resim
Johannes Hendrikus Olde Riekerink
Görev:Teknik Direktör
Takım:Dewa United
Yaş:62
Uyruk:Hollanda
  • 1354
    (bkz: 24 eylül beşiktaş galatasaray maçı) şu maç sonrası kendisine yapılan, hoca değil, galatasaray ın hocası değil eleştirileri gerçekten insafsızlıktır.
    ilk yarı mükemmel bir futbol oynattı, rakibi iyi analiz edip sanki karşımızda rakip yokmuş gibi rahat bir maç oynadık (sanki 5.ligden bir takımla antrenman maçı yapar gibiydik), ikinci yarı 70. dk. ya kadar maç hala istediğimiz gibi gidiyordu, duran toptan golü yemesek muhtemelen tinerciler reaksiyon bile gösteremeden, ağlaya ağlaya gideceklerdi.
    oyuncu değişiklikleri için çok geç kalındı deniyor , buna hak verebilirim ancak yediğimiz ikinci golden önce sabriyi oyundan almak istemesine rağmen hakem izin vermedi ve sabri efendinin kafaya çıkmaya tenezzül bile etmediği pozisyon ile ceza sahasına saçma sapan bir şekilde girip golü attılar, tabi bu golde ceydu nun inanılmaz hatasını da eklemek şart.

    sonuç olarak dolu trübünler önünde kötü bir hakem ile de mücadele eden takımımız bir puan aldı ve bence takım gerçekten iyi yolda, geçen seneki enkazı bu kadar kısa zamanda ve bu kadar az oyuncu transferi ile gözle görünür şekilde iyi bir takıma çevirmesi çok önemli, akıllı olalım bu adam iyi bir hoca, takımımız giderek daha iyi bir takım oluyor, riekerink bey in tabi ki eksikleri var hataları var, ama olumlu o kadar çok iş yapıyor ki, maçın 0-2 den 2-2 ye gelmesi dışında moral bozucu bir durum söz konusu değil.

    ve diğer bir önemli nokta da şampiyonluk yolunda karşımızdaki takım fenerbahçe değil beşiktaş olacak gibi görünüyor ve bu adamlar galatasaray karşısında çok büyük bir aşağılık kompleksine sahipler, takımımıza ve hocamıza sahip çıkıp bu senenin mutlu sonla bitmesini sağlayalım.
  • 1357
    garip bir şekilde taraftar hışmına uğrayan teknik direktör.

    24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçında son yıllarda hiçbir teknik direktörde görmediğimiz şekilde dersine mükemmel çalışmış ve o makine gibi işleyen takıma karşı oyun öncesi planlarını bir bir sahaya yansıtarak hem takımına çatır çatır futbol oynatmış hem de o çok övülen rakibi sahadan silmiştir.

    ikinci yarıda rakibin iki hücum oyuncusu oyuna alarak hızlı ve etkili başlayacağını herkesin gördüğü gibi o da görmüştür. ama allah için nasıl bir kontra hamle bekliyordunuz? adamın elinde de jong vardı da mı sokmadı? kimi oyuna alsaydı allah için? rızık hamit'i mi, henüz takımla bir maça bile çıkmamış cavanda'yı mı yoksa maalesef ki haftalardır zerre varlık gösteremeyip takım savunmasına yardımı olmayan sinan'ı mı?

    takımın oyun mentalitesi değişti diyenler de bunu hocaya bağlıyor hemen. futbolcu psikolojisiyle baktığınızda bu duruma hiçbir açıklama da mı getiremiyorsunuz?

    riekerink'in ikinci yarıda bir süre daha sahadaki kadronun maç öncesinde belirlenmiş planları bir bir devam ettirmesini beklemekten başka şansı dahi yoktu ve neredeyse aynı düzende devam eden takım hiç yoktan goller yedi.

