• 755
    fatih terimden sonra mutlak bir değişim olacaktır,bu gayet gözle görülür bir gerçek ancak,fatih terimin görevin başına gelmesi,müthiş bir jenerasyon yakalanacağı anlamına gelmiyor.neden?

    cevabı hepimiz biliyoruz aslında.altyapı eğitimi.

    birtek futbolcuların değil,ciddi anlamda teknik direktörlerin ve yöneticilerinde alması gereken bir altyapı eğitiminden bahsediyorum.yabancıların aldıkları maaşların,altyapı gelişimine engel olduğu ve bu yüzden de sınırlandırmaların meşru olduğu saçmalığına inanan,ya da bu inanca biat eden(fatih terim gibi,aksine inandığını belirtse de ses çıkarmayan) ve bizden de bu saçma algıyı kabul etmemizi isteyen,bütün bu zümrenin alması gereken altyapı eğitimi kısaca.

    öncelikle türk futbolunun gelişmemesinden yakınan bu tiplere,futbol sosyolojisi dersleri vererek başlamak lazım.jupp derwall'in dediği gibi futbol basit bir oyun değildir,üzerine düşünmeli,en rasyonel adımları atmalı ve sabretmelisiniz.bugün içinde bulunulan dönem gibi,anlık parlama gösteren genç futbolcuları milli takıma angaje edip,takımında başarılı antrenörleri milli takım yönetimine getirerek,ancak ülke futbolunun pisliklerini halının altına süpürebilirsiniz.ve bu futbolu uzun vadede bataklığa sürükler.(bir sene önce avrupada,eski günlerine dönüşün sinyalini veren galatasaray futbol takımının 2013-2014 sezonundaki dalgalı bir grafik göstermesi).hele de tüm bunlara sebep olan o ülkenin federasyonu ve federasyonun başında pervasızca hareket eden,futboldan bihaber bir şahıssa vay,vay...

    gel gelelim şu futbol sosyolojisi olayına.aslında oyuncuya dokunuşlar bu hususta çok önemlidir(bkz: seni buraya getiren yeteneğindir burada kalmanı sağlayacak olan şey ise karakterindir).geneli zor şartlar altında büyüyen bu çocuklar,ilk profesyonel imzalarıyla birlikte hayalini dahi kuramayacakları paraları kazanırken,zaten günümüz futbolunun popüler kültüre sıkı sıkıya bağlı bir cenah oluşu,futbolcuların değişim psikolojilerini iyi idare edememe sorunsalına,akabinde de birçok genç yeteneğin kaybolup gitmesine ya da bir türlü istenilen seviyeye gelemeyip sıradan birer futbolculara dönüşmelerine neden oluyor.

    yukardaki problem,türk-futbolunun genel sosyolojik problemi aslında.bununla birlikte ayrı bir sorun daha var,ele alarak bu sosyal probleme tümevarım yapabileceğimiz.

    algılama ve konsatrasyon problemi...

    futbol kondisyon,teknik,taktik boyutun ötesinde jupp derwall'in dediği gibi yeni anlamlar kazanıyor.futbolda kalecililk dahil bütün mevkilerde oynayan futbolcuların antrenman ve maç sonralarında edindikleri kazanımlarını,yorumlanıp geliştirlebilmeleri için algılama düzeylerinin yüksek olması birincil şart.zaten gelişkin olan özelliklerinizde konsantre olma problemi yaşamazsınız,bunu çözüm yolunu bildiğiniz soruda heyecan yapmadan sonuca ulaşmak olarak da yorumlayabiliriz.
    şimdi türk futbolunun genel sorununa baktığımızda da tam da bu noktaya geliyoruz,ne peki en fazla yakındığımız sorun ?

    basit hatalar...

