resim
Selçuk İnan
Görev:Teknik Direktör
Takım:Kocaelispor
Yaş:41
Uyruk:Türkiye
  • 14720
    kendisi 182 boyunda, 34 yaşındadır. sanırım 30 yaşından beri fiziken bitik kendisi.

    selçuk'u hep incelerim sağlık kontrolü fotoğraflarında. kendisinin düşüşünün üç ihtimali var:
    1- teknik ekip ve kendisi core kaslarının varlığından bir haber.
    2- kendisinin core kasları yok.
    3- kendisi tembel.

    ben üçüncü şık üzerinde duruyorum. ya selçuk, onlar nasıl oblikler? nasıl bir karın o? bacakların zaten rezalet durumda, yani bacak kasları yok sanırım selçuk'un. onu geçiyorum. ya en azından core kısmı kuvvetli olsa beli çabuk dönecek, kıvraklığı yerinde kalacak. yani tamam bacaklar iptal, kalça kısmın iptal. şutlar falan geçtik artık. ama bari core olsun. çabuk düşme hemen, sağlam kalabil.

    selçuk'ta 4 yıldır yok core kasları herhalde.

    http://3.bp.blogspot.com/...nan+galatasaray4.jpg
    https://i.hizliresim.com/G03kdN.jpg

    kral fiziğin hiçbir zaman iyi değildi de ayıp olmuyor mu bu cılızlık artık hayır 180 de boyun var yani sıfırdan ben mi gelip öğreteyim core kaslarının önemini, glute-üst bacak kombinasyonunun şutunu nasıl sağlam tutacağını falan?

    ben bu adamı görmeye dayanamıyorum. ya ben bu adam yüzünden galatasaray adına heyecanlanamıyorum kardeşim.

    birileri çıkacak bu adamı oynatacak. sonra o maç kaybedilecek. sonra ben üzüleceğim. üzülemiyorum. çünkü biliyorum bu adam oynayınca eksik mücadele edeceğiz. ben bu adamı sahada görünce fm falan açıyorum. bari kendi hatamla bir şey kaybedeyim de ekran başında sinir hastası olmayayım diyorum.

    bu adamın her şeyi batıyor artık bana. pas hatası da, millete pasta yedirmesi de, o rezil haldeki fiziği de, penaltı atmayı becerememesi de. yeter be.
  • 7235
    geçtiğimiz sezon* 1852 pasından 1579'u isabetliymiş.
    rakip yarı sahadaki pas isabet oranı %85.3. bu oran wesley sneijder'de %77.
    verdiği pasların %31.5'i ileri paslar, bu oran wesley sneijder'de %32.
    verdiği kilit pas sayısı 63, 6'sı asist olmuş; wesley sneijder'in kilit pas sayısı ise 60, 2'si asist olmuş.

    savunmada 77 top kapma girişiminden 57'si başarılı olmuş (%74); bu rakamlar felipe melo'da ise 58'e 42 (%72).
    girdiği 352 ikili mücadelenin 184'ünden başarıyla ayrılmış (%52); bu rakamlar felipe melo'da ise 285'e 167 (%58).

    hâsılı:

    1) sürekli yana pas yaptığı argümanı, eleştirmek için boş bir argüman; doğru, yan pasları daha fazla, toplam paslarının %53.2'sine tekabül ediyor ancak o zaman aynı eleştiriyi wesley sneijder'e de getirmeniz lazım çünkü kendisinin de paslarının %52.7'sini yan paslar oluşturuyor.

    2) sorumluluk almadığı iddiası saçmalık; kilit pas sayısı wesley sneijder'den yüksek.

    3) savunmada felipe melo kadar caydırıcı bir oyuncu olmayabilir ama top kapma oranı melo'dan yüksek, girdiği ikili mücadeleleri kazanma oranı da çok yakın.

    -----

    bu istatistikleri buraya yazarken amacım selçuk inan'ın wesley sneijder ve felipe melo'dan etkili oynadığını iddia etmek değil. gerçi, felipe melo'nun yitirdiği çabukluğu ve dinamizmiyle bu sezonki savunma zaafımızın en büyük müsebbiplerinden olduğunu düşünüyorum ama wesley sneijder'in üç beş selçuk inan'lık katkı verdiğini tartışmaya bile açmam. wesley sneijder hiçbir şey yapmasa da ilk on bire yazılacak ve maç bitene kadar sahada kalacak bir adam; çünkü bir anda iki tane sallar otuz metreden, maçın kaderi değişir. ancak, selçuk inan'ı wesley sneijder ve felipe melo ile karşılaştırdım ki, taraftarın çoğunun bir anasına sövmedikleri bu adamın hiç de öyle iddia edildiği gibi oynamadığı görülsün. maalesef insanlar bir şeye inandılar mı önlerindeki gerçeği görmüyorlar. selçuk inan'ın düşük gözüken performansının kendisine hoca tarafından verilen görevle ilgili olabileceğini, değişen oyun planıyla alışılmış selçuk inan'ı gösterdiğini kabullenemiyorlar. çünkü onlar için ya siyah var ya beyaz. bir oyuncu iyi mi oynuyor? ölene kadar iyi oynamak zorunda. kötü mü oynuyor? ölene kadar kötü.

