resim
Selçuk İnan
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kocaelispor
Yaş:41
Uyruk:Türkiye
  • 14680
    taraftarın bu zata vefasızlık yaptığını düşünen var ise, 2 sene oynadığı güzel futbolun ekmeğini bu klüp 8 senedir fazlasıyla kendisine ödüyor zaten. resmen hayır kurumuna döndü klüp.

    bu arkadaşın sürekli yaptığı yan ve geri pas tercihlerini bir kenara bırakalım, 7 metre ötesinde koşan rakipten kurtulup boşa çıkarak pas istemeye bile üşenen bir adamdır kendisi.*

    16 ağustos 2019 denizlispor galatasaray maçı‘nda kullandığı penaltı hakkında yorum bile yapmayacağım. tek skilli penaltı kullanmak olan şu herifin vuruşundaki amatörlük, gözümün önünden gitmiyor resmen.

    allah bildiği gibi yapsın seni be adam. daha ne diyim ben sana.
  • 10676
    hazır riva ve florya'dan parayı bulmuşken bir 5-6 milyon avro da selçuk'a bayılıp sözleşmesini feshetsek ya.
    çünkü hepimiz yorulduk artık her transfer döneminde,
    acaba selçuk'un yerine orta saha alınacak mı alınmayacak mı diye düşünmekten.

    sabri'li, semih'li, chedjou'lu kadroda sırıtan adam,
    gomis'li, clichy'li, belhanda'lı, maicon'lu kadroda ben futbolcu değilim diye bağırır.

    kaç senedir beli dönen orta saha izlemedik yahu. hayır yani galatasaraylılar olarak chelsea taraftarından ne eksiğimiz var ne günahımız var da onlar kante-fabregas izlerken biz selçuk- de jong izliyoruz.
  • 15693
    kim olduğunu bile hatırlamadığım bir hataylı’dan; gerçek yaşının, kimlik yaşından 2 yaş büyük olduğu muhabbetini duymuştum bir kaç sene önce. fizik olarak bu denli düşmesinin bana mantıklı tek açıklaması bu gibi gelmiştir o zamandan beri. doğrudur yanlıştır, uydurmadır bilemem tabi. kaynağı bile hatırlamıyorum.

    her şey için teşekkürler kaptan! yolu her alanda açık olsundur...
  • 12063
    sözleşmesinde yazan bedeli alması hakkıdır fakat bu bedel karşılığı adam akıllı top oynaması da bizim hakkımızdır. ben sözleşmelerde oyuncu korunurken kulüpleri de koruyacak önlemler alınması gerektiğini düşünüyorum. 2 yıl oyna kap sözleşmeyi sonra yat ayağı olmamalı.

    bunun haricinde kendisi sinsi biridir, hayatta en çok çekindiğim insan tipi. sessiz durup ortalığı karıştıran tiplerden. galatasaray için bu saatten sonra en hayırlısı bu elemanın parasını verip tesislere dahi almamak olmalıdır. çünkü kendinde gram edep olsa, erdem olsa, iş ahlakı olsa o yüksek paraların hakkını vermek için çabalar.
  • 10845
    valbuena, mehmet ekici transferleri sonrası güçlenen fenerbahçe futbol takımı'nın orta sahada tam ihtiyacı olan maestro. umarım sinan güler gibi kendisini de fener'e kaptırmayız.

    aziz yıldırım'a buradan çağrım; sinan güler'i aldınız, selçuk inan'ı da alırsanız ezeli rekabette galatasaray'a çok büyük darbe vurursunuz. ama almaya gücünüz yetmez, galatasaray taraftarı selçuğu yedirmez. yiyosa alın.

    ey aziz yıldırım, eğer adamsan, adam değilsin demiyorum ama birazcık adamsan selçuğu almaya çalışırsın ve galatasaray taraftarının gücünü görürsün. selçuğu yedirmeyiz, selçuk da galatasaray'ı hayatta bırakmaz. hadi bakiyim sıkıyosa al selçuğu da.
  • 6956
    birtakım düşük beklentili taraftarımızca performansı yeterli görülen futbolcu. hangi ara böyle oldu bilmiyorum ama son yıllarda futbolcuya tapan taraftar profili türedi. 3-4 maçta 1 kere iyi oynayan adamlardan bile avrupa'nın sayılı ortasahalarından biriymiş gibi söz edilir oldu.

    -selçuk 14-15 sezonunda asla 12-13 sezonundaki gibi değildi. hele 11-12 sezonundaki gibi hiç değildi.
    -selçuk bu takımın en çok maaş alan 3-5 futbolcusundan biri. ama performansı en iyi olanlardan biri değil. performans-maliyet ekseninde uçurum var.
    -selçuk maç seçiyor, hoca seçiyor, istediği yerde oynamayınca trip de yapıyor. bu beni korkutuyor çünkü takımda bir gelişmeler olunca selçuk'un tavrı önem kazanıyor.
    -selçuk gittikçe hantallaşan bir oyuncu. melo da eski çevikliğinde değil. melo-selçuk ikilisi bırakın avrupa takımlarını süper lig maçlarında bile ortasahayı ele geçiremiyor.
    -selçuk takım içerisinde trabzonlu çete dediğim grubun lideri. hocaya olcan'ı ve umut'u oynatması için zaman zaman baskıda bulunuyor. 2015-2016 transfer sezonunda burak'tan daha iyi bir santrafor almayacağız. kulübeye transfer yapacağız. neden? selçuk trip atabilir diye.

    ama son 5-6 hafta için selçuk'a teşekkür etmezsem haksızlık yapmış olurum. bence şampiyonluğu biz son 5-6 haftada hiç gol yemeyerek ve puan kaybetmeyerek kazandık. bunda selçuk'un şampiyonluğa inanması etken oldu. ama iyi oynamasının da bir sınırı var. artık bana göre selçuk kapasitesi sınırlı, ortalama bir oyuncudur.

    not: bir zamanlar en sevdiğim futbolcuydun selçuk. ama değiştin ve kendini takımdan üstün görmeye başladın. yarın sneijder, melo, muslera da değişsin, aynı tavrı onlara da gösteririm. bir oyuncuyu savunmak için 40 takla atmam.
  • 8409
    adam gelmiş efendice ortaya bir tez koymuş. demiş ki: takım boyu kısayken (hamza dönemi) daha randımanlı oynuyordu, uzayınca (denizli dönemi) fiziksel olarak rolünü kaldıramadı. beğenmiyorsan karşısına adam akıllı bir "fikir" koyarsın. biliyorum, biraz zor ama medenice tartışma budur. "bok gibi takım izleyin, size müstahak..." deyince neyi çözüyorsun? sen de de ki: "şu şu şu sebepten dediğinin geçerliliği yoktur."