    eğer bir savunma oyuncusu antrenmanda en az 50 kere çalıştığı pozisyonda hata yapıyorsa,bir golcü antrenmanda en az 50 kere çalıştığı pozisyonda duramıyorsa(bu varyasyonları bütün mevkiler için sayabiliriz),bu adamın ciddi anlamda kavrayamama problemi var demektir.içgüdüsel ya da kondisyonel açıdan futbol sizi ancak bir erkan zengin yapar,daha fazlası için okumalı,araştırmalı,çok sıkı çalışmalı,buna yönelik antrenman yapmalı kısacası odaklarınızı futbola çevirmelisiniz.

    bir topluma zeka ya da algı enjekte edemeyeceğinizden,bu algı gücünü yükseltmek için farklı yollara başvurmalısınız,futbolcuya popüler kültürün vaadettiğinin ötesinde futbolu kavratmaya yönelik naparsınız artık bilinmez,bilbaolular gibi toplu kitap okuma tartışma seansı mı yaparsınız,alman disiplini mi uygularsınız,galatasaray altın jenerasyonu gibi doğal-dostluğun takımını mı kurarsınız bu sizin methodsal yaklaşımınız.ancak yapmamanız gereken şey barizdir o da zaten futbol konsantrasyonları pamuk ipliğine bağlı olan futbolcularınıza,ve gitgide iyice tefeci-tüccar mentalitesine yaklaşan anadolu kulüplerinize,ortaya koydukları hiçbir elle tutulur başarı yokken,sırf futbolunuzu millileştirme safsatası adı altında direkt ya da dolaylı yoldan da olsa tanıyacağınız ekonomik imtiyazlardır.

    bu kafayla ancak,iyi bir jenerasyon yakalıyoruz diye demeçler verir,ishak doğan'nın ivanovic,tarık çamdal'ın dani alves,mustafa pektemeğin david villa,alper potuğun zidane olduğu tatlı tatlı rüyalara dalar,macaristan muadili takımlardan 3 yiyip,bak hep altyapı,yabancılar,melo,drogba helelöhölölö diye terleyerek uyanırsınız.
  • 756
    fatuh terim ile yeni baslangic yapmis takim. hazırlık maçlarında aldığı sonuçlardan dolayı eleştirmek haksızlık olur. fakat oyuncu seçimleri için sorumlu her kimse "esaslı bir sopayi" hak ediyor. dünyanın her yerinde oyuncu seçimleri performans verilerine göre yapılır ama sahaya çıkan takımda bu söz konusu bile değil. üstelik burdan bakıldığında sabredecek tek bir yan görülmüyor.
  • 757
    heyecan, istek, tutku gibi duygulari sonradan olusturamayacagimiz icin maalesef cogumuzun milli takimi olmaktan cikmistir. bunu yapanlarda ulkede her kesimi ve her konuyu bölup ayristiran insanlardir. mesela ben ozel, resmi ayirt etmeden butun maclarini takip ederdim. galatasarayli oyuncular gozume carpmazdi. hatta yillar sonra 2002 yi konusurken bir besiktasli arkadasimin ilhan icin izliyorduk demesine cok sasirmistim. o da fenerli ve galatasarayli futbolculardan nefret ediyordu heralde. bizde simdi demirorenden, volkandan hoslanmiyoruz, fatih terimi gorunce hem sinirlenip hem uzuluyoruz. hal boyleykende tam anlamiyla bir sahiplenme yasayamiyoruz artik. sonucta bir futbol maci kazaninca ulkenin sani yurumuyor, harika bir ulke haline gelmiyoruz. o yuzden sporla vatan milet sevdasini ayri tutmak gerek zaten. sportif acidan milli takimin olusturulusu, oyunculari ve o oyuncularin yaptiklari, federasyonunun baskani vs. cogumuz icin sogutucu sebepler. yoksa merak etmeyin hepimiz izledik, sevindik zamaninda. hatta yine inanilmaz sevinirdik dunya kupasinda attigimiz gollerde. ama insanlardan ayni heyecani bekleyemezsiniz.
  • 761
    haramiler gidene kadar benim için yok hükmünde olan takım. galatasaray futbolcularının sakatlanmasına sebep olmadığı sürece oynadığı her maçı kaybedebilir. zerre umrumda değil. hele hele bu hırsızların federasyonunda/düzeninde fifa sıralamasının en dibini görmesi en büyük dileğim. milli takımın alacağı en ufak iyi sonuç bu harami düzeninin elini güçlendirir. varsın 2 turnuvaya daha gidemesin milli takım, n'olur?
  • 762
    sırf fatih terim kovulsun diye başarısız olmasını istediğim milli takım. o beraber mutluluk pozları verdiğin yıldırım demirören saniyesinde nasıl satacak seni, göreceksin hocam. kader birliği, yol arkadaşlığı filan yalan olacak. yine kalacaksın tek başına, önce aldığın parandan başlayacaklar, yüzüne kimse bakmayacak memlekette, sonra gider milano'da inter-milan maçlarını yorumlarsın artık, arada sansarın karşısında boy gösterirsin, yaz gelince de bodrum'da takılırsın, aman parmaklara dikkat bu sefer.

    sonra mı, sıkılınca 'aslolan galatasaray'dır, ben galatasaraylı fatihim deyip de, yine bize yanaşacaksın. biz de yine yiyeceğiz, bağrımıza basacağız seni, bütün bu bizi yarı yolda bırakmışlıklarına, can düşmanlarımızla ortak hareket etmene rağmen, yine sana sahip çıkacağız. çünkü biz galatasaraylıyız, biraz psikopat, biraz duygusal ama çokca da aptalız.
  • 763
    şu hazırlık maçlarını hala neden sezon boyunca 40tan fazla oynayan oyuncularla, hangi amaç uğruna oynadığını anlayamadığım milli takımımız..

    hayır, hiç bir turnuvaya katılmıyorsun; bir vasfın yok. sırf gezmek için irlanda'ya, abd'e gidiyorsun.
    sezon boyunca 40-50 maç oynamış adamlar milli takım kadrosunda. bu çocuklar yazın kampa katılmak için 1 hafta izin alacaklar takımlarından, sezon sonunda hiç bir vasfı ve amacı olmayan 5 tane hazırlık maçı oynadı diye.
  • 765
    profesyonellikten uzak milli takım.
    en sonunda survivor'da ödül olarak oynatıldı. kazanan takım new york'a milli takım kampına gitti. futbolcularla konuştular, aynı masada yemek yediler. hocanın yanında kankası acun ve yarışmacılar, gereksiz bir ortam. milli takım kampını acun'un keyfi için, reytingi için ayak altı edilmesine ne demeli? bugün gördüğüm olay başlı başına bir fiyaskodur, ciddiyetsizliktir.
  • 767
    survivor'da izlerken güldüm eğlendim ama böyle bir olay acaba normal midir diye düşünmeden de edemedim. hazırlık kampında oldukları için fazla göze batmaz da televizyon programından üç yarışmacının gelip takımın içine girmesi, gülüp eğlenmesi ne kadar doğrudur tartışılır.

    (bkz: acunun takımı)

