• 4152
    herhangi bir galibiyetle gaza gelmemiş, gelmesine de gerek olmayan taraftardır. zira galatasaray taraftarının aşık olduğu renklerin peşinden gitmesi için gaza gelmesi gerektiğini düşünmek gerizekalılıktır. ve maalesef taraftar kitlemizin zeka oranı giderek bu şekilde gerilemektedir.

    sen elinde kombine olduğu halde götünü kaldırıp stada gelme, sonra orda her ne şekilde olursa olsun kazanılan bir maçın ardından en azından bir akşam için kimseye sallamadan uyumak isteyen taraftara "gaza gelmişler" de.

    eğer bir takımın taraftarı olmak için belli kriterler olsaydı sanırım en az taraftara sahip kulüp olurduk.

    yazık amk...
  • 4153
    31 ekim 2014 galatasray kasımpaşaspor maçına kombine sahipleri grubu gitmeyerek biraz ayıp etmiştir. ama gitmeme sebeplerini de anlayabiliyorum. çünkü stada metro yok arkadaşlar. ve önüne cuma iş çıkışı trafiğinde otobüsle gitmek imkansız. ancak sanayi mahallesi metro durağında inip yürümek gerekiyor. hava falan da soğuktu. e takımda dortmund maçına "lig bahanesi" ile yenilmiş, ligte de hezimete uğramış. taraftarda "futbolcu takmıyorsa ben neden takayım" havası var. bu tavır doğru mu? yanlış diyemezsiniz.
    bakın burak yılmaz, prandelli vs. dortmund maçından sonra "hedefimiz lig ve dördüncü yıldız" dedi. sen bunu dersen taraftara suç bulamazsın ki. ya da gol yediği zaman yuhladığı için kızamazsın. yahu o dortmund maçında metro yoktu yine. ama stat doluydu. tribünler istekli, koreografi hazırlanmış falan. 4 tane yiyorsun ve maçtan sonra hedefimiz aslında lig maçları diyorsun. çok açık söylüyorum galatasaray taraftarı son arsenal maçına gitmesin o halde. madem hedef lig, madem şampiyonlar ligi maçına "maç başı parası" almak için çıkılıyor taraftar eşek mi ?

    soruyorum, taraftar eşek mi?
    pasolig'i hiç katmadım bile. pasoligten önce daha büyük sorunlarımız var.
  • 4154
    takımını beğenmeyen taraftar. son üç senede iki kere şampiyon olduğu için takımını beğenmeyen taraftar. türkiyenin en iyi kadrosunu kurduğu için başkanını sevmeyen taraftar. şu an ligde lider olan takımını ıslıklayan taraftar. 3 senedir şampiyonlar liginde oynadığı için takımına kızan taraftar. tuttuğu takımdaki hiç bir futbolcuyu beğenmeyen taraftar. her maçı kazanmadığı için takımına kızan taraftar.
  • 4156
    bazen vefalı, bazen vefasız ama her zaman temiz kalpli insanlardan oluştuğunu düşündüğüm ve bir dal aldığım taraftarlıktır. islıklama muhabbetine başta medya olmak üzere bir çok kesimden eleştiri alan yok hayırsız yok vefasız diye karalama politikası çizilen galatasaray taraftarına en güzel cevabı real madrid vermiştir. evet real madrid. adamlar 20 yıllık efsanesini her maçta ıslıklıyor neden mi ? hiç bir futbolcuyu o takımın üstünde görmediğinden. gelelim bizimkilere selçuk eyvallah. ilk sene allah var çok kıymet verdik kıymetimizi de boş çıkarmadı fakat 2 senedir saç baş yoldurtuyor ve ıslıklanınca da formayı çıkartamaz arkadaş. tamam ben de ıslıklama taraftarı değilim fakat ıslıklayana da saygı gösteririm. hakkıdır da yapar. burak konusuna hiç girmeyeceğim zaten allah biliyor ne çektiğimizi.
  • 4167
    galatasaray kulübünün en zayıf noktasıdır. başarısız olunduğu an takımdakileri gönderme yoluna gider. teknik direktöre ne sabrı ne de saygısı vardır. yönetime salllar, teknik direktöre sallar, futbolcuya sallar, kaptana sallar ama kendine hiç bakmaz.