    bu takıma podolski dönmeden, de jong ve iyi oynayacak bir serdar aziz olmadan, hamle oyuncusuna dönüşecek bir yasin ve eren'i yedekleyecek sigthorsson olmadan bırakın riekerink'i en iyi teknik direktörün bile eli kolu bağlı olur.

    takımın çehresi böylesine değişmişken ve bunu tüm rakip takımlar ve ibne basın bile görebilmişken, onlarla kol kola girmişçesine onu eleştiri yağmuruna tutan galatasaray taraftarı(!)'nı ciddi şekilde düşünmeye davet ediyorum.
  • 1361
    değişiklikleri geç yapma konusunda eleştirilmesi normaldir. bu maç* özelinde değil, sezon başından beri böyle bir sıkıntısı var. ama önemli olan nokta; hepimizi bu hatasını en kısa zamanda düzelteceğine inandırıyor.

    en önemlisi de; bilinçli, ne oynadığını bilen bir takım yarattı ve rakibi mükemmel analiz ediyor. tabi şerefsiz türk basınında bu konuda övgü alacağını sanmıyorum. neyse biz bu gerçeklerle hedefimize allah'ın izniyle ulaştığımızda hepsine "riekerink bey" dedirteceğiz.
  • 1362
    24 eylül 2016 beşiktaş maçı'nda gördük ki taş gibi takım yaratmakta.

    henüz galatasaray oynayabileceği futbolun %40'ını sahaya yansıtıyor. bir defa çok eksiğimiz var. başta podolski ve de jonk, sonra kolbeinn, serdar aziz ve şimdilerde sakatlığı atlatıp kadroya girebilen cavanda...

    hakkındaki en büyük eleştiri değişiklikler. açık söyliyim tamamıyla medya manipulasyonu. herkes maç 2-2 bitti diye hocaya yükleniyor. kimse farkında değil galiba 60. dakikaya kadar galatasaray inönü'de beşiktaş'a top göstermedi. onca eksiğe rağmen. aslında göstereceği de yoktu. maçın hakemi ali palabıyık o dakika itibarıyla her düdüğü beşiktaş lehine çalmasa. maç hakem kararıyla gitmiştir. bizi ince ince doğrayarak beşiktaş'ı yarı sahamıza yerleştirmiştir. oyunun gidişatı belliydi. rakip sahada baskıyı kurmuş adamları çıkarmıyorduk. 3. gol geliyordu. beşiktaş'ın da dili sarkmıştı. ancak hakem desteği de eklenince gücümüz yetmedi. bizi yapılan her faul es geçildi, ikili mücadelelerde beşiktaş'tan kaptığımız her top faul düdüğüyle geri verildi. bu kadar efor harcarken 60'larda, 70'lerde koca sahayı ard arda 3-4 defa koşmak kolay değildir.

    talisca'nın verilmeyen kırmızı kartını hiç konuşmadan değişikliklere dönersek...
    bana göre bu maçta yasin'i çıkarmak akıllıca olmazdı. çünkü ciddi efor sarfediyordu adam. tolga ile sahada en çok defansif katkıyı veren oyuncuydu. caner'i koca maç yaptığı baskıyla çıkarmadı. arkasındaki sabri'nin defansif eksiklerinin çoğunu tek başına kapadı.

    ilk golde üst üste 3 tane faul pozisyonunda beşiktaş lehine çalınan düdük bizi zorla geriye itti ve skoru buldu adamlar. o ana kadar yarı sahamızı geçemeyen bir beşiktaş vardı ortada. tüm dişliler tıkır tıkır işliyordu.
    tabi golle birlikte moral de buldu beşiktaş. 2. golden hemen önce hoca sağ kanadımıza tempo kazandırmak için josue ve cavanda'yı oyuna alıyordu ki chedjou skoru eşitledi.