    turabi ve panpalarıyla antreman bile yapmış milli takım.
  • 768
    fatih hocanın hazırlık maçlarında as takımından ziyade yeni arayışlar içerisine girmesini doğru buluyorum. yalnız oynanan takımlara tepki olması normal ilk oynadıklarımız çerez takım, sonrası orta düzey olup ona da zorlanınca haliyle eleştirildi. normal kadrodan farklı 10 yada 15 kişi içinden 3 yada 4 kişi milli takımlara kazandırılabilirse kardır zaten hazırlık maçlarının da amacı bu olmalı. milli takımların çoğu zaten bir arada sürekli yanyana oynayamayan oyunculardan kurulduğu için bütün hazırlık maçlarına aynı takımla çıkmanın bir anlamı da yok. ülke futbolumuzda büyük sıkıntı var. yetenekli, nitelikli futbolcu bulmada ciddi anlamda zorlanıyoruz. şu sistemde sürekli aramaktan başka çaremiz yok gibi. bir brezilya yada arjantin gibi futbolcu fabrikası olmadığımıza yada olamayacağımıza göre, kulüp altyapılarımıza almanyadaki sistem gibi devşirme futbolcuları yetiştirmemiz lazım ki gelecekten biraz umudumuz olsun.
  • 771
    başına kim gelirse gelsin aynı şekilde oynayan takımdır. şöyle ki şimdi terim geldi güya gençleşeceğiz yok yeni oyuncular ayakları geçiyor. resmi maçlar başlasın emre, volkan banko kadroda olcak. defans desen egemen, bekir vs gelir kesin. gençleşmek için bilal kısa da oynar. ee ilerde burak, umut orta saha selçuk inan, alper, nuri. sağ bek sol bek gökhan, caner. eee bakın 1 çırpıda kadro hazır çok zorlanmadım çünkü bunlar futbolu bırakmadıkça milli takımda olcaklardır. eee sen hala bunlarla oynarsan kendi ayağına sıkarsın. 2016'ya yönelik düşünülmesi lazım maksimum 28-30 yaş aralığında futbolcular alınmalı. 30 geçmiş 1 kişi dahi olmamalı. yoksa 2 yaş daha eklersiniz olur 33,34.
  • 772
    '' başına kim gelirse gelsin aynı şekilde oynayan takım '' yorumuna kesinlikle katıldığım takım.

    bunun ana sebebi ise türkiye'de futbol oynanmıyor olmasıdır. a milli takım o dönemin formda ya da gözde oyuncuları için sadece bir tatmin yeri. mesela bu aralar gözler arda'nın üstünde. yarın selçuk'un olur, öbür gün hakan'ın olur vs vs.

    ülkede futbol namına bir şey oynanmadığı için, salt türk futbolcularla uluslararası arenalarda çuvallıyoruz. profesyonellik yok, iş bilinci yok, yetenek olsa bile bunu dizginleyecek ve kontrol altına alacak disiplin yok, herhangi bir futbol felsefesi geliştirme ya da mevcudun üzerine koyma yok. sadece milliyetçi duygularla az bişey gazlama, birde mevcut futbolcuların kulüplerinde geleneklerini sahaya yansıtmalarını umma güdüsü var.

    bu şekilde başarılı olan bir takım yok tarihte, olamazda. varsa götümü keserim. futbolun gerçeklerini ortaya koymadan bırakın uluslararası arenada başarılı olmayı turnuvalara katılmaya hak bile kazanamazsınız.

    not : 2002 dünya üçüncülüğü ve 2008 avrupa üçüncülüğünü bi kenara koyuyorum. çünkü bir tanesi tamamen galatasaray ekolünün, diğeri ise bana göre %50 şans %50 motivasyon eseri.
  • 773
    klasik bir laf var ya, "elin oğlu uzaya çıkıyor, biz hala bilmem ne" falan diye...
    hep katıldığım, kesinlikle haklı bulduğum sözdür.

    4 ekim 1957'de, sscb tarafından uzaya ilk uydu fırlatılıyor,
    bu anlamda amerika ile aralarında ilk uzay savaşı başlamış oluyor.
    2. dünya savaşı'ndan kalma teknolojilerle, iki ülke başta olmak üzere bir çok ilerici devlet kendiniteknoloji ve bilimanlamında geliştiriyor.

    türkiye'de o sırada ne mi oluyor?
    850.000 dolarlık kauçuk ithal edecekmişiz, yukarıdaki tarihten 3 gün önce milliyet gazetesi'nde bu tip haberler yer alıyor.

