resim
Okan Buruk
Görev:Teknik Direktör
Takım:Galatasaray
Yaş:52
Uyruk:Türkiye
  • 22601
    takım içinde kırılma anlarında psikolojiyi alt üst edenlere haddini bildirmesi gerekendir. artık otoriterliğini göstermesi gerekiyor. fatih terimden öğrendiklerini hatırlasa yetecektir. sahada rakiple değil de arkadaşlarıyla uğraşan, gereksiz riskler alarak rakibi küçümseyen, başı kesik tavuk gibi oraya buraya koşan, kendi bölgesine sızan rakipleri takip etmek yerine son anda uyanan dalgınları bir hizaya getirmesi gerekiyor. galatasaray'ı ve galatasaray'da oynamanın ne anlama geldiğini unutanlara dersini verebilecek deneyime sahiptir.
  • 22603
    eğer kariyerinde bir basamak daha atlamak istiyorsa hatalarından ders almayı, b planı oluşturmayı ve otoriterliği öğrenmesi gerekiyor. kimse üzülmesin demeye devam ederse kendisi üzülecek. böyle yüksek bütçeli bir takımın var ama teknik ekibin akhisar belediyespor ekibi. şu oyun kurmayı, toplu oyunu artık çözmesi kafa yorması gerekiyor. farioli dediğin adam çağdaşı hoca yapan adamdır. alanya’ya oyun kurmayı öğreterek nerelere geldi. bak şimdi farioli nerede çağdaş nerede. futbol topla oynanıyor. her zaman baskıyla presle oynayamıyorsun. özellikle de çift maçlı turnuvalarda. presi de doğru düzgün yapamıyoruz zaten bireysel oyuncu kalitesi sayesinde. onun yüzde 60ı da osimhen zaten. kadrodan osimhen’i çıkardığın an her şey berbat oluyor. demek ki sistem değil oyuncu kurtarıyor seni. 4 senede 3 şampiyonluk kazanmışsın lider gidiyorsun şampiyonlar liginde son 16dasın ama deli gibi eleştiriliyorsun istifan isteniyor. şapkayı bir önüne koyup neden demen gerekiyor artık. bu takımın ortası yok çünkü ya 100desin ya -100de. bu kadar uçlarda olamazsın.
  • 22604
    galatasarayımızın başında 4. yılını geçiren hocamız. 4. yıl itibariyle artık avrupa'da başarıyı elde etmiştir. galatasaray için şampiyonlar liginde hedef ilk 24'e girmek, son 16 ise başarıdır. çeyrek final ve sonrası destana girer. okan hoca, topçular, taraftar, yönetim avrupa özelinde bu sezon başarılı olmuştur.

    ancak hala avrupa özelinde çıkarmamız gereken dersler var. onlardan birinden bahsetmek istedim.

    burada deplasmanlarda skorlardan ziyade iyi-kötü oyundan bahsedeceğim.

    grup veya lig aşamalarında deplasmanlarda manchester united, bayern münih, ajax, hatta kaybettiğimiz ajax gibi iyi oynadığımız maçlar varken, berabere kaldığımız az alkmaar, kaybettiğimiz monaco ve frankfurt deplasmanlarının ilk yarıları gibi standart oyunlar ve rfs, malmö kopenhag gibi çok kötü oynadığımız deplasmanlar mevcut. yani kısaca, ister şampiyonlar ligi olsun ister avrupa ligi, deplasmanda lig aşamasında, ,gruplarda bazen iyi bazen kötü bazen normal oynuyoruz. standart bir takım tablosu.

    ancak gel gör ki iş eleme aşamasına geldiğinde, iki ayaklı eşleşme olduğunda tablo çok farklılaşıyor. ister ilk maç deplasmanda olsun ister içerde. deplasmanda iki ayaklı maçta kesin kötü oynuyoruz. tek bir istisnası mevcut o.lubjana deplasmanı.

    galatasaray okan buruk ile iki ayaklı maç yaptığı tüm avrupa deplasmanlarında çok kötü oyun oynadı. zalgris, molde, sparta prag, young boys, az alkmar ve juventus. tamamı rezalet maçlar.