    ama oyuncu değişikliklerinde bir hata göremiyorum.
    şenol güneş'in yapacağı hamleler devre arasında belliydi zaten. ikinci devre başında gördük ki önlemleri de alınmış.
    napıcak giren oyuncu hakemin düdüğünü elinden mi alacak? kaçan üç puanı özetlersek:
    biraz türkiye, biraz hakem, biraz chedjou, biraz sakatlıklar, biraz talihsizlik...
    ancak 5-6 hafta sonra taş gibi top oynuyor olucaz.

    aynen devam riekerink bey!
  • 1363
    şampiyonluk yolunda bu seneki en büyük rakibimizin sahasında 1 puan aldık ama basın yine kendisine yükleniyor. 75 dakika çok iyi bir derbi maçı oynayan takım chedjou adlı stoperden başka her şeye benzeyen, derbilere başlı başına heyecan katan saatli bomba yüzünden 2 gol yedi ama hoca suçlu. allahtan suçu kendisine atan taraftar sayısı çok az da kovmaktan falan bahsedemiyorlar.

    hocanın bu maçta hatası yok diyemeyiz tabiki. değişiklik yapmakta önceki maçlarda olduğu gibi geç kaldı. ancak bunu söylerken unuttuğumuz bir şey var. baskı yediğimizde yapılması gereken hamle orta sahaya takviye yapmaktı ama elimizde o bölgeye alabileceğimiz tek oyuncu hamit ki kendisi fizik olarak selçuk'tan bile daha kötü durumda. de jong sakat olmasa muhtemelen hamle olarak selçuk'u oyuna alacaktı ama şanssızlık işte, tam selçuk'u kesip adamı monte edecekken sakatlık çıktı.

    sinan ve josue geç girdi diye eleştirildi ama bruma-yasin'i çıkarıp sinan-josue 'yi oyuna almak o baskıyı kırabilecek değişiklikler değildi. burda eleştirebileceğim tek nokta; sneijder'i çıkarıp, josue'yi ortaya çekmemesi olabilir. bu biraz daha direnç katabilirdi orta sahaya.

    diğer bir şanssızlığımız da sikdursun'un sakatlığı. sağlam olsa muhtemelen 60'dan sonra eren'in yerine oyuna girip, yapacağı presle beşiktaş'ın rahat top yapmasını engelleyebilirdi.

    her şeye rağmen deplasmanda oynadığımız derbide, galibiyeti kaçırıp berabere kaldık. geçen sezon 10 pas üst üste yapamayan, temmuz ayında şampiyonluk lafının çok nadir telaffuz edildiği bir takım için bu olay başlı başına bir başarıdır. üstelik oynadığımız pas oyunu, takım savunması, oyuncuların uyumu her geçen gün daha iyiye gidiyor. şu güzel ortamı bozmak yerine şampiyonluk yolunda kendisini türk spor camiasına karşı korumamız lazım. bu hocayı eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. hata yapmayan teknik direktör yok sonuçta. burada mevzu kendisinin haksız yere yerli sevici zihniyetin kurbanı olması.
  • 1364
    tek eksiği doğru zamanlarda doğru oyuncu değişikliklerini yapamaması. çok göze batıyor çünkü direkt maçı ve skorunu etkileyen bir eksiklik. maç sırasında da sinirimi bozuyor doğal olarak.
    ama sinirimi daha çok bozan şey ne biliyor musunuz?
    2011-2012 sezonundan günümüze yavaş yavaş bozulan ve sırasıyla önce prandelli, daha sonra hamza hamzaoğlu, ardından mustafa denizli ile adeta leş halini alan futbolumuzu resmen düzelten ve benim dahi taş gibi takım oldular dediğim beşiktaş'a karşı o takımı fıstık gibi oynayan bir takıma dönüştüren kişinin aynı adam olduğunun unutulması.

