bir dönem kendisine dilenen taraftarlarımız vardı. şükür ki güneş'e altın semer vurmuşlar, güneş yine bildiğimiz güneş.
2006
iğrenç bir adam ama kovarlarsa bjk ebesinin şeyini tersten görür.
fikret orman "ucuz adam alacağız" diye takımı huzurevine çevirdi, ama öbür yandan medel'e negredo'ya lens'e ödenen yıllık ücretin haddi hesabı yok. negredo bitik, atiba ölmek üzere, lens 5 metreden gol atamıyor. şenol güneş buna rağmen baya iyi iş çıkardı bence. adriano'nun pepe'nin transferleri ne kadar doğruysa diğer mevkilerdeki takviyeler bir o kadar yanlış.
çünkü beşiktaş hücum hattında öyle aptal bir kadro kurdu ki teknik direktörün "talisca'yla quaresma'nın keyfi gelsin de oynasınlar" diye dua etmekten başka yapabileceği hiçbir şey yok. onlar oynarsa kazanıyor, oynamazlarsa kaybediyor. vagner love takıma adapte olacak da, gökhan töre sakatlıktan dönecek de... anca üçüncülüğü kurtarırsın bu saatten sonra.
umarım şenol'u kovmak gibi bir hata yaparlar da seneye yaş ortalaması 32.5 olan kadrolarıyla perişan olurlar. haydi tinerci taraftar yap şovunu.
2007
kendisini çokta tutmam.
ama bu hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri başarının küçümsenmesidir. madem onun taktikleri işe yaramıyordu euro 2000'de neden nal topladık ? bal gibi de takıma doğru teşhisi koyup, doğru oyuncu grubunu sahaya sürdü.
hea bana göre yıldıray yerine arif olabilirdi ama 1 sene önce şl'de final yapmış yıldıray'ı her oyuncu kesemez. bir de hakan şükür ve ilhan'ın uyumunu 3-4 maçında kullanmsı eleştirilebilir.
2008
2017-2018 sezonu sonunda şampiyonluk kupası elimizde yükselirken kendisi rüyadan uyanıp şerefli üçüncülüğe geri döndüğünde yüz ifadesini merak ettiğim filozof.
bu arada a milli takım bahsedildiği gibi bence euro 2000'de nal toplamamış, italya, isveç ve belçika'nın olduğu gruptan çeyrek finale çıkmıştır. çeyrek finaldeki portekiz maçında da olanlar malumunuz. fernando couto sahtekarının oscarlık performansı sonrası alpay'a gelen kırmızı kart ve kazandığımız penaltıda arif'in gereksiz "ben kullanacağım" ısrarı sonucunda vitor baia'nın kucağına nişanladığı top.
avrupa kıtasından tek bir takımla oynamamış olsak da alınan dünya 3.lüğü tabi ki tarihi bir başarıdır fakat euro 2000'de nal topladığımız düşüncesi de haksızlık gibi geldi bana.
2009
kimsenin küçük göremeyeceği bir başarıya sahiptir. keza beşiktaş bu iki sene elde ettiklerini bir on beş sene daha göremez. bunların yanında popülerleşmeye başlayan tabirle "istanbul havasını" soluyunca hakikaten kendisine bir haller oldu. bu süreye kadar loser bir adamdı ama seviliyordu. şimdi ise git gide kendinden nefret edilen bir insana dönmeye başladı. daha önceden de söylemiştim, tekrarlayayım: üçüncü terim dönemi sonrası kendisi ile yolumuz kısa sürede kesişseydi, ikinci altın çağımızı yaşamış, belki de yaşamaya devam ediyor olurduk. o zaman da sevilmeyen şenol güneş olur muydu? orasını hiçbirimiz bilemeyiz.
2010
" istanbul'un kirli havası " onu hiçbir zaman bozmadı çünkü o trabzon dönemlerinden beri böyleydi. kazanınca felsefe yapmalar, şirinlikler kaybedince içindeki sinsiyi göstermeler..
karakter problemi yaşayan, masum ve mazlum edebiyatını iyi yapan küfürbaz bir antrenör.
2011
kazandıklarından çok, kaybettikleri ile hatırlanacak teknik direktör.
2012
mevlana'nın sözü diyerek, cemal süreya'dan alıntı yapmış efendi ve filozof teknik direktör. https://youtu.be/l-i2D_vIN_M
2013
hayatta iki büyük yanılgım oldu.
birincisi bu adamı filozof zannettim, ikincisi bir zamanlar rte’yi demokrat zannettim.
beyle yanılgının içine soxum!