    selçuk inan bu takımın son üç şampiyonluğunda en büyük emeğe sahip oyunculardan biri; bu anlamda, kabul edin etmeyin, en az felipe melo kadar değerli. yaşlanıyor, tıpkı melo gibi, zaafları ortaya çıkacaktır; yerine dilerim jose rodriguez yetişir ve veda vakti geldiğinde selçuk inan'ın boşluğunu doldurabilir.

    not: istatistiklerin kaynağı -> http://www.goal.com/...a-galatasarayl%C4%B1
  • 15750
    öncelikle iyi ki doğdun selçuk kaptan. nasıl koydun ama frikikten?*

    https://www.galatasaray.org/...-galatasarayda/10513

    yukarıdaki linkte görülebileceği üzere galatasaray futbol takımına 25 mayıs 2011 gününde katılmıştır. bu da hem takıma ne kadar isteyerek geldiğini, hem de bir insanın kafasını bulandırmamasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. eğer selçuk; mehmet topuz gibi, alper potuk gibi, mert hakan yandaş gibi ve tahminen irfan can kahveci gibi transfer sürecini arap saçına döndürüp işi açık arttırmaya döndürseydi ki eğer erken imza atmasa fenerbahçe şike sürecine rağmen elinden geleni yapardı zaten şike süreci yaklaşık 1 ay sonra patladı belki de kazandığı başarıları hiçbir zaman kazanamayacaktı. selçuk attı imzayı, çıktı tatiline, kafasını boşalttı, geldi ve frikikten koydu. bu da diğer futbolculara ders olsun.
  • 16471
    https://x.com/...CQgPw-bvYlRu4txRPnYw

    roportaji simdi dustu onume. galatasaray doneminin 5 te 4 unde oldugu gibi, topu sagdan almis sola vermis. ne oynadigi belirsizdi, simdi de soyledigi belirsiz. gevelimis durmus. biraz durust olup her takimi calistiririm deseymis bari.
    zaten hic bir zaman galatasaray seviyesinde hocalik yapamayacak da. belki fener besiktas seviyesine gelebilir. o da farkinda herhalde.
    roportajda, bu benim hayatim diyip duruyor, senin bir futbol hayatin, herkesin tanidigin bir kariyerin varsa, bu galatasaray sayesinde var. fenere besiktasa gitseydin futbol tarihinin tozlu sayfalarinda yok olup giderdin. bu takim seni bir yere getirdi, sana yillarca hak etmedigin milyon eurolari verdi. kaptanlik yaptin, simdi “benim hayatim, benim profesyonelligim”. tamamen galatasaray’a saygisizlik yapan aciklamalar. durust olmayip, agzindan baklayi cikartamayip, mertce konusamamasi daha da saygisizca yapmis olayi. dinleyince de hic sasirmadim acikcasi.
  • 15588
    2019-2020 sezonu sonunda futbolu bıraktığını açıklayan kaptanımız. 18 temmuz 2020 galatasaray göztepe maçından sonra yaptığı basın toplantısında o kadar duygu dolu konuştu ki, bu formanın her zaman hayali olduğunu o kadar güzel anlattı ki... gözyaşlarını zor tuttu kararını açıklarken ve en çok hüzünlendiği şeyin galatasaray forması ve taraftarından ayılmak olduğunu söyledi.

    kızdık, sevdik, küstük, coştuk, adını bağırdık, xelçuk dedik, leşçuk dedik, gelsin istedik, gitsin istedik...
    kendisi hiç bir zaman galatasaraylılığını saklamadı, milli takımda yaşanan olaylardan sonra belki yakın arkadaşlarını bıraktı ancak ne hocayı ne de takımı satmadı. 2011-2012 senesinin başında paraya değil de sevdiği kulübe yani galatasaraya imza atarak, belki de tek başına türk futbolunun kaderini değiştirdi. en son 2008'de şampiyon olmuş, 2011'de dibi görmüş kulüpte 4 sene maximumunda oynadı, 5 şampiyonluk kupası kaldırdı, uefa şampiyonlar liginde çeyrek final gördü, art arda iki sene gruptan çıkan takımın starı oldu, "frikikten gol nedir?"i unutan bizlere frikikleri tekrar hatırlattı. evet o futbolu şimdi bırakıyor ama futbol onu 2-3 sene önce bırakmıştı.

    yolun açık olsun kaptan, biz seni sevdik, evet çok eleştirdik çünkü senin çok daha iyi olduğunu hep bildik, hep de çok sevdiğimizden sert eleştirdik. kendine iyi bak...
  • 10244
    yaşattığı bu duygu değişiminden gerek kulüp gerek de biz taraftarlar ders çıkarmamızı umduğum oyuncumuz. bazı davranışlarımız ve olaylara yaklaşımımız, genetiklerimizde yazılı adeta, başka ülke ve milletlere göre farklılıklarımız var doğal olarak. bunlardan iyi ve doğrular alınabilir, alınmalıdır, özellikle spor alanında.

