan hisse çok sevdim ben onu. hala 2011-2012 posteri vardır duvarımda. her ne kadar parator da orda olsa kaldırmam duvarımdan.
    kendisine bir şarkı armağan ediyorum
    (bkz: olmasaydı sonumuz böyle)
  • 7453
    gördüğüm en iyi başkandır. yanlışları tabii ki vardır ama doğru yaptıkları yanlışlarını siler süpürür. yönetimini değiştirip bülent tulun'a güvenmesi, parator'u yazın kovmayışı ve selçuk ve burak'a verilen çılgın paralar en büyük hatalarıdır. diğer yerli oyunculara el mahkum o paraları vermiştir. he neresi eleştirilir. neden şener değil de tarık alındı denilebilir ama son senesinde türk almaya mecbur kaldı.

    13-14 devre arası transferlerini de bu adamın yaptırdığına kimse beni inandıramaz. buraya fatih terim'e rağmen sneijder'i ve fırsat transferi drogba'yı getiren adam hajrovic'i ve ontivero'yu getirmez.

    her zaman iyi anacağım kendisini. bizi hep mutlu etti kendisi kulübün başındayken ve bunu ultraslan gibi çürümüş bir grubun desteğini almadan yaptı.
  • 7464
    tipik türkiye insanı değil. öyle olsaydı koltuğu bırakmazdı. kulübün başına geçtiği ve bıraktığı zaman kulübe dışarıda yaptırdığı denetim nedeni ile içim rahat. uefa ile ffp görüşmelerinde yalan beyanda bulunma , sahte evrak gösterme gibi bir durumumuz olmayacak. bu durumu başkalarında bekliyorum. bakalım zaman beni haklı çıkaracak mı?
  • 7467
    dursun özbek ve yönetimi galatasaray için ne kadar yanlış bir yönetim ise ünal aysal ve yönetimi de aynı şekilde galatasaray için bir o kadar yanlıştır.

    elbette takımımızı tutuyoruz ve iyi şeyler yapmasını istiyoruz ama kulüpler günlük keyif aldığımız müesseseler değil. dolayısıyla birini över, diğerine söverken taraftar gözlüğünü çıkartıp mantık çerçevesinde ve kulübün devamlılığı ekseninde düşümmek lazım. ne var ki, kulübün devamlılığı konusunda hiçbir başarı göstermemiş ve hatta kulübün devamlılığını zora sokmuş ünal aysal'ın hemen her ortamda kurtarıcı olarak anılmasından artık gına geldi bana. tek tek, net bir şekilde anlatıyorum, dikkatli okursanız haaa diyebilir ve ünal aysal ilüzyonundan sıyrılabilirsiniz.

    1) "çıkmışmış anlatmışmış her şeyi olduğu gibi ama dedeler kurban istemiş"

    öncelikle ünal aysal'ın çıkıp anlattığı olay, dolar arttı, borcumuz da arttı ama dolar olarak aynı kaldı. yani 300 milyon dolar borç vardı, borç yine 300 milyon dolar. arkadaşlar bu çok basit bir göz yanılgısıdır. neden? çünkü türkiye'de yaşıyoruz amk. ben bileti, kombineyi, formayı dolar ile satmadığım sürece ve bilançom tl üzerinden hesaplandığı sürece dolar bazında değil, tl bazında borç konuşman lazım. senin 500 milyon tl olan borcun 900 milyon tl olmuş. bu süreçte kulübün kasasına giren 1 milyar tl den fazla rakam ortada olmadığı gibi, bir de borcum artmış. kısa ve uzun vadeli borç miktarlarımda ciddi bir artış gözüküyor. hadi tl bazında borç artmış ama bakıyoruz dolar bazında da borcum artmış. ama bunlar sanırım hiç önemli değil. çünkü drogba, çünkü sneijder. ben borç ödemem gereken yerde oyuncu almışım, kulübe değil taraftara oynamışım ama taraftar ne yazık ki bunu görememiş.

