• 5051
    bakın medya günümüzde önemli bir algı mekanizması. hatta en önemli algı mekanizması konumunda şuan. bazı tipler vardır bireysel eğlenceleri adına trollük yapar. bireyseldir, herhangi kişi ve kurumlarla bağlantısı yoktur.

    ancak günümüzde şu çok iyi bilinmektedir ki sanal ortamda suni olarak üretilmiş milyonlarca kullanıcı var. mevcut iktidarın, twitter'da ve facebook'ta kendileri adına propaganda yapan kullanıcılara para dağıttığı gerçeği var örneğin.

    artık önlenemez bir yoldayız. düşünün ki türk futbolunda yapmadığı pislik kalmamış olan aziz yıldırım, bu sözlüğe adam sokmayı mı akıl edemeyecek? bireysel kişiler tehlikesizdir, kendini belli eder ancak böyleleri çok ama çok tehlike arz ediyor. benim tahminimce birileri tarafından galatasaray forumlarına, sözlüğe kulüplerin talimatı ile '' kullanıcı '' sokuluyor. ve çaktırmadan, belli etmeden algı operasyonu yürütülüyor.

    bu kanıya nereden vardım:

    çünkü galatasaray neyi yaparsa eleştiriyorlar; neyi yapmıyorsa, o yapılmayan şeyi öve öve bitiremiyorlar. bu her dönem için geçerli. adam ünal aysal döneminde yapılan her şeyi eleştiriyor, yönetim değişince yeni yönetimin her icraatını topa tutup eski yönetimi övüyor. bu nedir?

    çok basit tutarsızlıklar üzerine kurulu kastettiğim durum:

    örnek1: emre çolak...

    bu adam ne zaman oynasa sol taraf pert oluyor ve onu oynatan hoca yerden yere vuruluyor. emre galatasaray seviyesinde değil, deniyor. lakin oynamadığı dönemde ise sanki bir messi sanki bir neymar'mış gibi ballandırılarak bahsediliyor kendisinden. arda'dan yetenekli dendi yahu bu adam için. ne desek boş.

    örnek2 rodriguez...

    bir ara umut gündoğan, bir dönem de oğuzhan kayar selçuk inan ile kıyaslanmıştı bu sözlükte. denirdi ki '' selçuk yerine umut gündoğan oynasın, oğuzhan oynasın.''
    rodriguez kötü oynasa; yanındaki adam çok kötü, o yüzden oynayamıyor denir. selçuk kötü oynasa, '' hain, çete başı, yeniçeri'' denir. rodriguez'in 10 pasından 6'sı rakibe gidiyor. ama sorsan mükemmel futbolcu. 4. yıldız şampiyonluk kutlamasını birdaha seyredin. selçuk inan sahneye gelirken tüm futbolcular basamakların aşağısına inip onu karşıladı ve herkes sarıldı selçuk'a. bir tek selçuk inan'a yapıldı bu.

    ayrıca 2011'de fenerbahçe daha çok para vermesine rağmen ve fenerbahçe cl'de oynayacak olmasına rağmen galatasaray'ı seçen bir futbolcudur selçuk.

    burak yüzünden değersizleştirilmesi anlamsızdır.

    örnek3:bazen taraftar şaşırıp muslera ve sneijder'i de topa tutuyor. ancak dikkat ettiğim bir husus var. bu eleştirileri yapan yazarların önceki yazdıklarına bakıyorum ve ne umut ne burak ne sabri ne selçuk ne rodriguez ne de bir başkası adına bir şey yazmamış. sadece muslera ve sneijder. haaa orada duracaksın.

    bir yazar, takımdaki faydasızları eleştirdikten sonra sneijder'i de muslera'yı da yerden yere vursa ses etmem. ancak diğerlerine yazacak sonra sıra bu ikiliye gelecek.