    şimdi bakıyorsunuz bayern münih'e, duygusallık minimum seviyede kulüp yönetilirken. mario gomez diye forveti var, alman milli takımında da forvet oynuyor, alıyor kullanıyor oyuncuyu. pat, wolfsburg'da bir adam parlıyor, mandzukic, gomez'i sallıyor, mandzukic'i getiriyor, gayet de verim alıyor. sonra bir bakıyor, büyük rakibi dortmund'da uzun bir çocuk ligi kırbaçlıyor, muazzam işler yapıyor. devre arasında basıyor parayı, attırıyor imzayı. sezon sonuna kadar da oynuyor bu adam dortmund'da, bizde onu oynatanı ağız burun döverler, olaysız bitiriyor sezonu geliyor bayern'e, bayern daha iyisin buldu mu onu da yapıştıracak.

    bu örneği verme sebebim, değişim cesareti. daha iyisini buldun mu, bakmayacaksın mevcut adamın gözünün yaşına. evlatmış, geçmişte emek vermiş hepsi hikaye. bu kadar çılgınca paranın döndüğü, insanın takip ettiği bir mecrada, bunları düşünürsen anca uzaktan izlersin zaten elalemi. o evladın da sana zarar verir, eleştirenlere söver sayar, yarın öbür gün sırtından da vurur işine gelirse. ne yapacak selçuk mesela, yarın öbür gün galatasaray için, bu rezil halimde bana yıllarca forma verdiler, allah razı olsun mu diyecek. herif cukkaladığı milyonlarla inanılmaz rahat ömür geçiriyor ve geçirecek. yanlış anlaşılmasın, bu sadece bir örnek, hepsi her takım için geçerlidir. bizim şu kafadan kurtulmamız lazım, değişim için illa ki mevcut şeyin yıpranmasını, işlemez hale gelmesini beklemeye gerek yok. selçuk, burak, hamit gibi adamların 2013 yılında şutlanması gerekiyordu, yerlerine tazelerini yerleştirerek. ama 2013'te hasbel kader o hamle yapılsa, hem taraftarda, hem basında ''bu emek veren şampiyonlukta payı olan adamlara bu mu yapılır'' diyecek çokça insan olacaktı. peki bunu yapmadık ne oldu, o tarihte ayrılsa güzel anılarla anacağımız adamları, ana bacı söverek asla bu kapıdan tekrar giremeyecek halde yollayacağız, yolladık. bu süre içinde de sportif başarısızlık yaşadık, 2 tane kayıp var yani ortada. umuyorum bu olay bir ders olur, selçuk gibi sevilen bir oyuncumuzun, kaptanımızın, nefret edilir hale gelme döneminden çıkarımları yaparız, şu ''evlat,emek,vefa'' gibi kelimeleri önümüze engel etmeyiz. o kelimeler değerli kelimelerdir eyvallah, ama bu aldanma yüzünden elmander'e, ilic'e, mondragon'a, yakıştırdığımız şekilde olmayacak selçuk ile, yazık olacak.
  • 958
    abi takımın yarısından ruh fışkırıyor zaten. elmander, melo, sabri, ujfalusi, eboue, muslera, engin..bu adamların hepsi tribüne oynayan, tribünle daha iyi oynayan, candan adamlar. bırakın da arada selçuk gibi dengeler de olsun.
    kaldı ki bu adam ruhsuz değil. soğukkanlı. hep öyleydi. bundan sonra da öyle olacak.
    takımdaki 5-6 galatasaraylı futbolcudan birini, ''tribünle bütünleşmiyor yæ'' diye suçlamak ziyadesiyle yersiz bence. bu adam bu. hep böyle oldu. röportaj verirken de böyle. sahada da böyle.

    ayrıca bu adam esas ve en kral bütünleşmeyi, transfer döneminde şampiyonlar ligi'nde oynayacak bir takımın teklifini elinin tersiyle yitip, ligin 8.sine imza atarken yaptı zaten. daha nasıl bir bütünleşme istiyorsunuz anlamadım ki..
App Store'dan indirin Google Play'den alın