    bak kardeşim, sen takımına sahip çıkacaksın bu birinci şart. iki lafından birinde prandelli gitsin, selçuk gitsin, burak topçu değil, terim bizi sattı, aydal batırdı dersen bu iş olmaz. herkes görüyor bunları. ama elleri klavyenin üstünde takımın yenilmesini bekleyen adamda bana taraftarlıktan bahsetmesin.

    sözlükte şu an tuchel gelsin diyenler, takım gençleşsin diyenler ve türlü türlü tavsiyeler verenler var. sanki genç takım kurulsa 3 sene sabredecek, sanki yeni teknik direktör gelse 3 maç sonra kovulsun demeyecek. sen böyle konuşamanın birşeyi etkilemediğini sanıyorsun ama, usanmadan salladığın o adamların bir yerden sonra çalışacak enerjisi kalmıyor. bu nedenle galatasaray kötü gittikçe kötü gitmiştir hep. çok nadir şekilde düştüğü yerden kalkabilmiştir. çünkü düştüğünde arkasında klübün esas be daimi sahibi olan taraftarı asla görememiştir. o yüzden benim gibi takım düzelir umudu taşıyan arkadaşlar varsa hiç hayal kurmasınlar.

    fenerli gibi değişik kafalarda değildir. beşiktaşlı gibi hayalperest değildir. ama taraftar olma konusunda 3 büyüklerin uzak ara en kötüsüdür.
  • 4168
    gs'yın en kötü yanıdır. takımına sahip çıkmaz
    fbli tetikçi yazarlar ne derse onu der. sürekli birilerini gönderir. ama bence gitmesi gereken tek şey taraftarın kafasındakiler. ne yapacağız peki. destek olacağız. yeni yönetim ile takım biraz düzeldi. daha da düzelecek. bu takımın özgüveni yok. ligte maç kazanmamız lazım. bekleyeceğiz. karabük maçı çok kritik. kazanıp milli araya öyle girmeliyiz.
  • 4169
    bu entry'yi taraftar özelinde herkese yazmak istiyorum, sorun ne, çözüm ne, bulmaya çalışacağım;

    bana göre, galatasaray'daki ilk sorun hala ünal aysal etkisi. henüz kendisinden kurtulamadık maalesef. bırakıp kaçtığı çığ gibi sorunlar muhtemelen tüm senemizi yok edecek. burada bile gördüğüm şu, birçok insan yine ünal aysal'ın hedef saptırması sonucu kendisinde oluşan fatih terim nefretini bi yandan ünal aysal tapınmasına çevirirken, öte taraftan da abdürrahim albayrak&ali dürüst nefretine yöneltti. sözde kadroyu abdürrahim albayrak kuruyormuş. neden? ünal aysal'ın getirdiği teknik adamın kadrosunu nasıl abdürrahim albayrak kursun? hayır madem kuruyor, bu durumda ünal aysal'ın getirdiği teknik adam o kadar karaktersiz, bu durumda da ünal aysal o kadar kötü bi başkan mı? söylediğiniz şeyi biraz düşünün. sabri olayından yola çıkıyorsunuz da, o kadroyu abdürrahim albayrak'ın kurduğunu varsayarken bi önceki kadroyu ünal aysal'ın kurduğunu söyleyemiyorsunuz. neden? çünkü ünal aysal yapmaz öyle şey. neden? çünkü o fatih terim'i kovdu. biraz mantıklı düşünün, sizce bi teknik adam, elinde daha tarık yokken, elinde oynatabileceği tek sağ bek veysel'ken ki onun da mevkisi sağ bek değil, iki tane sağ bekini, eboue ve sabri'yi kamp bile yapmadan bi önceki teknik adam öyle raporladı diye kadro dışı bırakır mı? şöyle söyleyeyim, bunu prandelli bile yapmaz. bunu yapan, sabri'yi kadro dışı bırakan ünal aysal'dır. kadroya alan da abdürrahim albayrak'tır, o da ayrı bi hadsizlik. tabii bunların hepsine izin veren prandelli denen karaktersizdir.