    örnek4: mario gomez konusu...

    bu adam bizim gündemimizdeyken söylenmedik laf kalmadı. yok sakatmış, yok çok ağırmış, bitikmiş falan. o entryler ne yazık ki yerinde duramadı, çünkü sahipleri tarafından silindiler. biz hangi oyuncuyu gündemimize alsak, ya bu adam alınır mı, deniyor. başkası alınca '' vayy be helal olsun, bizim yönetime de yazıklar olsun'' deniyor.

    tutarsızlık...

    diyorlar ki selçuk 3,5 milyon euro maaş alıyor. yine diyorlar ki futbolculara şu şu şu paralar verildi ben bileklik falan almam. ve üstüne de kaymak ekliyorlar:'' dursun özbek takımı batırdı, ünal aysal geri dönsün.''

    şimdi güler misin ağlar mısın?

    ben diyorum ki herkes her konuda fikir belirtebilsin. belirtebilsin de tek şartla. tutarlı olmak kaydıyla...

    adam kulüpte yapılan soygunlardan, hırsızlıklardan dem vuruyor, sonra '' yetiş, ya ünal aysal!!!!'' diyor. acayip bir durum cidden.

    veyahut forvet istemeyen hamza hamzaoğlu'na değil de emre utkucan'a kızılıyor. ne yapsın kardeşim bu adam? oyuncuyla, kulübüyle, menajeriyle bireysel temas kurup; anlaşıp, tesislere mi getirsin, ''al hocam sana doğum günü hediyesi'' diye.

    birileri hata yapıyor. ortada bir hata olduğu çok güzel tespit ediliyor ama fatura hep yanlış kişilere çıkartılıyor.

    mesela doğru tespit: galatasaray ekonomik olarak zor durumda. fatura: dursun özbek. yazık vallahi.
  • 5054
    en sevdiği hobisi, işler yolunda gitmediği zaman takımın yıldız futbolcusuna sataşmaktır.

    bak yavrum; geçen sene muslera 3 kupa alırken kalesinde 60 gol gördü, ama sezonun da futbolcusu seçildi. iyi-kötü-vasat öyle istatistikle belli olmaz. madem sneijder'e yükleniyorsun, onu çevresiyle değerlendireceksin. her futbolcunun başlığına gelip kötü, aldığı parayı hak etmiyor diyeceksin. yoksa o hastalıklı kafana kimse tahammül etmek zorunda değil. bu kafayla yemin ediyorum gram mesafe alamaz galatasaray taraftarı.
  • 5055
    hayatta her şeyde olduğu gibi burada, aynı renkli çatı altında bulunan, çok zıt ve ortada buluşması sadece ama sadece başarı geldiği sürece mümkün olan insanlarin tümüdür. ama tümü galatasaray taraftarı mıdır? benim gözümde değildir. dibe vurmuşluğun bir üst seviyesi olan vasatlığı savunan ve bunu yaparken dibi, yani yanlışı emsal gösterip kendini haklı çıkarmaya çalışan her kimse, bunu çok sevdiğini iddia ettiği galatasaray'a yakıştırıyor olabilir. ben yakıştıramıyorum.
  • 5056
    http://alkislarlayasiyorum.com/...295300/mutlu-musunuz

    --- alıntı ---

    yaş olmuş 28, daha bi kadınla doğru düzgün ilişkimiz olmamış, para yok, aile yanında kalınıyor, araba desen araba sigortası olmuş 1000 lira, araba alsan sigorta yapamazsın, sigorta yapsan depoyu dolduramazsın.sosyal hayat sıfır, yıllardır böyle giden durumundan dolayı özgüven olmuş sıfır. suriyeli araplar memleketi istila etmiş, büyükşehirlerde metro kullanmaya korkar olmuşuz canlı bombalar fink atıyor, pkksı bi yandan, ışıdi bi yandan saldırıyor. günde 3 kez 31 çekmekten vucüt bitap düşmüş, insani hiç bi ihtiyaç karşılanmıyor. bi de üstüne galatasaray *arağı yemiş... soruya bak mutlu musun?...