    biraz uzun ve karışık bir cümle oldu ama tekrar tekrar okuyun lütfen. o leş futbolumuzu hatırlayın. şimdi siz şey sanıyorsunuz, bu takım kendi kendine düzeldi ama bu sefer riekerink'in maç içindeki hatalarından dolayı boka sarıyor. hayır efendim, bu takım riekerink sayesinde düzeldi ve umarım riekerink de zamanla hatalarını görerek ders alacaktır. ben kendi adıma sonuna kadar sahip çıkmaya devam edeceğim çünkü bu adamda gelecek görüyorum.
  • 1365
    kendisine yapılan eleştiri şekilleri ülke insanının temel problemlerinin, düşünce yapısının yanlışlığının falan pek çok yansımasından biri. daha net ifade edilmesi gerekirse bizden neden bir sik olmayacağının yanıtı.

    biz büyük resme bakmayı hiçbir zaman bilmeyiz, sadece anlık olaylara göre tepkilerimizi veririz.
    futbolun 100 tane aspecti varsa bir tanesine kafayı takıp oradan vurup dururuz. diğerlerini iyi yapması bir şey ifade etmez çünkü.

    bu zehirli düşünce yapısıyla bu topraklardan bir şeyler çıkarsa ancak tesadüfen çıkar.

    bu takımın mühendisliğini kim yaptı, inönü deplasmanında taş gibi futbolla 2-0 öne kim geçirdi konuşan yok. sanki her şey kendiliğinden oldu, gökten indi de bu adam araya girip hamle yapmadığı için maçı verdi amına koyayim. şu maça kadar oyuncu değişiklikleri yüzünden ben de eleştirdim ama beşiktaş maçında eleştiren laf olsun diye eleştirir. 70 dakika rakibe doğru düzgün fırsat vermedi takım, belki çok gömüldü sonradan ama bireysel hata olmadıkça siksen gol yemeyecektik ki oldu ve maç döndü. e peki kulübede maçın kaderini değiştirecek adam vardı da o mu almadı yahu? yasin'den nefret etsem de savunmaya desteği josue'den de, sinan'dan da çok daha iyi. orta saha alayim dese bir tek hamit var. eren yoruldu forvet alayim dese iki forvetin de sakat. bir tek daha 1 dakika oynamamış cavanda alınabilirdi ki onu da 2. golü yemeden kenara getirdi zaten amk.

    hakkını verip, hatalarını dile getirmek zaten olması gereken ama bu adama amatör diyenden, eleştirmek için pusuda bekleyenden kimseye hayır gelmez. yolda görsem yolumu değiştiririm, öyle boş insanlar.
  • 1366
    oyuncu değişikliklerinde geç kaldığını ısrarla söyleyen çok bilen arkadaşlara bir hatırlatma yapalım,

    yedek kulübesinde kim var arkadaşlar? kiminle kimi değiştirecek?
    tekrar soruyorum, şunu bir düşünün, sadece düşünün, yedek kulübesinden kimi oyuna sürecek?

    selçuk'un yerine bitik hamit mi girecek? yoksa selçuk'un yerine defansif hiç bir meziyeti olmayan josue mi girecek?
    josue sneijder'in yerine mi girmeli? kanatta yasin yorulunca sinan mı girmeli, yoksa josue'yi oraya alıp pas yaparak topu ayağımızda daha çok tutarak mı devam etmeliyiz? eren'in yerine sinan'ı alıp, geri çekilip kontra atak mı oynayalım? bruma da yorulmuştu yoksa onu mu değiştirelim sinan'la?
    ya da ön taraftan birini çıkarıp hamit'i mi ön liberoya koyup oyunu tutalım?

    tekrar dönelim yedek kulübesine, bir daha bakalım, kim var? bir tek elimizde sinan var, bitik hamit var, ne oynadığı belli olmayan faydasız josue var, sakatlıktan yeni çıkan cavanda var...

    ne yapsak? ne yapsak? ne yapsak?

