• 2208
    mhk'dan, tff'den, fb'den vb. birleşik kurumlardan düşdüğümüz haksız durumlara karşı resmi siteden her seferinde ''6 yıl 3 ay'' haricinde yaptığı her açıklama benim gözümde fazladır. çünkü bu şeref yoksunu kurumlara ne söylesen neyi anlatmak istesen anlamazlar, anlamamazlıktan gelirler. o yüzden yönetim kurulunun her bir elamanı susarak, sadece resmi siteye ''6 yıl 3 ay '' yazısını yazmak yeterlidir. he adam olan anlar diyeceğim de adam bulamıyoruz karşımızda en azından artık açıklamalardan kurtuluruz.
  • 2211
    kısa vade de çözülmesi gereken konuları yazmak lazım;

    a. zemin konusu. bu işin uzmanları ile çalışılmadığı ortada. her ben uzmanım diyene inanmayalım. zemin konusu acilen çözülmeli.

    b. taraftardan sorumlu yönetici. taraftar organize olamiyabiliyor. bu doğaçlama bir konu maçın atmosferi, sahadaki oyun, kritik anlar vs. ancak kesinlikle belirsizliğe bırakılmamalı. güney tribün coşabilir, güney dışında doğu'da coşup kapalı günlerine dönebilir. sadece düşünmek, plan yapmak ve süreklilikle uygulamak, sürekli kendini geliştirmekle ilgili bir konu. kurumsal sistemin en önemli kısmı eksik.
  • 2212
    şayet basında yer aldığı gibi 25 şubat 2013 galatasaray orduspor maçının devre arasında hakem serkan çınar'a 'ikinci yarıyı daha rezil yönetin' dediği için fatih terim ceza alırsa artık ciddi şekilde tff'ye yaptırım uygulaması gerekmektedir. aykut kocaman'ın hakemler yalan rapor yazıyor dediğini ve hiçbir yaptırım uygulanmadığını düşünürsek tff'nin rezilliklerine bir yenisini eklememesi için gerekirse taraftar desteğiyle ciddi protesto edilmelidir.

    edit: işte o rapor https://pbs.twimg.com/media/BEGSMqNCIAAhpfY.jpg
  • 2214
    fenerbahçe lobisini seyretmekle meşguldür.

    galatasaray'ın önü kesilsin diye apar topar spk mevzuatı değişmiş, gelir tahakkuku ile sermaye artışına izin verilmeyeceği için 2. sermaye artırımını spk kabul etmemiştir. kimin yaptığı, neden yaptığı aşikardır.

    meireles'in tükürük olayında bilen bilir, satırlarca açıklama yapan malum kurul lig tv'den görüntüleri saatlerce izleyip tükürük eyleminin olmadığına inanılmaz bir şekilde karar vermiş, olayı mimiklere varana kadar açıklamış olsa da, melo konusunda "suçsuz olduğunu ispat et bize" diyerek amacını ortaya koymuştur.

    ve şimdi sıra fatih terim'de...

    hakem raporu ortada, konuşulanlar ortada ve maalesef verilen ceza ortada...

    daha ne kadar susacaksınız efendiler? neyi bekliyorsunuz? nedir yani amacınız? tüm bu yaşananları evet biliyoruz kabul etmiyorsunuz, mideniz kabul etmiyor ama bir tepki yahu, bir yaptırım yahu, somut bir adım yahu...

    ciğeri beş para etmez kansızlar ilginç haberler yapıp kulübü, hocayı, yöneticileri, futbolcuları yıpratır, kahpelik yapar "galatasaraylıların vicdanına" havale edersiniz, yapmayın yahu, yaptırım uygulayın, somut şeyler yapın.

    ama artık yeter, bir şey yapın.
  • 2215
    mevzu bahis haberde,

    http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/22713376.asp

    ünal aysal'ın acıklamalırında anlamadığım bir nokta var, öncelikle haberin doğru yanlış olma olasılııgında göz önünde bulundurarak (doğru sayıyoruz, şuana kadar bir acıklama yok yönetimden), merak ettiğim bir şey var.

    ağızlarda dolaşan şuan ''sermaya arttırımı yapılmazsa iflas edilebilir '' bu şuan ki sermaye arttırımında mı geçerli olan bir durum ? yoksa,

    geçtiğimiz aylarda ki sermaye arttırımı öncesinde mi böyle bir durum söz konusuydu bu durumu atlattık mı?

    edit: eksik bilgilerimi bilgili sözlük arkadaşlarımın doldurmasını rica ederim.
  • 2216
    su topu takımının berlinde'ki maçı için taraftar çağrısında bulunurken hayat ne güzeldi dimi eyy galatasaray yönetimi? evlerinden kilometrelerce uzaklıktaki şehirlere voleybol maçı için istanbul'da derbi maçlarından bile fazla sayıda taraftarla giden o insanları işinize gelince "armanın peşinde" söyleminin altını doldurmaları için teşvik edenler sizlerdiniz.

    12 mart 2013 schalke 04 galatasaray maçı biletlerini zengin iş adamlarına, divan kurulu üyelerinin akrabalarına uçurtmanız sizi o insanların gözünde değerli kılsa bile, gerçek arma sevdalılarının gözünde eksi hanenize işlenmiş bir hata olarak yerini aldı. 1000'lerce km uzaktan galatasaray'ı yaşamaya, ülkeye aidiyet duygusunu galatasaray üzerinden yakalamaya çalışan o insanlara bu yaklaşımınız günün birinde karşınıza yalı kazığı gibi dikilir.

    doğru ya bu sene amatör branşların avrupa yolculuğu bitti. seneye, daha dokunaklı güzellemelerle desteğe çağırırsınız o insanları.
  • 2217
    galatasaray yönetiminden klübün üzerinden rant sağlamak isteyenlere ilişkin kurmasını istediğim bir sistem var.

    biletlerin satışı isme yapılmalı. atıyorum muharrem özkan diye bir vatandaş galatasaray maçına gidecekse biletle birlikte gişeye aynı hava alanındaki gibi kimliğini de gösterecek ve o şekilde girecek. bilet aldın peki maça gidemiyo musun? bileti galatasaray'ın kuracağı interaktif bir site üzerinden klübe iade edeceksin. isteyen o bileti klüpten alabilecek. söz konusu bilet satılırsa sen de paranı alabileceksin. hatta eşin, dostun yada bulduğun kişi özellikle senin biletini satın almak isterse bilet numaranı vererek klüpten özel olarak o bileti isteyebilecek. böylece biletini satıp paranı kurtarabilme imkanı bilet sahibi vatandaşa da tanınacak. internet kullanamıyor mu vatandaş. sami yen'de fiziken bu işi yapabileceği de bir büro sürekli hizmet verecek.

    dolayısıyla karaborsacılık tarihe karışır. klüp de bu satışlara %10 - %20 kar ekleyip aracılık hizmetinden de kar sağlar.
  • 2220
    genel satış yapacağını duyurduğu 12 mart 2013 schalke 04 galatasaray maç biletleri ni, duyurduğu halde satışa çıkarmayıp, elden sağa sola vermiştir.

    ulan hala beleşçilere bilet vermeyince ağlıyorlar diyen zihniyet var. kimsenin beleş bilet istediği yok arkadaşım, taraftar kendisine satılması gereken biletin peşine düşmesin mi?

    sanki yılda en fazla 1 kere maca gidecek monşerler gidince bu durumdan galatasaray kazanacak.
  • 2221
    galatasaray'i ittire ittire, zorla raydan cikardilar.

    futbolda basari geldi. basan, isteyen, mucadele eden muthis bir takim. cunku terim'in her dedigini yaptilar, futboldu bu, isin anlayani da terim'di. ama basina siziyordu bu cilek muhabbeti. sneijder+drogba geldi. terim'in sol bek istedigini herkes biliyordu. hani o schalke macinda yol gecen hanina donen sol bek var ya, orasi iste. olmadi. zaten defalarca "ronaldinho'yu reddetti", "messi'ye burun kivirdi" turu haberlerden rahatsizligini dile getiren hocaya once ceo'yu, onunla beraber de kendi isteklerini empoze ettiler.

    fatih terim inat adamdir, oyle istemedigi sey yaptiramazsin! geciniz, hikaye.

    istediklerini yaptirdilar, nasil? taraftari gaza getirerek tabi ki. sneijder gelsin, drogba gelsin. dunya yildizlari bunlar, taze cikti denizden. malum balik mevsimi. gelsin tabi ki. terim reddedebilir miydi gazeteler boy boy yazarken? "istemiyorum arkadasim, bana sol bek alin": "biz herseyi yaptik, o istemedi!"...

    reddedemedi.

    elinde nurtopu gibi istese de yedek de birakamayacagi iki tane topcu. ikisi de aylardir mac yapmamis. galatasaray ise tarihinin en kritik subat aylarindan birine giriyor. tabi bunlar dunya yildizi, buzda beklemezler oyle, her mac oynatmak zorundaydi hoca. taraftar da oyle istiyordu.

    drogba sahada, sneijder sahada. kosan? mucadele? takim uyumu? hak getire. takim alt ust oldu. "sanki cok da iyiydik" diyenler ilk yaridaki fikstur yogunlugunu, onemli maclarin hicbirini kaybetmeyen galatasaray'i ikinci yaridaki rahat fiksturde dahi onemli maclarda kontrolu kaybeden galatasaray'la ayni sandilar.

    degil ayni filan.

    takimin sirazesi kaydi. sistemi belli degil, yabancilari yerlileri belli degil, 11'i belli degil, kim gidecek kim kalacak belli degil, kim iyi oynuyor kim kotu oynuyor o bile belli degil. taraftarin yarisi hamit iyi oynuyor diyor yarisi kotu. yarisi amrabat rezil diyor diger yarisi cikmamaliydi. her devre arasinda oyuncu degisiyor. her oyuncu degisikliginde taktik degisiyor. takim bir yerden oynuyor bir havadan. bir cift forvet bir tek forvet.

    ***

    once geri sarin. 2010 ocak ayina donun. ligde ve uefa'da muthis giden bir galatasaray. rijkaard dunya capinda hoca, beklentiler yuksek. ama orta saha catirdiyor. 1-2 nokta transferle bu takimin yuruyeceginde herkes hemfikir. yine kritik subata girmeden geldikleri yerde dogruduzgun oynamayan dos santos ve jo geliyor. taraftar cildiriyor sevincinden, neye seviniyorsa artik. iki ay gecmeden takimin kaptanini kapalinin ortasi yuhaliyor, havlu atilirken galatasaray iki pas yapamaz hale geliyor, sezonun sonu zar zor geliyor.

    simdi de ileri sarin. kume dusme adayi akhisar'i zar zor deviren galatasaray. kume dusme adayi ordu'yu 2-0 geriden gelerek zar zor gecen galatasaray. son 16nin en zayif ekibi, formsuz ve eksik schalke'nin dagittigi ve 1-1'e sukretmesi gereken galatasaray. eskisehir'de topu goremeyen galatasaray. genclerbirligi karsisinda arena'da 1-0 yenilen galatasaray.

    hafta icinde biraz daha saracagiz. devre arasinda muthis bir "yatirim" yapmasina ragmen schalke 04'u zorlayamadan elenecek bir galatasaray.

    ***

    kasedin b tarafina gecelim, gerci kaset mi kaldi bu devirde... anlayan anlar.

    basketbolda "basarisizlik" oldu, oktay mahmuti'yle. galatasaray basketbolunu dipten alan ve cska'yi yener hale getiren adamdi. sakatliklar oldu, hakem rezillikleri oldu. takim o senenin flas ekibi besiktas'a elendi.

    normaldi. olabilirdi. kovdular. yerine yine cok iyi bir koc getirdiler. peki bu sene ne oldu? ayni sanssizliklar yine yasandi... madem oyle, varolan duzen ne diye bozuldu?

    ***

    simdi de parcalari birlestirin.

    siz mahmuti'ye cikan faturanin terim'e cikmayacagini mi saniyorsunuz? yaniliyorsunuz, cunku cikacak. yavas yavas olay "sneijder var, drogba var takimin haline bak! hoca oynatamiyo bunlari!"ya donecek.

    liseli kibiri devreye girecek. en iyi fransiz kim piyasadaki?

    sonra da heykeli dikilecek adamin kanli canli halini gonderecekler. yerine artik blanc mi gelir le guen mi, la fontaine mi gelir guy de maupassant mi ona da hep birlikte goruruz.
  • 2223
    basketbol şubesi için acilen radikal kararlar almalı ve yıllardır süregelen başı boşluk ve başarısızlıkla geçen yılların ardından şubeyi, yeniden ayağa kaldırmaları yenilmez armada'yı tekrar yaratması gerekmektedir. her sene başarı hedefleri ile yola çıkıp, böyle hüsranlar yaşamak futbol kadar basketbol'a da gönül veren bizleri derinden üzüyor.
  • 2224
    basketbol ve voleybol takımlarının tümünü çiftliğe çeviren yönetimdir. bu şubelerin başına iyi hocalar getirip, şampiyonluğa uzanıp, aslan payını aşlma peşindeler ama maalesef papaz pilav yemiyor. kız basket, kız voley ve erkek voleyde zaten senelerdir yaşanan rezillik devam ediyor ama aralarında sadece bir şekilde ilerliyor gibi görünen erkek basketbolun başında şükürler olsun ki bir hocadan fazlası olan ergin ataman var.

