• 1626
    bu akşam itibariyle futbolu kafaca bırakmış lucescu'nun kovulup, yeniden yapılanmaya giderek genç, hırslı, enerjik bir teknik direktörün -yerli ya da yabancı fark etmez- başına geçmesi gereken takım.

    2020 için tamamen gençlerden oluşan bir kadronun artık sahalara inmesi gerekiyor. nasıl olsa öyle de böyle de gidemiyoruz, bir kere de gençler gidemesin ne olacak? giderlerse helal olsun deriz, gitmeseler bile eminim ki giydikleri formanın hakkını sonuna kadar verirler.

    kadro iskeleti olarak da;

    ---------------------------------------------------v.babacan(harun ya da berke)---------------------------------------------------

    -------kaan ayhan-------------------çağlar(serdar aziz)-------------ömer toprak-----------------------uğur çitfçi(ömer bayram)

    ---------------------------------------------oğuzhan(nuri şahin)---------------------okay------------------------------

    -------emre mor(abdülkadir ömür)-----------------------yusuf yazıcı(çalhanoğlu)----------------------cengiz ünder

    ---------------------------------------------------cenk tosun(enes ünal)-------------------------------------------------

    şeklinde olması gerektiğini düşünüyorum.
  • 1627
    sorunu liyakat olan takımdır. kadro kurmakla düzelmeyecektir. bugun kadroya yazılan gençler böyle giderse yarın ıslıklanacaklardır. biz artık toplum olarak tüketici bir durumdayız, üretici değiliz her şeyi ithal ediyoruz. samanı bile ithal ediyoruz e futbolcuyu da ithal edeceğiz mecburen. çünkü üretmek için üretici yetiştirmek lazım önce. spora yapılan yatırımlar betona ranta gitmemeli. hak eden gerçekten yetenekli hocalar uluslararası düzeyde eğitimler alabilmelidir. torpili olan değil gerçekten hak eden yetenekli çocuklar aynı zamanda mental olarak da yetiştirilmelidir. yani burada konuşuyoruz ama boşa konuşuyoruz. dünyada çok örneği var. yapmak isteyen çoktan yapardı.
  • 1628
    maalesef en acı gerçek de şudur: bugün oynasınlar, bunların önü kesiliyor dediğimiz futbolcuların 30'una yaklaşınca haklarında oynamasınlar, çeteleşmişler denecek olmasıdır. bugün henüz hiçbir şey başarmamış oyuncuların götünü böyle kaldırınca o güç zehirlenmesi tabi ki kaçınılmaz oluyor. bunun için eğitim şart, bizde de o yok. eğitim olamayınca adamlık edebiyatı yerine geçiyor tabi. bunlar en adamlar, en mükemmeller, en vatanseverler, vatanları için ölürler bile, inanır mısınız!

    en basitinden arda turan örneği. herkes euro 2008'den sonra parladığını söylüyor. alakası yok. asıl arda'yı bozan süreç o noktadır. daha henüz 20'sinde milli kahraman olarak lanse edilen, 22'sinde galatasaray kaptanı olan, 25'inde milli takımın kaptanı olan bir arda tabi ki bu ülkeyi babasının çiftliği olarak görür. sonraki vukuatları, skandalları önemsiz. onlar sebep değil sadece sonuç...
  • 1629
    eleme grubunda en kötü 4.olarak dünya kupasına veda eden takım.

    aslında reçete belli ama bu takıma müdahale edenler çok. halk eskiden tepkisini koyardı ama artık üstekiler ne tepki verirse o yönde tepki verdikleri için yeterince tepki verilmiyor. normalde arda'nın, selçuk'un, burak'ın sokağa çıkacak yüzü olamaz ama siyasi erke yakın oldukları için dokunulmuyor, dokunulmaktan korkuyor.

    olan cengiz'e, yusuf'a, abdülkadir'e ve diğerlerine oluyor. olan türk halkına oluyor.
  • 1630
    sağ elinizi bir saat kullanmadığınızı düşünün, şu satırları bu kadar hızlı yazabilir misiniz? sağ bacağınızın olmadığını düşünün, boğazda güzel bir tur atabilir misiniz kolay kolay. bir de çift bacak ile yaşamaya alışıp o bacağın birini daha sonra kaybettiğinizi düşünün. o hayal kırıklığını kaldırabilir misiniz? ayağı kırılsa dünyası yıkılan insanlar değil miyiz?

    bugün ne mi oldu, ampute milli futbol takımımız gitti avrupa şampiyonu oldu. tek bacak ile oynadılar, yürekten oynadılar. engelli sporu kaybedeni olmayan bir spordur, bu onurun içinden kendilerini şampiyon olarak çıkardılar ve gururumuz oldular. gözyaşlarına boğulduk, ağladık.

    o takımın kaptanı osman çakmak, maçtan saatler sonra kendisine o golü izlettirdiklerinde ağlıyor, yediğimiz golu görünce ahh diye iç geçiriyor. kendisi güneydoğu gazisi, bu ülke için bu şampiyonluktan çok daha fazlasını yıllar önce bacağını kaybederek verdi.

    sizler ne mi yaptınız? üç kuruş para için, benim için değil ha sizin için üç kuruş, elinizin kiri çünkü sizin bu para, gittiniz milli takımı fransa'da sattınız. karılarına milyon dolarlık arabalar alan adamlarsınız, hani 'adam'larsınız ya. gittiniz o paralara bu ülkeyi sattınız.

    izlanda ve finlandiya'yı yenemediniz, yenseydiniz şu an türkiye 2018 dünya kupası'na katılacaktı. hayatta hedefi bile olmayan, cahil çomarlarsınız, fazlası değilsiniz. dünya kupası bir futbolcunun en büyük hedefidir, bir şölendir. o şölene katılmak için izlanda ve finlandiya'yı yenmeniz gerekiyorsa gidip de o paraların hakkını vereceksiniz, o şanın şöhretin hakkını vereceksiniz. izahı yok bunun. o 2 maçı kazanmakla yükümlüydünüz, beceremediniz. üstüne üstlük de oyundan çıkarken güldünüz, üzülmediniz. yarın banka hesabınızı kontrol edeceksiniz, 10 milyon euro'dan fazla para göreceksiniz ve hayat sizin için galericilerinizle, mankenlerinizle, sükseli mekanlarınızla akmaya devam edecek.

    sizin için lafı fazla uzatmaya değmez. siz o 2 maçı kazanıp dünya kupası'na gitseydiniz bugün şampiyon olan ampute milli takım futbolcuları bile kendi şampiyonluklarından çok belki sizi dünya kupasında görebilecekleri için, ülkeleri en büyük kupaya kaldığı için sevineceklerdi. içlerinizden bazıları onların idolü, hala idolü. şu önemi kavrayamadınız ya, size yazıklar olsun.

    milli takımı sattığınız için asla affedilmeyeceksiniz, şerefsizsiniz. bu ülke çok büyük bir ders aldı bugün, yüreğin ne olduğunu gördü, herkes sizin ne olduğunuzu da gördü. daha küçük duruma düşemezdiniz. size söyleyebileceğim tek şey "adam"sınız ya hani, adamlar grubundan gelsin.

    utan utan,
    utanmayan insan olur mu lan?
  • 1635
    (bkz: türkiye a zilli futbol takımı)
    https://twitter.com/...s/918037606700605440

    hamaset her yerde. hamaset sokakta. hamaset mecliste. hamaset kabinede. hamaset en olmayacak yerde milli takımda. vay gardaş bizi kıskanıyorlar. biz tek, dünya hepiniz. alayına isyan, alayına.

    dünya tabii ki bizi kıskanıyor, genç insan gücü olarak en fazla popülasyonlardan biriyiz. nasıl katlediliri gösteriyoruz. yeraltı zenginliği anlamında ilk sıralardayız, nasıl değerlendirilmezi gösteriyoruz. 3,5 tane türkün yaşadığı almanyada üst düzey sayılabilecek onlarca türk futbolcu çıkıyor, 80 milyondan sadece 3 tane üst düzey sayılabilecek adam çıkıyor. pardon adam dedim, arda, selçuk falan alınır şimdi onlara adam dedim diye. pardon abilerim. siz büyüksünüz, kralsınız. çakma krallar sizi.
  • 1636
    bir an önce lucescu ile yollarını ayırıp teknik direktörlüğe ertuğrul sağlam veya mustafa reşit akçay'dan birini getirmesi gereken takım.

    böylelikle herkesin benimsediği milli takıma doğru ilk adım atılmış olur. 2. adım demirören'in istifası, 3. adım ise arda, burak, selçuk, caner, m.topal, gökhan, volkan şen, volkan babacan, nuri gibi isimlere milli takım yolunu kapatmaktır.
  • 1646
    mevcut oyuncu havuzu başka bir avrupa ülkesinde olsaydı ağzımızın suyu akarak nasıl doğru yönetildiklerini ve sahada nasıl top oynadıklarını izlerdik. ama bizde o kadar çarpık işler var ki bir jenerasyonumuz adam gibi uluslararası turnuvaya katılmadan milli takımı bırakacak. en basitinden nuri şahin gibi bir adamı doğru düzgün kullanamadık milli takımda. şu an benzer bir durum ömer toprak için yaşanıyor. sonra milli takıma oyuncu yok diye ağlanıyor. inanılmaz bir ülkede yaşıyoruz.
  • 1648
    bir seviyesi olduğuna inanılan takım. ısrarla söyleniyor bu, hatta beğendiğimiz, aklı başında yorumcular tarafından bile. ''bizim seviyemizde olmayacak hatalar, bizim seviyemizde yenmeyecek goller'' deniyor sürekli. bunu sürekli söylüyorsak, o zaman seviyemizi sorgulama zamanımız gelmiştir, belki de o düşündüğümüz seviyede değilizdir ?