    tüm bu soruları düşünün!
    düşündünüz mü?
    ne kadar zaman geçti? en az 5 dakika... bir de üzerine hakem o anda oyuncu değişikliğine izin vermedi mi?

    hah, işte biz de tam o esnada 2 gol yedik!

    yeterince anlaşılır mı?

    bakın, hocaya sallamadan önce düşünüp analiz edince ne kadar farklı oluyormuş değil mi?

    galatasaray bu akşam yedek kulübesinde hamle oyuncusu olmadığı icin galibiyeti kaçırdı. gol gelecegi belliydi ama hoca kimi çıkarıp kimi alacağına karar verirken çok kısa bir sürede 2 gol yedik.

    ayrıca riekerink daha önce 45. dakikada yasin ve selçuk'u çıkardığı için kayseri maçında bıraktığımız 2 puandan ötürü yine eleştirilmişti. adam erken değişiklik yapsa suç, geç değişiklik yapsa suç, hiç yapmasa yine suç.

    bir karar verin artık!
    mantıklı olup, riekerink'e destek verip, izlemekten keyif aldığımız bir takım mı izlemek istiyoruz, yoksa takımın teknik direktörünü eleştirip yıpratmak ve sonunda yine hüsran mı istiyoruz?

    sakin olun,
    olacak, olacak...
  • 1367
    riekerink'i 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı için eleştirenler çok net ezbere konuşan tayfa olduğunu düşünüyorum. beşiktaş'ı iyi analiz etmiş ve maça galatasaray çok iyi başladı baskıya izin vermedi, önde bastı, düşünebiliyor musunuz ligin en iyi top oynayan takımı dedikleri beşiktaş'a top göstermedik ilk yarı ve üzerinede iki gol attı bu takım. ikinci yarı başlayınca beşiktaş'ın baskılı başlayacağı çok belliydi ve bunu da düşünerek pas oyunuyla hücumlara çıkarken aceleci davranmayarak oyunu soğuttu, sindirdi beşiktaş'ı. beşiktaş'ın ilk golü gelene kadar da böyle devam etti, yediğimiz hatalı gole kadar. takım zaten oyunu tutmak istiyordu ve dakika 70'e kadar oyundan gözle görülür şekilde düşen oyuncumuz yoktu. şimdi biri çıkıpta selçuk böyle, sabri şöyle filan demesin. haftalardır oynadıkları top ortada onların daha fazlasını oynayamadıklarını zaten biliyoruz. tam olması gereken dakikada 65'ten sonra riekerink bunaldığımızı farkedince topla arası iyi olan josue ve hızı ve driblingleriyle sinan'ı oyuna almak için hazırlandı. chedjou'nun yedirdiği iki hatalı gol bu duruma getirdi maçı. harika mı top oynuyoruz, hayır. ama bu akşam takım olarak doğruları yapmasını bildik ve iyi mücadele ettik, haftadan haftaya iyiye giden bir galatasaray var, bu yüzden jor beye filan oyuncu değiştirmiyor diye söylenmek çok anlamsız ve saçma.