2014
cenk'i satıp yerine love ve larin'i alan bunun üstüne de utanmadan sınırdan şikayet eden çakma filozof.
2015
filozofluktan filozortluk mertebesine ulaştığına göre, hacı bayram-ı veli' nin "kibir bele bağlanan taş gibidir; onunla ne yüzülür, ne de uçulur..." sözünü unutmaması gereken teknik direktör.
keşke hep 2002 dünya kupasında ulusumuzun göğsünü kabartırken dahi ev arkadaşımın ricasıyla telefonla bana ulaşıp, hayatımın en güzel heyecanlarından birini bana yaşatmış olmasaydın... keşke o çok istediğim imzalı (bkz: hasan şaş) formasını hızlı bir şekilde yollamasaydın... keşke o dönemdeki şenol amcamız olarak kalabilseydin...
yıllardır başarılarından mutlu olan beni, istanbul'a ayak bastığından beri hayal kırıklığına uğratmasaydın keşke hocam...
her çıkışın bir inişi vardır unutma hocam... iki şampiyonlukla bu derece değişen düşüncelerin, o koltuktan inip özüne döndüğünde filozortluktan tekrar filozofa dönüşebilmeni sağlayabilecek mi merak ediyorum...
son olarak unutmadan; sürekli şikayet eden çakma filozof!
cenk'in yurtdışına gidişinin yabancı sınırı genişliği ile alakasının olmaması, ozan tufan'ın oynayamamasının yine aynı şekilde doğrudan yabancı sınırlamasından ötürü olduğunu söylüyor. bu adamlara hatırlatmak lazım, istersen 11 tane türk oyuncuyla oynatabilirsiniz takımlarınızı. cenk, yetenekli, güçlü ve azimli olduğu için, bir o kadar da ikamesini yabancı bir oyuncuyla sorunsuz doldurabileceğiniz için premier lig'e dünya kadar paraya gitti. ozan'ın oynayamamasının ise bununla bir ilgisi yok. o aykut kocaman'ın problemi =)
şu yabancı olayını 0 yapsanıza, yemin ederim çok istiyorum. 5 sene de hiçbir şekilde karışılmayacak, bu 5 sene boyunca hiçbir yabancı adam oynayamayacak. ama yok öyle, colin kazım'lar, aurelio'lar, mert nobre'ler falan asla karıştırılmayacak, onu söyleyelim. ulan saksıyı çalıştırsana, burak'ı çin'den niye siktir ettiler? adamlarda bizimkinin bile daha ağırı bir yabancı sınırı var. yoksa burak orada da gol atıyordu. en ufak bir şeyde yabancı sınırını suçluyorsunuz, bir baksanıza kendi yetiştirdiğiniz oyuncular bile aynı durumdan muzdarip. hiç mi empati yok sizde be?
''14 tane yabancı sistemi başından beri yanlış. yabancı bir oyuncuya para veriyorsam oynatmak için alıyorum demektir. yoksa neden gelsin yabancı? bunun üzerinden gidersek, 14 tane yabancı alıp 3 tane yedeğimiz kalıyor. bari 11 yapın. bir de 'cenk gitti yurt dışına' diye savunuyorlar. kişilere bakarak örnek olur mu? cenk tosun daha iyi oynadığı için oynadı. cenk genç bir oyuncu değil ki. geldi belli bir yaşa... adamın 20 yaşından önce hazır olması lazım. altyapı da bunun için önemli. fatih aksoy, 3 senedir bende. bir mesafe aldı. a takımla oynar mı bir soru işareti. halbuki öyle değil, benim altyapıdaki oyuncum yıldız olarak çıkmalı. herkesin bu ne oyuncu demesi lazım. emre mor öyle denilerek satıldı ama hala oynamıyor, dolaşıyor. yabancı sayısına bir bulunur ama tartışılmadı ki. bana fikrimi soran da olmadı. mesela 28 kişilik kadronun 20'si serbest, 8'i altyapıdan olacak. bitti. 20 tane istediğini koy. ben mecburen o 8 taneye kalacağım. sakat olacak, cezalı olacak. bana da bir opsiyon ver. mesela ozan tufan, yabancı oyuncu fazla olmasaydı mecbur oynayacaktı. oradan buraya geldi, böyle oldu demiyorum. sistem de bunu harcıyor. toparlanmazsa sıkıntı demiştim. dalgalanma geçirdi ama şansı var hala. çünkü yaşı müsait. anadolu’da aile ne düşünüyor? iş arıyor çocuğuna. hadi ben en üst kademede 5 bin verdim. diyarbakır’da 5 bin tl alamaz bir çocuk. bir kulüpte bu parayı alabilir. iyi oynarsa 500 bin de alabilir 5 milyon da... nereye gider bilmem ama en kötüsü yılda 60 bin tl alır. baba buna razı. okulla beraber yapıyor bunu. hadi o da olmadı, adam olur bari. ama bu tarafa hiç kaymıyoruz. hep fabrika arıyoruz. olan yerlerde yap. çorum’da kocaelie’de yap. işsizlik var. altınordu’nun yaptığını bu şekilde yap. bu devletin de işine gelir.''