    bunun bir sebebi olmalı. iki ayaklı eşleşmede deplasmanda bir takım 4 yıl boyunca kötü oynuyorsa ve grup ve lig aşamalarında tablo bundan farklıysa bunun sebebi ve çözümü bulunmalı. deplasman fobisi diyeceği bayern, manu, ajax deplasmanları neden iyi? büyük takıma motive oluyorlar diyeceğim juventus maçı neden kötü? burada fark eşleşmenin iki maçtan oluşuyor olması. bu çok ilginç bir durum.

    burada artık galatasaray'ın deplasmanda oyunu öldürmeyi, demlendirmeyi keşfetmesi, becerebilmesi lazım. evet biliyorum, torriera, lemina hatta davinson iç saha topçuları. gerekiyorsa transfer buna göre yapılsın, gerekiyorsa taktiksel bir çözüm bulunsun. ama 4 yıldır bir takım çift maç eleme usulü eşleşmelerin tamamında deplasmanda tel tel dökülüyorsa bunun tesadüf olma ihtimali yok.

    umarım aslan hocam bu işe de bir çözüm bulur ve avrupa'da bir adım daha ileri atarız.
  • 22605
    adı ne olursa olsun kritik maçlarda herkesten çok panik yapıyor, soğuk kanlılığını koruyamayıp yanlış hamleler yapıyor.
    bu yeni değil 4 senedir aynı. bazı anlarda gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi kalıyor, kulübeye çekiliyor sürekli tahta üzerinden bir şeyler oynatıyor. bu stres sahadaki oyuncuya da yansıyor.
    bir oyuncu kötüyse 60. dakikaya kadar onu oyunda tutmak rakibin iştahını da artırır, kendi oyuncunu da çok düşürür. gerekirse 25. dakikada çıkaracaksın. adı bunun takım oyunu oyuncu pohpohlama oyunu değil.
    en kötü bir halı saha maçında eşleştiğin adama karşı 2 kere üstün gelirsen 3. gelişinde seni geçmeye kalkmaz pas vermeye stres anında hata yapmaya başlar. futbol orada da büyük sahada da psikolojik olarak aynı.
    son 4 yılda 3. kez avrupa'da berbat deplasman maçları izledik. her maçın hikayesi farklıydı ama yapılması istenen aynıydı.
    o gün young boys'a deplasmanda oynadığımız oyun neyse, geçen sene az'ye deplasmanda oynadığımız oyun neyse bugün juventus deplasmanında oynadığımız oyun o.
    çekingen, kontrolsüz, başı kesik horoz. kırılgan ve mücadeleyi bırakan bir takım. üstüne yanlış oyuncu tercihleriyle de bunu perçinleyen bir hoca.
    ligi kırıyor, içinden geçiyor, aşağı indirip yukarı kaldırıyor, duvardan duvara vuruyor. hakkını kimse yiyemez ancak bir durup bakmak da lazım.
    burada ben defalarca okan hocanın kellesi istediğinde, bazı kesimler tarafından kalemi kırıldığında ne istiyorsunuz, bu yaşadıklarımız başarı değil mi gibi sorular sordum. istikrarın önemine değindim. yine aynı noktadayım, roma 1 günde inşa edilmedi.