    ve son olarak bu takım bu sene sike sike şampiyon...
  • 1368
    24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı'na kadar kendisine şüpheyle yaklaşıyordum, bu maçın ardından inandım: iyi yolda, iyi yoldayız. takımı çok iyi hazırlamış, her maç üzerine koyuyoruz. 2-0'dan 2-2'ye maçı vermemizde çok kabahatli olduğunu düşünmüyorum; kenardan oyuna alıp beşiktaş'ı savurmamızı sağlayacak çok seçeneği yoktu. ayrıca yediğimiz iki gol de chedjou'nun saçma sapan hatalarından geldi. goller dışında çok az pozisyon verdik.
  • 1369
    24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçının ilk yarısında gördüğüm galatasaray'ı en son ne zaman izledim hatırlamıyorum. geçen seneki rezil takımın ilk on birine 3-4 oyuncu monte ederek böyle bir takım ortaya çıkarması takdire şayan hocadır. her şeyden önce sahada ne yaptığını bilen bir takım var. oyuncu değişikliği konusunda eleştirilmesi doğal ancak sakat oyuncuların dönmesini ve hamle gücünün artmasını beklemeliyiz. o zaman da aynı hataları yapacağını sanmıyorum. adam futbolu biliyor. bu açık ve net. hem de tek taktiği kaos futbolu, sert ve mücadeleye önem veren, daha doğrusu anti futbol oynanan bir ligde eli yüzü düzgün bir futbol oynatıyor. ilk on birden yasin, sabri ve selçuk kesildiğinde takımdaki ileri sıçrayışı hep birlikte göreceğiz. özellikle sabri ve yasin'de ısrar etmemesi gerek. yoksa bu iğrenç medya ortamında hocanın başını yemek için bekleyen çakallara malzeme verecek. arkandayız hocam. yürüyedur.
  • 1370
    önümüzdeki iki sezonluk kredisini garantilemiş hocadır kendisi. tek eksiği oyuna müdahale etmek. onda da tecrübesizlik kurbanı. zamanla düzelecektir. taraftar olarak bu adama sahip çıkıp ne medyaya ne diğer unsurlara yedirmememiz lazım. galatasaray bugün her ne kadar berabere kalmış olsa da takım şahane oynadı bugünkü maçta. (bkz: 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı) özellikle 70'e kadar beşiktaş top göremedi. kötü 2 gol yedik ve berabere bitti. büyük bir kayıp değil benim gözümde.

    son olarak (bkz: #2021043) bu entryde sözünü ettiğim iddiamı bugün daha da inanarak tekrar ediyorum. o sene bu sene...
  • 1372
    de jong ve poldi olmadigi icin, daha dogrusu yedekten sokacagi hic kimse ilk onbirdekinden daha iyi katki vermeyeceği icin, hatta ve hatta takimin dengesini bozup geriye goturme ihtimali olduğu için oyuncu degistirme konusunda cekimser kaldigini dusunuyorm. son dakikada* josueyi gorduk, vuramadigi topu da gorduk. ne yapacakti. hamiti alsa sonucu olumlu değiştireceğine dair bir umudu olan var mi mesela. kagit uzerinde mac esnasinda biz de konustuk herkes gibi golun gelmek uzere oldugunu, josuenin girip yasin yada sinonun çıkması gerektigini, yada hamit selcuk degisikligini. ama bunlarin hicbirinin ise yarayacagi kesin degildi. beşiktaş ise taliscasindan adrianosuna mac icin cok hamle sansi olan bir takim. + taraftar destegi cabasi. bugun de jong olsaydi uclu ortasahayla al gulum ver gulum 3 0 gibi bi skoru konusacaktik belki de. ancak bu kadar dar rotasyonla ancak bu kadar oluyor.

    ligin ilk 5 haftasinda namağlup devam ediyoruz. gecen sene mustafa denizlinin biraktigi enkazi dusunun, sene basindaki super kupa macindaki kısır takimi dusunun, sonra da bugünkü maci dusunun. sonra bugunku takima poldiyi ekleyin, kobeinni ekleyin, serdari ekleyin, de jongu ekleyin.. her hafta düzenliali saha maci yapan banka memuru grubundan ne oynadığını bilen bir futbolcu toplulugu yaratabilmis olan bu adama sarılın. abuk sabuk kim varsa takimdan gondermeyi akiledebilmis bir teknik adamin maç sıkıntılıyken oyuncu degistirmeyi akil edemeyeceğini mi dusunuyorsunuz yoksa?

    sene sonunda sampiyon olacagini dusunuyorum. ola ki bir sanssizlik oldu ve şampiyonluğu kacirdik diyelim, o zaman da ne oynadigini bilen, ne oynamaya calistigi anlasilan bir takim yaratmasi bile bizim icin cok buyuk bir katkidir.