    malta, estonya, kazakistan ayarı takımlara takılmadan geçtiğimiz çok nadir. üst seviyeye bakıyorum, ispanya almanya fransa ayarı takımlardan puan almışlığımız yok çok çok uzun senelerdir, onlar zaten rakibimiz değil. e bakıyorsun hırvatistan, belçika, isveç gibi ülkelerin belli standartları var hem başarı olarak hem oyuncu kalitesi olarak, 2008-2012 yılları arası bu ayarda ülkelere karşı nispeten sonuç alabiliyorduk, şu an o da tamamen kalkmış durumda. romanya ve arnavutluk maçlarında da görüldü ki, bahsettiğimiz gibi bir seviyede değiliz. ısrarla bu görülmek istenmiyor, ısrarla teknik oyunculardan kurulu olduğumuz, fiziksel mücadelede zorlandığımız, izlanda, arnavutluk vb ülkelerde bizim gibi yetenekli oyuncular olmadığı yönünde yorumlar yapılıyor. bırakın arkadaş allah aşkına şu işi, neyin tekniği, bok gibi kalitede oyuncuların var, ne teknik ne fizik hiç bir iş beceremiyorlar. bugün estonya, arnavutluk bile kendini biliyor, tanıyor, yan topta başarılıysa ona yönelik oyun deniyor, katı savunmaysa onu iyi yapıyor. bizde inanılmaz bir kendini büyük görme hastalığı var. o paraları alınca da kendini italyan, fransız oyuncu seviyesinde görüyor paşalarımız tabi. ne hikmetse sahaya çıkınca hiç göremiyoruz bu yıldız oyuncu tavırlarını.

    28 yaşındayım, şanslı dönemdeymişim, kulüp ve milli takımlarımızın başarılı yıllarıyla geçmişti çocukluğum, bunun etkisiyle de benim yaş grubum avrupa futboluna dahil olabilmiş bir türkiye gördü. lakin bunlardan önce şerefli mağlubiyet yıllarında, lüksemburg, moldova ayarında bir ülkeymişiz. şu an kimse yediremiyor belki kendine, inanılmaz büyük paralar da dönerken, ama aslında o yıllara dönmüş vaziyette kalitemiz. sadece ismimiz büyük görünüyor. açıkçası uluslar ligi işi iyi oldu, kendimizi ait gördüğümüz 'seviye' den nasıl küme düşüyoruz, estonya moldova ayarında bir takım olduğumuz gözümüze çarpacak göreceğiz.
  • 1649
    nüfusunun neredeyse tamamının futbolla yatıp kalktığı, futbolun neredeyse her şeyden önde ülkenin milli futbol takımı. 80 milyon nüfusla bu bilgiyi birleştirdiğin zaman aslında ortaya çıkan formül diyor ki bu ülkenin milli takımının her turnuvada başa oynaması lazım.

    ama işte bu formül iki bilinmeyenli bir formül değil dostlar, içinde eğitim kalitesi, antrenör kalitesi vesaire gibi onlarca değişken var. şu anda ülkede gelinen noktada ise bu onlarca değişkeni olan denklemi sadece yabancı sınırıyla açıklamaya çalışan adamlar var. kimse salak değil. 3 kuruş matematik bilen adam için bile anlaması çok kolay şeyler.

    futbolda bu inanılmaz paralar döndüğü sürece, rant kapısı olduğu sürece, bizim milli takımın yakın gelecekte başarı elde etmesi imkansız. para için bu işi yapmayan, eş dosta prim vermeyen idealist bir grubun en az 2-3 kuşak bu işin başında olması lazım ki gelecek için umutlanabilelim. ki rüzgarın her gün değiştiği bir ülkede idealist bir grubun senelerce altyapıyla falan ilgilenmesini beklemek hayalcilikten başka bir şey de değil.

    şu an gelinen noktada şunu anlıyorum ki, nasıl şu an yakaladığı jenerasyon sayesinde ciddi bir başarı yakalayan izlanda var - belki de tarihleri boyunca bir daha böyle bir durumları olmayacak 300 binlik bir ülkeden bahsediyoruz - türk futbolunun da 90'lar sonu ve 2000'leri de kapsayan başarılı dönemi jenerasyondan ibaretmiş.

    80 milyonluk ülkesinden, tarihinde bir sefer bile mesut özil çıkaramamış bir ülkeden bahsediyoruz. 96-2000 galatasaray'ı gibi bir türk takımı çıkmadığı sürece de milli takım uzun yıllar daha böyle devam eder.
  • 1650
    seviyesinin çok üstünde beklentilere girmesek bildiğn vasat bir milli takımdır.
    bir defa bizim belirli bir oyun anlayışımız yok. teeee şenol güneş'ten beri ne oynadığını bilmiyor mill takım. arada sırada duygusal olarak yükseldiği maçlarda başarılı oldu o kadara. ama atıyorum ucunda 3 puan olan bir romanya maçında oyun karakteriizle kazanmışlığımız yok. romanya'yı, estonya'yı hatta malta'yı bile yenmek için yumurtanın kapıya dayanması falan lazım.

    e böyle bir milli takımdan her avrupa şampiyonasına katıl, her dünya kupasında bulun gibi isteklerde bulunmak son derece yanlış.

    çözüm basit, önce millet bu milli takımdan beklentiyi düşürecek. elemelerde ilk 3'ü zorlayın, yapabiliyorsanız 2. olup baraj maçlarına kalın dememiz gerekiyor bunlara. başına koyacaksın m.reşit akçay'ı olacak bitecek. sağ bekte barış veya ömer ali sol bekte güray veya emre gibi oyuncularla devam edeceğiz. evet bu kadar basit aslında. atıyorum şöyle bir 11, harun-barış serdar çağlar emre-okay oğuzhan-alper yusuf cengiz-cenk. bu takım dünya kupası veya avrupa şampiyonasında şampiyon olmaz. olamaz. o zaman ne yapacağız, şampiyon olmuyorlarsa 2. olsunlar mı diyeceğiz? hayır. elimizi vicdanımıza koyacağız ve diyeceğiz ki bu takım taş patlasa turnuvalara katılır, renk katar. bu.

    ya, tarihin en iyi yerli jenerasyonu ki 96-2000 yılları arası galatasaray'ından bahsediyoruz, onlar bile en fazla çeyrek final oynadılar avrupa şampiyonasında. dünya kupasında da kura şansıyla 3. olabilmişiz. o jenerasyondan iyisini bırak onlar gibisini bir daha görmedi ki bu ülke.neden her kaleciye 2000'li yılların başındaki rüştü muamelesi yapıyoruz. neden her stoper ikilisini alpay-bülent ikilisiymiş gibi düşünüyoruz. neden her orta sahamızdan okan-tugay-emre verimi bekliyoruz. neden beklerimiz h.ünsal-ergün-fatih-ümit davala dörtlüsüymüş gibi vasatlıklarına şaşırıyoruz. neden orta saha ve kanatlarda hasan şaş, yıldıray, sergen, nihat vs varmış gibi kızıyoruz milli takıma. hele forvetlere hiç girmiyorum. ya fatih tekke alınmıyordu milli takıma ve hiç de problem olmuyordu bu. şu an var mı böylesine bir zenginlik? hakan şükür'ler, arif'ler, ilhan mansız'lar sonradan ilave olan serhat'lar, tuncay'lar, ümit karan'lar.... zamanın kadrosu nere bugünün kadrosu nere.

    bizim seviyemiz şu, biz izlanda, çek cumhuriyeti, norveç, irlanda cumhuriyeti falan. bu yani. almanya, fransa vs rüyamızda görürüz onları. artık hazırlık maçı dahi yapamıyoruz zaten onlarla.

    düşük tutacağız beklentiyi. tüm mesele bu. şimdi önümüzde 2020 avrupa şampiyonası var değil mi? diyeceğiz ki milli takım elemanlarına, beyler 6 takımlı eleme grubunda 3.lük başarıdır. evet. yapabiliyorsanız 2. olun baraj maçı oynayalım. evet evet tam da böyle söyleyeceğiz. ha taş kuşa değdi şampiyonaya katıldık. eyvallah bu bize yeter de artar bile deyip geçeceğiz. öyle primmiş, bilmem neymiş hep bu dev aynası olayı bu hale getirdi bizi. futbolda biz buyuz. yeri gelmişken söyleyeyim biz futbol ülkesi falan da değiliz. onu da çıkarın aklınızdan.
App Store'dan indirin Google Play'den alın