    ancak biraz da hoca şapkasını önüne koyup düşünecek. 4 senedir neden ben avrupa deplasmanlarında oyun olarak eziliyorum, istediğimi kolay alamıyorum diyecek.
    bu sene 5. deplasman ve sadece 1 galibiyet çıkarabildik. diğer deplasmanlar frankfurt 5 yedik, monaco 1 yedik, city 2 yedik ve son olarak juve'den 3 yedik. adamlar hem de 10 kişi oynadığı bölümde 2 gol buldu.
    kimse bize juventus'a neden 3-0 yenildiniz diye sormaz ama 10 kişi kalan rakibe diş geçiremezsen taraftarı karamsarlığa itersin. tamam sivas ile oynamıyorsun ama adamların neleri iyi yaptığını da görüyorsun. 30 milyona aldığın adamı 100 dakika unutuyorsun sonra kulübem zayıf diyorsun.
    rotasyon yapamıyorsun, yedek tanımını kulübün neredeyse tüzüğünden çıkaracaksın ama oyuncuların performansından dem vuruyorsun.
    bir maçta 1 oyuncun hadi 2 oyuncun kötü oynasın. ya da ilk defa buraları oynayan türk oyuncular da kötü olsun 4 oyuncun kötü maç oynasın. deriz ki adamlar mental olarak kaldıramadı, seviyeleri bu kadar. ancak bir takımın en az 9 oyuncusu dökülüyorsa burada plan yanlıştır. demek ki doğru kurguyu yapamamışsın. "takım olarak kötüydük" demek direk hoca hatası demektir.
    ben söylüyorum misal sanchez bireysel hatayı yapmasa ve sonucunda penaltı kazanılmasa juve ilk yarı bize gol atamazdı.
    belki yine 3 yerdik maç sonu ancak bu kadar sıkı ve boğucu geçmezdi maç.
    neyse olan oldu ve biz işin sonunda büyük bir iş başararak son 16 turuna kaldık avrupa'da juve elemek kolay değil. turun favorisi zaten onlardı. iki ayaklı aşamada var böyle şeyler. juve'ye bugün city gitse elini kolunu sallayarak çıkamaz. biz de onlara zorluk çıkarmanın üstüne çıktık ve eledik.
    işte bu bile bir çok soru işaretine gebe. geleceğe dair beklentileri düşürdü bu maç. hocanın artık gelişiminin durduğu, ölünecek maçlarda öldüğü görülmekte.
    önümüzde şampiyonlar ligi haricinde ligimizde de çok kritik deplasmanlar var. 1 mertens bulamadık, takım içinden de çıkaramadık e o zaman sistem değiştirmeli, at fink'e taktiğinden vaz geçmeliyiz.
    hala geç değil çünkü takımın omurgası aynı.
    bir de hocam sen buraları okumazsın ancak belki biri görür kulağına su kaçırır.
    jakops'u ters köşeye taç atmaya gönderme. bitiremediğimiz pozisyonlarda zafiyet yaratıyor, kademe sos veriyor, kalemizde pozisyon görüyoruz.
    her anı planlayıp bunu es geçme.
  • 22607
    artık kendisini savunmayı da bıraktım. bu toksik kitle ile uğraşmaya değmez. bu sene kaçıncı olursa olsun, liverpool maçları ne olursa olsun galatasaray tarihinin en başarılı 5 teknik adamından biridir, bana göre 2. sırada terim sonrası.