    artik bir felsefe ve oyun planimiz var en azindan. 3 ay sonra oturmus sistem ve genislemis rotasyonla cok daha iyi yerlerde olacagiz izleyip gorun.
  • 1373
    kendisinden yeni lucescu çıkmasını beklediğim beyimiz. 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı nın ilk yarısında lucescu'nun galatasaray'ını gördüm. lucescu'nun galatasaray'ı rakipleri kilitlerdi, rakip pozisyona girmek için ıkınırdı, kımıldayamazdı, biz de bir şekilde golü bulurduk. kendisinin teknik direktörümüz oluşunu, lucescu'nun teknik direktörümüz oluşuna benzetiyordum; bunu maçtan önce de yazmıştım, (bkz: #2026917) bu maçla birlikte oynattığı oyun tarzı olarak da tam olarak benzettim ve daha da ümitlendim. ah bu alamette yanıltma beni rikerink bey.
  • 1374
    değişiklik yapma konusunda biraz geç kaldığı, nereden baktığınıza göre değişir. kulübeden sahaya sürülen oyuncular, çıkanların yarısı kadar oynamıyor, bunu da görmek lazım. josue'nin kaçırdığı golü bruma ve yasin kaçırmazdı muhtemelen, onlar doksan dakika sahada kalsaydı, adamları sahada tutup sonucu almasını bildi diyeceklerdi kendisi hakkında.

    daha serinkanlı bir değerlendirme yapmak lazım. bu adam takımın sahadaki yerleşimini öyle bir yere konumlandırıyor ki, halan ve chedjou gibi iki tane ağır stoperimiz olmasına rağmen sene başından beri 65 - 70 dakikalık zaman diliminde savunmamızın arkasına atılan toplarda pozisyon vermiyoruz. top arkaya geçse bile muslera'nın da iyi konumlanması sayesinde rakip pozisyona girmeden tehlike önleniyor. geçen seneki kabusu çabuk unuttuk herhalde selçuk ve yanında sürekli değişmekte olan partnerini aşan her topta ya gol yiyorduk ya da muslera acayip toplar çıkartıyordu. ayrıca denayer gibi hızlı bir stoperi niye istediğini, beşiktaş maçının gitmeli - gelmeli anlarında daha iyi anladık sanırım. rakibe açık alanda yetişebilen stoperimiz yok ne yazık ki. buna rağmen defansif anlamda serdar aziz, cavanda, de jong gibi yeni transferlerini oynatamamasına rağmen, geçen seneki kadronun kalıntılarıyla dengeyi çok güzel sağlatmış. beşiktaş maçında da o saçma sapan korner golüne kadar, anlık defansif gömülmelerle oynayan, rakibi onu ceza sahası içine itmesine rağmen karşı koymasını bilen bir müdafaa anlayışımız vardı. buna laf eden arkadaşımız varsa, o gürültülü ortamda, o baskıda bunu sağlamanın zorluk derecesini tahmin etmelerini istiyorum. bu hiç de kolay iş değil.

    orta saha dengesine gelecek olursak da, bir kere selçuk inan'ın paçaları tutuştuğu için daha fazla mücadele ediyor. selçuk'tan en azından mücadele anlamında gerekli verimi alıyor hocamız. yeni transfer tolga'yı ise müthiş kullanıyor. herkes bir yerlerde melo arıyor ama melo ayarında top oynayan tek oyuncumuz kendisi. adamın türk olması bunu görmemize engel olmasın. taş gibi futbol oynuyor ve galatasaray orta sahasına en zor anlarda oksijen veriyor. gelelim sneijder'e; yavaş yavaş sol çizgiden uzaklaştırmaya başladı kendisini. beş - on dakikalığına da olsa maç içinde sağ içe gelip, ters toplar atıyor. bunların da gayet faydalı yerlere gittiğini görüyoruz. beşiktaş maçında da çok iyi bir performas sergiledi. hoca kendisinden de verim alıyor. bunda da sıkıntı yok.

    kanat oyuncularından bruma'yı söylemeye lüzum var mı bilmiyorum, herkesin bitti dediği bir dönemde bu adam kendisini tekrar parlattı ve müthiş iyi oynuyor allah nazarlardan saklasın. yasin kendisine çeki düzen vermiş, saçma sapan tercihleri minimuma inmiş. bir de sıfıra inip orta saçmayı becerseler eren'in topsuz koşuları da değerlendirilmiş ve boşa gitmemiş olacak. kanatlarda da müthiş bir ivme var görüldüğü üzere.

    hücumda da eren'i tabiri caizse basket potası gibi oynatıyor. savunmada topu alan oyuncumuz sıkıştığı anda topu kendisine yükseltiyor, o da yüksek bir yüzde ile alıyor ve atak kurulumuna destek oluyor. ceza sahası içindeki etkinliğini ve bitiriciliğini ise hepimiz görüyoruz.

    şimdi tüm bu olumlu işlerin yanında çoğu taraftarın takıldığı nokta 10 dakikalık süreç. neden 60'ta değil de 70 - 75'te değişiklik yapıyormuş diye hayıflanılıyor. mesele zamanlama ise, bunun teknik ekip arasında da konuşulacağını ve riekerink'in yardımcıları sayesinde bunu da aşacağını düşünüyorum. ama ben meselenin zamanlamadan çok oyuncu kalitesi ile ilgili olduğunu düşünüyorum. kulübeden oyuna hamit mi, linnes mi, semih mi girecek allah aşkına. bu isimlerin kendilerine faydaları yok. geriye sadece burnu biraz havalarda olan sinan ve kendisine bir türlü mevki bulamadığım josue kalıyor. bu ikisinin de şu anda takıma katkı veremeyecek düzeyde olduğunu gördük. değişiklikleri çok geç yapıyor diyen arkadaşlar kayseri maçında da erkenden oyuncu değiştirdi demişlerdi. demek ki kulübede de jong veya ayarında biri olduğu zaman bu konuda verdiği tepki daha farklı oluyor. benim kişisel görüşüm sakat oyuncularımız iyileştiğinde, yaşı ilerlemiş ve kondisyonu yetersiz olan oyuncularımızın daha çabuk bir şekilde oyundan alınacağı yönünde. çünkü baktığım zaman karşımda zeki bir çalıştırıcı görüyorum. her şeyden önce dersine çalışmadan maça çıkmıyor. çalıştığını da savunma yerleşimi, orta saha direnci, duran top organizasyonlarından anlayabiliyoruz.

    sadede gelecek olursam tinerci tayfasının sokar geçeriz geyiğini sonlandırdığı ve görevini hakkıyla yaptığı için teşekkür ediyorum kendisine. bu görevi yaparken de medya tarafından bize zorla getirilmeye çalışılan ve ne hikmetse bu maçta da şeref tribününe kurulmuş bir adet fatih terim'in bakışlarını da izlemek zorunda kaldığını, bir yabancı gözüyle doğulu bir memlekette bu işlerin ne anlama geldiğini çözmeye çalışmakta olduğunu da unutmamak lazım. tüm bu bizans oyunlarını geçip, inşallah başarılı olursun güzel adam!
  • 1375
    türkiye'nin hali hazırda en formda takımına karşı üstelik 40 bin beşiktaşlının önünde 60 dakika taş gibi top oynatmış koca yürekli bey. belki 60'tan sonra baskıyı da yemişken sinan'ı alıp hareketlilik getirse bugün bir galibiyetle de çıkabilirdik ancak canı sağ olsun. ben oyuncu değiştirmedi diye kendisine kızmıyorum çünkü oyuncu değiştirse real madrid'te görev yapardı :(
App Store'dan indirin Google Play'den alın