    --- alıntı ---

    ah ulan ah :(
  • 5057
    tek tek futbolcu eleştirmemesi gereken taraftardır şu sıralar.

    futbolcular değil takım sik gibi afedersin. bunun da tek sorumlusu teknik ve idari yönetim, yani yönetemeyenler. sen selçuk'a performansının düştüğünü göre göre çuvalla para verir, sakat adamı takımdan uzaklaştırmaz, gelecek vaat eden gençleri şu leş sezonda oynatmamakta israr edersen olacağı bu. galatasaray taraftarına ve galatasaray ismine çok büyük terbiyesizlikler yapılıyor göz göre göre, hepsi de yönetememek yüzünden.

    futbolcu seçmeyi bırakıp hedefi doğru seçelim.
  • 5058
    2015-2016 senesi itibari ile kendilerini tanıyamadım taraftarlardır. ultraslan'ı falan dışarı atıyorum.

    kendileri öyle değişmişlerdir ki galatasaray ruhuna aykırı ne varsa bu sene bunu sergilemektedirler. artık sdece başarı odaklı taraftar grubu olmuşlardır. başarı için şike yapsak, yapalım diyecek konuma düşmüşlerdir. başarıya giden her yola mübah olarak bakmaktadırlar. galatasaray'ın değerleri değil, televizyon başında izleyecekleri galatasaray'ın galibiyetleri ile ilgilenmektedirler. galatasaray başarılı ise bunun nasıl ve kimler ile kazanıldığı önemli değildir.

    bana göre türkiye'nin derwall sonrası gelmiş geçmiş en iyi hocası olan fatih terim. malumunuz futbolumuzda 2011 senesinde bir çok olay oldu. fenerbahçe'nin bir sezon önce şike yaptığı, bir çok takımın ve futbol adına bir çok kişinin bu işlere bulaştığı görüldü. sonrasında ne mi oldu? mevcut başkan fenerbahçe'yi düşerecek korkusuyla,uefa ya göndermiyor diye değiştirildi, yerine başkanı olduğu kulübe evrakta sahtecilikten ceza aldıran bir başkan geldi (bkz: yıldırım demirören). bu adam mevcut döneminde fenerbahçe yalakalığı yaptığı gibi galatasaray düşmanlığı ön plana çıktı fatih terim'e, galatasaray'ımıza nasıl saldırdığı malumunuz. aynı şekilde özellikle stadımızın açılışında yaşanan malum protesto olayıyla da tayyip erdoğan'ın galatasaray ile ilgili hareketleri malumunuz. peki sonra ne oldu? 3. sezonuna başlayan mevcut teknik direktörümüz, birden şikecileri aklayan (hırsızdan yana taraf olan ) akp'nin genel başkanı ve mevcut başbakan tarafından milli takım başına getirildi. teknik direktörümüzde, her zaman adaletten yana olacağını söyleyen hatta şampiyonluklar sonrası konuşacağını söyleyen imparatorumuzda galatasaray'ı yarı yolda bıraktı ve buraya gitti.

    galatasaray gerçeklerinde bu adamın kalem ile üstü çizilirdi. ama mevcut galatasaray taraftarı örf, anane ve kültür takmadıkları için böyle bir adamın kulübe geri gelip herşeyi toparlamasını isterler. oysa bu adamın galatasaray'ı nasıl bırakıp gittiği, kimler uğruna gittiğini unutmamak lazım. bir fotoğraf gösterelim. http://img.haberler.com/...zayi-atti_1787_o.jpg

    bana göre galatasaray'ın istediği sistemi oynatabilecek gençlere de önem veren, idealist bir teknik direktör olan ersun yanal. bu adamı da nasil unutuyorlar nasıl kabul ediyorlar merak ediyorum? bu adam ki galatasaray'ın 5. şampiyonluğuna gittiği 2000-2001 sezonunda soyunma odasında futboclularına fenerbahçe'den gelen teşvik paralarını dağıtan adamdır. bu adam yersiz ve alakasız şekilde efsanemiz hakan şükür'e karşı ayaklanmış teknik direktördür. bu admaın benzer pis durumları bir çokken galatasaray taraftarı tarafından isteniyor olması kabul edilemez.