    öncelikle bu ve bunun gibi ünal aysal sorunlarından bi kurtulacağız. ali dürüst'ün politikasıyla bunu zamanla yerleştireceğini düşünüyorum. diğer bi öncelikli işimiz, prandelli'den kurtulmak. bi önceki paragraf bile yeterli ne kadar çapsız bi teknik adam olduğunu anlamak için de, yine de yazayım. galatasaray hiçbir zaman bu kadar rezil olmadı. sabır dediğin şey her adama edilmez. önce yeterli olacak sabredeceğin adam, ışığı göreceksin. ışığı görmediysen olmaz o iş. şu an takım içi otoritesi falan kalmadı zaten herifin, bu saatten sonra dünya taktik bilse yol olmaz. futbolcularından gereken saygıyı görmüyor, bununla futbolcuları suçlayabilirsiniz, ama saygı görmek teknik adamın işidir. doğru davranış stratejisi uygulamazsan olmaz o iş. futbolcuların seni sevecek, işe geliyormuş gibi gelmeyecek yani. bak, mourinho dünyanın öteki ucunda olsa drogba, sneijder hepsi her gördüğünde sarılıyor. baba gibi seviyorlar adamı. fatih terim demedim dikkat edersen, mourinho dedim. ne kadar profesyonel olursan ol, bu iş böyle.

    sıradaki kalem, futbolcularımız. bugün kötü günde herkes diyor ki yok sinan gümüş oynasın, bruma oynasın efendime söyleyeyim koray oynasın falan. olmaz arkadaşım, bu şekilde aşamazsın o sorunları. bak, 2010-11 sezonunda da öyle dedin, oynadı anıl dilaver, noldu? bitirdin belki de olacak adamı. genç futbolcuyu yetiştirmek için önce takımın takım olacak. takım olacak ki o genç futbolcu hata yaptığında sen kızma, adamın üstünde de hayvan gibi baskı oluşmasın. semih'in ilk sezonunda beşiktaş maçında kendi kalesine attığı gol var, herkes semih'i alkışladı, twitter'dan, sözlükten destek yağdı. neden? çünkü onu kapatabilecek bi takımın var senin. ama bugün bruma topu sürüp herkesi çalımlamaya çalışınca küfrediyorsun adama. adam bi şey öğrenmiyor, üstüne de baskı yiyor. o yüzden böyle bi takımda genç oyuncu yetiştiremezsin. iki haftada mahvedersin adamın psikolojisini. bunu bi geçeceksin.

    selçuk, burak gibi adamlar için de böyle bu bence bu arada. taraftarın yaptığı tüm eleştirilere katılmakla birlikte, daha iyi bi takım olunursa onların da düzeleceğini düşünüyorum. selçuk sürekli geri pas atıyor şu an, çünkü hata yapmaktan korkuyor. gol yedirirse takım geri gelemeyecek, biliyor çünkü. o baskıdan tırsıyor. oysa takımına güvense, rahat oynayabilse çok daha iyilerini yaptı, yine yapabilir. kendisini hiç savunmak istemiyorum, fakat bu da böyle. takım olmaktan geçiyor her şey.

    ve taraftar. şu an dibi gördük. dipteyiz yani. artık fatih terim nefretinden yola çıkıp bu nefretinizi birilerine tapınmak için ya da birilerinden nefret etmek için kullanmaktan vazgeçin. fatih terim konusu ayrı, bana göre fatih terim konusunda çok suçlu olan bir ünal aysal var. fakat siz şu an elinizdekine sahip çıkın, gerisi gelecek.