    2- "onun yaptığı transferler"

    çok iyi adamlar getirdiği konusuna laf edemem; ama sorun kulübün böyle adamları alamıyor olması. borç ödeme kanallarını kapatıp adam aldık, bu sürede borçlar takibe dönüştü ve faizler tavan yaptı. özetle; 3000 tl maaşımız ve aylık 3200 tl ödememiz varken biz 3500 liralık harcama yaptık.

    sneijder, drogba, muslera vs ok. bu transferleri fatih terim'e mi yoksa kendisine mi yazmamız gerektiğini tartışırız. ama bir de zararını konuşalım mı transferlerin? çöpe atılan paradan bahsedelim biraz.

    a) izet hajrovic. kendisinin kayak arkadaşının tavsiyesi. 4.5 milyon euro çöpe gitti.
    b) tarık çamdal. ocak ayında bonservissiz alabileceğimiz tarık'a verilen 5 m euro ve yıllık 1.2 milyon eurodan bilmem kaç senelik sözleşme. kümülatif baktığımızda 10 m euro. 800'e de oynardı dersek 8 m euro.
    c) en kötü oldukları sene burak ve selçuk'a verilen evladiyelik sözleşmeler ki eski sözleşmelere nazaran eldeki kümülatif zarar (süre+masraf) neredeyse 10 m euro
    d) bir hobi olarak alınan salih dursun ve veysel sarı'nın bonservisleri ile kendilerne ödenen para yaklaşık 6-7 milyon euro.
    e) umut gündoğan? bonservis + ödenen bedel 1 milyon euro.
    f) umut bulut gibi 30 yaşında adam ile imzalanan saçma sözleşme. bu seneyi sayma gelecrk sene götümüze girecek anlamsız masraf 1.75 milyon euro.
    g) dany nounkeau. 3 mü yazalım 5 mi yazalım her şey dahil?
    h) dzemaili + pandev. bonservis + maaş 10 milyon euro.
    i) kurumsallaşma adına fazla alınan mallar, kiralanan depolar, eritilemeyen stoklar, türkiye'nin en çok kazanan profesyonelleri kümülatif olarak 5 milyon euro.

    görüldüğü üzere galatasaray'ın büyük vizyoner ünal aysal tarafından sokağa "saçılan" parası ft dönemi sonrasında yaklaşık 50 milyon euro. ffp riskimiz ne? 30 milyon euro. yap bakalım hesabı. 50 milyon euro saçılmasa -bu yönetim olarak düşünme- bugün yönetim neler yapabilirdi? geçen sene basketbol ne olurdu? bir otur düşün bakalım.

    ha bu süreçte önceki yönetimler tarafından temlik edilen alacakların temlik süresi doldu ve 2018 ve sonrasına kadar yine temlik edildi kendisi tarafından ama drogba, sneijder.

    3- "kurtarıcı kendisi"

    ünal aysal galatasaray'ı "sosyal sorumluluk projesi" olarak nitelendirmiştir. bu lafı ilk kez seçilmeden önce galatasaraylılar cemiyetinde, ikinci olarak genel kurulda söylemiş ve 2016 yılından sonra galatasaray'ın hayat planında olmadığını net şekilde belirtmiştir. senin benim hayatımızı endekslediğimiz gs işte senin efsane başkan'ın ünal aysal gözünde sadece bir sosyal sorumluluk projesidir. yani sıkıldığında bırakır, bir daha da arkana bakmazsın.

    özet geçiyorum. ünal aysal 3000 tl maaşı ile bir şekilde kendi evini babasının evini teminat gösterip ferrari kredisine girmiştir. olmayan paradı ile yapmaması gereken işler yapmıştır. kendisinin yaptığı işi arkadaşın yapsa sen "napıyosun olm" derken kızlar "ooo ferrarisi var der. kendisine öykünen taraftar, akşam bana yemek ısmarlasın şeklim olsun diyen kızlar gibidir. günü düşünür. olayın iç yüzünü bilen arkadaş ise kızlara ne gözle bakar, ona da siz karar verin.
  • 7473
    döneminde futbol takımımız 2 sezon üst üste şampiyonlar ligi'nde gruplardan çıkmış ve kulübe ciddi maddi kaynak sağlatmış efsane galatasaray başkanıdır.

    hataları oldu, yanlış hoca seçimleri, yanlış tranferler ama kendisinin kurmuş olduğu takım sıfırdan buralara kadar geldi.
    projeleri ile galatasaray'a çağ atlatabilirdi. kendi döneminde çok sağlam 1-2 takviye ile takımın gidişatı daha farklı olabilirdi. olmadı...
    spor kulübünün büyümesinden geçen yolu, başarıya bağlayan bir başkandı. bu yüzden vizyon sahibiydi. çünkü başarı para getirecekti, para ise güç katacaktı takıma, güç ise tekrar başarıya ulaşmamızı sağlayan en önemli faktör olacaktı. çok güzel bir kısır döngü kurmuştu kendi kafasında. tıkır tıkır işliyordu...
    taa ki önüne yabancı sınırı diye saçma sapan bir kural koyulana kadar.
    buna rağmen yılmadı. gerekli bütün transferleri yaptı. 6+0+4 , 5+3+1 gibi saçma sapan yabancı sınırlarına, kurallarına rağmen mücadele azmini hiçbir zaman kaybetmedi.
    galatasaray'ın hakkını hiçbir zaman yerde bırakmadı. tüpçü ve onun zihniyetine baş kaldırdı. galatasaray'ın kirli oyun senaryolarının bir parçası olmayacağını her daim bir tokat gibi yüzlerine vurdu şikecilerin.
    "galatasaray taraftarı ne isterse o oluyor." dedi muhabirlere... yaptı da! kimi istediysek onu aldı...

    kendisi divan kurulundan yalnızca tam yetki istedi. çok güzel projeleri vardı. güzel işler yapacaktı ama sırtından bıçaklandı. daha önce kulübün başına geçmesi için yalvaran adamlar, ünal aysal'ın bu önlenemez başarısının önüne geçebilmek için her yolu denediler. kendisine istenilen o tam yetki verilmedi. kulübü batıracak diye yaygara çıkarıp daha görev süresinin dolmasına bile müsade etmeden hunharca saldırdılar kendisine... sürekli oyunculara ödenen bonservis bedellerinden, oyuncuların aldığı maaşlardan dem vuruldu. tabiri caizse bel altından vurdular sürekli kendisini...

    oysa ki başarıya ulaşmak için bazı bedeller ödemek zorundasınız. bakın bugün 3 kuruş para verdiğiniz oyuncular ile kıytırık bir astana maçını bile kazanamıyorsunuz. çünkü ucuz etin yahnisi yenmez.
    içeride real madrid'i yeniyor, adeta eziyorsanız. juventus'u yenip tur atlıyorsanız. bunu o dönemin oyuncularına, yani yüksek maaşlara borçlusunuz. siz başarılı oldukça sizin takımınıza gelmek isteyen yıldız oyuncu sayısı da artar. dolayısıyla ileride bu oyunculara yüksek maaş vermek zorunda da kalmazsınız. ama siz adınızı hiçbir yerde duyuramazsanız, avrupa'da başarıyı sürekli hale getiremezseniz, hiçbir yıldız oyuncu size gelmek istemez. (çok para verseniz bile) dolayısıyla başarıyı elinizdeki leş diye tabir edilen oyuncularla sağlamaya çalışır yıllarınızı kaybedersiniz.
  • 7474
    galatasaray hala şampiyon olabiliyor ve en güçlü adayiysa kendisi sayesindedir. nankör olmayın. ben kendimi bildim bileli galatasaray ekonomik krizde. unal aysal olmasaydı adnan polat kafasındaki yöneticilerle yönetiliyor olup ne 4 yildiz olurdu ne sneijder drogba melo muslerayi izlerdik ne de şampiyonlar ligi. unal aysal olmasaydı biz hala uefada çeyrek finale çıkmaya ugrasiyorduk beyler.
App Store'dan indirin Google Play'den alın