    bu iki adam nezdinde değerlendirme yapılınca galatasaray taraftarına şaşırıyor ve üzülüyorum. galatasaray'ı var eden herşeyden uzaklaşıp, galatasaray'ı galatasaray olduğu için sevmeyen bir taraftar olmaya başladılar. kendilerine tavsiyem düny agloballeşiyor, artık avrupa takımlarının tribünleri turist çekim merkeiz olmaya başladı. avrupa'dan kkafa tkaımları tutabilirler, hem temiz futbol izlerler hem de daha büyük başarılara da şahit olabilirler.
  • 5066
    galatasaray taraftarı, çok büyük oranda ''taraftar'' olmaktan çıkıp ''müşteri''ye dönüşmüş durumda. bu müşteriye dönüşme ya da dönüştürülme olayı elbette sadece galatasaray taraftarları için geçerli değil. ama belki de dünya genelinde , taraftardan-müşteri dönmeye başlayan ilişkiler, galatasaray'da en keskin biçimde kendini gösteriyor. şu dönemki kaos ortamının ya da artık üç-beş senede yaşanan, neredeyse gelenekselleşmiş çöküş dönemlerinin sorumluluğunu galatasaray taraftarı başkalarında olduğu kadar kendinde de aramalı bana kalırsa.

    her sene orijinal forma, kombine alan evine-işine digitürk bağlatan, gs kredi kartı kullanıp kendi bütçesi nispetinde galatasaray'a katkıda bulunanlar, ekranların başında ya da stadyumda maç izlediğinde arada kurulmuş ve sarsılmaz gönül bağının yanında olayları maddi bir eksen üzerinde, bir nevi maddi bir muhasebe girişerek izlemeye girişiyorlar.belki kendilerince hakları da. ama bu durum giderek tatsız bir hal almaya başlıyor. çok yüksek bir ücret ödeyerek bir opera, tiyatro ya da gösteriye gidip ödenen bedelin çok altında rezil bir performans sergilenince sahneye domates, yumurta vs atılması olayına dönmeye başladı iş ki bence çok tehlikeli bi' durumdur bu.

    gönül bağından maddi zemine kaymaya başlayan ilişki özellikle ali sami yen'den tt arena'ya geçilmesiyle iyice gün yüzüne çıktı. koltuk sayısının ve sıradan kişilerin borçlanma kapasitelerinin artmasıyla birlikte kombine almak eskiye oranla çok daha kolaylaştı. durumlar böyle olunca da eski taraftar profili neredeyse tamamen değişti ve yukarıda bahsettiğim yüksek bedel ödeyip bunun karşılığını anında görmek isteyen bir taraftar profili türedi. bu yeni profili aradaki gönül bağını ne yazık ki başarı endeksli olarak hatırlamaya başladı.

    suğnıs zamanında başladı benim a.s.y maceram lise 1 öğrencisiydim o zamanlar. sıradan lig maçlarında önceki günlerde bilet almazdık ama maçın başlama saatinden yaklaşık 5 saat evvel mecidiyeköy'de olurduk. önce bilet sırası sonra stadyuma giriş kuyruğu derken maçın başlamasına 1 saat kala ezilme tehlikelileri atlatarak içeri girerdik. derbi maçlar ve avrupa kupası maçlarındaysa mutlaka maçtan 3-4 gün önce satışa çıktığı gün koşardık mecidiyeköy'e kaç kere karaborsacıların on'ar yirmi'şer bilet alıp götümüze bakarak döndük sayısını unuttum. ama yine de zorlar bir şekilde alırdık biletlerimizi maç öncesi. önem derecesi yüksek bu maçlara elinizde bilet olsa dahi maç günü herhangi bir şansızlığa uğramamak için çok erkenden girmek gerekiyordu. hiç unutmam 4-2 biten psg maçına tam 7 saat önceden girmiştik yeni açık'a.
    o zamanlardaki taraftar profili için de söylenecek çok şey var. atkımızı ya da cebimizdeki üç kuruş parayı gasbetmeye çalışan çok oldu. artık sesimiz kısılıp bağıramayacak duruma geldiğimizde davul tokmakları fırlatıldı üzerimize . belki de yüzlerce maça gitmişimdir , şimdikiden çok daha yeteneksiz topçuları sırtında gs formasıyla görmüşümdür ama bırakın maç devam ederken kendi oyuncusunu toplu halde ıslıklayan taraftarı en umutsuz maçın son dakikasına kadar desteğin kesildiğine şahit olmamıştım. o süreci kimse güllük gülistanlık sanmasın çok beter sonuçlar, olumsuz durumlar yaşandı. kötü dönemlerin atlatılmasının tek nedeni tribünlerin desteği olmasa bile sac ayağının çok önemli bir parçasıydı.