bre çok bilmiş. 2 yıldır rakiplerin mal gibi transferler yaptığından, mal gibi yönetildiklerinden keyfin yerindeydi. 2 tane şampiyonluk kazanırken her şey iyiydi. hiç konuşmuyordun aylardır. ne zaman ki şampiyonluk zora geldi, tren kaçmak üzere beyefendi konuşmaya başlamış.
kusura bakma hoca, kendine yavaş yavaş milli takım için yer yapmaya bak. 2 aya kadar istifa edeceğini hepimiz biliyoruz.
sezon başından beri bu çakma filozofun aklının milli takımda olduğu bariz belli bir şey. bu sezonki muhtemel bir başarısızlık sonucunda da yüksek ihtimal milli takıma kapağı atar.
biraz akıllı oynayıp puan kaybı yaşadığımız maçların bazılarını alsaydık, bjk çoktan havlu atmış şuan lige zaten. şenol da milli takımla ön protokolü imzalamış olurdu.
2002 dünya kupasındaki yarı final maçında türkiye'nin ilk 11'i. 8 galatasaraylı var, yedekten de arif dahil oluyor sonrasında. galatasaray'ın ekmeğini yiyip hayatında göremeyeceği böyle bir başarıyı yakalamış adam. sanki kendi hocalık yeteneğiyle milli takımı 3. yaptı.
geçiniz, bursa, trabzon, bjk gibi küçük takımların büyük hocasıdır. iki sene ortalığı boş buldu, ibb'le çekişti falan bir halt sandılar bunu ve takımını. gerçi salaklık bizde riekerink, mustafa denizli, tudor vs. gibi adamlardan medet umarak son iki sezonu yedik.
2019
ne dediğini bilmeyen çok karmaşık cümleler kurarak çok şey bildiğini zanneden devşirme beşiktaş efsanesidir. türk futbol tarihinin 2. büyük hocasıdır. 1. olanı söylemeye gerek yoktur.
2020
14 yabancı kuralının yanlışlığını kendisinin oynattığı sistem çökmeye başlayınca belirten teknik adam. öyle yanlış demekle olmaz. sana göre sınır 6-7 kişi mi olmalı, o zaman kadronda o kadar yabancı bulundur. sonra açıklamalarda dersin bu kuralı protesto ediyorum, bu yüzden takımda az yabancı bulunduruyorum. senin takımında 14 yabancıdan fazla yabancı var ya, bu kadar iki yüzlü olma. zar zor o yabancıları başka takımlara iteledin.
"mesela ozan tufan, yabancı oyuncu fazla olmasaydı mecbur oynayacaktı. oradan buraya geldi, böyle oldu demiyorum. sistem de bunu harcıyor. toparlanmazsa sıkıntı demiştim. dalgalanma geçirdi ama şansı var hala. çünkü yaşı müsait."
kurduğu ilk cümleyle, savunduğu yabancı oyuncu sınırının ne kadar gereksiz olduğunu kanıtlamıştır.
hatta ''yabancı oyuncu neden sınırsız olmalı?'' diye sorsalar, tam olarak bu cümle kurulmalı.
ozan tufan, yabancı oyuncu fazla olmasaydı mecbur oynayacaktı.
ah feylosof ah.
2022
''14 tane yabancı sistemi başından beri yanlış. yabancı bir oyuncuya para veriyorsam oynatmak için alıyorum demektir. yoksa neden gelsin yabancı? bunun üzerinden gidersek, 14 tane yabancı alıp 3 tane yedeğimiz kalıyor. bari 11 yapın.'' demiş hoca. yani yerli oyunculara oynatmak için para vermiyor. açık açık bunu söylemiştir.
her şey tamam da "yabancı sayısı çok" dememiştir. hatta "bana kalırsa 20 tane serbest olsun 8 tane de altyapı zorunluluğu olsun" demiştir, ben yanlış okumadıysam.
zira kendi işini yürütenler yabancılardır. cenk dışında sürekli olarak iş gören yerlisi yok neredeyse.