    umarım tekrar ayağa kalkacağız. galatasaray yerde kalmaz, müsterih olun.
  • 4171
    4 kasım 2014 borussia dortmund galatasaray maçı'nda, azınlık bir kısmının, tam da en sinirli olduğum anda yaptıkları hareketlerin ardından, kendimi derin derin nefes alarak sakinleştirdim ve sakin kafayla "herhalde annelerini pek sevmiyorlar, ondan yapıyorlar" diye düşündükten sonra hak verdiğim taraftardır. dediğim gibi, o olayları çıkaran azınlığadır bu serzeniş.
  • 4172
    şu aralar beklentiyi biraz daha azaltsa daha mutlu olacak taraftar grubudur. eldeki malzeme bu. sürekli olarak şu çok kötü, bu bundan kötü, bu en az bunun kadar kötü, bu en kötüsü demek yerine takım olarak kötüyüz, kimse iyi oynamıyor diyebilse keşke. bir de prandelli'yi gönderip yeni hoca geldiği zaman beklentiyi çok tepelerde tutmamak lazım. benim gözümde manu dünyanın en iyi 3-5 kulübünden birisidir fakat durumları ortada.
    onu bunu ıslıklayarak bir yere varamayız. biraz destek verip toparlanmaya çalışacağız.
  • 4174
    başarı odaklı, takıma bağılılık seviyesi düşük iyi gün taraftarıdır. 3 temmuz sürecini galatasaray yaşasaydı dağılırdı biterdi salvosunun dayanağı olan çok geniş kitle. bu arada olay 3 temmuz değil gerçekten kötü bir dönemi vurgulamak açısından söyledim.

    özellikle yeni dönem 2000 sonrası şu an 20-35 yaş arası kitlesi başarıya fazlaca alışmış bir taraftar topluluğu. üç büyükler ile kıyaslandığında açık ara en kötüsü bu konuda. çünkü gördüğü en kötü gün ikinci fatih terim dönemindeki 6.lık ve adnan polat dönemindeki 8.lik bu iki yıl hariç ya lig şampiyonluğu ya lig şampiyonluk mücadelesi verilmiş ya da avrupa'da ilerlenilmiş ''başarısız değil'' statüsündeki sezonları yaşamış çokça da ''başarılı sezonlar'' görmüş başarı alışkanlığı çok yüksek bir taraftar topluluğu bu yüzden kötü dönemin daha başında hemen takıma küsen bir topluluk. bu gerçekten bir kulübün sahip olabileceği en kötü şey.

    bunlar yetmezmiş gibi taraftardan gazı alıp kendi kişisel çıkar ve egoları için galatasaray'ı kullanan kendilerine galatasaray alimi veya gerçek galatasaraylı diye tanıtan ve medyada da ''camia'' diye tanımlanan galatasaray lisesi mezunu olduğu için ayrı bir triplere giren liseli güruhu var.
  • 4175
    özellikle son zamanlarda en çok algısı yönetilmeye çalışan taraftar topluluğumuz.dar kapıdan geçmek gerek bazen hayat öyle hep günlük güneşlik olmuyor.takım şuan en kötü dönemlerin birinden geçerken onlara daha çok destek olmalıyız.yanlı medyanın ve her gün galatasaray üzerinden kendini ifade eden diğer takımların tahriklerine kapılmadan en kötü futbolcusuna sahip çıkarak desteğini göstermeli.

    konsantrasyon, sadece sahadaki futbolcudan beklenmemeli tribünde yer alan veya yer almayan taraftarımızından da beklenmeli.bizler üstümüze düşeni fazlasıyla yapmalıyız.çünkü sahadakilere o içimizdeki galatasaray sevgisini hissettirecek tek güç bizleriz. yoksa dünyanın en iyi kadrosu,en iyi teknik direktörü gelsin hiç bir anlam ifade etmez.
App Store'dan indirin Google Play'den alın