    yeni nesil gs taraftarları kardeşlerim pek bilmeyebilir ama hakan şükür ile galatasaray taraftarı arasında bambaşka bir ilişki vardır. hakan şükür tabi ki çok yetenekli, hırslı ve akıllı bir futbolcu geldiği noktada bunların önemi çok yüksek ama ilk yıllarında acemiliğini atlatmasında, çok uzun süreler gol atamamasına , kimi zaman sahada saç-baş yolduran hareketlerine rağmen taraftarın kendisine desteği her zaman inanılmaz kuvvetli olmuştur. genç hakan şükür şimdilerde takıma transfer olsa üçüncü maç teneke bağlanarak gönderilir takımdan. herkes futbolcuların bundan on-on beş sene evvelki ''ruh''a sahip olmadığından dem vuruyor ama belirtmek gerek ki taraftar da maalesef ''ruh''unu yitirmiş durumda. biri değişirken diğerinin aynı kalmasını bekleyemeyiz çünkü bunlar aynı kaynaktan beslenen, bir birleriyle etkileşim halinde olan şeyler. bilmiyorum bu belki de geçen zaman içinde insanların hayat bakışının değişmesiyle alakalı bir durum.

    ayrıca özellikle burada dikkatimi çeken ve çok şaşırdığım bir şey var. diyelim ki takımın bir teknik direktör arayışı var. bir kesim bielsa'yı istiyor bir kesim garcia gelsin diyor diğer kesim de ersun yanal'ı istiyor. bir takımı 2 ya da 3 hoca çalıştıramayacağından diyelim ki rudy garcia geliyor başa. isteği gerçekleşemeyen(!) 2 grup apaorta yatıp başarısız bir sonuçta hemen kendi takımının hocasının altını oymaya, kazanı kaynatmaya başlıyor. buradaki ayrım hocaların eleştirilemez oluşu değil; kendi istediği dışında birinin takımın başına gelişinden sonra hocaya karşı adeta garez -kin besleyen egosantrik taraftardır.
  • 5067
    galatasaray yöneticileri öylesine iğrenç bir şekilde galatasaray taraftarına davranmışlardır ki taraftar onların anlayacağı dilden konuşmaya başlamıştır. eğer bir grup kendi çıkarını düşünen adam, kendi isimlerini yapmak adına galatasaray'a gelip yanlış işlere imza atarlarsa tepki görürler. bu dünyanın her yerinde böyledir. ne yazık ki galatasaray yöneticilerinin suratları artık iyice kösele kıvamında. hiçbir tepki adamlarda kızarmaya yol açmıyor. eskiden galatasaray taraftarı bir yönetimi istifaya çağırdığında hemen yeni yönetim için çalışmalara başlanırdı. bu ne yazık ki canaydın döneminde değişti. artık çaresizlikten midir, camianın içinde bulunduğu alternatifsizlikten midir, inan kıraç'ın boşluğuna mı gelmiştir bilemem ama canaydın'a sımsıkı sarıldı dedeler. düşünsenize ribery marsilya'ya bedava gitti. daha büyük bir skandal olabilir mi? üstelik yüzüncü yılda da şampiyon olamamışsınız. ama yönetim değişmemiş. bu eşsiz bir başarısızlık ve eşsiz bir taraftarı sallamama hikayesidir. bence kırılma noktasıdır.