    neyse, biz konuya devam edelim. baskılı oynayan hemen her takım defansını ileride kurup topu dar alanda çevirir. böylelikle futbolcular fazla efor sarf etmeden topun hakimiyetini elde ederler. madem öyle herkes böyle oynasın? öyle olmuyor işte. sen oyunu karşı alana yıktığında çat pat topu kaybedersen rakibin kontralarla malamat eder seni. bunun için pas oyununa uygun oyuncularının olması lazım elinde. bizim orta saha oyuncularımız bence bu iş için biçilmiş kaftan. selçuk, bilal, emre, jose bu pas işini çok güzel kotarabilir. stoperlerimiz her ne kadar kendi görevlerinde on numara olmasalar da teknik olarak iyiler. chedjou ve hakan da bu oyuna rahatça dahil olabilir. sneijder ve podolski zaten çocukluklarından beri o mantaliteyle yoğrulmuş adamlar. tek sıkıntımız forvet mevkisinde. hamza, beğenelim veya beğenmeyelim, bu sistemi takıma benimsetmeye başlamıştı. hamza'nın bu sezonu için konuşuyorum, ligdeki hiçbir maçta kötü oynamadı takım. buna içeride kaybettiğimiz osmanlı ve deplasmandaki rize maçı da dahil. ha takımın sorunu gol yemesiydi. onun sebebi de yukarıda bahsettiğim stoperlerimizin teknik olarak iyi fakat savunmadayken yavaş ve tek hamleli olmalarından kaynaklanan hatalardı. bu sıkıntımızı da yediğimizden fazlasını atarak absorbe edebiliyorduk. sonra denizli geldi ve tahminimce şunu düşündü: bu takım çok gol yiyor, defansı geriye çekersem bu sorunu halledebilirim. bunu ofsaytın bambaşka olduğu, geri pasınsa hiç olmadığı seksenlerde düşünse sıkıntı yok da 2015-2016'da epey "çağdışı" oluyor işte. çünkü böyle yapınca rakibine kendi yarı sahasına hapsedemiyorsun. 2004 avrupa şampiyonası'ndan beri de küçük takımlar da dahil iyi kötü herkes savunma yapabiliyor zaten. nihayetinde sen rakibe topyekün baskı uygulayamazsan ve forvetlerinden de fevkalbeşer isimler değilse ki bizimkiler yakınından bile geçmez bu tanımın, gol atamıyorsun. golü bulamayınca da takımın üzerindeki mental stres artıyor ve bunun sonunda hatalar silsilesi meydana geliyor, golü yiyen sen oluyorsun. şimdi selçuk olayın neresinde? birince senaryoda, yani hamza döneminde selçuk dişlinin sadece bir parçasıydı. fakat önemli bir parçasıydı tabii. insanların eleştirdiği o yan paslarla topu takımda tutuyor, arkadaşlarını rahatlatıyordu. deplasmandaki rize maçını hatırlayalım. selçuk, maçın başlarında sakatlanıp çıktıktan sonra çok iyi giden oyunumuz bozuldu. takım top tut(a)madı çünkü ayağında. peki ikinci senaryoda selçuk olayın neresinde? denizli gol yemeyeceğini düşünerek defans çizgisini kale önüne çekmiş vaziyette. topun ileri uca aktarılması lazım. görev kime düşüyor? selçuk'a. rakip hücuma çıktı, defansa kadar adam kovalama görevi kimde? selçuk'ta. rakiplerinde muhtemelen iki tane ön libero var, onların presiyle kim boğuşuyor? selçuk. "ne var la bunda? günümüzde bütün orta sahalar bunları yapıyor zaten!" diyebilirsiniz fakat bu aksiyonları bir 40 metrede yapmak var, bir de 70 metrede. üstüne üstlük forvetimiz umut top tutma hasletine dünyadaki en uzak oyunculardan birisi. ileri uca giden toplar duvardan seker gibi karşı atak olarak bize dönüyor. senin bu mesafede top oynaman im-kan-sız. bu sistemde payandalık görevi gören selçuk'un da bu yükü kaldırması mümkün değil ki zaten son iki üç maçta tel tel dökülmeye başlamıştı. şayet üç ciğerli bir mutant değilse hiçbir futbolcu bu yükü uzun süreler taşıyamaz. hamza döneminde beğendiğimiz jose'yi neden denizli döneminde aforoz ettik sanki? halis muhlis pas oyuncusu olan jose'ye "gardaş, sen orta sahaya geç hem at gibi koş hem de pasların hatasız olsun." dersen hem oyuncuyu yok edersin hem de takımı sabote edersin. çünkü o adam da sneijder, podolski gibi belli bir mantalite ürünü olarak yetişmiş. cruyff'tan bu yana gelen ve real de dahil tüm ispanyol futbolunu etkileyen barcelona mantalitesiyle. barça, o ayılıp bayıldığımız oyununu defansını ta orta sahaya çekerek oynuyor. pes'te bile simule edilmiştir bu olay.

    hülasa, selçuk'un milli takımda iyi oynayıp bizde kötü oynamasını "milli takımda kankileri var yea..., her şeyi ona göre mi ayarlayacağız yea..." gibi fikir kırıntılarıyla şerh etmeye kalkarsan olayı tesadüflere bağlamış olursun. tesadüflere kimin inandığını söylemeyeceğim, onun yerine yirmi dört asır önce yaşamış bir adamdan, socrates'ten alıntı yapacağım: kainatta tesadüfe tesadüf edilemez.
App Store'dan indirin Google Play'den alın