    ve tahmin edeceğiniz üzre, aradan uzun yıllar geçtikten sonra, türkiye bir şekilde kendi uydusunu yapıp uzaya fırlatmayı deneyebiliyor.
    çünkü hep geriden geliriz biz...
    kadınlara seçme ve seçilme hakkı avrupa'nın bir çok ülkesinde yokken ülkemizde vardı, çünkü bir tek o dönem ilericiydikher anlamda,
    sonrası, internet deyimi yerindeyse, epic fail...

    halen bir yerli arabamız yok yüzde 100 donanımı ve beyni bizden olan.
    tıpkı keşif, buluş ya da çığır açan teknolojik ilerlemeyi sağlayamadığımız gibi.

    sporda, elle tutulur bir kaç büyük başarımız var,
    2'si galatasaray futbol takımımızın yıllar öncesinde gelen uefa ve süper kupa zaferleri,
    milli takımlar düzeyinde, tarihinin belki de en iyi kadrolarından biriyle, 1 dünya üçüncülüğü,
    1 avrupa üçüncülüğü...

    gurur duyduğumuz şeyler o kadar az ki, elin oğlunun hollanda'sı her maç farklı bir rekoru kırarken,
    biz hala karıncalanmış özetlerimizi izliyoruz...

    geri kalan mı?
    devşirme sporcularımızla kovalanan atletizm yarışmaları,
    80 milyonluk ülkeden adam gibi futbolcu çıkartamadığımız için adını ve kimliğini değiştirdiğimiz futbolcularla kovalanan hedefler,
    babası tarafından şirketlerine yaklaştırılmayan tipler tarafından yönetilen ülke futbolu,
    babalar gibi şike yapmış yöneticilerin dışarıda terör estirmesi,

    falan filan, bildiğiniz boktan memleket manzaraları...

    o kadar kötü olay, afet, terör, ekonomik ve siyasi bunalımların içinde, sadece galatasaray ve milli takım ile nefes alabilen türk taraftarlar,
    sadece 90 dakika dertlerinden uzaklaşıp kalpleri farklı atan türk futbolseverler,
    uzun yıllar olduğu gibi, bu sene de bir dünya şampiyonasında elin adamlarının takımlarını takip etmekteler.

    etmeyip napacağız, dizi mi izleyelim elimizde çekirdek tabağı ile?
    oturupalmanya'yı konuşacağız, portekiz'i tartışacağız, "bosna çakıverse" diyeceğiz, muslera'ya dua edeceğiz.

    ama sahada, asla bir ay yıldızlı forma görmeyeceğiz.
    açıkçası üzülmüyorum, eleştirmek niyetindeyim sadece.

    çünkü futbolu iğrenç adamların yönettiği bir ülkenin,
    şikelerin cezasız kaldığı bir memleketin milli takımının,
    başarılı olmasını istemiyorum.

    nüfusu bir uşak, birkastamonu etmeyen ülkeleri yenemiyoruz ki, çıkıp italya ile boy ölçüşelim.

    es kaza gidebilmiş olsaydık dünya kupası'na,
    dün* portekiz'e 4 atan almanya, bizimkilere kaç tane sallardı sence?

    zaten futbolu geliştirmek adına yabancı sınırıkoyan federasyonun sözde milli takımından, başarı anlamında ne beklersin?
    sahadakiler, yeterincefutbola yabancı zaten...
  • 775
    şili'nin attığı golleri tüm dünya manşet yapıyor kardeşim...
    kosta rika grubunda liderliğe oynuyor italya, ingiltere ve uruguay arasında...
    ekvator diye küçümsediğin takım grubunda ikinci gidiyor...
    gana bile portekiz'in üstünde yer alıyor...
    cezayir, belçika ile çekişiyor....

    sen anca git, diğer ülkelerin takımlarını dünya kupalarına hazırla,
    idman takımıniyetine seni kullansınlar.

    yakışır...

    şu da bonus: (bkz: #1506332)
App Store'dan indirin Google Play'den alın