    diğer branşlara alıştık ama erkek basketbolda da krizler, ergin ataman'ın kapatamayacağı boyutlara ulaşırsa çok ama çok yazık olur hem hocaya hem takıma.
  • 2225
    galatasaray yönetiminin amatör branşlardaki tutumu için uzun uzun yazılabilir aslında.

    ben sadece birkaç kelam etmek isterim.

    birincisi amatör branşlar dediğiniz şey adı üstünde "amatör". yani yapılacak yatırımında adına, sıfatına uygun olması gerekir aslında. geçen senelerde özellikle bayan voleybolda mehmet ali aydınlar'ın maddi gücünü arkasına alan fenerbahçe'nin önemli başarılar elde etmesiyle galatasaray'da birşeyler yapma çabası içine girdi.

    aslında yaptığımız bir noktada sidik yarışıydı. neden? amatör olarak kabul ettiğin bir spor dalında küba'dan, italya'dan vs. önemli yıldızları, önemli tutarlarla ülkeye getiriyorsun. halbuki sponsorluk geliri (onu da isminin arkasına her sene farklı bir markayı alarak yapıyorsun) dışında bir gelirin yok. salonun dolmuyor. (ben bayan voleybolda 20 kişiyle maç izlediğimi biliyorum). forma satışı vs. zaten yok. hatta satışa çıkarılan forman bile yok :(. ama buna rağmen önemli bir yatırım yapıp gürül gürül paralar akıtıyorsun. çünkü fenerbahçe'ye yetişmek gibi bir derdin var. yeter ki ondan geride kalmayayım psikolojisi. doğru değil.

    yukarıda bahsettiğim şartlar altında bütçenin açık vermemesi mümkün değil. amatör branşlar için gelir/gider dengeni sağlaman kolay gözükmüyor. uzun vadeli bu şekilde bir organizasyonu devam ettirmen imkansız hatta. peki neden bu sidik yarışı? hiç gerek yok bence. sadece getirdiğin yabancıların cebini para ile dolduruyorsun hepsi bu.

    galatasaray önemli bir spor kulübüdür bu ülkede. ve belirli bir misyonu vardır. bu spor dallarını mümkün olduğunca bünyesinde yaşatmalıdır, destek olmalıdır. bu noktada sabit fikirliyim. kapatalım, gidelim demem. ancak madem amatör bir branştan bahsediyoruz, o zaman alt yapıya yatırım yapılarak sadece kendi yetiştirdiğin voleybolcularla başarı güdülmeden bir sosyal sorumluluk algısıyla bu branşlara destek vermek daha doğru olacaktır.

    senelik 1 milyon eur para verdiğin yıldızları 30-40 taraftara oynatmaktansa bütçenin onda biri ile alt yapıya destek olursun. bir model yaratırsın. gerekirse ikinci ligde oynarsın. ama yetişrdiğin sporcular gün gelir ülke milli takımını bir yerlere getirir. sende yüklendiğin misyonu başarıyla yerine getirmiş olmanın gururunu yaşarsın.

    bu bayan voleybol örneği için verilmiş ola bile, erkek voleybol, bayan basketbol içinde geçerli.

    burada erkek basketbolu biraz daha farklı bir yere koymak lazım. biraz daha endüstriyelleştiğinden ve taraftar ilgisi bir nebze daha yoğun olduğundan.

    birde belki tekerlekli sandalye basketbol takımımız. onlarında engelli insanların neler başarabileceğini göstermeleri açısından yüklendikleri bir misyon söz konusu.

    ama bahsettiğim diğer branşlar için "amatör" kelimesine uygun hareket etmek daha mantıklı gözüküyor.

    tabi burda yönetimin gidebileceği ikinci bir yol daha var. ayrılan kaynakları arttırarak daha başarılı olacak bir takım kurmak ve bunun sürekliliğini sağlamak. bu da şu aşamada arkas vb. önemli şirket takımlarıyla birleşmeyi gerektiriyor. başka türlü bu denli bir maddi kaynak yaratmak mümkün değil ne yazık ki.

    ancak mevcut durumda olduğu gibi hem önemli bir bütçe açığına neden olan hem de başarılardan geride kalan bir takım yapısı açık ve net bir şekilde galatasaray'a zarar veriyor. şuan ki yapının sürdürülemeyeceği gerçeğiyle hareket edersek bence yukarıdaki iki yoldan biri tercih edilmeli.

    ben ikisine de sıcak bakarım. yeterki düzgün bir organizasyonla yola cıkılsın.
App Store'dan indirin Google Play'den alın