    sene sonu umarım bir avrupa kulübüne gider. kendisini yetersiz bulanlar, sözde vasata tahammülü olmayanlar da görür vasatlik neymiş nasıl oluyormuş. hiçbir takım yoktur ki hep zirvede kalabilsin. kendisi galatasaray'ı inanilmaz bir seviyeye getirdi. ancak burada sonsuza kadar kalamaz bir takım. ferguson'a, klopp'a, guardiola'ya bakın ne bütçelerle neler yapmışlar ya da yapamamışlar avrupa'da, yerel ligde. her neyse, bu güzel, şaşalı günlerin tadını çıkarmak yerine ona buna saldırın gençler, sonra çok ararsınız bu günleri, 2025 ruhu diye dolanırsıniz sosyal medyada.

    göreceğiz neler olacağını. yaşlanmak berbat bir şey ama 3 4 sene sonra görürüz.
  • 22608
    kendisi galatasaray efsanesidir. tarihimizin en büyük 4 hocasından biridir. (fatih terim, derwall, birch) türk futbolunun en büyük 2 hocasından biridir. fatih terim ile birlikte. isteyen şenol güneş isteyen mustafa denizli'yi koyabilir yanına. hocanın akhisar'la kupa kazanması, rize'yi ligde tutması, başakşehir ile şampiyonluk, şampiyonlar liginde başakşehir ile galibiyet ve galatasaray ile yeni hanedanlığını kurması bambaşka bir seviyedir. ingiliz kasaplığı ayrı, şampiyonlar ligi son 16 ayrı, derbi başarıları da ayrıdır. üstüne koya koya gideceğinden şüphem yok. fatih hoca'ya yaklaşmaya en yakın kişi ve belki de geçebilecek tek adam.
  • 22609
    galatasaray tarihinin hem en başarılı futbolcularından hem de teknik direktörlerinden biridir.
    umarım bu akşam son konya ve torino deplasmanlarının futbol olarak olumsuz izlerini silecek bir oyun oynatır.
    sağda solda sane, yunus, lang ve icardili bir 11'den bahsediliyor, eğer öyle ise bizi yine ders alınmayan, kabız, bol bol rakip oyuncuların iki pasla 2. ve 3. bölgemizde cirit atacağı zor bir maç bekliyor demektir.
    elbette kendisine öğüt verecek halimiz olamaz ama bu takımın ön tarafında bay ve osimhen'in sakatlıkları ve cezaları yoksa aynı anda sahada olmamaları kumar oynamaktır.
    (bkz: 28 şubat 2026 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 22611
    21 şubat 2026 konyaspor galatasaray maçı rezaleti üstüne 25 şubat 2026 juventus galatasaray maçında rezalet futbol ve o maçtan sonra özür dileyip şunu oynamayı nasıl açıklayacak bize.
    alanyaspor orta sahada fink attı da karşısına çıkan olmadı.*
    ilk yarının son 3-5 dakikası topu azcık çevirdik de golü bulduk ama rezalet futbol kaldığı yerden devam ediyor.
    neyi amaçlıyor da olmuyor onu bile anlayamıyorum.
  • 22612
    kendisini zaman zaman eleştirsemde çok seviyorum ve her koşulda destekliyorum. 4. senesi olacak ve hala set oyunu konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz, karşımızda kompakt kapanan her takıma karşı kilit açmakta zorlanıyoruz bunu aşmanın iki yolu car ya oyuncu kalitesi ile hat kıran pas 1e 1 veya çalımla aşabiliriz ( ki bunu yapacak oyuncu sayımız çok kısıtlı, yok denecek kadar az) ya da kendimize bir oyun bularak yapmalıyız fakat ikisini de yapamıyoruz. oynun her karesinde 1 fazlalığı yakalıyoruz fakat bu fazlalıktan bir avantaj değil kaos çıkartıyoruz. bunu bir şekilde aşması gerekiyor.

    (bkz: 28 şubat 2026 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 22614
    maçın başından beri sos veren, rakibe bir ton pozisyon armağan eden savunma kurgusuna 60 dakikadır dokunmayan teknik adam. sen, ben gibi izliyor. ya akıl tutulması yaşıyor ya da inat ediyor. başka açıklama bulamadım.

    edit: 65’te müdahale geldi. bu kadar beklemeye gerek yoktu. umarım lemina’yı arkaya singo’yu da öne atar.

    (bkz: 28 şubat 2026 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 22616
    oyuncu değiştirmek için yine gol yemeyi bekleyen hocamız.
    dakika 75 oldu...

    78. dakikada değişikler geldi. oyunu okuma konusunda gerçekten büyük problemleri var. yorgunluğu yüzünden, topa dokunuşundan belli olan sara'yı çıkarmadı, maça ısınan torreira'yı çıkardı. sane, eren gibi maçta varlığı olmayan oyuncular yerine lang'ı çıkardı. o kadar transfer yaptık hâlâ aynı oyuncular giriyor maça...

    (bkz: 28 şubat 2026 galatasaray alanyaspor maçı)
  • 22622
    iki maç üst üste doğru değişiklikleri yapamıyor. ya geç müdahale ediyor ya da yanlış değişiklik yapıyor. çıkması gerekenler sahada, çıkmaması gerekenler kulübede. girmesi gerekenler bekliyor, girmemesi gerekenler sahada. elbette ufak sakatlık durumlarını, idmanları, bire bir özel konuşmaları bilmiyoruz ama bazı kararlarının hiçbir şekilde izahı yok. tüm saygımla söylüyorum ki bu alanda okan hoca kendisini geliştiremedi. 3.5 senedir yüzlerce değişikliğini gördüğümüz için buna kanaat getirmemizde bir beis görmüyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın