resim
Ünal Aysal
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:84
Uyruk:Türkiye
  • 4477
    göbek adı ''icraat'' olan başkanımız.* gelmiş geçmiş en başarılı galatasaray başkanlığına doğru emin adımlarla ilerlemektedir. 1-2 yıl daha kulübün başında istikrarı ve başarıyı devam ettirmesi durumunda galatasaray tarihinin en iyi başkanı olucaktır.

    zannımca faruk süren'i geçebilmesi için avrupa kupası getirmesine gerek yok, zira avrupa süper kupasının kazanılmasından sonra galatasaray çok kötü yönetildi ve silik bir 10 yıl geçirdi. esasen şu an bile ünal aysal'ı yönetimsel başarısından ötürü 1 numaraya koyabiliriz ama biraz daha bekleyelim hele.*
  • 4479
    galatasaray ile geçirdiği 6 sezonda 5 kupa alıp armadaki üç yıldızdan birisinin mimarı olan, 100 yıllık kulübümüzün en önemli kupasını kazanmış bir teknik direktörün, bilgisi, taktiği, oyuncu seçimleri her gün tartışılıyorsa kendisinin tartışılması da gayet doğaldır. ünal aysal galatasaray tarihine baktığımızda fatih terim'in yanında bir hiçtir. sürekli çok sesliliğin faydalarından bahsedenlerin bu başlığa girince mideleri sorun çıkarıyor nedense. *
  • 4485
    galatasaray'ın gördüğü en vizyonlu başkanlardandır. istediğiniz kadar saçma sapan şeylerden eleştirseniz de bu durum değişmeyecek. bu adamın vizyonu sayesinde basketbolda şampiyonluk yaşadın. aynı şekilde bu adamın vizyonu sayesinde gelmesine hayal gözüyle baktığın futbolcuları izleyebiliyorsun. ayrıca bana öyle geliyor ki kendisini eleştirenler her akşam dua ediyor. stadın zeminini düzeltmesin de yarın da eleştirebileyim, kabadayı gibi giyinsin de yarın da kıyafeti üzerinden vurayım. hatta kap'a bildirdiğimiz transferlerin gerçekleşmemesini istiyor bile olabilirler. neticede işin ucunda aysal'ı eleştirmek var.

    unutmadan, hala transferleri kendi kafasına göre yaptığını, chedjou'nun peşinden kendi isteği doğrultusunda koşulduğunu düşünenler var. fatih terim yerlileri toplayalım dedi, ama ünal aysal chedjou peşinde koştu. yerli oyuncu yok diye dert yanarken erman kılıç'ı da ünal aysal listeye almadı. kafalar çok güzel maşallah.
  • 4488
    kendisi hakkında taraftarın bir kısmının "sen sus da icraatların konuşsun" çıkışını haklı buluyorum. sadece; "zaten senden bağımsız olarak konuşacak, çok şey anlatacak icraatlerin var çünkü" şeklinde yanına şerh düşülmesi kaydı ile ama. tıpkı fatih terim'in yine taraftarın bir kısmınca ihanet olarak nitelenen hareketinden bahsedilirken, cümlenin başına "bu adam galatasaray'ın göğsündeki üç yıldızdan biridir, kulüp tarihindeki en başarılı teknik direktörtür; ama..." şerhinin düşülmesi gerektiği gibi.

    bir de başkan için tanım yapalım buralara uğramışken; galatasaray tarihinin en vizyon sahibi hamlelerini gerçekleştiren, fakat doğru bir ayrılık kararını çok yanlış bir üslup ile uygulayarak pek çok gönlü kıran başkan.
  • 4489
    eleştirilemez değildir lakin eleştirirken kendisinin galatasaray başkanı olduğunu unutmamak, kendisiyle ilgili yorum yaparken asker arkadaşına hitap eder tarzda cümleler kurmamak gerekmektedir. galatasaray başkanlık makamına yapılacak en ufak bir saygısızlığa bile tahammülü yoktur galatasaraylıların. hele ki galatasaray başkanıyla 'eleştiri' kisvesi altında aklı sıra dalga geçmeye çalışmak asla ama asla kabul edilemeyecek bir davranıştır.

    bu tarz hareketlere girenler sözlük yazarlarının ilgisini çekeceğini sanıyorsa yanılıyor. türk hava yollarının ilgisini çekerler ama bak garanti.
  • 4490
    televizyonlara verdiği anlık beyanlardan sonra burda kendisine atılıp tutuluyor. ben ne terim düşman(fan)ıyım ne de aysal düşman(fan)ıyım. ben gördüklerimi, duyduklarımı, aldığım haberleri değerlendirir ona göre kendi düşüncemi yazarım. eleştirilecek bir nokta varsa eleştiririm. başkanımız ise ona göre bir üslup, futbolcumuz ise ona göre üslup, teknik direktörümüz ise ona göre üslup belirlerim. ama saygısızlık asla ve asla kabul edilemez.

    şimdi gelelim ünal aysal için düşünülen olaylara ve kendi düşüncelerime. öncelikle kendisi kulübümüzün başkanıdır. kendisi bu misyonu üstlenmeden yıllar önce kurtarıcı gözü ile bakılan, aziz yıldırım ya da yıldırım demirören gibi cebinden takıma maddi yardım yapması gerektiği savunulan insandı. adeta, başkan olması için geçmesi gereken 10 yıl geri sayılarak beklendi. ancak kendisi başkanlık koltuğuna oturduğunda ilk icraat kulübün finansal açıdan kimseye bağımlı olmadan ayakta durması gerektiğini ve varlıklarını değerlendirerek bu işi çözebileceğini söyledi. bu da kendisini diğer takımların başkanlarından ayıran en büyük özelliktir. göreve geldiği 7. ayında divan kurulu'nda şöyle bir konuşma yapmıştır.

    http://www.turkungucu.com/?p=39334

    finansal açıdan ayağa kalkacak olan kulüp ileride ayaklarını yere daha da sağlam basacaktır. bundaki en büyük katkı tabii ki de şampiyonlar ligi, kombineler, localar ve sponsorlara aittir. bunları da karlı gelire çevirmek için sportif başarınızı belirli bir seviyenin altına düşürmemeniz gerekir. işte ünal aysal iyisiyle kötüsüyle bu yapılanmayı, bu kurguyu oluşturmaktadır. bunun önünde ne kadar engel var ise bunları da aşmak için elini taşın altına koymaktadır. iki yıl boyunca beraber kader arkadaşlığı yaptığı fatih terim ile yolları ayrılmış olabilir. buna üzülen ya da sevinen de olabilir herkesin görüşüne saygımız olmalıdır. galatasaraylılık budur, bunu gerektirir. sonrasında ise bizlere düşen görev yeni teknik adamı desteklemek, ona kucak açmak, onu motive etmektir. biz bunu başaramadık. kulüp içinde isimlerin önemi olmadan sistemin gereklerini yönetecek insanları seçeceğiz ileride. "bu adam listede olsun da belki bize otobüs alır" gibi cümleler tarih olacaktır. bu da kurumsallığın en basit örneğidir. yerine getirilen mancini de sistem hocasıdır. kendisi doğru sistem üzerine gitmektedir. oyuncu önemli olmaksızın sistemini adapte etmeye çalışmaktadır. bu da kendisinin ünal aysal ile paralel vizyonda olduklarını gösterir. ve galatasaray'a tercih sebebi budur.

    transfer döneminde hergün bir oyuncu alacağız dedi, bunu da gerçekleştirmedi diye denilmedik söz bırakılmadı kendisine. kulüpler ve oyuncular ile hatta menajerler ile yapılan anlaşmalar beşeri kondisyonlara bağlı olduğundan belli durumlarda gecikme, öteleme ya da iptal olma gibi ihtimaller oluşmaktadır. bunları hepimiz çok iyi bilmekteyiz. ancak iş eleştirmeye gelince bunu göremez oluyoruz. kendisi başkanlık koltuğuna kulüp tarihinin en büyük ivmesini kazanacağı dönemde oturmuştur ve yaptığı, yapmaya çalıştığı icraatlarıyla finansal açıdan kendi ayaklarımız üstünde durmamızı amaçlamaktadır. belki insanlarla dialogları iyi değildir, belki herkesi çalışan görmekten dolayı bize özel gelen insanları sıradanlaştırması bizi üzmüş de olabilir. ancak unutmamak gerekir ki; aslolan galatasaray'dır. eleştirmek için ya da korumak için bu kadar duygusuzca, bu kadar gaddarca, bu kadar galatasaraylılık duruşundan uzak tavırlarla hareket etmememiz gerekir.

    zahmet edip okuduysanız bu yazımı teşekkür ederim. umarım orta yolu bulmak için atmış olduğum bu adım bir işe yarar. "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür"* insanlarız ve en önemlisi galatasaraylıyız. bunun farkında olarak yaşamak dileğiyle..
  • 4491
    adnan polat'ın taraftar gibi yönettiği kulübü, şirket gibi yöneterek doğruyu ve olması gerekeni gösteren başkanımız. türkiyenin en büyük kulübünü borçlara dayalı bir sistemle, yahut inamoto gibi transferlerle istediği yerlere getiremezsiniz. ünal aysal'ın tüm başkanlardan bir farkı var. faruk süren zamanı şüphesiz sportif başarının en yüksek olduğu zamanımız idi ancak borç yükünün altında kıvrandık. ünal aysal ve yönetimi, sportif başarı kadar maddi başarı da getirdi. üzerine de meşhur çilekleri konulunca sevgili başkanımızın, galatasaray spor kulübü tadından yenmez kıvama geldi. fatih terimci değilim, ancak fatih terim'e yaptığı muamele de haklı değil. bana göre geldiğinden bu yana tek eksisi. umuyorum uzun yıllar kulübümüze hizmet eder, allah yardımcısı olsun.
  • 4492
    kendisi üzerinden kimsenin prim yapmaya ilgi çekmeye çalışmadığı başkandır.

    izet hajrovic ve alex telles transferlerini eleştiren kişilerle armindo tue na bangna bruma transferi için alkışlayanlar aynı kişilerdir.zira finansal olarak yaptığı,yapmaya çalıştıklarını takdir edenler de ne enteresandır ki aynı kişilerdir.

    lakin belli çıkarları doğrultusunda biat edermiş gibi fanboy kıvamında savunuculuğa soyunup, mesnetsiz "vizyon" yakıştırmalarıyla dokunulmaz ilan edilip, her eleştirene tekbir nidalarıyla saldırılıp, saldıranlara da bıyık altından gülünüp görmezden gelinirse kendisinden önce eleştirilecek çok kişi var demektir.
  • 4500
    hukuk altyapısı olan bir insan olarak temmuz 2011'de tüm bu olaylar daha sıcak ve tazeyken şike konusunda kendisine yöneltilen "iddianameyi gördünüz, sizce suç var mı?" sorusuna "suç değil suçlar var" gibisinden taşaklı bir cevap vermişti, ta o gündeki haklılığı bugün itibariyle* tescillenmiş oldu. efsane hukukçu başkanımızı gönül verdiği renklerin etkisinde kalmadan objektif olarak hem de o kadar kısa sürede bu yerinde tespiti yaptığı için yürekten tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum.

    bu arada gözümdeki ikinci efsane sözü de yine başkanlığının ilk günlerinde canlı yayında kendisine johan elmander sorulduğunda verdiği kısa, öz ve taşaklı cevaptır;

    (bkz: aldık)

    net :(
App Store'dan indirin Google Play'den alın