    canaydın döneminden itibaren yönetimler taraftarı sallamamaya başladılar. taraftarın da kendini ifade ediş şekli özellikle store ve kombine olaylarıyla farklılaştı. peki pratikte bunun bir karşılığı var mı? ne yazık ki yok. galatasaray taraftarı müşteri de olsa asla bir boykot işine girmedi. giremedi. çünkü galatsaray taraftarının galatasaray'ı dert eden kısmı galtasaraylıyım diye gezinen kısmından oldukça az. etkili bir boykot kampanyası yapılmadığı sürece de dedelerin canı yanmayacak, taraftarın yüzüne gülünüp aslında özetle şu söylenecektir:

    https://youtu.be/usHuuZKns2s?t=24

    eğer bir gönül bağının kopuşunu konuşuyorsak bunu galatasaray sevgisini sömüren yöneticilere sormak gerekiyor. kaldı ki galatasaray taraftarının gönül bağı galatasaray'la asla kopmaz. galatasaray taraftarı galatasaray'ı kımıl zararlılarından korumak için savaşacaktır. savaşmaktadır da. bunu yaparken kullandığı dil kimi zaman kapitalisttir, bu onun gönül bağının koptuğunu göstermez.

    tribünlerdeki ruha gelince. galatasaray tribünlerindeki birlik dirlik ruhunun bozulmasının baş sorumlusu adıyla sanıyla ultraslandır. ultraslan galactic cumhuriyet'e ihanet eden sözde jedi özde sith tapınağıdır. politik ve ekonomik bağlarına bağlı olarak gösterdikleri ve göstermedikleri tepkiler, özellikle insanların twitter ve facebook gibi çok doğal, kolay ve hızlı bir şekilde bilgi ve görüş paylaşmaları neticesinde iyot gibi açıkta kalmaya başladı.

    yani iş şöyleyken

    http://i.hizliresim.com/VaXgNB.jpg

    artık şöyle oldu:

    http://i.hizliresim.com/4rqZO7.jpg

    galatasaray taraftarı özellikle alparslan abinin ölümünden sonra kendi yarattığı canavarın esaretinden bıkmış durumda. çünkü galatasaraylı gezinenlerin baktıkları otorite bunlar.
  • 5073
    podolski, sneijder ve muslera'ya sallayanlar var içlerinde. işte bunlara zapata, serdar özkan, mustafa sarp müstahak. futbolcuların performansı takımla birlikte yükselir. 2010-2011 sezonu hafızanızdadır herhalde. o sezon arda turan acaba kaç gol kaç asist yaptı? ben söyliyim en fazla 1-2 gol 1-2 asist yapmıştır. şimdi bu arda kötü futbolcu mu demek oluyor. atletico'da coştu. şimdi barcelona'da oynuyor. elinizdeki kaliteli futbolcuların kıymetini bilin. iyi takım kurulmasını bekleyin. bir gün iyi takım kurulur ve onları elinizde olmayabilir.

    hayır bir de şöyle bir şey var: semih gibi vasat, hakan, selçuk gibi ne olduğu belli olmayan, bir iyi bir kötü oynayan futbolcular bile iyi takımlarda coşuyorken bu adamlar iyi takımlarda kim bilir ne yapar azıcık düşünün ya.
  • 5075
    aleni bir şekilde taşak geçilen taraftar. başımıza bir adam vardı, umut'u burak'ı üzülmesin diye takımı forvetsiz bıraktı. başka bir adam geldi, budarız biçeriz dedi sabri'ye tekrar forma verdi. şimdi bir adam daha var, çok iyi oynayan emre'yi çıkarıp, yerine en azından hücuma etki edebilecek volkan varken tarık'ı sokuyor.

    ulan, siz bizi ne sandınız ya?

    selçuk efendi gol atacak, sneijder hırsından geberip koşup topu alıp santraya gidecek bu selçuk oğlan tripcan tripcan orada duracak. vay amına koyayım böyle işin. kaptansın lan sen bir de, kaptan.

    galatasaray taraftarı acilen harekete geçmeli. evvela ultraslana siktiri çekip sonra da ağırlığını koymalı. bu sözlükte de taraftara futbol bilmiyor falan diyen tipler vardı, onlara da hassiktir be rıfat abi demeliyiz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın