resim
Igor Tudor
Görev:Teknik Direktör
Takım:Tottenham
Yaş:47
Uyruk:Hırvatistan
  • 3701
    b planı denilen şey ya oyun tarzını değiştirmektir ya da oyuncu değişikliğidir. oyun tarzını değiştirmek bizim medyanın istediği ama bunu dünyada yapabilen takım yok resmen. fatih terim yapardı arada bir stoper daha alıp 282837'li defansa dönerdi, şu anda bunu yapsan 3 gol daha yersin üstüne.
    fakat oyuncu değişikliği cidden olması gereken bir şey b planı olarak kabul ediyorsak. tudor'un özellikle bu konuda eksik olduğunu düşünüyorum. conte mesela moses'ın, alonso'nun, pedro'nun, azpeli'nin , fabregas'ın o yaşta resmen değerlerini yükseltti. fakat tudor geldiğinden beri cidden hiçbir oyuncuda etkisini göremiyoruz, yani doğru direktifleri veremiyor bireysel olarak ne istediğini anlatamıyor gibi geliyor oyunculara. yasin, sinan, selçuk, carole veya atalay, recep bu oyuncular şu anda istenilen seviyede olmasa da potansiyele sahip oyuncular. fakat her biri gençler hariç birer çöpe dönüşüyor. zidane mesela aldı gençleri koydu 2-3 tanesi takır takır oynuyor şu anda.

    tudor'un iyi hoca sınıfına geçebilmesi için bu bireysel performans arttırmasını yapması şart. karabükte bunu kısmen 2-3 oyuncuyla başarmıştı.
  • 3702
    alıntı;
    dezenformasyonu cahillikten yapan insanlara karsi sanirim soylemekten asla usanamayacagim guzel bir sozle baslayalim "eppir si muove". galileo bunu dunyanin donmedigini soylenlere karsi kullanmisti. siz bunu anlamiyor olabilirsiniz, ve beni aksini soylemeye de itebilirsiniz ama bu dondugu gercegini degistirmez. buradaki konuya uyarlarsak, sizin sahaya bakip teknik direktorun degistirdigi taktigi veya taktik icinde degistirdigi stratejiyi ve/veya formasyonu gormemeniz onun var oldugu ve yapildigi gercegini degistirmez.

    master class teknik direktorlerin o seneki takim icin kurguladiklari bir strateji ve o stratejiyi uygulayacak bir kac farkli formasyonu olur. iste a plani, b plani diye ortaya dokulen sey genelde o genel taktik icindeki esas strateji ve onu uygulayacak formasyon uzerindeki bu belirlenen degisikliklerdir. mac geriye dusunce reaksiyon gostermiyor gibi gorunen pep barcelonasinin uygulayabilecegi 100'un uzerinde saha ici organizasyonu ve hucum seti vardi mesela. "futbol cahili" turk spor severi ise sahada kaos gormedikce, ileri cikan bir stoper ya da ikinci santrfor ya da surekli doldur bosalt benzeri iceri kesilen erken orta, o takimi b plani yok gibi gorur.

    isin garibi, pep'in ta barcelona'dan baslayarak yaptigi iki belirgin formasyon vardir. mac icinde degisiklik yapabildigi gibi, ozellikle sene baslarinda iki formasyonu da mac mac degistirerek kullanir. simdi cahil turk futbol severinin hatasina geldik iste. pep'ten ornek verdik oradan devam edelim. pep'in futbol mantigi sahayi ekstra cizgiler kullanip gelenekselden farkli olarak 16 parcaya bolmek. halflari kullanmayi seviyor ne yapsin. bu mantik icinde birinci prensibi su: ayni hat uzerinde iki furbolcu asla olamaz, ne enine ne boyuna. iste stratejisinin temeli bu. bunu tam olarak anlayamasa da goren cahil turk furbol severi, aaa iste a plani b plani yok diyor. halbuki bu a plani degil, bu futbol felsefesinden yarattigi stratejisinin temel tasi. bu da zincirleme tamlama. bu prensibi alip stratejisini kurguluyor ve bunun icin de alternatifler belirliyor. iste bu alternatifler a b c d e planlaridir.

    bu seneki pep'e bakarsak iki formasyon uzerinde duruyor. biri 3'lu savunma digeri 4'lu. ikisinin de ortak yonu takim ileri ciktiginda bekleri veya orta 4'lunun cizgi oyuncularini olabildigince one cikartip mismatch yakalamak. aslinda 4'lu savunma da yapsa, 3'lu de yapsa, ofansta oynarken saha yayilimlari neredeyse ayni. cunku strateji belli, felsefe ayni. ki bu bile a ve b plani degil, cunku bunun alt basligina futbolcu karakterleri de giriyor. de bruyn ileoynayacagi seyle klasik orta sahayi onun yerine koyacagi oyun ayni olmaz. tek bir kisinin degisimi bile baska bir plana gecis olabilir bazen.

    diger bir ornek mourinho'ya bakalim. sezon oncesi 3'lu savunma calisan mourinho, futbolcu performanslarini gozonune alarak 4-2-3-1 dizilisine dondu. stratejisini de bu furbolcu performanslarina gore degistirdi. mourinho, pep'ten farkli olarak takimin kendi fesefesini olusturmasi icin futbolcu performansi bazli calisir. ancelotti kadar takintili degildir bu konuda ancak pep gibi hic degildir. son yaptigi stoke macinda ise sahaya 4-3-3 cikti. klasik bir orta saha herera'yi koyarak. simdi, son ciktigi maca dizilisini ve oyun stratejisini tamamen degistirmis bir adama sadece tek plani var baska bir tane de yapamiyor diyebilir misiniz? oyun icinde futbolcu performansi bazli sorun yasamissa ve yaptigi degisiklikler de rakip tarafinda karsi degisiklikle durdurulmussa bu ikinci, ucuncu plani olmadigi anlamina gelmiyor. pogba pozisyon disiplini yapmadiysa, karsisindaki bek gercek bir bek olmadigi halde ustune baski kuramadiysa bu bireysel sebeplerdendi, mourinho'dan degil.

    sonucta unutmamak gerek, teknik direktor dogruyu yaptiginda dogru sonucu almasi mutlak degildir. futbol bireysel performansi saf disi biraksaniz bile milyonlarca paramtereye bagli olarak sonuclanir. matematik mutlaktir, futbol degil.

    gelelim tudor konusuna. tudor'un b plani yoktu antalya'da diyen de sahaya baktiginda degisimi goremeyen cahillerden. birbirine bok atan bu iki karsit gorus de ayni seyden muzdarip, futbolu yeterince bilmeme, gordugunu kafasindaki dogrulara oturtmaya calisma. kafanizdaki dogruya oturtmayin, bildiginizle kiyaslamaya gitmeyin. ogrenmeye calisin. en onemlisi sahayi gozlemleyin. tudor selcuk'u oyuna aldigi anda b planina gecmisti. macin goruntulerine dikkatli bakin, selcuk oyuna girip butun defans oyunculari ve fernando'ya ileri uzun top atin dedi. iste bu b planina gecisti. peki b planina gecmesi iyi bir sey demek mi? kesinlikle hayir. uzun suredir (belki denizli'nin milli takimda tugay'in 35. dakkasi cikarmasindan sonra) gordugum en salakca tercihti. ndiaye cikmasi dogruydu aslinda cunku ikinci yari yurumuyordu bile. belhanda butun maci yuruyerek gecirdi. cok sansli ki gomis defansa basip belhanda'nin topun arkasina gecmesini sagliyor. tudor'a donelim, hatasi selcuk'u almak da degil. hatasi tamamen b planinda yatiyor. eger selcuk'u aliyorsan amacin topa basip oyunu yavaslatmak, pas futboluna donup rakip uyutmak olmalidir. fakat selcuk'u alip sonra butun defansa uzun top at dersen rakip isterse amator takim olsun baski yersin. sana hucum bile edemeyen rakibine surekli top verip defansini iyice iceri gonersen duran top sansi artar rakibinin. haliyle bir araba duran top kullanildi ve sonunda golu de yedin, ayni gecen sene butun maclarda oldugu gibi.

    mac sonu futbolcu bazli kimseye kizamam. tudor'un yaptigi plan degisikligi o kadar kotu ki, bireysel hatalarin hicbir onemi kalmiyor. selcuk'u herkese uzun top oynayin derken gordugum anda gol yedik demistim. gorunen koy kilavuz istemez cunku.

    tudor'un ilk 3 macta harika isler yaptigini soyleyen ve teknik direktor basarisi olarak gorenlere de bir iki sorum var. daha sahaya takimin nasil dizildigini bile cozemeyen sizlere soruyorum. takim 4-1-4-1 oynuyorsa 4'lunun solunda kim oynuyor? ilk 3 maca bakinca tolga'nin oyun alani orta saha yuvarlaginin bize bakan tarafi, belhanda'nin da rakip tarafi. 4-3-2-1 oynuyorsa rodrigues'in oyun alani gomis'in bile onunde sag cizgide gorunuyor, dizilis okumada cizgideki bir adam varken nasil 4-3-2-1 oluyor? eger takim 4-1-4-1 oynuyorsa tolga ve belhanda tudor'u dinlemiyor demektir bu durumda tolga'nin performansi ve takimin basarisini tudor'a mi yazicaz. eger 4-3-2-1 oynuyorsa garry tudor'u dinlemiyor demektir yine tudor'a yazicaz bu performanslari?

    bu sorularin hepsinin cevabi cok basit, yukaridakilerin hicbiri degil takimin dizilisi veya oyunu. ne oynadigi ve neden oynadigi da tudor kadar futbolcularin oyun karakterleriyle ilgili. ama asil sormak istedigim, bu tudor'u birden taktisyen yapan ve harika hucum futbolu oynattigini soyleyenlere: bana galatasaray'in, oynadigi 4 lig macini baz alarak, yaptigi "tek bir" -rakamla 1- hucum setini soyleyin. tek bir hucum setine fitim. bakin galatasaray'in genel oyun stratejisini ve bunu execution seklini falan sormuyorum. cok basit, bana bir tane hucum setini soyleyin bu muhtesem hucum futbolu oynayan takimin.

    bu soruyu tudor igrenc, bok otesi teknik direktor demek icin sormuyorum, siz futbol cahilisiniz demek icin soruyorum. belki tudor hucum setlerini kurgulayip, adam gibi spacing yapan bir takim kurar. olabilir, umarim olur. ama daha tek hucum seyi olmayan takimi muhtesem hucum futbolu oynuyor diye overseniz ve tudor basarisi derseniz, ben de futbolun abc'si icin kitap okuyun, biraz bilenleri takip edin derim.

    pep, mourinho, kloop gibi adamlarin ne yaptigini anlayamayacak kadar futbol cahili olup, kustahca her seyi cozmus gibi konusanlara da tavsiyem en kotu acin internette biraz onlarin taktigini cozmeye aylarini harcayanlari takip edin. bahsettigim o strateji ve formasyonlari yazili olarak anlamadiysaniz, adamlar grafiklerle, chartlarla anlatmis. yetmemis sebep sonuc iliskisi kurarak analizi felsefeyi cozmeye donusturmusler. (hos herhangi bir mac sonu analizinde sebep sonuc iliskisine deginmek gerekir ama turkiye sartlarinda ve ozellikle sozluk ozelinde bunu beklemek turkiye'nin uzaya insan gondermesiyle es deger)

    ne diyorduk? ha evet, eppir si mouve.
  • 3703
    10.09.17 antalyaspor deplasmanından beri başlığını ne zaman okusam, "hani terimsporlu bizdik?" diyorum. hem de defalarca.

    4. haftayı geride bıraktık. bakın 4. hafta. 34 maçlık periyodun 1/8.5'i yapıyor. ilk 3 hafta galatasaray efsanesi olup yıllarca hizmet etmesi, bir gün yollarımız ayrılsa bile terim gibi, lucescu gibi hep akla ilk gelen isimlerden biri olacağı konuşuluyordu burada. hocanın oynattığı takım, takımın oynadığı oyun yere göğe sığdırılamıyor, 3 hafta sonunda şampiyon ilan ediliyorduk. 4. haftada bir beraberlik aldık, bu kez hocalığından taktik anlayışına her şey eleştiriliyor.

    antalyaspor maçı yeni bitiyor, anında başka teknik direktörlerin başlığına girip kaçıncı hafta takımın başına geçeceği yazılıyor. bakın bu en hafif ifadeyle arsızlıktır. büyük bir arsızlık. örneğin fatih terim'i ne kadar sevdiğimi geçmiş yorumlarından okuyabilirsiniz, kelimesi kelimesine hepsi duruyor fakat kadrosunu kurmuş, sezonu açmış, lige başlamış bir hocayı bir beraberlikten sonra sallandırmanın manası nedir? manasını bilmiyorum ama kaynağı çok açık bir şekilde arsızlıktır.

    galatasaray taraftarı geçmişinden ders almayı bıraktım, daha dün yaşadıklarını unutmaya başladı. gerets'in bıraktığı sezondan bu yana sözleşmesini süresinde bitiren hoca yok.

    2007-2008: feldkamp-cevat güler,
    2008-2009: skibbe-bülent korkmaz,
    2010-2011: rijkaard (2.sezon)-hagi-bülent ünder
    2013-2014: fatih terim (3.sezon)-mancini
    2014-2015: prandelli-hamza hamzaoğlu
    2015-2016: hamza hamzaoğlu-mustafa denizli-orhan atik*-riekerink
    2016-2017:riekerink-tudor

    şu sezonlar içerisinde cevat güler döneminde gelen mucizevi şampiyonluk -feldkamp'ın kadro mühendisliğinin ve oyuncularin olayı sahiplenmesinin rolü çok büyüktür- ve hamza hamzaoğlu -sonrası malum- dönemi hariç hoca değiştirmenin bir yaraya merhem olduğu nerede görülmüş? aksine, değişiklik olduktan sonra tepetaklak gitmişiz. konuşmaya gelince "istikrar", "neden bizim ferguson'umuz yok?*", "başarı & sabir arasındaki pozitif korelasyon*" vs. fiiliyata gelince, "8. hafta fatih terim gelir", "3 maçta 7 puan alamazsa kellesi gider", "sin, şın, sad, tı, zı, ayn, gayn, alfa, gama, beta planları olmazsa olmaz azizim" bilmem ne. filhakika biz maymun iştahlıyız. sorun ne tudor, ne riekerink, ne orhan atik.

    hasılı ilk 3 hafta tudor'a ve takıma yapılan ağdalı güzellemeler ne kadar yanlışsa* 4. haftada alınan bir deplasman beraberliğiyle hoca asmak da o kadar yanlıştır. başarılı olur, olmaz, ben kahin değilim ama başarılı olması için sağlıklı ortamı oluşturmadığımız bariz biçimde ortada son bir haftadır. biraz sükunetin, suyu akışına bırakmanın, bekleyip görmenin faydası var diye düşünüyorum.
  • 3704
    bugün 16 eylül 2017 galatasaray kasımpaşa maçı var ve henüz hakkında hiç entry girilmemiş. hmmm. bu aslında sözlük için iyi bir gelişme diyeceğim ama her halükarda maç sonunda sözlük ahalisine göre ya mükemmel bir teknik direktör olacak ya da yine yeniden beden eğitimi hocasına dönüşecek.

    yahu her şey bir kenara kurduğu şu kadroya bakarak bile saygı duyulması gerektiği amlaşılır ama biz zaten toplum olarak birini ya çok severiz ya da anında asarız.

    neyse efendim ben antalya karşısında farklı etkenlerin ciddi rolü olduğunu düşünen birisi olarak tekrar takımın ilk haftalara dönüşüne şahit olacağımız ardından da methiyelerin alt alta dizileceğini bekliyorum.

    ben tudor'a güveniyorum.
  • 3717
    ikinci yarılardaki düşüşe bir çözüm getirmesi gereken td. 'pis' oynayan takımlara karşı sıkıntıya düşebiliriz. herkes kasımpaşa gibi pozitif futbol oynamıyor bu ligde.

    gazcı taraftarı bırak. onlar rijkaard döneminde de ikinci yarılardaki düşüşleri söylediğimizde dalga geçiyordu şimdi de geçiyor. bize dengeli takım lazım. büyük ve kritik maçlar böyle kazanılıyor çünkü.

    ha derseniz ki rijkaard dönemindeki kadroyla şimdiki bir mi diye ben de size şimdiki anadolu takımlarıyla o dönemki anadolu takımları bir mi diye sorarım. artık hücumda ersen martin'i, gökhan ünal'ı oynatan takımlar yok. eto'o'yu, kone'yi, adebayor'u oynatan takımlar var.
  • 3719
    iki, üç, dört farkla öne geçtiğimiz maçlarda b planı olmadığı için fazlasıyla zorlanıyoruz. kayserispor maçında 3-0 ve 4-0'dan sonra rakibin üzerimize gelmesine engel olamadı halbuki kenarda b planı olan bir teknik adam dursaydı oyunun kötü gidişine karşı planını devreye sokar ve skoru lehimize çevirirdi. osmanlıspor deplasmanında da keza aynı şekilde, b planı olmadığı için üçten fazla gol atamadık. bu hafta da skor iki sıfıra gelince b planını devreye sokması gerekirdi ama b planı olmadığı için maçı iki sıfır tamamladık.

    oysa b planı olsa böyle mi olurdu? 2-0'dan sonra oyuncularının popucuklarına birer turbo takar maçı 7-0'a getirirdi ancak o kadar beceriksiz ve kötü bir teknik direktör ki bunu yapamadı. üstüne gitti tolga yerine selçuk'u almak varken feghouli'yi aldı. hatta hatta kaliteli bir teknik direktörümüz olsa selçuk inan'ı ilk on birin değişmezi yapardı ama bizim beceriksiz tudor gitti yedek kulübesine hapsetti adamı.

    bu arada 16 eylül 2017 galatasaray kasımpaşa maçında giydiği gömlek de berbat ötesiydi. sırf bu bile kötü teknik direktör olduğunu yeterince gösteriyor.

    çok zekice bir önerim var, tudor'u kovup yerine formda okan buruk'u veya üç kupalımız hamza hamzaoğlu'nu getirelim.
    o zaman görün bakalım bu kalteli kadronun anası nasıl seviliyor.

    ha unutmadan, https://youtu.be/me0_3LNSTWI?t=9s
  • 3721
    kendisinin oynatmaya çalıştığı pres futbolunda bazen orta saha ve defansta çok büyük boşluklar veriyoruz, özellikle 2. ve 3. bölgede yaptığımız top kayıplarında. antalya maçında kapanıp pozisyon vermedik ama diğer lig maçlarında rakiplerin basit pas hataları nedeniyle kalemizde kontra ataklardan tehlike görmekten kurtulduk. biraz daha becerikli olsa rakipler bu konuda, sıkıntıya girmemiz işten bile değildi. öncelikli çözmen gereken konu budur hocam, antalya maçı dışındaki tüm maçlarda aynı hataları gördük zira.
  • 3722
    dünyanın en büyük takımlarına baktığımız zaman çoğunlukla topu sürekli ayağında tutup rakip karşısında öne geçiyorlar, sonrasında kontratak futbolunu da bir o kadar iyi oynuyorlar. yani formülüm türkçesi yetenek + kondüsyon. son zamanların manchester city, real madrid, bayer münih gibi takımlarına baktığınızda tıpkı şuan galatasaray'ın oynadığı gibi maçı çok hızlı bir şekilde geriden ileriye, ileriden geriye, sol geriden sağ ileriye, kale önünden rakip defans arkasına sürekli topu koşturarak ve rakibi yorarak oynuyorlar. barcelona bile tiki taka ile bu oyun karşısında başarılı olamıyor.

    işte tudor'un kondüsyon soslu hızlı ve teknik oyunu dünyanın bütün büyük takımlarının şu an oynatmaya çalıştığı oyundur.

    bunu ne kadar sürdürürüz, başarılı oluruz veya olmayız bilemem ama modern futbol böyle oynanılıyor. tudor eğer ki sistemi içselleştirirse derwall gibi türkiye'de dönüm yaratan hoca olabilir.
  • 3723
    en çok "b planı" olmadığı için eleştirilen hoca. ben böyle düşünmüyorum, özellikle öne geçtiğimiz maçlar için bir "b planı" var hocanın, lakin elinde rotasyon oyuncusu yok. bence selçuk'u önceki maçlarda oyuna almasının sebebi bu. biz selçuk inan ı iyi oynadığı zamanlardan nasıl biliriz: pas oyunun merkezi olabilen, ayağında top tutabilen, poposunu rakibe yaslayıp faul alabilen iyi bir merkez orta saha. işte takım öndeyken, artık oldukça da yorulmuşken tam ihtiyacımız olan oyuncu tipi. ama selçuk girdiği maçlarda ne verdi; sıfır bile diyemiyorum kocaman bir eksi. dediğim gibi hocanın bir "b planı" var ama malzeme bu kadar.
    he, koray günter ve atalay babacan bu rotasyonun içine sokulabilir mi; bilemiyorum. ama sanki formayı hak edecek eylemlerde bulunsalar hoca gözü kapalı verirmiş gibime geliyor.
  • 3724
    bana göre hala çok eksiği olan fakat gün geçtikçe de gelişim kaydeden hocamızdır.

    16 eylül 2017 galatasaray kasımpaşa maçının 53. dakikasında rakip üstümüze gelmeye başlarken "değişiklik yapacak mı? , baskıyı kırabilecek mi ?" diye yazmıştım, nitekim önce tolga-feghouli değişikliği, sonrasında gelen gol ile rahatladık.

    selçuk'u almaması da iyi haber. sol tarafı , sahayı enlemesine de genişletmek için solak iasmin'e emanet etmesi mantıklıydı. çünkü hem linnes hem de tolda içeri katettiğinden dar alana sıkışıp kalabiliyorduk.

    fakat ileride ve ortasahada yapılan baskıdan kurtulan rakip çok geniş boşluklar bulabiliyor, burada da bana göre defansın gereğinden fazla gömülmesi ve arkaya kaçan adama yetişemeyecek olması gibi durumlar var.

    ayrıca şu haliyle düşen ortasahada belhanda'ya 90 dakika tahammül edilmez. feghouli'nin 11'e yerleşmesi ile fernando-tolga-ndiaye üçlüsü istenilen pres düzeyini 1 tık ileriye taşıyabilir. fakat pozisyona girmede ne gibi dezavantajları olur görmek gerek
App Store'dan indirin Google Play'den alın